Arı ürünleri tüketimi konusunda en şanslı grubun biz arıcılar olduğu sanırım tartışmaya gerek yoktur.
Birçok değişik tüketim şekli olduğunu görüyor, duyuyoruz ve bizlerde bir çok değişik yöntem kullanıyoruz.
Kendi adıma özellikle bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak adına yaptığım uygulamadan bahsedeyim.
Bahar aylarında arı sokmalarının vücuduma yaptığı katkılar olduğuna inandığımdan o aylarda çok önemsemiyoruz ama ya bu günlerde.
Bir tarafta koparılan gripti / aşıydı yaygaraları bir tarafta rant peşinde ürün pazarlamaları...
Bir de üstüne üst düzey siyasetçilerin tükettiği kürlerin basında yer alması...
Arıcılık üst düzey yöneticileri bu fırsatı değerlendiremese de bu anlamda arı ürünlerinin tanıtımı için iyi bir fırsattı.
Bayan Obama'nın Beyazsaray bahçesindeki kovandan elde edilen bal ile fotoğrafını gördükten sonra daha çok kat edecek mesafemiz olduğunu söylemeye de gerek yok.
Teneke bal fiyatı ile uğraşıp duracağımıza...
Nereden nereye geldik konunun özüne geleyim.
Bal zaten hepimiz tüketiyoruz.
Bugünlerde balın içerisine arı sütü katmakta gerekiyor.
Ben 1/2 kg. balın içerisinde 11 gr.lık tüplerden 1 tane katıyorum.
Bu şekilde hazırda tutuyoruz.
Sabah kahvaltıya aile fertleri ne kadar bal tüketecekse tabağına alıyor ve poleni de üzerine serpiyoruz.
Poleni tam yemeden önce katmak gerekiyor ki görüntü nefaseti bozulmasın.
Önceden katılan polen eriyerek görüntüyü etkiliyor.

Ne diyelim zaten arıcılığı bu ürünlere kolay ulaşalım diye yapmıyor muyuz?
Afiyet olsun bana.