Yazında vurguladığın bir konuyu, daha vurgulu hale getirmek istiyorum. Çoğunlukla gözden kaçırılan bir durum.
Kullanım değeri yüksek ana ile anaç (ya da damızlık) ana birbirinden ayrı şeyler. Arıcılar olarak en çok karıştırdığımız nokta burası.
Arıcılık kitaplarında kısaca, analarınızı arılığınızdaki en verimli kolonilerden üretirseniz diye geçiştiriliyor.
Senin de belirttiğin gibi, yeni analarımızı bir nesil geri giderek, verimli anaları ürettiğimiz kolonilerden üretmemiz gerekiyor.
Ana üretip verimli olduğumuz koloniden, yeni üreteceğimiz anaların da verimli olma ihtimali yükseliyor.
Ananın kullanım değeri, koloninin genel başarısı ile ölçülüyor. En çok bal, en çok yavru vs.
Fakat bir arının anaçlık (damızlık) değeri, genetik özelliklerini kendinden sonraki nesillere aktarabilme kapasitesi ile ölçülüyor.
Arılığımızdaki çok başarılı bir arıdan ürettiğimiz analar da aynı özelliklere sahip olmuyorsa, anaçlık (damızlık) değerinin düşük olduğunu anlıyoruz.
Tam tersi, ürettiğimiz analar, üretildikleri koloninin bütün özelliklerini devam ettiriyorsa elimizde anaçlık (damızlık) değeri yüksek bir arı olduğunu anlıyoruz.
Bunu tesbit edebilmenin yöntemi de, disiplinli bir kayıt sistemi oluşturmak, yıllar içinde bütün kolonilerin verimliliklerini, birbirleriyle olan aile ilişkilerini bilebilmek.
Bu kayıt sistemi oluşturulduğunda, hangi arıdan ne alınacağı eldeki sağlam verilere dayanarak bilinebildiğinden, gerisi sadece teknik bir takım uygulamalar yapmaya kalıyor.
İlkbahara daha çok, işin teorik altyapısını oturtalım, pratik bilgi kısmı en kolayı.