MuratÇakır
Murat Çakır
Administrator
Ana Arı
   
Puan durumu: 33
Çevrimdışı
Mesaj Sayısı: 1010
|
 |
« Yanıtla #16 : Ocak 27, 2010, 11:35:56 » |
|
Polenin yerine ikame edilecek besinler konusuna ben de bir el atayım ve birazcık da teorik bilgi paylaşımı yapayım.
Hep teorik hep teorik, bu adamın arısı yok galiba diyenler de oluyor ama, ben yine bildiğim yoldan gideyim.
Arının gıda olarak en temel 2 ihtiyacı var. Enerji ve protein. Enerjiyi karbonhidratlardan yani şekerlerden karşılıyor. En büyük protein kaynağı ise POLEN.
Protein ne işe yarıyor dersek. Basitçe, arının organizmasının gelişmesi, salgı bezlerinin çalışması için gerekiyor.
Balmumu, arı sütü, yavru gıdası gibi bütün salgıların yapılabilmesi proteinin yani polenin varlığına bağlı.
Polen az olduğu ya da hiç olmadığı dönemlerde arı salgı yapmak zorunda kalırsa, bu salgıyı kendi biyolojik kaynaklarını kullanarak yapıyor. Bu durum da arının ömrünü aşırı derecede kısaltıyor.
Polen az ise ve yavru faaliyeti de varsa olası etkileri şunlar:
1) Bakıcı arılar yeteri kadar yavru gıdası üretemedikleri için, yavruların metabolizmaları yeteri kadar gelişmiyor, bu şekilde beslenen arıların ömrü yarıya kadar düşüyor.
2) Arılar doğduktan sonra vücut gelişimlerini tamamlamak için yine polen tüketmek zorunda. Doğduktan sonra hiç polen tüketememiş ya da az tüketmiş olan arıların ömrü de yarıya kadar düşüyor.
Normal dönemlerde bir işçi arının ortalama ömrü 45 gün. Kış aylarında ise 6 aya kadar çıkabiliyor.
Kış döneminde işçi arının bu kadar uzun süre yaşıyor olmasının en büyük sebebi, kışa giren arıların bol polenle beslenerek, kitin tabakaları altında kalınca bir yağ tabakası oluşturmaları. En son çıkan arılar yavru beslemek zorunda kalmadığı ve bol polenle de beslendiği zaman bu yağ tabakası oluşuyor.
Erken ilkbaharda, ya da ılıman kış döneminde çeşitli nedenlerle yavru teşvik edildiğinde, arılar polen olmadığı için yavru gıdasını kendi biyolojik kaynaklarını kullanarak üretiyorlar. Kendi biyolojik kaynağını kullanarak yavru gıdası üretmesinin sonucunda da, yağ tabakaları kısa sürede eriyor ve arının ömrü azalıyor.
Şimdi diyoruz ki, erken ilkbaharda polenin yerine geçebilecek hangi gıdayı verirsek bu problemi çözeriz.
Bunun için yurtdışında polen yerine geçtiği söylenen bir çok ürünler satılıyor. Deneme imkanımız olmadığı için etkinlik derecelerini bilemiyoruz.
Dünyada ve ülkemizde ise bu konuda bulunabilir bir takım malzemelerden yapılan öneriler var.
Eski arıcılık kitaplarında ve eski TKV dergilerinde polen yerine geçebilecek kek tarifleri var.
Fakat arıcılık bilgisi laboratuvar ortamlarında yapılan deneylere dayanmaya başladığı zamandan beri, bu tür çözüm önerilerinin getirdiği problemler de ortaya çıkıyor.
Kısaca sıralayalım:
1) Arıların protein ihtiyacını karşılamak için en iyi çözümün, kek içine süt tozu katılması olduğu söyleniyordu. Yurtdışında polen yerine geçen yemlerde kazein kullanılıyor ve süttozu içinde de bol miktarda mevcut. Fakat yapılan araştırmalar gösteriyor ki, süt ürünleri içinde bulunan LAKTOZ arının sindirim sisteminde toksik etki yapıyor. Yani polen yerine ikame besin olarak, arıya süt tozu vs vererek iyilik yapmıyoruz.
2) Proteince zengin olan yumurta sarısının keke katılması öneriliyordu. Fakat yapılan araştırmalar sonucu, hayvansal kaynaklı proteini arıların sindiremediği, gıdaya atılan yumurta sarısının ekşiyerek ortamı bozduğu, gıda zehirlenmesine yol açtığı ortaya çıkıyor.
3) Soya unu öneriliyordu. Fakat şahsi konuşmamızda Muhsin Doğaroğlu hocanın soya unu konusunda söylediği şey bu tezi de çürütüyor. Ülkemizde üretilen soya unları, üretim tekniğinden dolayı arı gıdası olmaya uygun değilmiş. Teknik ayrıntısını da anlattı fakat aklımda kalmamış.
Kısaca toparlamak gerekirse, insan gıdası olarak kullanılan protein içeren maddeler, arı gıdası olarak kullanılmaya kalktığında problemi çözmek yerine başka problemlere yol açıyor.
En iyi çözüm, polenin bol olduğu zamanlarda toplayıp derin dondurucuda saklamak ve ihtiyaç olduğunda poleni doğrudan arıya vermek.
Muhsin Doğaroğlu hocanın normal keke polen katılması konusundaki uyarısını da size hatırlatmakta fayda görüyorum.
Polenin etrafı kalın bir kabuk ile kaplı ve sindirim sistemi bu kabuğu parçalayamıyor. Bu yüzden dışarıdan toplanmış olan poleni arı doğrudan tüketirse sindiremiyor. Toplanan poleni kendi enzimleri ile karıştırarak, petek gözlerinde depoluyor. Enzimler sayesinde fermente olan depolanmış polenin kabuğu zayıflıyor ve arının rahat sindirebileceği hale geliyor.
Keke ya da şerbete karıştırılarak verildiğinde, arı bu poleni gözlere taşıyamayıp tüketmek zorunda kalırsa bu durum ciddi kabızlık sorunlarına yol açıyormuş.
O yüzden normal keke karıştırılmadan doğrudan polen keki yapılarak verilmesi, arının bunu gözlere taşımasına olanak sağlanmasın en sağlıklı yöntem olduğu söyleniyor.
|