Kışın çok koloni kaybeden arıcılar, içerde kışlatmayı merak etmektedirler.
Kışı sert olan yerlerde arıcılık yapan arkadaşların içerde kışladıklarını duyuyoruz.
Arıcı arkadaşlar benim gibi içerde kışlamanın sonuçlarını merak ediyorlardır.
Kendi arılığımdan zayıf olduklarını tespit ettiğim 24 koloniyi kapalı kışlatmak için seçtim ve kışlatma şartlarını araştırdım.
2008/2009 kışında kapalı yerde kışlamayı denemeliydim. Kolonileri kaybedebilirdim.
Öncelikle kitaplardan bu konuyu araştırdım.
Yabancı yayınlarda az da olsa bilgi bulabildim.
Kışlatma odalarının özel olarak yapıldığı yazıyordu.
Sıcaklığın minimum 4 °C ve maksimum 10 °C aralığında olması gerektiği ve içerisinin havalandırması iyi olursa 14 °C dereceyi ( kısa süreli ) tolere ettikleri yazıyordu.
Hava akımının olmaması gerektiği ve buna rağmen içerisinin havalandırmasının iyi yapılması gerekiyormuş.
Kışladığımız odanın kesinlikle ışıktan izole edilmesi gerektiği, nem ve sıcaklık kontrolünün iyi ayarlanması gerekiyordu.
İçerisinin neminin %50~70 olması gerekiyormuş.
İçeride arılarını kışlatan arkadaşlardan gerekli bilgileri edinmeye çalıştım. Kapalı yerde kışlayan kolonilerden en çok ölümlerin kenarda, altta ve duvara yakın olanlarda olduğunu öğrendim.
Bu öğrendiklerime dayanarak içerde kışlamayı 22 Kasım 2008 - 6 Şubat 2009 tarihleri arasında denemek istemiştim.
Kolonileri yerden 30 cm. yüksekteki sehpalara koydum. Yan yana 6 koloni ve üst üste 4 koloni (6x4=24 ) olacak şekilde yerleştirdim.
Kovanların duvardan uzaklığı yaklaşık olarak 70 cm. idi.
Arılarımın en ( 5 çıtalı) zayıflarını kışlatmak için seçmiştim.
Tabana ve yanlara güçlü koloniler gelmesi için 12 koloniyi 6 çıtalı olanlardan seçmiştim.

Maksimum ve Minimum sıcaklık grafikleri
Minimumu gördüğümüz günün 36 saatlik sıcaklık grafiği.
Yaklaşık olarak iki buçuk ay kapalı kışlamada kalan kolonilerimizden öğrendiklerimizi de sıralayalım.
Dışarıda kışlayan kolonilere göre daha fazla kovan havalandırması sağlanmalıydı.
Gerekli görülürse polenlikler açılabilir.
İçerisinin havalandırılması düzenli yapılmalı ve hava akımına arıların maruz kalmamaları sağlanmalıdır.
Sıcaklıkların eksilere düşmemesine dikkat etmeliyiz.
Dışarıdaki arılardan daha az bal tüketimi olmuştu. ( Bu bir sonuç olup, genel değerlendirmede yanlışta olabilir.)
Bahar bakımında içerdeki kolonilerin kovanları daha fazla nemlenmişti.
İçerdeki kolonilerde yavru başlangıcı, açıkta kışlayan arılara göre daha geç başlamıştı.
İçerdeki kolonilerde kış boyunca işçi arı ölümleri daha az olmuştu.
Arıların dışarıya alındığı gün kesinlikle dış sıcaklık arıların uçabileceği sıcaklıkta olmalıdır.
Sıcaklık düşükte olsa dışarıda esen lodosu içerdeki koloniler biliyor ve farklı davranmaya çalışıyorlardı.
Sıcaklıkla ilgili olarak gündüzleri dışarısı sıcak içerisi soğuk oluyordu. Geceleri ise dışarısı soğuk içerisi sıcak oluyordu.
Özel olarak tasarlanmış kışlama mekânı olmadığından, sonraki yıllarda kışlama yapılmadı.
Havalar sürekli soğuk olmadığından sıcaklık artışları dışarıdaki arıların uçmasına neden oluyordu.
İçerdeki arılarımızın bazı zamanlarda aşırı ısınmadan dolayı ( pislik uçuşu olabilir ) uçmak istedikleri ve ortamın karanlık olmasından dolayı uçamayarak karanlıktan dolayı olduğunu düşündüğüm yerde uçmaya çalışan arıları görüyordum.
Sonuç olarak kolonilerimin bulunduğu yerdeki iklim koşulları, içerde kışlamaya gerek olmadığını göstermiştir.