Sanal Arıcılık Tarihi başlığını görünce ilgimi çekmedi değil hani.
Okuduğumda gördüm ki benden de bahsediliyor. Hoşuma da gitmedi değil. Tarihe geçmişiz de haberimiz yokmuş.
Sanal süreci bilmeyen çok arkadaşımız var bu forumu takip edenler arasında da…
Arıcılık blogları…
2006 yılının başında Büyükşef ile tanışmamızı anlatmalıyım ben…
Bakıyorum web sitelerine o zamanlar ne kadar da birbirine benziyor ve bazı web sitelerinde aynı kişiler yazılar yazıyorlar ama hepsinin farklı web siteleri var.
Ancak 2 web sitesi tıpatıp aynı.
Beyazkovan ve Arıcılık.gen.tr
İletişim bölümünden attım maili utandırayım diye "yazıları kopyalamışsınız bari resimleri kopyalamasaydınız" diye…
Cevap geldi kısa sürede.
“Bahsettiğiniz 2 web sitesi de benim.”
Yer yarılsa da yerin dibine girsen…
Derken MSN olayı…
Bir ara demiştim hatta bu kadar dağınık ve farklı web sitelerinde faaliyet gösterileceğine “Voltran” oluşturulsa. Çünkü ilgili kişiler birbirleri ile sanal alemde de görüşüyorlar.
Tek bir güçlü site olsa da orası arıcılık odağı olsa… Hayal işte benimki… Ancak bu forumun bu misyona ulaşabileceği umudum çok yüksek.
Siteleri birleştiremesek bile arkadaşlar olarak ortak hareket etmeyi gerçekleştirme yönünde girişimlerimiz oldu ama aldık ağzımızın payını…
Sizler ANARTO nedir, bilir misiniz?
Anadolulu Arıcılar Topluluğu…
Birçok arkadaşımız bu konuda çaba sarf ediyor, emek veriyordu bizler gibi.
Hatta ortak web sitesi ve ortak blog kurulmuştu.
Mehmet Nevşehir abimizin deyimiyle otağ kurulmuş, beylik kavgası başlamıştı biz Türk’lerde.
Bizler herhangi bir başkanlık, yönetim gibi hiyerarşik oluşum olmaması tarafını savunurken diğer arkadaşlarımız ise illaki başkan olması gerektiğini savundular ve ANARTO ismini ben koydum, benimdir diyen arkadaşlara teslim ettik ANARTO’yu.
Teslim ettik isim babasına ve arkadaşlarına oluşumu. Hatırlıyor musunuz ve biliyor musunuz artık bu oluşumu… İsim babası olmakla, yaşatılmıyor işte… Çünkü verdiğimiz çabaların çeyreğini bireysel bloglarımıza harcasaydık o zamanlar…
Doğal olarak ilişkilerde zedelendi…
Bizler Büyükşef ve diğer arkadaşlarımızla yola devam ettik bende blog kurma konusunda artık iyice kendimi geliştirmiştim.
Hatta blog nasıl kurulur şeklinde videolar çekmiştim ve internette hala duruyor o videolar.
Büyükşef’in dediği gibi ilk yıllarda İngilizce idi bloglar.
Dolayısı ile şu anda gördüğünüz arıcılık bloglarını yöneten arkadaşlarımızın birkaçına bloglarını kurmakta yardımlarda bulunduk.
Bloglarını kurmasak bile blog yöneten birçok arıcının kullanıcı adları ve şifreleri MSN geçmiş kayıtlarımda duruyor hala… Şuna bir bakıver tarzında… Bunu yapmaktanda hiç üşenmedim. Sorunlarını çözmeye çalıştım.
Benim şahsen istediğim ülkemizin birçok bölgesini takip edebilelim ve yapılan çok farklı arıcılık uygulamalarını görebilelim idi. Genel anlamda da başarılı olduk diyebiliriz.
Çok farklı bölgelerden arkadaşlarımızı izleme şansı buluyoruz.
Eskileri hatırladım şimdi…
Mailime hem ülkemizden hem de yurtdışından resimler gelir ve yayınlardım ilk zamanlar. Ne mutlu olurdu arkadaşlarımız. Şimdi format attıkları için geçmişe hatırlamayabilirler, çünkü birçoğu şu anda kendi bloglarında paylaşımın egosunu tadıyorlar.
O zamanlar Google Translate yok tabi ki… Şimdi yabancı dil bilmeseniz de size yorum yapan yabancı dil kullanan arıcılara yine yabancı dille cevap verebiliyorsunuz.
Blogların yönetim panelindeki “delete this blog.” tuşunu tıklayıp, blogunu silen arıcıların paniklerini düşünebiliyor musunuz? Şimdi o hataları yapmazlar çünkü artık Türkçe yazıyor. Bu blogu sil diye.
Nasıl kurtaracağız diye yine bizler uğraşmıştık gülerek ağlanacak halimize.
Bloglar ilk başlarda gerçekten istediğimiz misyonu yerine getiriyordu ve bizlere ulaşan arıcılara blog yapmalarını öneriyorduk hatta hazırlayıp veriyorduk şifreyi kendilerine.
Bloglar çoğaldıkça ve değişik insan karakterlerin yansıdığı bloglar oluşmaya başlayınca, bazı bloglar misyon dışına çıkarak karşılıklı atışmaların, hakaretlerin ve bu kadar da olur mu demeyin ama küfür edebiyatının en güzel örneklerinin sergilendiği yerler haline geldi.
Doğal sonuç olarak bu oluşumlara verdiğimiz desteğe de son verdik. Blog yapıyoruz ya da öneriyoruz ve bir bakıyoruz topluma faydadan çok zarar verilen bir durum ortaya çıkıyor. Bloglarımızda linklerimizi bile yönetemez hale geldik. Neden yokum veya neden silindim şeklinde maillere ve yorumlara maruz kaldık, bir ara tüm linkleri sildim geçtim ve baktım bana da lazımmış. Yeniden yükledim.
Blog bedava ulaşılabilen ve basit formatta kullanılabilen bir durum olmasına rağmen arıcılarımız oturup yazdıkları bir yazı sonrası sanal alemde kopacak gürültünün seslerini duymak ister hale geldiler. Gözden kaçırdıkları ise siz uygun paylaşımlarda bulunursanız, hiçbir blogta linkiniz olmasa bile okunursunuz. Gülünç şeylerde görebilirsiniz bloglarda. 1920’li yıllarda yapılmış bir arıcılık uygulamasını ilk ben yaptım diyen blog sahiplerine sakın gülmeyin ki öyle zannetmelerini sağlayın. Evet ilk sen yaptın demek çok doğru bir davranış olur.

Bloglar ile ilgili yazacak güzel gülümseten olaylarda oluyor tabi ki.
Çok izleniyor olmayı blogların tasarımına bağlayan arıcı arkadaşların birçoğu blogların arka planlarına nasıl çiçek konulabilir konusunu günlerce tartıştılar.

Geçmişe baktığımda şimdiki konumumla keşke yapmasaydım dediğim blog ya da paylaşım yok. Kendime kızdığım anlar oluyor tabi ki ama hepsi bizlere birer tecrübe kattı. Blogların en büyük avantajı ise ne kadar kontrolü davranırlarsa davransınlar eninde sonunda insanların kişiliklerini ortaya çıkaran çok önemli bir araç. İzlediğiniz bloglara bu gözle bakarsanız sizlerde fark edersiniz.
Kendi adıma web sitesi yapmak konusunda 2 yıldır hazır olan bir formatım var ama yayına vermiyorum bile. Hatta adrese 2 yıldır havadan para ödüyorum. Çünkü ben blogumdan ve bu forumda yazdığım yazılarımla çok mutluyum.
Para kazanma gibi bir zorunluluğum yok çok şükür arıcılıktan, çünkü hobi olarak yaptığım bir mesleğimde mevcut. Arıcılık hastalık, bize büyüklerimiz tarafından bulaştırılan. İyi işler yaptığınızda ve ürettiğinizde para nasılsa geliyor. Hele arılar kendi masrafları ile dönüyorsa bizim için yeterli…
Paradan çok daha önemli olan tecrübe kazanıyoruz yıllar içinde. Paylaşımlarımızda yaptığımız doğruları savunurken, başka doğruları aramak yönünde de irade gösteriyoruz.
Bazı bloglarda zaman içinde yazılan yorumlarda arıcılık bloglarının neden gruplaştığını ve bu durumun hiç hoş olmadığını söyleyen arkadaşlarımızın ilk günden bugüne sürecin tüm ayrıntılarını izleme şansları olsa şöyle bir film şeridi gibi şaşkınlıktan ve yaptıkları seçimden dolayı nasıl pardon diyeceklerini de adım gibi biliyorum.
Sanal arıcılık tarihinde yer almaktan çok mutlu olduğumu belirterek, tüm arıcıların blog yaparak bizlere bölgesel ve kişisel uygulamalarını yansıtmalarını diliyorum finalde...