Gönderen Konu: ANADOLU ARISI (Apis mellifera anatoliaca)’NIN BAZI ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ  (Okunma sayısı 241 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Pendorya

  • Hakan BOZKURT
  • İşçi Arı
  • ****
  • İleti: 389
  • Yer: Manisa-Alaşehir
    Yaş: 50
  • Vatanını çok seven, işini en iyi yapandır
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Arıcılık Tecrübesi: 10-15 yıl
  • Kovan Sayısı: 12
  • Rakım: 245
ANADOLU ARISI (Apis mellifera anatoliaca)’NIN BAZI ÖNEMLİ ÖZELLİKLERİ

 Recep SIRALI (1) , Şeref CINBIRTOĞLU (2) , Zeynep Şebnem DEVELİ (3)

(1)Namık Kemal Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Tekirdağ, recepsirali@hotmail.com
(2 )Arıcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Ordu
(3)Namık Kemal Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Tekirdağ
Geliş Tarihi. 01.10.2017 Kabul Tarihi. 5.11.2017


Anadolu arı ırkı doğu arılarının bir dalı olarak sınıflandırılmış, son zamanlarda yapılan genetik çalışmalar, bu bal arısı ırkının Doğu Avrupa arılarının bir alt dalı olduğunu doğrulamıştır (Anonim, 2016).

Anadolu arısını yetiştirildiği bölgenin adıyla tanımlayan arı ıslahçısı Brother Adam (Genç, 1993), Anadolu arısını değerli bir ırk olarak tanımlarken ülkemizde bu ırkın birçok ekotipinin bulunduğundan söz etmiş ve bu görüşü doğrular nitelikte tanımlamalar yapmıştır (Doğaroğlu, 2004). Nitekim yapılan çalışmalar sonucunda Anadolu arılarının batı, kuzeydoğu, güneydoğu ve orta Anadolu arıları olarak dört ayrı tipe ayrıldığı ve bunların bazı ara formlarının bulunduğu bildirilmiştir (Adam, 1983).

Anadolu coğrafyasının birçok arı ırkının birbirine karışmış ekotiplerini içine alan bir yarımada olmasına karşın, günümüzde artık Orta Anadolu bölgesindeki arıların farklı bazı özeliklere sahip oldukları kabul edilmektedir (Genç, 1993). Dağılım bölgesi içerisinde birçok ekotipi olduğu bilinen Anadolu arısının, melez arı üretiminde önemli bir genetik materyal olduğu bilinmektedir (Güler, 2006). Son yıllarda Amerika, Kanada ile İngiltere ve Finlandiya gibi Avrupa ülkelerinde çok aranan, farklı amaçlı araştırma ve melezleme çalışmalarında kullanılarak iyi sonuçlar veren Anadolu arısı (Genç, 1993; Anonim, 2004; Kandemir, 2010)., yüksek verimli bazı ırk ve hatların oluşumunda etkin rol oynamıştır (Doğaroğlu, 2004).

Nitekim günümüzde bu ıslah çalışmaları sonucu ticari olarak üretimi gerçekleştirilen ve dünyanın en değerli arı ırkları arasında yer alan Buckfast hibrit arı arkı, Brother Adam’ın Anadolu arısı ile yaptığı ıslah çalışmalarına dayanmaktadır (Doğaroğlu, 2004; Koca ve Kandemir, 2015).

Buckfast (ana) x Anadolu (erkek) hibritlerinden verimi yüksek kötü huylu koloniler, Anadolu (ana) x Buckfast (erkek) hibritlerinden ise çok üstün verimli ve iyi huylu koloniler elde edilmiştir. Kolonilerin verim ortalamaları yerlilere göre % 230 daha fazla olmuştur.

Diğer yandan Anadolu (ana) x Karniyol (erkek) hibritlerinden de benzer iyi sonuçlar alınmıştır (Adam, 1960). Finlandiya’da Anadolu arı ırkının ana arılarıyla Finlandiya arılarının melezlenmesi sonucu elde edilen melez döllerin Finlandiya arısına göre üç kat daha fazla bal verimi ortaya koydukları; bazı kaynaklarda ise Anadolu arı ırkının ana arılarının Kafkas ve İtalyan ırkı ana arılarından 10 kat daha fazla fiyata alıcı bulabildiği bildirilmiştir (Genç, 1993).

Bal arılarının evriminde Anadolu coğrafyasının belirgin önemine rağmen, Anadolu bal arısı populasyonlarının morfolojik ve genetik çeşitliliği üzerine çok az bilimsel çalışmanın gerçekleştirildiği bildirilmiştir (Kandemir ve Kence, 1995; Smith ve ark., 1997). Bu bilgilerden hareketle ortaya konan bu makalede Anadolu arı ırkının yaşam alanı, ekotipleri; morfolojik, ekonomik, davranış, fizyolojik ve bal verim özellikleri ile arı hastalık ve zararlılarına duyarlılığı konusunda birtakım bilgiler sunulmaya çalışılmış, ayrıca arzu edilmeyen özelliklerinin iyileştirilmesine ilişkin çözüm önerilerinde bulunulmuştur.

ANADOLU ARISININ ÖZELLİKLERİ

Ekotipleri

Anadolu arılarında üniformite yoktur (Genç, 1993). Bal verimi; morfolojik, fizyolojik ve davranış özellikleri bakımından büyük varyasyon gösterirler (Kaftanoğlu, 2001). Bu ırkın sahip olduğu coğrafik varyasyondan dolayı Anadolu’nun birçok bölgesine uyum sağlamış oldukça farklı populasyonları ve ekotipleri bulunmaktadır (Koca ve Kandemir, 2015).
 
Bu bağlamda Ege Bölgesindeki arılar, Anadolu arısı (Apis mellifera anatoliaca)’nın bir ekotipi olarak kabul edilmektedir. İzmir’den başlayarak güneye doğru Antalya’ya kadar olan sahil bölgesinde Muğla arısı denilen Ege ekotipi bulunmaktadır (Ruttner, 1988). Muğla arılarının performansı farklı bölgelerde özellikle Akdeniz bölgesinde yoğun olarak incelenmiştir (Akyol ve Kaftanoğlu, 2001). Bu ekotip, morfolojik yapı ve üreme düzeni ile Anadolu arısının diğer ekotiplerinden ayrılmaktadır (Adam, 1987; Ruttner, 1988). Ege ekotipinin, Anadolu arısının diğer ekotiplerinden daha yüksek üreme etkinliğine sahip olduğu ve daha fazla bal ürettiği kimi çalışmalar ile ortaya konmuştur (Gençer ve Karacaoğlu, 2003).

Türkiye’nin batısındaki İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Isparta yörelerinde bulunan Anadolu arıları, Apis mellifera anatoliaca içinde Batı Anadolu arıları olarak ayrı bir alt grubu oluştururlar (Ruttner, 1988).

Niğde ilindeki yerel arılar daha küçük, sarı renkte, Orta Anadolu ve Muğla ekotiplerinden daha agresiftirler. Niğde koşullarında yapılan bir çalışmada Niğde arısının yavrulu alan, arılı çerçeve sayısı ve bal verimi açısından Karniyol, Muğla ve Kafkasya arıları kadar üretken olmadığı ortaya konmuştur. Bu yerel arılar arıcılar tarafından sıkça kullanılmamakta, sadece geleneksel olarak gezginci arıcılık yapanlar tarafından yetiştirilmektedir (Akyol ve ark., 2014).

Anadolu arı ırkının her ekotipi yaşamını sürdürdüğü bölgede farklı morfolojik, fizyolojik ve davranış özellikleri yansıtırlar (Çakmak, 1999). Anadolu arı ırkının hırçın ve kovan giriş deliğine dikey petek ören Kılıç ile uysal ve kovan giriş deliğine paralel petek ören Kalkan tipleri vardır (Korkmaz, 2013).

Morfolojik Özellikleri

Anadolu arılarına ilişkin ilk morfometrik çalışmayı gerçekleştiren Bodenheimer (1941), İstanbul ve Bursa yörelerindeki arıların morfolojik özellikleri bakımından Anadolu’nun diğer arı populasyonlarından daha farklı olduğunu İtalyan ve Suriye arıları arasında ölçüm değerlerine sahip olduğunu belirtmiştir (Ruttner, 1988).

Anadolu arısının dış görünüşü, boyut ve renk bakımından tüm dünyada çok iyi bilinen İtalyan arısıyla benzer özelliklere sahip olduğu ve onunla karşılaştırılmasının daha uygun olduğu bildirilmiştir. Ancak Anadolu arısı ufak tefek farklılıklar dışında tüm boyutları bakımından İtalyan arısından biraz daha büyüktür. Karın ve metatarsus(=ayak) daha geniş, ön kanat daha kısa, bacaklar ve kanatlar vücut ölçüsüne göre daha kısadır (Adam, 1983).

Diğer yandan Adam tarafından 1952 yılında Ege denizindeki adaların farklı yerlerinden toplanan işçi ve erkek arıların morfolojik özelliklerinin Balkan yarımadası ve Anadolu arılarıyla karşılaştırılması amacıyla gerçekleştirilen analiz sonucunda Yunanistan arıları ile beklenen benzerliğin olmadığı aksine Batı Anadolu arıları ve Akdeniz’in doğu kıyılarına ait Suriye arılarıyla şaşırtıcı benzerliğin olduğu bildirilmiştir (Ruttner, 1988).



Anadolu arısının dil uzunluğu 6.4 mm’dir. Ön kanat uzunluğu 9.2 mm, ön kanat genişliği 3.14 mm’dir. Morfolojik özellikleri bakımından Kafkas arısından tamamen farklı fakat Trans-Kafkas arısına çok benzeyen bir ırktır (Genç, 1993).

Bacak kısımları geniş ve ön kanadı uzundur (Genç, 1993). Vücut büyüklüklerine oranla kısa bacaklara ve kanatlara sahiptir (Güler, 2006; Koca ve Kandemir, 2015). Abdomenleri (=karın) ve metatarsusları (=Ayaklar) geniştir (Koca ve Kandemir, 2015).

Orta Anadolu arısı, çekici bir dış görünüşe sahip değildir. Kıbrıs arısı büyüklüğünde olup, renk ve görünüş itibariyle Kıbrıs arısında olduğu gibi cazibeli ve üniform bir renge sahip değildir (Öder, 1987). Morfolojik yönden, özellikle de renk bakımından açık renklidir (Kaftanoğlu, 2001). Sarı arı olarak kabul edilmesine rağmen turuncudan kahverengiye kadar değişen bir renk geçişi görülmektedir (Koca ve Kandemir, 2015).

Karındaki halkalar daha çok arka segmentlerde kahverengiye dönük kirli turuncu rengindedir (Adam, 1983). Sapsarı olarak nitelenecek II. tergit, sarı olarak nitelenecek III. tergit rengine sahiptir (Güler, 2006).

Anadolu ırkına ait işçi arıların skutellumu mat, koyu turuncu rengindedir (Ruttner, 1988). Bir başka kaynakta skutellum sapsarı olarak nitelenmiş (Güler, 2006), bir diğer kaynakta ise işçi arıların skutellumunun koyu portakal renginde olduğu bildirilmiştir (Öder, 1987).

Ayrıca bu arı ırkı, morfolojik olarak; orta irilikte vücuda, kanat açılarında özellikle daha düşük düzeyde kubital indekse, orta düzeyde tomentum indeksine, orta büyüklükte A4, büyük K19, küçük L13 ve 026 kanat damar açılarına sahiptir (Güler, 2006). Kanat damat açılarında karakteristik farklılıklara sahiptir (Ruttner, 1988).

Erkek arılar İtalyan arı ırkının erkekleriyle benzer boyutta fakat skutellumu dahil İtalyan arısından daha koyu renklidir (Ruttner, 1988). Anadolu arı ırkının erkek arıları siyah renge sahiptir (Güler, 2006).

Ana arıların sırt kısımlarında doğu arı ırklarının özelliği olan koyu hilal şeklinde bir şerit bulunur. Bu görünüm bütün doğu arı ırklarının bir özelliğidir. Bu şerit kahverengi siyah renge sahiptir (Öder, 1987).

Maa tarafından 1953 yılında üç müze örneğinde gerçekleştirilen ölçümlere göre; Anadolu arı ırkına ait işçi arıların skutellumunun ve abdomen tergitlerinin renginin siyah, tibia ve metatarsusun olağanüstü geniş, ön bacak uzunluğunun yaklaşık 10 mm olduğu bildirilmiştir (Ruttner, 1988).

Bir diğer görüşe göre Anadolu arısı esmer renkte ve küçük yapılıdır (Genç, 1993). Ancak Kafkas arıları gibi koyu renkli olmadıkları ve orta ölçüde vücut yapısına sahip olduklarına ilişkin bilgiler de mevcuttur (Akyol ve ark., 2006). İç Anadolu arılarının mat renkleri ve koloni karakterleri yönünden Ermenistan arılarından çok farklı oldukları vurgulanmıştır (Adam, 1963).

İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Isparta’yı oluşturan Batı Anadolu arılarının ayrı bir grup oluşturarak Orta Anadolu Bölgesine ait bal arısı örneklerinden morfolojik farklılıklar ortaya koyduğu bildirilmiştir. Batı Anadolu arı populasyonları Anadolu arı ırkına yakınlığı nedeniyle ayrı bir takson olarak sınıflandırılmamış, Anadolu arı ırkının yerel populasyonu olduğu belirtilmiştir (Ruttner, 1988). Anadolu arı ırkının Batı Anadolu arı populasyonuyla bazı morfolojik özellikleri bakımından karşılaştırılmasına ilişkin ölçüm sonuçları (mm) Tablo 2’ de verilmiştir.



Anadolu arısının İstanbul, Bursa ve İzmir yörelerine ait batı populasyonlarının Güneydoğu Avrupa (Apis mellifera macedonica), Orta Akdeniz (Apis mellifera sicula) ve Kuzey Afrika arılarıyla morfometrik benzerlikleri olduğu ve bu nedenle bu arı ırkının Apis mellifera’nın doğu genetik merkezi olarak kabul edilebileceği bildirilmiştir (Ruttner, 1988).

Ekonomik Özellikleri

Anadolu arısının dış görünüşü cazip olmamakla birlikte bu görünüşün altında, muazzam potansiyele
sahip mukayese kabul etmeyen bir ekonomik değer söz konusu olup, Anadolu arısının her faaliyette gösterdiği ekonomik titizlik diğer arı ırklarının hiçbirinde bulunmamaktadır (Öder, 1977). Ancak ülke çapında henüz kabul edilebilir bir sınıflandırılmasının yapılmamış olduğu belirtilen bu arı ırkının, ekonomik değerinin yüksek olduğu ifade edilmesine rağmen ölçülmüş ve kayda alınmış değerlerinin bulunmadığı vurgulanmıştır (Öder, 1987).

Adam (1963), Orta Anadolu arılarının, ekonomik karakterleri ve koloni davranışları yönünden üstün özelliklere sahip olduğunu ciddi ve planlı bir seleksiyon ve ıslah programıyla çok yüksek vasıflı standart bir ırk elde edebileceğini belirtmiştir.

Adam (1977)’e göre saf Anadolu arı ırkının performansı belirsizdir. Bu arı ırkı İtalyan veya Karniyol arıları ile melezlendiğinde ekonomik potansiyelinde iyileşme gözlenebileceği düşünülmektedir.

Anadolu arı ırkının özellikle Beypazarı, Kırşehir ve Kırıkkale gibi yörelerde izole bölge oluşturulmak suretiyle korunması gereklidir (Güler, 2006). Anadolu arılarında iyi karakterleri ıslah yoluyla ekstrem hale, istenmeyen birtakım özellikleri de en düşük düzeye getirme yeteneği vardır (Öder, 1987). Anadolu arısına ait birtakım karakterlerin belirlenmesi ve ıslahı yoluyla, değişmez hale getirildiğinde arıcılık sektörüne ve bal endüstrisine sabit karakterli ve üstün bir arı ırkı kazandırılmış olacaktır (Öder, 1977).

Davranış Özellikleri

Adam (1983), 30 yılı aşkın süre gerçekleştirmiş olduğu bilimsel gezilerinde Anadolu arılarının ve melezlerinin davranış ve performanslarını incelemiş, özellikle Anadolu arısının Orta Anadolu'nun yüksek rakımlı bozkırlarının aşırı sert koşullarına çok iyi uyum sağladığını, gıda kaynağı ve enerjiden tasarruf etmek için yetiştirme faaliyetini azaltarak kıtlık dönemlerine hızla tepki verdiğini ve enerjik gıda toplama faaliyetine ve kuzey Avrupa arı ırklarından daha iyi kışlama yeteneğine sahip olduğunu bildirmiştir.

Kıbrıs (Apis mellifera cypria) arılarının ButtelReepen (1915) ve adam (1983) tarafından ortaya konan davranış özellikleri, bu arı ırkının Anadolu arılarıyla ilişkisi olduğunu göstermektedir (Ruttner, 1988). Anadolu arıları, yön belirleme ve ortama uyma bakımından üstün bir performans gösterirler (Genç, 1993). Ana arılar çiftleştikten sonra şaşırmadan kovanlarına dönerler (Öder, 1987). Çiftleşme uçuşuna çıkan ana arıların kovanlarını şaşırma davranışı İtalyan arı ırkıyla karşılaştırıldığında daha düşük olup, ana arıların sadece yarısının kovanlarını şaşırdığı bildirilmiştir (Adam, 1983).

Anadolu arısının kovan içerisinde ilave petek örme gibi arzu edilmeyen özelliğe sahiptir. Bu arı ırkının bir diğer önemli kusuru aşırı propolis kullanmasıdır (Adam, 1977). Yağmacılık eğilimleri fazla değildir (Genç, 1993). Besin bulma durumuna bağlı olarak iyi larva besleme eğilimi önemli davranış özelliklerindendir (Koca ve Kandemir, 2015).

Çerçeveler üzerinde sakin ve uysal olmalarına karşın serin havalarda ve akşam üzerleri hırçınlaşan Anadolu arılarının (Öder, 1987), hırçınlığı ve sokma davranışı diğer ırklara göre oldukça fazladır (Korkmaz, 2013).

Anadolu arılarının İki petek arasını birleştirerek yaptıkları ilave gömeç, modern arıcılığın sağladığı kolaylıkları güçleştirir (Öder, 1987). Diğer arı ırklarında olduğu gibi Süpürge Çalısı (Calluna vulgaris) bitkisinin nektarını işleme ve balını olgunlaştırma yeteneği zayıftır (Adam, 1983; Öder, 1987).

Anadolu arısının oğul verme eğilimi yüksektir (Öder, 1977). Yüksek oğul verme eğilimi verimde azalmaya neden olmaktadır (Öder, 1987). Ancak bir başka bilgiye göre ise Anadolu arısının oğul verme eğilimi fazla değildir (Doğaroğlu, 2004).

Fizyolojik Özellikleri

Adam (1983), Türkiye’den İngiltere’ye götürdüğü koloniler üzerinde Anadolu arısının davranış ve performans özelliklerini incelemiş ve bu incelemenin sonucunda, Anadolu arısının sert iklim koşullarına ve soğuğa uyum sağlaması ile nektar toplamadaki çabukluğu gibi özelliklerine dikkat çekmiştir.

Anadolu arısı, birçok bakımdan üstün özelliklere sahiptir. Çalışkan ve dayanıklı arılardır. Gıda toplama yeteneği, tutumluluğu ve kışlama yeteneği diğer arı ırklarıyla karşılaştırılamayacak kadar üstündür (Genç, 1993).

Anadolu arıları uygun olmayan olağanüstü koşullara dayanıklılık gösterirler (Genç, 1993). Yüksek yaşama gücü ve soğuk koşullarda mükemmel kışlama yeteneğine sahiptirler (Güler, 2006). Bu bakımdan Anadolu arı ırkı arılar uzun ve güç kış koşullarına dayanıklılığı ile ön plana çıkmaktadır (Adam, 1983).

Ancak Batı Anadolu arıları, Orta Anadolu arısının dayanıklılığına ve tutumluluğuna sahip değildir. Türkiye’nin Güneybatı bölgesinde gözlenen tropik sıcaklara karşın Orta Anadolu’daki şiddetli kışlar, yaz sıcaklığının yüksek oluşu, Haziran ayının ortasından Ekim ayı ortasına kadar yağmurun olmaması şüphesiz bu farklılığın önemli nedenidir (Adam, 1977).

Anadolu arısının döl verimi ve yavru yetiştirme yetenekleri bakımından üstün bir ırk olduğu bildirilmesine karşın (Genç, 1993), Anadolu ırkı ana arıların yumurta bırakma düzeylerinin düşük olduğuna ilişkin bilgiler de mevcuttur (Güler, 2006). Ancak diğer ırklarla olan hibritlerinin çok verimli koloniler oluşturdukları bildirilmiştir (Öder, 1987).

Kuluçka sezonu dışında yavru yetiştirme etkinlikleri diğer ırklarda olduğu gibi düşüktür. Anadolu arıları uygun koşullar oluştuğunda çok yoğun ve hızlı bir yavru yetiştirme faaliyetinde bulunurlar (Genç, 1993). Dengeli ve kuvvetli arı populasyonu oluştururlar (Öder, 1987). Bir bildirişe göre ise çok güçlü koloni oluşturmamaktadırlar (Güler, 2006).

Bozkır iklimine uyum sağlamış olan Orta Anadolu arısı kıtlık döneminde yavru üretimini durdurma eğiliminde iken, Ege ekotipi ise üreme faaliyetini sürdürmektedir (Gençer ve Karacaoğlu, 2003). Anadolu arısı; ana arı ve işçi arılarda gözlenen uzun yaşam süresi, gıda toplamada enerjik davranma gibi diğer bal arısı ırklarında görülebilecek özelliklere tek başına sahip bulunmaktadır (Adam, 1987).

Anadolu arı ırkının ana arıları damızlık değerini diğer ırklara göre uzun süre korumaktadır (Genç, 1993). Ömür uzunluğu ve verimliliği gibi üstün özelliklerini döllerine aktarma yeteneğine sahiptir (Öder, 1987). Anadolu arısının en önemli özelliği oldukça düşük bal tüketmesidir (Doğaroğlu, 2004). İlkbaharın olumsuz koşullarında bal stoklarını çok tutumlu bir biçimde kullanırlar. Bu durum nektar akımı sonrasında ve nektar kıtlığı yaşanan dönemlerde de devam eder. (Genç, 1993).

Günümüzde kontrolsüz ana arı yetiştiriciliğinin yaygınlaşması, profesyonel arıcıların Anadolu arısını kullanmak istememesi ve ülke çapında oldukça yaygın gezginci arıcılık nedeniyle bu arı ırkının ve ekotiplerinin özellikleri belirlenemeden yok olmaktadır (Kaftanoğlu, 2001). Bu nedenle Anadolu arı ırkının birçok özellik bakımından ıslah edilmesi gereklidir (Güler, 2006).

Bal Verim Özelliği

Anadolu bozkırına iyi düzeyde adapte olmuş bu arı ırkının bal yapma yeteneği orta düzeydedir (Güler, 2006). Floradan da en iyi şekilde yararlanma özelliğine sahip olan Anadolu arısı (Öder, 1987), kıt koşullarda dahi bal biriktirebilme özelliğine sahiptir (Doğaroğlu, 2004).

Anadolu arısının bal verimini belirlemek için ülkemizin farklı bölgelerinde ve tarihlerde bazı çalışmalar gerçekleştirilmiştir. Mevcut çalışmalar Anadolu arısının bal veriminin 10-25 kg arasında gerçekleştiğini ortaya koymasına rağmen bu ırka ait kovan başına ortalama bal verimi 17-18 kg olarak kabul edilmektedir (Akyol ve ark., 2006).

Arı Hastalık ve Zararlılarına Karşı Duyarlılığı

Arı Felci (Paraliz) hastalığına karşı hassas oluşları Anadolu arılarının kötü özelliklerinden bir diğeridir. (Adam, 1983; Öder, 1987). Anadolu arısının Karadeniz Bölgesindeki ekotipinin trake akarı (Acarapis woodi) ve nosema hastalığına karşı hassas oldukları bildirilmiştir (Öder, 1977). Ancak bu arı ırkının Trake akarı ve Nosema’ya karşı Ermenistan arısından daha dayanıklı olduğu bildirilmiştir (Öder, 1987).

SONUÇ VE ÖNERİLER

Son derece üstün özelliklere sahip olan Anadolu arısı ve ekotipleri (Dodoloğlu ve Genç, 2012), halen bizim için olduğu kadar dış dünya için de tamamen bakir, dışa kapalı bir gen kaynağı durumundadır (Sönmez ve Settar, 1987).

Bugüne kadar ülkemizde bu arı ırkı ile ilgili herhangi bir seleksiyon çalışması ve planlı bir yetiştiricilik yapılmamıştır (Öder, 1987). Anadolu arılarının istenmeyen özelliklerinin iyileştirilmesi amacıyla sistemli ve bilinçli ıslah çalışması yapılması durumunda iyi sonuçlar almanın mümkün olduğu belirtilmektedir (Genç, 1993).

Yeni bal arısı kombinasyonlarının elde edilmesinde rol oynayacak değerli bir arı ırkı olarak ön plana çıkan Anadolu arısının (Adam, 1987), son derece önemli ve eski dönemlerde şimdikinden daha fazla yayılım alanına sahip bir arı ırkı olduğu ve bu nedenle daha detaylı ve derinlemesine incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Bu bağlamda öncelikle Anadolu arı ırkının detaylı morfometrik ölçümleri ve biyometrik analizleri yapılarak sınıflandırılmalı, bu arı ırkının farklı iklim ve floraya sahip coğrafya içindeki kolonileri kendi koşullarında verim, davranış ve çevre koşullarıyla ilişkileri bakımından test edilerek üstün hatları saptanmalıdır (Öder, 1987).

Belirlenecek yüksek verimli hatlar devlet kuruluşları tarafından yetiştirmeye alınmalı, seleksiyon ve ıslah programları uygulanarak üniform hatlar elde edilmeli ve bu çalışmaların planlanıp uygulanmasında, standart hale getirilen koloni performans tespit yöntemleri kullanılmalıdır (Öder, 1987).

Orta Anadolu’nun bozkırlarında yaşama şansı bulan Anadolu arı ırkının ülke çapında bal verimini artırmak, daha sakin koloniler oluşturmak veya diğer arı ırklarıyla melezlenerek yaşama gücü yüksek ve hastalıklara dayanıklı hatlar oluşturmak amacıyla çaba harcanıp (Kaftanoğlu, 2001), üzerinde gerekli ıslah ve seleksiyon çalışmaları yapılması halinde sadece ülkemiz için değil; dünya arıcılığı için de önemli gelişmeler kaydedilecektir (Dodoloğlu ve Genç, 2012).

Mutlaka değerlendirilmesi gereken biyolojik bir servet olan (Dodoloğlu ve Genç, 2012), ancak kendi içinde çeşitli özellikleri bakımından geniş bir varyasyon gösteren Anadolu arısından (Genç, 1993), diğer arı ırklarında olduğu gibi, maksimum verimi hemen beklemek olanaksızdır (Sönmez ve Settar, 1987).

Anadolu arısının genetik çeşitliliğinden yararlanarak istenilen özelliklere sahip bal arısı popülâsyonları elde etmeye çalışmak, arıcılık konusunda faaliyet gösteren kurumlarımızın başlıca görevi olmalıdır (Kence, 2003). Çünkü sahip olduğumuz potansiyel arıcılığımızın gelişmesinde büyük önem taşımaktadır (Genç, 1993).

Bu amaçla gen bankası oluşturarak; yapay tohumlama, sperma veya embriyo saklama yöntemleriyle gelecekte yararlanmak üzere Anadolu arısının ırk ve ekotiplerinin genetik çeşitliliği korunmalı, gelecek kuşakların bu arılardan yararlanmalarına olanak sağlanmalı ve bu arı ırkının arıcıların hizmetine sunulması konusundaki çalışmalar hızlandırılmalıdır (Kaftanoğlu, 2001; Kence, 2006).