TANIŞALIM KAYNAŞALIM > Arıcılık Hatıraları

Arıcılığa nasıl başladım?

(1/3) > >>

Ali Varol:
Arıcılık bilgi ve deneyimlerimizi paylaşmak harika birşey. Bazı arkadaşlarımızın arıcılığa nasıl ve neden başladıklarına dair ilginç anıları olacağını düşünüyorum. Bazı arıcılık sitelerinde böylesi anlatımlarla da karşılaşıyoruz. Arkadaşlarımız ilginç anılarını ve deneyimlerini yazarlarsa hem onu tanımış oluruz hem de bir değişiklik olur.

Ben arıcılığa nasıl başladığımı anlattım.Yazı başka bir sitede. Adresi veriyorum. İlgi duyanlar siteyi açıp okuyabilirler. Yazıyı buraya alıp kalabalık etmeye gerek görmedim.
http://www.ahmetler.net/

Emekli:
Sayın Ali Bey;
Verdiğiniz sitedeki yazınızı okudum ve bir çok ortak yönümüz olduğunu gördüm.Ben de öğretmen emeklisiyim.Tesadüf bu ya benim köyümün adı da Ahmetler.(Karabük ili Ovacık ilçesi Ahmetler Köyü)
Üstelik aynı hastalıktan muzdaribiz.Bir kere yakalandık bir daha kurtulamıyorum.Ellerim çıtayı tutabildiğince,gözlerim yumurtayı görebildiğince de kurtulmayı düşünmüyorum.
Daha önce bu sitede birkaç anımı yazdım ve yazmaya devam edeceğim.
Arıcılığa başlayışımı da başka bir gün yazmak istiyorum.
Selam ve saygılar.

                                                    Emekli
                                              Mustafa Eroğlu

Emekli:
Arıcılığa başlayışımın hikayesinin hepsini birden yazarsam uzun bir yazı olur ve böyle uzun yazılarda okuyucuyu sıkar.Bunun için bir kaç başlık altında yazmak istiyorum.

Emekli:
ARICILIK HASTALIĞINA YAKALANIŞIM
1985 yılı, öğrt.liğimin 16. yılı.İlçe tarım müdürlüğündeki arkadaşlarımın yanına uğramıştım.konuşulan konu arıcılık idi.Burada (Safranbolu’da) kışlatmalı,bal sezonu yüksek bir yere getirmeli,şöyle yapmalı,böyle yapmalı deyip duruyorlardı..Ayının armut hikayesi gibi (ayının kırk türküsü varmış kırkıda armut üzerine imiş)başka bir laf konuşulmadı.Bende pür dikkat konuşulanları dinliyordum.Sonunda arıyı burada nereye koyacağız,yüksekte nereye kaldıracağız,bir aylık iznimiz var,başında nasıl duracağız,bizim hanımlar bu işe razı olmaz deyip vaz geçtiler.O gece bu arı işi kafama takıldı.Arkadaşarın elinde olmayan imkanların hepsi bende vardı.Bahçe var,köyde ev ve arazi vardı. Biraz sonra aynı şeyleri tekrar düşünmeye başlıyıp yatakta döneleyip duruyordum.İlerleyen günlerde şu kadar arı,şu kadar bal alırsam şu kadar para gibi matamatiksel hesaplar yapıp durdum.(Tabi arıcılıkta bu tür hesapların tutmadığını nerden bileyim ama zamanla yaşayarak öğrendim.)Konuyu hanıma izah ettim..Sen bu işe razı olursan bu işe girmek istiyorum, tabi birazda para lazım.İçimden kesin ,hayır ,olmaz,birde arıyla ,köyle,möyle mi uğraşacağız, ikimizde çalışıyoruz,geçinemeyecekmiyiz diye cerleyecek diye beklerken gayet sakin niye olmasın,istiyorsan yap,parayıda düşünme benim bilezikler var ya ,onları satarız demezmi.Bu beklemediğim cevap karşısındaki şaşkınlığımı herhalde tahmin edersiniz (Arıcılığın bir aile işletmeciliği işi olduğunu ben zamanla gördüm,yeni başlayanlarada bu yolu izlemelerini tavsiye ederim.).Arıcılığa  karar verme aşamasını bu şekilde hallettikten sonra sıra geldi arının nereden,nasıl alınacağına.
   

Ali Varol:
Arkadaşlarımız arıcılık hesaplarını sadece gelir gider hesaplarıyla tutmuyorlar bildiğim kadarıyla. Arılarla beraber olmak doğa ile iç içe olmak demektir. Doğa ile iç içe olmak, sessiz, sakin bir ortam, temiz bol oksijenli bir hava, şehrin gürültüsünden, tozundan dumanından kaçıp bir hafta sonu pikniği, biraz hareket edip paslanmaktan kurtulmak... Daha birhayli sayılabilir. Bunları da hesabın bir yanına ekliyoruz değil mi? Arıların ayaklarında sarılı morlu çiçektozları taşımalarını izlerken bulduğumuz iç huzurunu hangi hesap karşılayabilir?

Mustafa Bey, arıcı arkadaşlarımız hesap terazisinin bir kefesine bu değerleri de koyuyorlar mı merak ediyorum.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git