ARICILIK > Genel Konular

SANAL ARICILIK TARİHİ

(1/15) > >>

Murat Çakır:
Ülkemizdeki Sanal Arıcılığın geçmişi ile ilgili zaman zaman çeşitli sorular soruluyor.

Yıllar geçtikçe geçmişe dair yaşananları unutuyoruz. Arada bir hafızalarda kalanları toparlamakta, bir kenara kayıt etmekte fayda var.

Türkiye internetle, 12 Nisan 1993'te Ankara-Washington arasında kiralık hatla kurulan ilk bağlantı ile tanıştı.

1994 yılında firmalara ve kurumlara kısıtlı da olsa internet hesapları verilmeye başlandı.

1996 yılında Türkiye'nin ilk internet altyapısı olan TURNET hizmete girdi ve internet ülkemizde yaygınlaşmaya başladı.

Ben ilk internet bağlantımı 1997 yılında yaptım.

Web dünyası ile tanışmamızdan itibaren, Türkçe içerikli arıcılık kaynaklarını aramaya başladık. Fakat bu yıllarda hem internetin yeni olması, hem de arıcıların teknolojiden uzak durması sebebiyle, sanal dünyada arıcılık bilgisi yok denecek kadar azdı.

Benim sanal dünyada ilk bulduğum Türkçe arıcılık bilgisi, Faik Keser isimli bir arkadaşın, ücretsiz hizmet veren bir servise koyduğu arıcılık ders notlarıydı. Yanılmıyorsam 2000 yılıydı.

Türkçe içerikli arıcılık bilgisini, sanal dünyaya ilk koyan isim olarak bu arkadaşı kabul edebiliriz.

Bu dönemde internet üzerinden tanıştığımız arıcı arkadaşlarla sürekli olarak, "Türkçe içerikli arıcılık sitesi biliyor musun?", muhabbeti yapıyorduk.

Web teknolojilerine olan merakım ve sayfa hazırlama mantığını öğreniyor olmam, ben de yavaş yavaş arıcılık içerikli bir site hazırlama fikri uyandırıyordu.

2001 yılında Türkçe içerikli bir arıcılık sitesi hazırlamak için www.balarisi.com alan adını satın aldım ve içerik hazırlıklarına başladım.

2002 yılına geldiğimizde ülkemizin ilk arıcılık sitesi sayılabilecek www.aricilik.com yayına girdi. Siteyi Zonguldak'lı Yücel Bozacıoğlu isimli bir arkadaş kurmuştu.

www.aricilik.com, ülkemizde yayına giren ilk arıcılık sitesidir.




Ben bu site yayına girince, nasıl olsa bir arıcılık sitesi var yenisini yapmaya gerek yok diye, bitme aşamasına gelen çalışmalarımı durdurdum.

Fakat www.aricilik.com sitesinin yeterli performansı gösteremediğini görünce, 2002 yılının sonlarına doğru www.balarisi.com sitesini yayına soktum.

Site içerik itibariyle iyi hazırlanmıştı ve kısa zamanda ilgi odağı oldu.

2003 yılı ortalarında www.aricilik.com sitesi, 8-9 ay kadar süren yayın hayatına son verdi.

Bu arada www.balarisi.com için hizmet aldığım şirket de kapandı ve benim site üzerinde hiç bir kontrol imkanım kalmadı. Bütün şifre ve giriş bilgilerim kayboldu.

Çaresiz olarak yeni bir site hazırlığına giriştim ve balarisi.com daki bilgileri taşıyarak, 01/08/2003 tarihinde www.aricilik.gen.tr sitesini yayına soktum.




Bugün hala yayınına devam eden en eski Türkçe arıcılık sitesi, www.aricilik.gen.tr'dir.

Bu tarihten sonra, aricilik.gen.tr içeriğini birebir kopyalayan, bir çok site yayın hayatına girdi. Benim izleyebildiğim kadarıyla bunların sayısı 50'ye yaklaştı. Şu an bile sanal alemdeki bir çok sitede yer alan arıcılıkla ilgili içerikler, aricilik.gen.tr den birebir kopyalanmış yazılardır.

Aşırı içerik kopyalama ve aricilik.gen.tr ismine benzeyen isimlerle yayın hayatına giren sitelere tepki göstermek amacıyla, 2006 yılında yeni bir arıcılık sitesi daha kurmaya karar verdim.

Bu arada ülkemizde ADSL internet bağlantısı hizmete girmiş ve internet bağlantısı olan kullanıcı sayısı da çığ gibi büyümüştü.

İlk kurduğumuz sitenin günlük ziyaretçisi 50 olduğu dönemlerde bunu büyük bir başarı olarak görürken, 2006 yılına geldiğimizde bu rakam binlerle ifade edilir olmuştu.

2005 yılında blog hizmetiyle tanıştım. Çalıştığım şirketteki metin yazarı arkadaşlara reklam ve pazarlama blogları kurdum.

2006 yılı Türk Sanal Arıcılığında bir dönüm noktası oldu. Bu tarihe kadar neredeyse tek tabanca sürdürdüğüm yolculukta, 2006 yılı itibariyle bir çok yol arkadaşına kavuştum.

2006 yılı Şubat ayında, sanal dünyada faaliyet göstermek isteyen bir arıcıya, www.teknikaricilik.blogspot.com ismiyle, ilk Türk Arıcılık Blogunu kurduk.

Kurulan ilk arıcılık blogunun hangisi olduğunu merak eden arkadaşlar için cevap; kurulan ilk arıcılık blogu teknikaricilik.blogspot.com'dur.

2006 yılının Mart ayında, www.beyazkovan.com sitesini yayına soktum.

Beyazkovan sitesinin kurulmasıyla birlikte, ilk kapsamlı Türkçe arıcılık forumu da yayın hayatına girmiş oldu.

Bu dönemde HALİL BİLEN ile tanıştım ve Sanal Arıcılık tarihinin akışı bu dönemde oldukça hızlandı.

Halil Bilen kendisine kişisel bir blog kurmuştu. Fakat ben onu, blogunu arıcılık bloguna çevirmesi konusunda ikna ettim.

2006 Nisan ayında TÜRKİYE'NİN İKİNCİ ARICILIK BLOGU www.halilbilen.blogspot.com adıyla yayın hayatına girdi.


Halil Bilen'in Sanal Arıcılık Dünyasına dahil olmasıyla birlikte, arıcılık içerikli blogların kuruluşu büyük bir ivme kazandı. Kısa süre içinde bir çok blog yayın hayatına girdi.

O dönemde blogger altyapısı İngilizceydi ve bir miktar kod bilgisi gerektiriyordu. Bilgisayar tecrübesi olmayanlar için blog kurmak şimdiki gibi kolay bir işlem değildi.

2006 ve 2007'li yıllarda yayına başlayan bir çok blogun, teknik kurucusu HALİL BİLEN'dir. Bugün geçmişini unutmuş olan bir çok blogcuya, gece yarılarına kadar blog yönetimini öğreten kendisidir. Sanal Arıcılık dünyasına verdiği emeklerden dolayı kendisine teşekkürü bir borç biliyoruz.

2008 yılına geldiğimizde, aşırı kopyalamadan dolayı içeriği artık sıradanlaştığı için, aricilik.gen.tr sitesini forum şekline çevirmeye karar verdik.

Ve bu günlere geldik.

Bu uzun yolculukta bizi yalnız bırakmayan, ismini sayamadığımız, bu camiaya büyük katkıları ve emekleri olan bütün arkadaşlarımıza kalbi teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bilal.T:
Sanal Arıcılıkta buralara gelinmesine vesile olanlara çok teşekkür ederim.Onlar sayesinde sanal alemde arıcılar bilmediklerini ögrenip bildiklerinide ögrete bilmektedirler.

bekir albaş:
sanal alemde bilgi paylaşımı yapan tüm üstatlara cok teşekkür ederim  onların sayesinde cok yol kateddim bu siteyi kuranlara dahada cok teşekkür ederim saolun

Şeref KORKMAZ:
         Sayın Murat ÇAKIR  'a  Halil BİLEN 'e  ve emeği geçen tüm üstadlarımıza çok tüşekkürler. 

  Bu siteyi iyiki kurdunuz , çok arıcı kardeşimiz buradan nazari hatta ameli eğitimini aldığını biliyorum.

  Bu siteyi sizler kurdunuz , fakat  bu site hepimizin oldu.  Selamlar...Saygılar...

Halil BİLEN:
Sanal Arıcılık Tarihi başlığını görünce ilgimi çekmedi değil hani.

Okuduğumda gördüm ki benden de bahsediliyor. Hoşuma da gitmedi değil. Tarihe geçmişiz de haberimiz yokmuş.

Sanal süreci bilmeyen çok arkadaşımız var bu forumu takip edenler arasında da…

Arıcılık blogları…

2006 yılının başında Büyükşef ile tanışmamızı anlatmalıyım ben…

Bakıyorum web sitelerine o zamanlar ne kadar da birbirine benziyor ve bazı web sitelerinde aynı kişiler yazılar yazıyorlar ama hepsinin farklı web siteleri var.

Ancak 2 web sitesi tıpatıp aynı.

Beyazkovan ve Arıcılık.gen.tr

İletişim bölümünden attım maili utandırayım diye "yazıları kopyalamışsınız bari resimleri kopyalamasaydınız" diye…

Cevap geldi kısa sürede.

“Bahsettiğiniz 2 web sitesi de benim.”

Yer yarılsa da yerin dibine girsen…

Derken MSN olayı…

Bir ara demiştim hatta bu kadar dağınık ve farklı web sitelerinde faaliyet gösterileceğine “Voltran” oluşturulsa. Çünkü ilgili kişiler birbirleri ile sanal alemde de görüşüyorlar.

Tek bir güçlü site olsa da orası arıcılık odağı olsa… Hayal işte benimki… Ancak bu forumun bu misyona ulaşabileceği umudum çok yüksek.

Siteleri birleştiremesek bile arkadaşlar olarak ortak hareket etmeyi gerçekleştirme yönünde girişimlerimiz oldu ama aldık ağzımızın payını…

Sizler ANARTO nedir, bilir misiniz?

Anadolulu Arıcılar Topluluğu…

Birçok arkadaşımız bu konuda çaba sarf ediyor, emek veriyordu bizler gibi.

Hatta ortak web sitesi ve ortak blog kurulmuştu.
 
Mehmet Nevşehir abimizin deyimiyle otağ kurulmuş, beylik kavgası başlamıştı biz Türk’lerde.

Bizler herhangi bir başkanlık, yönetim gibi hiyerarşik oluşum olmaması tarafını savunurken diğer arkadaşlarımız ise illaki başkan olması gerektiğini savundular ve ANARTO ismini ben koydum, benimdir diyen arkadaşlara teslim ettik ANARTO’yu.

Teslim ettik isim babasına ve arkadaşlarına oluşumu. Hatırlıyor musunuz ve biliyor musunuz artık bu oluşumu… İsim babası olmakla, yaşatılmıyor işte… Çünkü verdiğimiz çabaların çeyreğini bireysel bloglarımıza harcasaydık o zamanlar…

Doğal olarak ilişkilerde zedelendi…

Bizler Büyükşef ve diğer arkadaşlarımızla yola devam ettik bende blog kurma konusunda artık iyice kendimi geliştirmiştim.

Hatta blog nasıl kurulur şeklinde videolar çekmiştim ve internette hala duruyor o videolar.

Büyükşef’in dediği gibi ilk yıllarda İngilizce idi bloglar.

Dolayısı ile şu anda gördüğünüz arıcılık bloglarını yöneten arkadaşlarımızın birkaçına bloglarını kurmakta yardımlarda bulunduk.

Bloglarını kurmasak bile blog yöneten birçok arıcının kullanıcı adları ve şifreleri MSN geçmiş kayıtlarımda duruyor hala… Şuna bir bakıver tarzında… Bunu yapmaktanda hiç üşenmedim. Sorunlarını çözmeye çalıştım.

Benim şahsen istediğim ülkemizin birçok bölgesini takip edebilelim ve yapılan çok farklı arıcılık uygulamalarını görebilelim idi. Genel anlamda da başarılı olduk diyebiliriz.

Çok farklı bölgelerden arkadaşlarımızı izleme şansı buluyoruz.

Eskileri hatırladım şimdi…

Mailime hem ülkemizden hem de yurtdışından resimler gelir ve yayınlardım ilk zamanlar. Ne mutlu olurdu arkadaşlarımız. Şimdi format attıkları için geçmişe hatırlamayabilirler, çünkü birçoğu şu anda kendi bloglarında paylaşımın egosunu tadıyorlar.

O zamanlar Google Translate yok tabi ki… Şimdi yabancı dil bilmeseniz de size yorum yapan yabancı dil kullanan arıcılara yine yabancı dille cevap verebiliyorsunuz.

Blogların yönetim panelindeki “delete this blog.” tuşunu tıklayıp, blogunu silen arıcıların paniklerini düşünebiliyor musunuz? Şimdi o hataları yapmazlar çünkü artık Türkçe yazıyor. Bu blogu sil diye.

Nasıl kurtaracağız diye yine bizler uğraşmıştık gülerek ağlanacak halimize.

Bloglar ilk başlarda gerçekten istediğimiz misyonu yerine getiriyordu ve bizlere ulaşan arıcılara blog yapmalarını öneriyorduk hatta hazırlayıp veriyorduk şifreyi kendilerine.

Bloglar çoğaldıkça ve değişik insan karakterlerin yansıdığı bloglar oluşmaya başlayınca, bazı bloglar misyon dışına çıkarak karşılıklı atışmaların, hakaretlerin ve bu kadar da olur mu demeyin ama küfür edebiyatının en güzel örneklerinin sergilendiği yerler haline geldi.

Doğal sonuç olarak bu oluşumlara verdiğimiz desteğe de son verdik. Blog yapıyoruz ya da öneriyoruz ve bir bakıyoruz topluma faydadan çok zarar verilen bir durum ortaya çıkıyor.  Bloglarımızda linklerimizi bile yönetemez hale geldik. Neden yokum veya neden silindim şeklinde maillere ve yorumlara maruz kaldık, bir ara tüm linkleri sildim geçtim ve baktım bana da lazımmış. Yeniden yükledim.

Blog bedava ulaşılabilen ve basit formatta kullanılabilen bir durum olmasına rağmen arıcılarımız oturup yazdıkları bir yazı sonrası sanal alemde kopacak gürültünün seslerini duymak ister hale geldiler. Gözden kaçırdıkları ise siz uygun paylaşımlarda bulunursanız, hiçbir blogta linkiniz olmasa bile okunursunuz. Gülünç şeylerde görebilirsiniz bloglarda. 1920’li yıllarda yapılmış bir arıcılık uygulamasını ilk ben yaptım diyen blog sahiplerine sakın gülmeyin ki öyle zannetmelerini sağlayın. Evet ilk sen yaptın demek çok doğru bir davranış olur. ;D

Bloglar ile ilgili yazacak güzel gülümseten olaylarda oluyor tabi ki.

Çok izleniyor olmayı blogların tasarımına bağlayan arıcı arkadaşların birçoğu blogların arka planlarına nasıl çiçek konulabilir konusunu günlerce tartıştılar. :'(

Geçmişe baktığımda şimdiki konumumla keşke yapmasaydım dediğim blog ya da paylaşım yok. Kendime kızdığım anlar oluyor tabi ki ama hepsi bizlere birer tecrübe kattı. Blogların en büyük avantajı ise ne kadar kontrolü davranırlarsa davransınlar eninde sonunda insanların kişiliklerini ortaya çıkaran çok önemli bir araç. İzlediğiniz bloglara bu gözle bakarsanız sizlerde fark edersiniz.

Kendi adıma web sitesi yapmak konusunda 2 yıldır hazır olan bir formatım var ama yayına vermiyorum bile. Hatta adrese 2 yıldır havadan para ödüyorum. Çünkü ben blogumdan ve bu forumda yazdığım yazılarımla çok mutluyum.

Para kazanma gibi bir zorunluluğum yok çok şükür arıcılıktan, çünkü hobi olarak yaptığım bir mesleğimde mevcut. Arıcılık hastalık, bize büyüklerimiz tarafından bulaştırılan. İyi işler yaptığınızda ve ürettiğinizde para nasılsa geliyor. Hele arılar kendi masrafları ile dönüyorsa bizim için yeterli…

Paradan çok daha önemli olan tecrübe kazanıyoruz yıllar içinde. Paylaşımlarımızda yaptığımız doğruları savunurken, başka doğruları aramak yönünde de irade gösteriyoruz.

Bazı bloglarda zaman içinde yazılan yorumlarda arıcılık bloglarının neden gruplaştığını ve bu durumun hiç hoş olmadığını söyleyen arkadaşlarımızın ilk günden bugüne sürecin tüm ayrıntılarını izleme şansları olsa şöyle bir film şeridi gibi şaşkınlıktan ve yaptıkları seçimden dolayı nasıl pardon diyeceklerini de adım gibi biliyorum.

Sanal arıcılık tarihinde yer almaktan çok mutlu olduğumu belirterek, tüm arıcıların blog yaparak bizlere bölgesel ve kişisel uygulamalarını yansıtmalarını diliyorum finalde...

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git