ARICILIK KAYNAKLARI > Yabancı Siteler

Arı araştırma laboratuvarı olan ülkeler dikkatimi çekti.Kimler yok?

<< < (2/3) > >>

hatkobi:
 Bir kitap okumuştum;zamanın Türk asıllı bir Mısır hükümdarı adamına talimat vermiş;git demiş bu Frenklerin her şeylerini öğren(İyi,kötü,dip bucak)bana rapor et.Görevli gitmiş ve çok derli toplu raporla dönmüş.Kitap köyde değil,ondan isim veremedim.Sağ olun.

Şeref KORKMAZ:
      Bu  ülkeler  içersinde  Türkiye yi  göremedim. Yoksa   eksik mi  yazılmış , ben mi anlıyamadım , göremedim.

 Bir  sürü  arıcı  kitapları  var , arının  tüm  anatomisini  inceleyip  yazılmış , bunlar  hep  alıntımı.

 Sadece  derlenip  toplanılmış  , bişirilmiş  bize  sunulmuşmu , bizim  bilim  adamlarımızın   hiç  katkıları yokmu.

 Kullandığımız  kovan  ölçüsü  de   dışardan  (Longstroth) ölçüleri , bizim  kara  kovanımız veya  sepet  kovanımız  var.
 
Aklıma  gelen  ; Bu  listenin  güncelleşmemesi  veya  reklam  yapamamız  olmamızdır.
                                 
                                                             Selamlar...Saygılar  olsun...
 
   
 

murat_e:
Sayın arı dostları, böyle bir konu veya link görüpte komplekse girmeye gerek var mı ? Ben halen  labaratuarlarda araştırılarak 9 mm arı diline ulaşmış araştırıcı duymadım. Ya da hiç bir hastalığa katiyyen yakalanmayan bir arı..Yada hiç beslenmeye gerek olmayan bir buluş. Dünyada hatırı sayılır bir mevcuda sahipken  komplekse girmeye gerek yok heralde. tesadüfen bu boyutta olmaya da imkan olamaz.

Aklıma nedense konfüçyüsden rivayet yazı geldi kopyalasam dedim.


--- Alıntı ---Bir grup insan, Konfüçyüs’e geldi ve “Bu ülkenin en iyi hekimi kimdir?” diye sordu. Konfüçyüs;

- “Şu karşıda gördüğünüz tepede oturan bir hekim var. O hekim, öncelikle kendisine gelen hastaları adamakıllı muayene eder, tahliller yapar ve dikkatli bir şekilde bir teşhis eder. Daha sonra, teşhisine uygun tedavi yöntemlerini tespit eder. En son olarak da doğru bir şekilde uygulayarak, hastasını sağlığına kavuşturur” dedi. İnsanlar, bu sözler üzerine;

- “Yaa! Bu ülkenin en iyi hekimi o mu?” dediler.

- "Hayır" dedi, Konfüçyüs. “En iyi hekim doğru teşhis, doğru çözümler ve doğru uygulama yapan değildir.

- “Öyleyse, kimdir en iyi hekim?” diye sordu insanlar.

- "Şu tepenin arkasındaki tepede oturan bir hekim var. Hasta olacak insanı önceden anlar ve gerekli tedbirleri alır." Dedi Konfüçyüs.

- "Yaa!" dedi insanlar,"en iyi hekim o öyleyse?"

- "Hayır" dedi, Konfüçyüs.

"En büyük hekim hastalanacak olanı görür görmez anlayan ve tedbir alan değildir."

- "Öyleyse, ülkenin en iyi hekimi kimdir?" diye tekrar sordular.

- "Daha uzak tepede oturan bir başka hekim var. O hekim insanlara hasta olmamayı öğretir." dedi Konfüçyüs.

- "Yaa!" dedi insanlar, "en iyi hekim o öyleyse"

- "Evet" dedi, Konfüçyüs."En büyük hekim insanlara hasta olmamayı öğretendir."
--- Alıntı sonu ---

Murat Çakır:
Sevgili adaşım,

Listede yokuz diye kompleksimiz elbette yok.

Doğal arı varlığımız gümbür gümbür bizi bütün dünyada temsil ediyor.

Fakat dikkatini çekmişse, son dönemlerde yabancı bilim adamlarının arı ile ilgili ülkemize olan trafikleri arttı.

Ayrıca ülkemizdeki arı varlığının genetik haritasını çıkarmak için bir takım laboratuvar imkanları ülkemizde yok.

Bir doktora tezi var, epey emek verilmiş. 300 küsur arılıktan arı toplanarak genetik olarak incelenmiş.

Laboratuvar aşaması için ise, Atina'daki bir üniversiteden destek alınmış.

Doğal ortamdaki avantajımızı, bilimsel alanlarda da gerçekleştirebilirsek, dünya arıcılığında rahatlıkla söz sahibi ülke oluruz.

Bir de bilimsel çalışma eksikliklerinden bahsedildiğinde, bizim bilim adamlarımız uyuyor mu serzenişleri oluyor.

Bir çok bilim adamımız var ama hep yabancı ülkelerde çalışmayı tercih ediyorlar.

Örneğin prof. dr. Osman Kaftanoğlu hocanın ismini bir çoğunuz duymuşsunuzdur.

Suni dölleme konusunda bir takım teknikler geliştirmişler ve bu kaftanoğlu yöntemi diye uluslararası literatüre girmiş.

Ama bakıyorsunuz, Türkiye'yi bırakıp ABD de çalışmaya başlamış.

Çünkü bilimsel çalışma projeleri hazırlayabilmek ve gerçekleştirebilmek için ortamın herşeyiyle müsait olması gerekiyor.

Bir üniversitemizin bahçesinde 10 küsur arı vardır.

Arılara şerbet verilecek ama şeker tedariki konusunda sıkıntı çıkıyor.

1 kg şeker almak için satın alma prosüderleri işletiliyor.

Asistanlar bakıyorlar bu böyle olmayacak, bal üretelim ve satalım, aldığımız para ile arıların ihtiyacını karşılayalım diyorlar.

Bu seferde haklarında devlet malını usulsüz kullanmaktan soruşturma açılıyor.

Devlet erkinin yaklaşımları, mevzuat ve toplumun genel yaklaşımları günümüzde büyük boylu bilimsel projelerin oluşturulmasına müsade etmiyor.

Başka yazılarımda da anlatmaya çalıştım.

Artık yukarıdan aşağıya herşeyi devletin düşünüp uygulamaya koyduğu devirler geçti.

Batı tipi yönetim modellerinde bütün gelişme aşağıdan yukarıya doğru olur.

Sivil toplum örgütleri ve toplumun kendisi ihtiyaçlarını belirler, yaşamak, görmek ve yapmak istediği şeyleri belirler ve bunu getirip devletin önüne koyar.

Biz henüz buna alışamadık.

Gürsel Ceylan:

 Murat bey,
 bu sorunu çözmesi gereken kurum yine üniversiteler olmalı. Devlet böyle bir laboratuvarı kendisi
 yapmaz. Zaten listeye baktığınızda hep üniversiteler karşınıza çıkıyor. Üniversitelerimizin arıcılık
 bölümünde olan hocalarımız bu işe önderlik yapmalı. Tabiki devlet ödenek çıkarırsa..

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git