ARICILIK > Arı Irkları

Anadolu Irkını Kaybetmek...

<< < (2/92) > >>

Hüseyin Basri ÇALIŞKAN:
Abi öyle bir dokunmuşsun ki konuya.. İnternet reklamları tutmayan, bu sebeble eş dost aracılığı ile çam alanlarına dahi çakma helga satmaya çalışanları dahada eziyorsun. Ne diyelim ki şimdi eller bizden taşısın. Onlarda elin arısı diyerek bize satmaya çalışsın. Ama ne kadar başarılı olacaklar merak ediyorum. Bir güldüğüm konuda başarılı olma nedenini  sadece arı ırkına bağlamaları, başarı olmadığında ise arıcıyı suçlamaları.

Murat Çakır:
Yabancı kaynaklardan dünya arıcılık tarihini okuduğunuz zaman, 20 yüzyılda tek kayıt var: Br. Adams'ın yaptığı çalışmalar.

Çağımızda,  Adams'ın çalışmaları dışında, arıcılık tarihine girebilmiş başka bir arıcılık çalışması yok.

Buckfast denilen arı da, onun ömür boyu süren çalışmalarının sonucu elde edilmiş.

Br Adams  bu çalışmalarda Anadolu arısını da kullanmış ve hakkında çok olumlu şeyler söylemiş.

Sert iklim koşullarına dayanıklı, tutumlu, yüksek kışlama ve yön bulma yeteneği olması, ana arı ve işçi arılarda uzun yaşam özelliğini övmüş.

4 yaşındaki Anadolu ana arılarının yüzde 25-30 kadarının, yüksek yumurtlama performansına hala devam ettiklerini tesbit etmiş.

Halihazırda ülkemizde, kısıtlı imkanlarla sessiz sedasız devam eden akademik çalışmalar var. Bu çalışmaların sonucunu, bizim hayran olduğumuz Avrupanın bilimadamları da merakla bekliyor. Hatta bizden daha çok merak ediyorlar.

NİYEYSE BİZLER, KENDİ DEĞERLERİMİZİ SÜREKLİ YERİN DİBİNE SOKUYORUZ. Acı olanı ise, bunun sadece pazarlama ve yüksek fiyatlı 3-5 ana arı satabilmek için yapılması.

Bakire Anadolu Arıları şu anda Avrupa'da 80-100 Euro arasındaki fiyatlarla alınıp satılıyor.

Yani bizim ülke arıcılığını kalkındırmak için dışarıdan arı getirmemiz değil, tam tersine arı satabiliyor olmamız gerekiyor.

Sık sık sorulan bir soru var: Anadolu arısını nasıl tanıyacağız?

Arkadaşlar, bizim en büyük sıkıntımız, türlerimiz üzerinde kısıtlı imkanlarla az sayıda bilimsel çalışma yapılmış olması.

Anadolu Coğrafyası üzerinde yaşayan bütün arıların envanterini çıkarıp, şekil özelliklerini ayrıntılı olarak belirleyebilecek ve arıcıya rehber olacak kapsamda çalışmalar malesef yapılamamış.

Ülkemiz iklim ve coğrafi yapısından dolayı, kısa mesafelerde büyük farklılıklar içeriyor.

Bu yapıya uyum sağlamış olan arıların görüntü ve davranış şekilleri de kısa mesafeler arasında değişebiliyor.

Bu yüzden, İtalyan arısının tanımlandığı gibi, rengi böyledir, tipi şöyledir gibi ayrıntılı tarif yapma imkanımız olmuyor.

İtalyan arısını özellikle söyledim. Çünkü İtalyan arısı dar bir bölgeye ait olan bir ırk ve üzerinde 100 yıldan fazladır çalışılıyor.

Bu yüzden homojen ve tipik özellikleri var.

Fakat dikkatinizi çektiyse, bilimsel araştırmalarda özellikle Karniyol ırkından bahsedilirken, ırkın yanında (Pollman 1889) şeklinde bir ibare yazar. Bunun amacı hangi Karniyolden bahsedildiğini anlatmaktır.

Karniyol ırkı da, çok geniş bir coğrafyaya yayılmış, davranış ve şekil özellikleri farklılıklar gösterebiliyor.

Karniyol dediğimiz zaman, bütün dünyada aynı özelliklere sahip homojen tek bir ırkı anlamamak lazım.

Onun da bir sürü ekotipi var.

Doğru yerinden kalkıncaya kadar, yanlış bütün dünyayı dolaşırmış.

Doğrunun hakim olacağı zamanlar uzak değil.

Hüseyin Basri ÇALIŞKAN:
Murat abi. Ana arılar kadar yüksek fiyata erkek arı satıldığını hatta spermlerinin kaçak olarak götürüldüğünü çok iyi biliyoruz. Yakın geçişte bir dönem, dünyanın ünlü arı bilimcilerinin neden ülkemize akın ettiğini internet sitelerindeki videolarda ülkemizden bahsettiklerini unutmamak lazım. Biz buna karşı değiliz. Adam alsın götürsün üzerinde çalışsın. Ama bizdeki ırkların kontrolsüz kirletildiği bir ortamda bizim arımızın adını bile anmadan bunu satmasın. Aldığı yer belli olsun ve o ekotip korunsun. Biz bunu istiyoruz. Bir ingilizin ülkemizden elde ettiği ana arıyı, üzerinde çalışmak  istesek biz temin edemiyoruz. Yine aynı şekilde belkide bögemize çok daha uygun bir ana arıyı üretseniz ve piyasa fiyatından satmaya kalksanız süphe ile bakılıyor satamıyorsunuz.

Her bölgemize ait hatta bölge içinde değişen şartlara göre farklı özellikleri olan arı ırkları yada ekotipleri  bulmak olası bizim ülkemizde. Elimizde ki ırkların tanımlanmasına, geliştirilmesine ve korunmasına ihtiyacımız var.

Ancak bu sene vermeye başladığım kurslarda  gördüm ki bizler ırklar konusunu konuşurken arıcılığın gereklerini unutuyoruz. Kovan sayısı fazla olan arıcının kullandığı arı makbul oluyor nedense. Ama hala havalandırma eksikliği yüzünden kireç hastalığına düşen koloniler için çare ararken, polen tuzaklı ve havalandırması iyi kovanlardan uzak duruyoruz.

Murat Çakır:
Şu anda ABD'de, Anadolu Arısı ile ilgili çalışmalar yapıldığı bilgisine sahibiz.

Elbette alsın ve üzerinde çalışsın buna mantık olarak karşı değiliz.

Fakat korktuğumuz şey, bombus arısında başımıza gelenin tekrar gerçekleşmesi.

10 sene sonra yurtdışından, aslı Anadolu olan ama ismi başka olan yeni ırk arılar ithal etmeye başlayabiliriz.

Ülkemizde Buckfast pazarlayanların iddialarını bilirsin. Bazıları, gerçek Anadolu arısı diye satıyordu.

Erkek arı spermi konusunda da haklısın.

Dünya çapındaki uzman bir hanım, Türkiye ziyaretinde, erkek arılardan sperm toplamaya kalkınca epey sorun olmuş.

Gerekirse de verelim ama, zaten bizim olanı yine bize pazarlamaya kalkma ihtimalleri yüksek.

Hüseyin Basri ÇALIŞKAN:
O olayları yakından takip ettik bir süre. Arıcılık bilgisinin paylaşılmasına ırklarında denenip araştırılmasına karşı olmak hata bece. Şuan Avrupa ve Amerikada ki tozlaştırıcı sorununun kökeninde deaz sayıda koloniden üretilmiş kısıtlı gen kaynağına, dolayısı ile kısıtlı uyum gücüne sahip kolonilerin tüm kıtalara satılması gösteriliyor. Alsınlar araştırsınlar, ama bizim de kontrolümüz olsun.

Bombus bilinen hikaye..

Babam anlatır bazen. Hollandaya giden tırcının birinden bir komşusu çiçek soğanı istiyor.  Adam da araştırıyor ve buluyor orda. Üretim yapan yerden soğanı alırken diyor ben bunu ülkeme götüreceğim. Gümrükte  sorun olmyacak şekilde verin bana. Adamlar gülüyorlar şöföre . Soruyor neden güldünüz. biz bunlarzaten sizn ülkenizen getirdik diyorlar..


Timol elde etmek için kullanılan kekiklerimizi kökten yolduran akdeniz şirketleri şimdi bizim baharat pazarımızda.
Yine orman gülü konusunda ingiliz bitki bilimciler ve ilaç şirketleri sıkıca çalışıyor ve biz orman gülüne sırf zehirli bal üretiyor diye karşı çıkıyoruz. Bir zararı için, binbir faydası olabilecek kaynakları yok ediyoruz. Eşşek arılarına yaptığımız gibi.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git