ALTERNATİF ARICILIK > Organik ve Doğal Arıcılık

Doğal Basit Başarılı Arıcılık

(1/4) > >>

msceylan:
Warre alt başlığı açıldığında beri mesajlarımızda birkaç kere geçmiş olan J.Thür adlı yazarın makalesinin başlığıdır aslında konu başlığı.

Bu tarz arıcılık felsefesi oluşturulurken, diğer yazarların sıklıkla atıf yaptığı 1946'da yazılmış makaleyi D.Heaf ingilizce'ye çevirmiş. Bizde dilimize çevirerek beraberce yorumlayalım istedim. Gerek yÜÇK gerek dÜÇK bu prensip geçerlidir.

Makale , bir koloninin ısı ve kokusunu muhafaza etmesinin temel olması gerektiğinden bahsediyor. Bizler normal kovanlarımızda da kovanı fazlaca açık tutmamaya gayret ederiz.

Başlayalım :)

Birinci Bölüm: Gelişim

Kovanın/kuluçkanın ısı ve kokusunu muhafaza etme prensibi: Sağlık, gelişim ve randıman/verimliliğin temeli

Arıların üreyebilmeleri ve gelişimleri tamamen ısıyla alakalıdır. Bu onlar için beslenmleri kadar önemlidir.
Bilim arıların farklı sıcaklık dercelerine ihtiyaçları olduğunu göstermiştir.Kuluçkanın olmadığı kışlama durumundayken salkım merkezindeki sıcaklık 22-25C'lerde iken,normal kuluçka faaliyeti sırasında 34-35C, hatta balı olgunlaştırmak için 40C 'ye  ihtiyaç duyarlar.

Ancak ortalama hava sıcaklıkları bu değerlerin oldukça altındadır. Arılarda yetiştirilen yavrularda bunu kendi vucut sıcaklıklarıyla sağlayamazlar. Yaz kış tüm yıl boyunca hava sıcaklığıyla, arıların gereksinimi olan sıcaklık değerleri arasındaki fark yine arılar tarafından sağlanmak durumundadır. Yakıtları, kendi vucutları için gerekenden çok daha fazlasını tüketmek zorunda oldukları baldan sağlanmaktadır. Örneğin kendi ördüğü doğal petek üzerinde kapalı bir ortamda barındırılan arıların 1 Ocak'tan 1 Nisan'a kadar kış bal tüketimi yaklaşık 2 kg. iken, klasik, ısıyı çok koruyamayan çerçeveli kovanda bu tüketim 6-8 kg. hatta daha da fazlasıdır. ( yazar burada 6 ay demiş ama 4 ay ediyor :) )
Bu altı aylık dönemde kovan başına fazladan tüketilen ortalama 5 kg bal, sadece minimum gerekli sıcaklığı sağlamak için tüketilmektedir. Doğa, bu yaşam veren, yaşamı destekleyen bir okadar da masraflı olan ısıyı daha etkin kullanabilmeleri için, süper-organizmalar olan arılara buna uygun organize olmaları ve buna uygun petek örmelerini için gereken yetenekleri vermiştir. Bu saklanan, alıkonan ısı, içinde çeşitli kokularla doygun halde, mikrop barındırmayan ılık hava kütlesinden başka birşey değildir.

( Giriş böyle buraya kadar bilmediğimiz bir şey yok gibi :D :D )

Akın ASLAN:
Bu yazıdan çıkardığım;
Kovanları üsten beslemeli şekilde yapmamız gerektiği.
Bilmem yanlış mı düşündüm?

msceylan:
Devam edelim :)

Bu çok yönlü ısıtma etkisiyle kovan ısısının ve kokusunun mikropsuz olarak muhafaza edilmesinin sağlanması prensibi:
Kovan ısı ve kokusunun muhafaza edilmesindeki herhangi bir eksiklik, bal tüketiminde önemli bir artışa, arıların zamansız ve gereksiz çalışmasına, sebebi anlaşılmaz şekilde Nosema gvs gibi hastalıkları görülmesine neden olarak arıcılığımıza zarar vermektedir. Bu yüzden kovan ısı ve kokusunun muhafaza edilebilmesi için azami dikkat göstermemiz gerekmektedir. bu durum arıcılıkta çerçevenin kullanılmasıyla beraber daha da önemli bir hal almıştır ki, arıcılıkta çerçeve kullanımı arıların doğal olarak  korumaya çalıştıkları  ısı ve koku için başlıbaşına bir çelişki oluşturmaktadır. Bu durum arılara ciddi zarar vermekte, şeker israfına yol açmakta ve uzun erimli dönemde arıcılığın bozulmasına neden olacaktır.

Çerçeveler ve buna uygun kovanlar, doğal petek üretimini ve buna bağlı ısıve koku muhafazasını baskı altına almakta, modern suni arı yetiştiriciliğinin de az biraz bu konuda izi bulunmaktadır.

1936 yılı kadar eski bir dönemde yazılan bir arıcılık kitabında," Yaratılışlarından beri arıların doğal yuvası olan içi boş ağaç gövdelerine, aynı zamanda  sepetlere de, ördükleri petekler duvarlara yuvalarının duvarlarına tutturulurdu. petekler arasındaki her boşluk bir kapalı bir oda oluşturur bu ise kışın çerçeveli kovanlardaki gibi, salkım ısısının, kovan ve çerçeve arasındaki  boşluklardan kaçıp gitmesini engellerdi. Bu ısının kaybolmasının önüne geçmekle kalmaz,kovan içinde cereyan oluşmasını , su buharı yoğuşmasını, bal stoğunun aşırı tüketilmesinin de önüne geçer"diye yazmış. Buna yazar ekleme yaparak, arılar ördükleri petekleri tüm kenarlardan duvarlara sabitleyemezlerse, aralara petek örme girişiminde bulunmakta, böylece ısınarak yükselen havanın bu boşluklarda tutularak kaybolmasının önüne geçtiği vurgulamaktadır."Çıkmaz sokak" diye tabir edilebilecek bir şekilde doğal olarak örülen peteğin üstü ve yanları kapalı olduğundan,solunumda kullanılarak karbon dioksidle yüklendiği için ağır olan hava aşağıya doğru inerken, açık olan alt kısımdan taze hava ile yer değiştirerek, taze hava girişi sağlanmaktadır. Peteklerin ağzı açık olan alt kesimleri merkezi bir solunum sisteminin ağzı gibi hareket ederek, sadece yeterli miktarda taze havanın içeri girmesini sağlayarak, fazladan soğuk havanın petek aralarına girmesinin önüne geçer.


( iş şimdi biraz farklılaşmaya başladı :D :D devamı daha sonraya yorumlar lütfen. )

msceylan:

--- Alıntı yapılan: Akın ASLAN - Mart 22, 2012, 16:37:09 ---Bu yazıdan çıkardığım;
Kovanları üsten beslemeli şekilde yapmamız gerektiği.
Bilmem yanlış mı düşündüm?

--- Alıntı sonu ---

Akın nereden çıkardın böyle bir sonucu ?

Ali Varol:
Dayımın yayladaki karakovan arılığında arılar yan yana, üst üste konur, araları ardıç yapraklarıyla doldurulur, üstü de ladin dallarıyla örtülürdü. Ladin dallarının üstüne de toprak konarak yağmur sularının kovanlara ulaşması engellenirdi. Kovan ağızları da 4X1 cm. boyutlarında idi. Arka kapakta delik varsa çamurla sıvanır, ağzından başka yerde nefes alacak delik bırakılmazdı. Kovanların arka tarafı az yukarıda olacak şekilde meyilli konurdu. Bu sarıp sarmalamanın en önemli amacı, az bal tüketimi ile iç ısının istenen ayarda tutulmasına yardımcı olmaktı. Eski arıcılar böyle yapınca yavruların üşümeyeceğine ve balı az tüketip fazla bal biriktirileceğine inanırlardı.
Şimdi çiçektozu kapanlı kovanlarımızda bazı arıcılarımızın uygulamalarında, kovan altının tellerle kapatılarak açık bırakılması şeklinde kışlatanlarımız var. En azından bizim bölgemizde kışın veya yavrulama zamanında kovan altlarının tamamen kapatılmasının iç ısının sağlanması, bal tüketiminin azalması yönünde olumlu katkısı olacağını düşünüyorum.
Daha önce de alttan hava alan polen tuzaklı kovanlarımda eski tip kovanlara göre olumsuzl gelişmeler gözlemiş ve burada paylaşmıştım.
(Bağlantıyı bulmak zor, yazıyı kendi arşivimden buraya alıyorum)
.......
Kovan iç örtüsünün hava geçirgen olması veya bir yerinin açık bırakılması, kovan içinden hava akımı yapar, bu akım yavrulu alanı etkisi altına alırsa gelişim yavaşlar. – Murat Akın

YALNIZ: ilkbaharda arı gelişiminin en önemli şartlarından biride KOVAN İÇİ SICAKLIĞIDIR. – Emekli

Dip tahtasız kovan ya da alttan çiçektozu kapanlı kovan yaptırırken bence yukarıdaki uyarılar göz önüne alınmalıdır.

Ben geçen sene alttan çiçektozu kapanlı kovanlar yaptırdım. Bu kovanlarda arılar iyi kışladı. Oğula niyetlenmeleri de azaldı. Ancak yavru gelişimi altı tam kapalı kovanlara göre yavaş oldu. Çiçektozunu almadığım kapanlı kovanlarda da gelişim yavaş oldu. Benim kovanlarımın üstte, kapak altında yemleme delikleri var. Çiçektozu kapanı ve bu yemleme delikleri arasında oluşan hava akımının yavru gelişimini olumsuz etkilediğini düşünüyorum. Ne dersiniz?

Önlem olarak üstteki yemleme deliklerini kapatıp alttaki çiçektozu çekmecesinin arka bölümünü yemlik olarak planlıyorum.

Dip tahtasız kovanlarda da üstte yemleme deliği olursa yavru gelişimi sırasında olumsuzluklar görülebilir sanırsam.
...............
Sedat Beyin yukarıda yazdıklarını göz önüne alırsak çiçektozu kapanlı kovanlarımızdaki buna benzer uygulamaların ölçüsü ne olmalıdır.?

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git