ARI HASTALIKLARI > Varroa

Arıcı Gözüyle Varroa

(1/42) > >>

Halil BİLEN:
Çok uzun bir yazı metni olmadan anlatabilmek mümkün değil.
İyi bir başvuru kaynağı olacak bu yazıda kullanılan bilgi, resim ve diğer materyalleri üreten ya da paylaşan tüm arı sevdalılarına ve fotoğraf sanatçılarına teşekkür ile başlayalım.
Hazırlamış olduğumuz Arı Ölümleri ve Varroa ile Mücadele konulu sunumu arıcılarla yapılan bilgilendirme toplantılarında dilimiz döndüğünce 2011 yılı sonlarında anlatmıştık.
En büyük sorunumuzdur derli toplu bilgiyi bir yerde bulmak.
Arıcılar olarak tek ilaç kullandığımız unsur varroa iken, arıcının varroadan bahsetmesi ve seminerler vermesi nedense yadırganır. Hatta yetki tartışması bile yapılır.
Yadırgansa da bilmeliyiz ki arı ölümlerinin çoğalması şeklinde devam eden süreci bir film olarak görürsek, varroa filmin başlarında bir yerlerde mutlaka vardır.
Tam deyim yerindeyse bizim filmimizdeki Tecavüzcü Coşkun, varroadır.



Başlayalım yolculuğa.
Arıcı gözüyle bakabilmenizi istemeyen de çoktur. Sen bizim dediğimizi yapın arıcı olarak, çok işin içine karışmayın. Bu konu biz veterinerlerin ya da biz ziraat mühendislerinin işidir. Arıcı olarak sadece verdiğimiz ilacı kullan.
Biz karışmıyoruz, zaten işin içindeyiz. Dışarıdan birileri elbette karışmasın.



Tüm ülkemizde arıcılık yapabilecek çok uygun yerlerin yanında yüksek verim alınabilecek büyük bir potansiyelimiz varken son yıllarda arılı kovan varlığımız gittikçe azalıyor. Sonbahar aylarında arılı kovan destekleme tespitleri zamanında azami sayıya ulaşan arı işletmelerini bir de kış çıkışı sayalım bakalım.



Üstelik ölümler kış başlarında gerçekleşmeye başlıyor. Ölüm gerçekleşmese bile kadrolar minimuma düşüyor. Minimum kadro ile huzurevi ve yoğun bakım kadrosundan farksız bir durum gerçekleşiyor. Huzurevi’nde halı saha maçı tertip etmek, yoğun bakımda düğün yapmak gibi.



Arıcılar olarak hepimizin bir Einstein durumu da var. Hepimizin bir ölüm sebebi var savunduğumuz.
Kimimiz yaşlı ana arıya, kimimiz sert geçen kışa, kimimiz arıların kaybolmasına ve birçok sebep…
İlaç firmalarının arıları zehirlediğine, olayda arı satan büyük işletmelerin parmağı olduğuna, havadan bazı ülkelerin bilinmeyen bir şeyler attığına kadar…



Sebeplerin en önemlilerinden olan varroadan bahsedelim. Kontrol altına alabildiğimizde arıcılığımızı daha rahat yapabileceğimiz bir dış parazit.
Türk Arıcılığının üzerine çöken bir karabulut. Ama yine de inanmak istemiyoruz.
Yok yok, kesin başka bir şey daha var diye beynin bir kısmı hep zorluyor bizleri…
Varroa tamam da kesin başka bir şey daha var diye hangimiz düşünmedik?


         
Varroa, ayılardan bile daha tehlikeli. Bir yılda varroanın zarar vererek söndürdüğü kovan yanında ayının zararının esamesi bile okunmaz.



Varroa, gözleri olmayan bir dış parazit.
Bize verdiği tüm zararları gönül gözü ile görerek yapıyor.
Bir de gözleri olsa…
O kadar hızlı hareket etmesinin yanında kurtçuklardaki üreme süreçlerini düşününce diğer özelliklerinin geliştiğine hayret etmemek mümkün değil.
Üstelik varroa hala gelişimini sürdüren ve arılara olan uyumunu sürekli geliştiren bir parazit.



Varroa Nedir?

Sadece bal arılarında bulunan, bal arısı kurtçuklarında üreme yeteneğine sahip ve yaşamlarını arı kolonilerinde sürdüren, ülkemizdeki arıcılığı tehdit edecek kadar zararlı bir dış parazittir.


         
Bal arılarında (Apis Mellifera) ilk kez 1960’lı yıllarda görülmüştür.
Aslında ilk görüldüğü arı türü Apis Cerena denilen Hindistan bölgesi arısıdır.
Bugün yaşadığımız hep farklı bölgeye arı sokma ya da bölgeden arı çıkarma merakı eskiden de mevcutmuş.
Apis Cerena bal üretimi düşük bir tür olduğundan, alın size Apis Mellifera denmiş…
O bölgedeki Apis Cerena’lardan da incelemek üzere bölge dışına akademik çalışmalar için çıkarılmış.
Böylece, kendisiyle mücadele edebilen bir türden edemeyen bir türe geçen varroa, arıcılığın başına bela olmaya devam etmektedir.



1975’li yıllarda da ülkemize Trakya bölgesinden giriş yapıyor.


         
Ayçiçeği tablaları, çiçekler içerisinde varroanın arılar arası transfer için en uygun ortamı sunar. Aynı tablada 20 kadar bal arısı aynı anda bulunabilir. Sağlıklı kovanlara en yoğun bulaşıklık ayçiçeği bölgelerinde gerçekleşir.
Varroa’nın Trakya’ya girmesi ile ayçiçeği balı için bölgede bulunan gezgin arıcıların dönüşü ile Anadolu’ya yayılma başlamıştır.

     
     
Trakya’dan Anadolu’ya dönen kolonilerin, aynı yılın sonbaharında Ege ve Akdeniz’e çam balı ve kışlatma için geçişleri ile hızla yayılmıştır.
1977-1978 yıllarında Ege Bölgesinde görülmeye başlamış ve 4-5 yılda tüm ülkeye yayılmıştır.
Mustafakemalpaşa ilçesinde uzun yıllardır arıcılık yapan Sn. Recep Şahin tarafından 1974 yılında Edremit bölgesinden alınan arılarda varroaya rastladıkları bilgisi de verilmektedir. Yılı hatırlamak bazen zor olsa da askerden gelince diye başlayınca…
Belirtilen tarihlerin yaklaşık tarihler olduğunu da kabul etmek gerekiyor akademik verilerde. Arıcıların sahadaki tespitlerinin bilimsel çalışmalara yansıması günümüzde bile çok zor iken…



İlk yıllarda büyük tahribatlar vererek yaklaşık 600.000 koloninin sönmesine sebebiyet vermiştir.

           

Eski arıcıların değişik ortamlarda ve sohbetlerde biz varroaya ilaç bile kullanmazdık demelerinin sebebi aslında varroa ile o yıllarda henüz tanışmadıkları içindir.

     
     
İlk yıllarda varroa tahribatının yoğun olmasının en büyük sebebi ülkedeki kolonilerin yarısının ilkel kovanlardan oluşması idi.



İlkel kovanlarda varroa varlığını tespit edebilmenin zorluğu yanında, o yıllarda mücadele için ülkemizde varroa mücadele ilaçlarının olmaması kayıpların çok olmasına sebep olmuştur.
İlk yıllarda yurtdışı bağlantısı olan arıcılar tarafından getirilen ilaçlar kullanım dozları ve teknikleri bile bilinmeden rastgele kullanılmıştır.


           
Modern kovanların gelişmesi ve çeşitli etken maddeli ilaçlara ulaşma imkânı olmasına rağmen ülkemizin her yanına yayılmış ve günümüzde bile ihmal edildiğinde yüksek oranda koloni sönmelerine neden olabilecek düzeydedir.

Halil BİLEN:


Varroa nasıl bulaşır?

Çiçeklere konan bizim arılarımıza, çiçekteki diğer bulaşık arıların üzerinden geçebilir.



Yağmacılık davranışı esnasında işçi arılara bulaşabilir.



Varroa ile bulaşık kolonilerden sağlıklı kolonilere çerçeve transferleri ve koloni birleştirmeleri ile arıcı tarafından bulaştırılabilir.



Kültür bitkilerinin bol bulunduğu bölgelerdeki yoğun bal akımlarında kovan şaşıran işçi arılar tarafından bulaştırılabilir.

             
           
Dışarıdan gelen oğullar da, varroanın bulaşma sebeplerindendir.

     

En önemlisi ise tartışmasız gezgin arıcılıktır.



VARROA ve Yaşam Döngüsü

Ergin arıların üzerinde gördüğümüz canlı varroalar, dişi varroalardır.
Aynı zamanda döllenmiş durumdadırlar. Ergin, döllenmiş, dişi varroalar…

     
       
Arıların üzerinde yaz aylarında 2-3 ay kadar yaşayabilir.



Kış aylarını arıların üzerinde sorunsuzca geçirebilir. Bu durum başlı başına salkımdaki arılar için huzursuzluk sebebidir.



Arıya verdiği rahatsızlığı anlatmak adına güzel bir boyutlandırma…
Düşünsenize sırtınızda bu büyüklükte parazitlerle yaşamı sürdürmek zorluğunu…



Ergin dişi varroalar 1,1-1,2 mm uzunluğunda ve 1,5 – 1,7 mm genişliğinde koyu kızıl renkte olup gözle görülebilmektedir.



Erkek varroalar ise dişilerden daha küçük 0,8 – 1,0 mm boyutlarında soluk kahverengi sarı renktedir.



Dişi varroaların ağız yapıları delici ve emici yapıdadır. Bu durum bizim arılarımıza zarar vermelerinin en büyük sebebidir.
Erkek varroaların ağız yapısı ise spermlerini dişiye aktarabilecek yapıdadır. Beslenemezler. O yüzden çiftleşme sonrası kısa sürede yavru gözü içerisinde ölürler.



Erkek varroaların ölülerini ise polenlikli kovanlarda polen kutularında dikkatlice incelediğimizde görebiliriz.  Beyaza yakın açık renkli varroalar, erkek varroalardır.

             
           
Solunum sistemleri arılardaki gibi trakelerden oluşur. Bu durum hem uçan arının üzerinde hem de yavru gözünde solunum yapabilmesini sağlar.



Ergin dişi varroalar, arı ya da kurtçuklardan uzakta 2-3 günden fazla yaşayamaz.

             
           
Ancak kolay kolay arının üzerinden de düşmezler. Arıların üzerinden ayrılsalar bile tekrar tırmanmaları çok kolay gerçekleşmektedir.



Ergin dişi varroalar arının üzerinde (genelde gövde altında) , arının kanını (hemolenfini) emerek yaşamını sürdürür. Bulaşıklık üst düzeye ulaşmadan arının üzerinde görmek zordur.

Halil BİLEN:
   
       
Varroanın üreme süreci arının doğumu ile başlar. Çünkü dişi varroalar gözden döllenmiş halde çıkarlar.



Ergin dişi varroa, arıların üzerinde üreme öncesi yaklaşık 3 gün beslenir. Bu süre kuluçka olmadığı durumlarda 150 güne kadar çıkabilir.



Ergin dişi varroa, ana arıların üzerinde bile yaşamını sürdürebilir. Virüslerin yayılması konusunda tehlikeli bir durumdur.



Ergin dişi varroa, üremek üzere 5 – 5,5 günlük kurtçukların bulunduğu gözlere girmeye başlar ve…


     
Göze girmeler, gözlerin kapanmasına erkek yavru gözlerinde 40 saat, işçi yavru gözlerinde 20 saat kalana kadar devam eder.



Göze giren dişi varroa kurtçuğun besini altına yerleşir ve orada beslenir. Arıcı olarak göze giren varroayı kontrollerde göremeyiz.


   
Varroaları, sığınak ortamına yine bizim arılarımız kapatırlar.



Göz kapandıktan yaklaşık 4 saat sonra dişi varroa, üreme yeteneği kazanabilmek için kurtçuğa yerleşir.


     
Kurtçuktan beslenme sebebi ise üreme yeteneğine kavuşması için gereken Juvenil (Gençlik hormonu) hormonuna sahip olmaktır.


           
Juvenil hormonu, en yüksek oranda erkek kurtçuklarında bulunmaktadır.



Beslenmeye başlaması ile birlikte zarar verme süreci de başlar.



Kurtçuk üzerinde beslenen ve üreme yeteneği kazanan anaç varroa gözün kapanmasından 60-70 saat sonra ilk yumurtalarını bırakmaya başlar.


           
İlk yumurta erkek varroa yumurtasıdır. Arılar gibi varroa erkeği de dölsüz yumurtadan ürer.


     
Dişi anaç varroa, ilk yumurtadan sonra 30 saat aralıklarla döllü varroa yumurtalarını yumurtlar.



Dişi anaç varroa, toplamda bir göze 4 – 6 adet yumurta bırakır.



Göz içerisinde erkek varroa 6,5 – 7 günde ergin hale gelir.


       
Dişi varroalar ise 5 – 6 günde ergin hale gelirler. Erkek varroa ile ilk dişi aynı anda…



Ergin hale gelen dişi varroalar, arı doğmadan göz içerisinde kardeş kardeşe çiftleşirler.



Erginleşen tüm dişi varroalarla çiftleşen daha doğrusu spermlerini dişiye aktaran erkek varroa ölür. Bal arılarının erkekleri ile aynı kaderi paylaşırlar.


           
Dişi varroa çiftleşme sonrası erkekten aldığı spermleri ömrü boyunca kullanır.
Zaten ömrü boyunca en fazla 3 kez üremeye giren varroa için gerekli sperm çok fazla değildir.


 
Ergin dişi varroa üremek için 2 tur göze girer. Çok nadiren 3’üncü tur olarak göze girmektedir. Gelişimini sürdüren varroalar eğer bu özellikleri daha da geliştirirlerse çoğalma hızları çok daha da artacaktır.



1 adet ergin dişi varroa ömrü boyunca 11-12 yumurta üretir.


     
Göz içerisinde gelişimini tamamlayan ve çiftleşen ergin döllü genç dişi varroalar, anneleri ile birlikte gözden çıkarlar.


   
Eğer yetiştikleri göz içerisindeki arı kurtçuğu gelişemedi ise varroalar gözden kendileri de çıkabilirler.



Erkek varroalar ve ergin hale gelemeyen dişi varroalar gözde kalırlar ve ölürler.


       
İşçi arı kurtçuğunda genellikle 2 ve nadiren 3 adet dişi varroa ergin hale gelebilmektedir.



Erkek arı kurtçuğunda ise 4 - 5 adet dişi varroa, ergin hale gelebilmektedir.


           
Ana arı kurtçuğunda ise ergin hale gelebilmesi, ana arının doğum süresi kısalığı nedeniyle gerçekleşmemektedir.


       
Ana arı kurtçuğunda ergin hale gelemese bile virüsleri rahatlıkla aktarabilir ve kanatsız ana arılara sahip olabiliriz.


           
Erkek arı kurtçuklarının neden tercih edildiğini anlatmak adına…

İşçi arı kurtçuğuna giren varroanın 2’nci varroayı ergin hala getirebilme şansı % 38 iken, erkek kurtçuğunda 5’inci varroayı bile ergin hale getirme şansı % 63 gibi yüksek bir olasılıktır.

Halil BİLEN:

 
Varroa zararı, göze giren varroanın sayısına ve girdiği gözdeki arının cinsine göre değişir.



Üzerinde 4 – 6 varroa bulunan kurtçuklar gelişme devrelerini tamamlarlar. Daha fazla varroaya maruz kalanlar gelişemezler.
Virüsler devreye girene kadar bu böyle…



Dünyada bir kurtçukta en fazla varroa sayısı rekoru, 54 adet ile şanslı bir erkek arı kurtçuğuna aittir.



En önemli zararı arıların ömrünü kısaltmasıdır.
Varroa, anında öldürmez. Süründürür.



Üzerinde varroa beslenen ve üreyen kurtçuğun ergin olduğundaki ağırlığı yaklaşık %30 kadar düşer.

Varroa ile temas eden kurtçuklarda...

*Abdomenler (Karın Kısmı) kısalır.
*Arı sütü bezleri az gelişir.
*Erkek arılarda sperm üretimi azalır.
*Protein kaybı sonucu uçuş etkinliği düşer.
*Bağışıklık sistemi hasar görür.
*Enfeksiyonlara açık hale gelirler.
*İşçi arılarda öğrenme düzeyi düşer.

Ve yıkıma doğru götüren virüsler…



Göz içerisinde varroaların beslenirken açtığı bölgeler, kurtçuğu virüslere açık hale getirir. Ayrıca varroalar da artık günümüzde virüs taşıyıcısı durumundadırlar.



Elektron mikroskop görüntüleri virüse açık hale gelen bölgeleri gözler önüne seriyor.



Varroalar, arıların kanatlarını yemişler deriz ya…



Kanatsız arılar, varroanın taşıdığı virüsler sebebiyle oluşmaktadır.
Bu bir “Deformasyon Kanat Virüsü” etkisidir.



Varroalar, Kronik Arı Felci virüsünün çoğalmasına neden olur. Arılarda sürünme, titreme ve tüy dökülmesi gibi belirtiler görülür.



Virüsleri taşıyan ya da arıları virüslere açık hale getiren varroa olduğuna göre virüslerle ilgili bir mücadeleye gerek yoktur.



Arı bireylerinin varroa ve virüs hasarları sonucunda kısa süren yaşamları sonucu kolonide kontrolsüz arı kayıpları başlar.



Kolonide kadro hızla düşer.



Kuluçka düzeni bozulur ve yavru bölgelerinde düzensizlikler görülür.

           

Kuluçkanın bakımında zorlanan ama hala temizleme davranışını sürdürebilen kolonilerde özellikle sonbaharda yavru sökmeleri görülür.



Yavru bakımı yapılamaması, çıkan yavruların kaybı ile ana arının sıkıştırılması ve…



Hatta ana arının öldürüldüğü görülebilir.



Kolonideki kadro çöküşünün devam etmesi ile kuluçka bakılamayacak duruma gelir. Yavru çürüklüğü şüphesi duyulacak düzeyde yavru alanı bozulmaları görülür.



Kadronun minimum olması ile birlikte ilk gece sıcaklıkların düştüğü geç sonbaharda yeterli salkım kadrosu oluşturamaz.



Zayıf salkım kadrosunun aşırı bal tüketmesi ve salkımı kaydıramaması sonucu koloni kışı bile göremeden açlık ölümü gerçekleşir.

Halil BİLEN:

           
Varroa ile Mücadele Hazırlıkları

Tüm arıcılık uygulamaları için gerekli olsa da “yeni nesil” varroa mücadeleleri kapsamında da arılığımızda ortamdaki geçmiş sıcaklık takipleri için minimum – maksimum değerleri biz resetleyene kadar gösteren termometreleri bulundurmalıyız.



Gelecek günler için ise, meteoroloji tahminlerini takip etmek arıcılığın olmazsa olmazlarındandır.



“Doz”

Biz Çılgın Türk’ler olarak beceremediğimiz bir olgu.

“Düşük Doz”

Verdiğimiz ilacın etken maddesine direnç gösteren varroa hatları üremesini sağlıyoruz.

“Yüksek Doz”

Yüksek doz sebebi ile de arılarımızı zehirliyor, ana arıyı kısırlaştırıyor aynı zamanda yüksek oranda kalıntıya sebebiyet veriyoruz.

“Süreli Doz”

Son yıllarda ruhsatlı ilaçlarda 4-6 haftalık sürelerle kolonide kalan şeritlerin süre bitiminde koloniden alınmaması sebebiyle düşük doz konusunda yaşanan varroa dirençlerine sebebiyet veriyoruz.

En zor parazit mücadelesi, varroa mücadelesidir.
Varroayı yok ederken kovan içerisindeki tüm değerleri korumak ve kalıntı bırakmamak…



Kovan alacak tüm arıcıların mutlaka polenlikli kovan almaları, varroa mücadelesi için de artık kaçınılmaz bir gerekliliktir.



Komple tel altlıklı kovan sistemlerinden hiç olmazsa 1 adet arılıkta deneme ve kontrol amaçlı da olsa bulundurulmalıdır.



Varroa ile mücadelede etkili sonuç almanın yollarından birisi de bal hasadı sonrası arıları sıkıştırmaktır.



Mum güvesi ile mücadelede gelişmelere ayak uydurmadan iyi bir varroa mücadelesi yapmak da çok zordur.



Derin dondurucu sonrası petekler poşetlenerek, tertemiz biçimde üstelik kalıntı derdimiz olmadan baharı bekleriz.



En iyi varroa mücadelesi aslında ülkedeki tüm kolonilerin sönmesidir.
Bu durumda varroa sorunu biter.



Varroa ile mücadelede artık varroadan tamamen kurtulmak diye bir olgu yoktur. Amaç kontrol altında tutmak ve onu daha az üretmektir.



“29 Ekim 2009 Sivrihisar”
Bozkırın ortasında kayada kendi halinde yaşayan bir koloni…
Varroa bulaşmamış koloni bulmak da artık ülkemizde çok zordur. Yerin dibinde bile.



“29 Mart 2008 Eskişehir-Bolu sınırı Güneyköy Rakım:1310”
Yakın çevrede doğada yaşayan koloniler haricinde hiç koloni yok iken…
Varroa bulaşmamış koloni sisli dağın zirvesinde de yok.



Varroalar için ilaçların etkisinden kurtulmak açısından en iyi sığınak üzerlerine kapatılmış yavru gözleridir.
Sığınakta kalış süreleri de çok uzundur.
Erkeklerde 15 gün / İşçilerde 12 gün



Varroa mücadelesine bal hasadından 10 dakika sonra başlanmalıdır.



Balı hasat eden arıcı, kuluçkalığı düzenlediğinde ilacı kovanı kapatmadan uygun dozda vermelidir.



Varroa mücadelesi büyük bal akımından 1 ay önce sonlandırılmalıdır.
Petekler ağarmaya başlayınca…



Büyük bal akım zamanında kullanılacak Varroa ilacı henüz üretilmemiştir.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git