Gönderen Konu: Soğuklar, Kış, Kışlatma, Nem vb Hakkında Yazılanlardan Örnekler  (Okunma sayısı 21625 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Bu tür ''nem alıcı'' ürünler kapalı kaplardaki nemi emmek için kullanılırlarsa ortamdaki nemi kendilerine alarak kabın içini ve kabın içindeki diğer maddeleri nemden korumuş olurlar...
Nitekim üretici firma da kullanım yerlerini belirler ve önerirken bu doğrultuda düşünmüş olmalı.


Kovanlarda ise nem, sürekli olarak üretiliyor.


Bedava verseler denemem... Bizim kovanlarda oluşan nem (ve kirli hava), kovan tabanından kolayca dışarı atılıyor. 
Ayrıca, kovan ve özellikle kovanın içi, olabildiğince sade olmalı.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Konu başında anlatılan içeriğe örnek olabilecek ölçüm değerleri.


Kovan Girişi Isı Değeri








Arısız Bölgedeki Isı Değeri








Salkım İçerisi Isı Değeri








Bal Tüketimi Esnasında Isı Değeri







''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Kısacası boşlukta olan biten umurlarında bile değil...
''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Buldum arşivde. :)

Aynı tarihte yapılan çerçeve üstü ölçüm değeri.







''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Hazır materyali bulmuşken ben de bir özet yapayım.  :)

İlk aşamada arılar salkımdalar; mutlu, mesut, bahtiyar…
Sıcaklıkları kendilerine yetecek düzeyde…

İkinci aşamada, çerçeve üstündeki balı yiyebilmek için dilleriyle ıslatıyorlar, bal azıcık ıslanıyor ve biraz da ısınıyor; bal yediklerinde isteristemez ısı enerjisi ürettikleri için ortam ısınıyor.

Kuluçka dönemi olmadığı için (yani, özellikle ısıtacakları bir kuluçka bölgesi olmadığı için) salkımın merkezindeki sıcaklık bile 34-35°C gibi yüksek değerlere ulaşmıyor.

Isınan hava yukarı çıkıyor ama üretilen ısı enerjisi, salkımdaki arılara yetecek kadar olduğu için çerçevelerin üstündeki bal bile ancak bu kadar ısınıyor.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533

...

Bölme tahtası kullanılmış kolonide boşlukları doldurma hevesini anlayamıyorum.

Belkide şu aralar soğuk bölgelere arıcılık yapmadığımız içindir.


Eskişehir'in kışını yaşamadım, gördüm; Ankara'nın kışını iyi bilirim. Amasya'daki kış da onlarınkine benzer... Ankara ile kıyaslarsak, gözlemlerime dayanarak şöyle diyorum: Amasya'da yazlar Ankara'dakinden 2°C serin; kışlar 2°C ılık geçer.
Bu genelleme bir fikir vermiştir umarım.

Konumuz arıların kışlatılması olduğuna göre bir-iki genelleme daha yapmak istiyorum.
Amasya'da, kışlatmada kolaylık olsun diye bölme tahtası kullanımı yaygın değil. Biz de kullanmıyoruz.
Kovanları sarıp sarmalamak, kovandaki boşlukları iyi ya da kötü malzemeyle, nem emen ya da emmeyen malzemeyle hiç mi hiç doldurmadık.
Kovanın üstüne boş bir kat koyup içine gazete kağıdı, saman, strafor köpük koymak gibi bir düşüncemiz hiç olmadı.

Bahara çıktık ve gördük ki yirmi koloniden ikisi sönmüş. Neden sönmüştür? Sonbaharda hiç besleme yapmamışızdır; sonbahar bakımını alelacele, gelişigüzel yaparken kolonileri anasız hale getirmişizdir; yaptığımız varroa mücadelesi yetersiz olmuştur; göremediğimiz ve arılarımızın düzeltemediği bir hatamız olmuştur; ilkbahar kontrolleri için geç kalmışızdır. Sonuç, %10 kış kaybı. Çok mu?

Kutuplarda arıcılık yapılmıyor... Soğuk olduğundan ziyade, balözü ve çiçektozu kaynakları bulunmadığından.
Ben böyle biliyorum.

Kolaylıklar dilerim.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
1\ Arıcılıktaki en büyük sorun kışlatma değildir. Hattâ kışlatma, sorun bile değildir.
Bunu sorun haline getiren arıcının bizzat kendisidir.
Ya uygulamalarıyla sorun yaratır ya da sorun varmış endişesine, vehmine kapılır.

2\ Sağlıklı ve kaliteli kışlatma yöntemleri forumda resimlerle, şemalarla, bazan uzun uzun, bazan çok özet bir biçimde sayısız defa anlatılmış durumda. Konuyla ilgili ana konu başlığı bile var. 

3\ Akdeniz’de, Ege’de kışlatmanın Ankara’da kışlatmaktan kolay olduğu da bir yanılgıdan ibaret...
Ilıman iklimde kışlayan arılar çevrede çiçek yokken bile boşuboşuna hareket halindedirler. Ilık havaya aldanarak dışarıya çıkar, hem kendilerinden hem de kovandan harcamalarda bulunurlar.
Bu bölgelerin üstünlüğü, çiçeklerin daha geç kaybolması ve daha erken açmasıyla kendini gösterir.

4\ Bu kadar önemsiz bir konu bile (es geçmek şöyle dursun) gereğinden fazla irdelenmiş.

Bir kez daha özetleyelim:

*Kış salkımındaki arılar soğuktan ölmezler.

**Kış salkımındaki arılar temiz havaya ihtiyaç duyarlar.

***Kış salkımındaki arılar fazla tüketim yapmasalar da gerektiğinde sağlıklı besine kolayca ulaşabilmelidirler.
Bu nedenle, çerçevelerin kovandaki konumu, sonbaharda da bilinçsizce değiştirilmemeli; her çerçevede sırlanmış ''bal kemeri'' şeklinde bal bulunması sağlanmalı.


*Varroa ile bulaşık arılar kışı kolay geçiremezler, kıştan diri çıkamazlar.

**Genç işçi arısı olmayan/az olan arılar kışı kolay geçiremezler, kıştan diri çıkamazlar.

***Anaarısı yaşlı arılar kışı kolay geçiremezler, kıştan diri çıkamazlar.

****Kovandaki besin en üstün kalitede bile olsa, çerçevelere dengeli dağılmamış ise arılar kışı kolay geçiremezler.

Bu bilgiler ışığında yapılacak şey nedir?
Bu soru Eylül’de, Ekim’de sorulsaydı söylenebilecek çok şey vardı...
Türkiye’de, Aralık ayının sonlarına doğru soruluyorsa, sadece ''oksalik asit-dihidrat ile varroa mücadelesi'' yapılabileceği söylenebilir. Fakat hasattan sonra yapılanlar ve yapılmayanlar zaten belirleyici olmuştur. Bitmiş arıya asit ne yapsın!

Kıbrıs için de aynı ilkeler geçerlidir...
Tek fark var… İklim daha ılıman olduğuna göre arılar daha uzun süre hareketli olur, daha uzun süre yavru yapar, daha geç ve daha kısa süre salkımda kalırlar; dolayısıyla kış boyunca daha çok besin tüketirler. Bu nedenle sonbaharda bırakılacak olan besin miktarı biraz daha fazla olmalıdır.

Uzun uzun anlatılınca herhalde konular birbirine karışıyor…

Kısaca, ne yapılmalı ki arılar rahatça kışlasınlar?

Varroa mücadelesi dışında hiçbirşey!

Arıcı, varroa mücadelesi dışında hiçbirşey yapmazsa, arıya da hiçbirşey olmaz.



''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek'' endişesiyle arıcılık yapılmaz. 
''Arıların için soğuktan korkma; varroadan kork, güveden kork, açlıktan kork, bir de nemli-kirli havadan.''
Arıcılıkta da ''bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır''.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Bu aşamaya geldiğimize göre aklımdaki temel ilkeyi özetleyip uygulama fotoğrafını buraya aktarayım… (Sonradan okuyacak olanlar konuyu ilk sayfadan başlayarak okurlarsa iyi olur.)

Havalandırma kovan tabanından olmalı. Bu mümkün değilse kovan ön yüzünden de olabilir. Bu sayede kovana temiz hava kolayca girecek, kirli hava da kolayca çıkabilecektir.

Kovana hava giriş-çıkışı bu kadar rahat olunca hem arılar rahatsız olmuyor, hem de kovan tavanında (örtü bezinde) su damlacıkları oluşmuyor.

Havalandırması iyi olan kovanlarda kışın örtü bezini inceleyip su damlacıklarının oluşmadığını saptamış değilim ama, ilkbaharda örtü bezinde nem yüzünden oluşmuş küf hattâ küf belirtisi görmedim hiç… 
Çuval ya da başka bir bez, az da olsa hava akımına izin verdiği için burada su damlacıkları oluşmuyor, küflenme olmuyor.

Örtü bezinin hava geçirmezliği sağlandıysa kesinlikle ısı geçirmezliği de sağlanmalı.

Yalıtım ya gerçekten yapılmalı, örtü bezinin çerçevelere bakan alt yüzü soğuyamamalı (Bu durumda sıcak yüzeye çarpan hava, içindeki nemi bırakmaz.)
ya da hiç yalıtım yapılmamalı.  (Bu durumda ise fazla nemi bırakacak kadar kalamaz, bırakamadan uzaklaşır; yerine temiz hava gelir. Soğuk havada arabanın ya da mutfağın camını hafifçe araladığımız gibi bir durum oluşur…)

Bu uygulamaları gönül rahatlığı ile yapabilmek, arıların (arı kuluçkasının değil, arıların) soğuklardan ve hava akımlarından insanlar kadar olumsuz etkilenmediklerini bildikten sonra pek de zor değil.

Kadir’in yerine ben sorayım…  :)

1.) Üst yalıtım iyi olmazsa kovan içine, arıların üzerine su damlacıkları düşmez mi?

2.) Arı salkımı hava akımının (hava cereyanının) ortasında kalmaz mı? 

***

Kış salkımındaki arıların besin stoğu kadar önemli bir ihtiyaçları da temiz hava…

Kışın kovana yeterince hava girebilmeli ki kirlenmiş, gereğinden fazlaca nemlenmiş hava da çıkabilsin.

Havalandırma alttan olmalı…
Bu sağlanamazsa, hiç olmazsa üstten olmalı. Nasılsa örtü bezi ya da örtü tahtası kullanılıyordur… Üstten havalandırma konusunda abartıya gerek yok!


Alttan havalandırma yetersiz iken kapak kısmındaki yani kovanın üst kısmındaki hava giriş-çıkışıyla kovan içinde meydana gelecek olan hava akımından (cereyandan) arı kolonisi olumsuz olarak etkilenmiyor.


Havalandırma yeterli olduğunda, buharın buğu ve su damlası haline gelmesi, damlacıklar halinde arıların üstüne düşmesi de sözkonusu olmuyor.



Alttan havalandırmalı,
üstten ısı yalıtımlı ve dış etkilere karşı korumalı,
ideal kışlatma örneğimiz

Sayın M. Gençünal’dan:

Kovan üst örtüsünü en üst düzeyde izole edip bıraktığınızda hava nerden sirkülasyon yapacak.



Üst örtü olarak kullandığım şeker çuvalının tek atını kaldırıp bütün bir gazeteyi koyuyorum.

Onun üzerine 2 cm kalınlığında strafor koyup çuvalın diğer kısmını üstüne katlıyorum.



Katladığım çuvalın üzerine 60 x 60 cm ebadında naylonu koyup kapağı kapatıyorum.



Naylon kenerlardan sarktığı için sızıntı ve rüzgarla karışık yağmur içeriye işlemiyor.

İster evinizde, ister kovanda üst kısmın yalıtımını iyi yaparsanız soğuktan ve nemden etkilenmezsiniz.

Nem sıcak havanın soğuk yüzeye temas etmesi sonucunda yoğunlaşıp suya dönüşür.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Bağlantılı sorular o kadar çok soruluyor ki; doğrudan doğruya şu soruyu ve sorunu irdelememiz gerektiğini düşünmeye başladım:

Arısı yedi-sekiz çerçeveyi kaplayan standart bir kovanda,
diyelim ki dört aylık kış dönemi boyunca nasıl ve ne kadar nem oluşur?

Girişten başka havalandırma düzeneği yoksa,
oluşan bu nemin ne kadarı dışarı atılır; ne kadarı kovan içinde kalır?

Kovan içine ya da örtü tahtası üstüne koyacağımız en iyi nem emici madde ne olabilir; ne kadar nem tutabilir?

Nem emici maddelerle kovanı,
kenarlarda kalmış ve arısı azalmış petekleri
nemden, dolayısıyla küften koruyabilir miyiz?

İlgileneceklere şimdiden teşekkür ederim.




Cahit bey girişten başka havalandırma imkanı olmayan kovanlarda ne kadar nem emici materyal kullanırsanız o kadar zarar görürsünüz.

Havalandırma yetersiz bile olsa, soğuk ve nemli hava dış ortam sıcaklığına bağlı olarak giriş deliğinden dışarı akar.

Yapılacak tek şey nem tutucu malzemelerden uzak durup tavan izolasyonunu güçlendirmek.

Eğer tavan ve yan duvarları strafor ile izole ederseniz, nemin çoğu dışarıya göre ısı farkının çok olduğu ön-arka duvar ile tabanda oluşacaktır.

Kovanları öne doğru eğimli hale getirdiğinizde de bu nem su olarak dışarı akacaktır.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
...

Kontranın tam ortasından 10x10 kessek elek telini çaksak,kış sezonuna girerken ne yapcaz ki

her birine parça kontra koymamız gerekir heral :)


Hayır, Kadir Bey,
Hiçbir müdahalede bulunmanız gerekmez. 

Sakın bana Ankara'nın soğuklarını anlatmaya kalkışmayın... Bu yılın kışı yeni çıktı. Belediye ve esnafın temizleme çalışmalarına rağmen karların Çankaya, Dikmen sokaklarında değil, Talatpaşa Bulvarı'nda bir aydan uzun süre kaldığı yılları bilerek söylüyorum: Ankara kışından arılara bişeycikler olmaz. 

Doğaldır ki, yetersiz varroa mücadelesi ve yetersiz besin stoğu sonunda görülen vahim durumlar için kış mevsimi, Ankara'da da iyi bir bahane olur.  :)

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Bence arıcı varroaya karşı kaliteli bir savaşım verirse geriye fazla bir şey kalmıyor...

Kovanlarını temiz tutacak.
Bu sayede Amerikan Yavru Çürüklüğü, Avrupa Yavru Çürüklüğü, Nosema hastalığını görmeyecek.   

Yaz-kış demeden,
''arılarım uzun, ağır ve çetin geçen kış şartlarında'' soğuktan etkilenip hasta olur vehmine kapılmadan, kovanlarına bol bol temiz hava girmesini sağlayacak.
Bu sayede, kovanda oluşan nem dışarı atılacak. (Antrparantez belirteyim ki, herhangi nem tutucu madde ile olursa olsun, nemin kovan içinde tutulmasına karşıyım.) Dolayısıyla kovanda küf olmayacak. Küf demek mantar demek; o da mantar kaynaklı hastalıklar, yani Kireç Hastalığı, Taş Hastalığı demek…
Demek ki kovanların havalandırma sistemleri iyi olursa, kovanlardaki hava temiz olursa, mantar hastalıklarına karşı ayrıca önlemler almaya gerek yok.

Üşümüş Yavru Hastalığı da denilen Adi Yavru Çürüklüğü için… Koloniler her zaman diri olacak. Kovanda hiçbir zaman gereğinden fazla çerçeve olmayacak. Arılar üşümez ama arıların yumurtaları, kurtçukları ve pupaları üşürler!

Kovan içindeki güve kelebeği ve bu kelebeğin kurtçukları (mum güvesi) için de yukarıdaki uygulamadan başka bir savaşım yöntemi bilmiyorum. Koloniler her zaman diri olacak. Kovanda hiçbir zaman gereğinden fazla çerçeve olmayacak.

Pek çok hastalık etmenini varroa mücadelesi esnasında safdışı bıraktığımıza göre, başka hangi hastalıklar kalmıştı?

Tüm arıcılara sağlıklı koloniler dilerim.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Arılarımız için kış soğuklarından korkmamamız gerektiğini öğrendiysek, hava akımından (kovandaki hava cereyanından) korkmamamız gerektiğini öğrenmemizin de zamanı gelmiştir. Gerekçemiz aynı; ''Arılar soğukkanlı hayvanlardır.''

Soğuklardan ve hava akımlarından korkmayacağız. Bu konuda bir püf noktası var: Salkımdaki arılar, gerektiği kadar besine, kolayca ulaşabilmeliler. Çünkü soğuklar ve hava akımları (hava cereyanı) şiddetini artırdıkça arıların besin (enerji) ihtiyaçları da artar.

Özetlersek...
Soğuklardan korkma, hava akımlarından korkma;
açlıktan kork, bir de varroadan...

(Bu doğrultuda düşünürsek; sonbahar beslemesinin, sonbahar varroa mücadelesinin önemi kendiliğinden ortaya çıkıyor.)

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
 
Merhaba,
alt havalandırmalar ne zaman kapatılmalı


Kış biterken...

Mesut Bey,
Havalandırmaları kapatarak, arıları korumuş olmaz; sadece moral kazanırsınız...
Çarpıcı bir yanıt olsun diye ''kış biterken'' dedim; ama biz çiçektozu çekmecelerini çoktandır kovandan aldık ve çiçektozu toplayacağımız zaman (ilkbaharda) takacağız.

Zaten, kovan altlarındaki havalandırma düzeneklerinin asıl amacı, arıların kovan havalandırması yapamadıkları kış döneminde, koloniyi temiz havayla buluşturmak, kovanda oluşan kirli havayı ve fazla nemi dışarı atmak değil mi?

Soğuklara karşı duyarlı olan arılar değil; arıların yumurta, kurtçuk ve pupalarıdır.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Evet Sait Bey,
Kovan içinin ısınamayacağı doğru... Fakat buna gerek de imkan da yok ki zaten.
(O açıklık olmazsa kovan içinin ısınabileceğini sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.)

Hem arıların temiz hava almalarını sağlamak, hem de kovan içini nemden korumak istiyorsak bu duruma razı olmak zorundayız. Yani razı olmak zorunda kalacağımız durum, arıların kış boyunca %33 fazla bal tüketmeleri ki, o fazladan tüketilecek olan bal da bir kilogramı bulmaz.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/

Çevrimdışı M. Cahit SÜMER

  • mcsumer
  • Genel Moderator
  • Ana Arı
  • *****
  • İleti: 3337
  • Yer: Amasya
    Yaş: 67
  • Arıcılık Şekli: Amatör
  • Rakım: 533
Sayın lodos_,
Sıkıştırma işlemine hasattan sonra başlanmalı, sonraki kontrollerde gerektikçe bir çerçeve daha alınmalı. Bu konu için şu iletiye bakabilirsiniz:
https://www.aricilik.gen.tr/index.php?topic=7968.msg118816#msg118816
('Kolonide ne günlük larva var ne de kapalı yavru.' konu başlığı altında gözlerden uzak kalmaya mahkum olmuş bir yazı... Neyse ki, Halil Bey bu konuda çok yazı yazmış.) 

***

Ben bölme tahtası kullanmıyorum ama, yararsız olduğu için değil özellikle zahmetli olduğu için.

***

Kovanların içi olabildiğince sade olmalı. Kovan içine konulan her tür nem tutucu madde ve malzeme benim gözümde çer-çöptür; yarardan çok zarar verir.

***

Kovanın ön yüzündeki o havalandırma düzeneğini hangi durumlarda tam açık pozisyona getirmeyi düşünüyorsunuz ve neden? Bence kışın olmalı… Kışın kovanlardaki sorun, gereğinden fazla nemli ve kirli hava oluyor.

''Bu kış arılarım soğuktan donacak, açlıktan sönecek endişesiyle arıcılık yapılmaz.'' 
''Arıcılıkta da bilimsel bilgi çoğaldıkça gizemler azalır.''
http://mcsumer.blogspot.com/