O zaman bizde Hakan bey’in bugünkü performansını puanlayalım.
“1”
![]()
O zaman bizde Hakan bey’in bugünkü performansını puanlayalım.
“1”
![]()
Bu konuyu tartışacaksak öncelikli olarak sanırım aşağıdaki makaleyi hepimizin bir kez okumasında fayda var.
http://www.uludagaricilik.org.tr/dergi/2008/2008-2/balarisi.pdf
Bu da bir değerdir. Sonuçta 0 diye bir rakam da var…
![]()
Ben tam da burada bir tespitte bulunmak istiyorum.
Bu yazı dizisi içerisinde, bilimsel makaleleri/yazıları kullanmalı mı yoksa tecrübelerden mi faydalanmalıyız.
Kendi adıma benim oyum tamamen hepimizin bildiklerini ortaya döküp, güzel bir harman çıkarmak yönünde.
Çünkü burada bilgi paylaşan arkadaşların tamamı o makalelere ulaşabilir bir şekilde.
Zaten gözünü sevdiğim Hüseyin ağabeyim nasıl bir başlık atmış.
“AMATÖRCE ANA ARI ÜRETİMİ”
Buradan hareketle yaşadığımız tecrübeler geleceğe çok güzel ışık tutabilir. Bu ifadelerimden anti-bilimsel bir tavır asla çıkarılmasın ki bilimin ışığında yürümemiz gerektiğini birçok kez ifade ettim, etmeye de devam etme kararlığındayım.
Islah programlarını anlatan bir makaleye bir dalarsak çıkmamız mümkün değil gibi görünüyor.
Takdir sizlerin.
Böyle makalelerle/yazılarla devam edilecekse, uyarız topluluğa. Bu konuda elbette kaynaklarımız vardır.
Bunu neden söylüyorum, aramızda işin hem teorisini hem de pratiğini çok iyi uygulayan büyüklerimiz var. Bakmayın siz benim yazdığıma, ben sorarım, öğrenirim, izin alır ilgili kaynaktan yazarım.
Ah keşke burada bu tecrübelere sahip büyüklerimiz yazıp, çizseler…
Bazen şeytan diyor, de ki alacaksın 7 günlük larvayı koyacaksın ana arı memesinin içine yaz ve sopalamaya gelsinler bizi. Yapacağız onu da yapacağız gerekirse.
Yeter ki amatör ana arı üretiminin inceliklerini öğrenelim de ele güne muhtaç arıcı grubu halinde serseri mayın gibi dolanmayalım.
Söyletmeyin beni fazla, amatörce olsun, bizim olsun…
Hakan Bey,
O zaman şöyle yapalım; sizden kayıt sistemi ve damızlık seçimi konusunda ayrıntılı bir ders alalım.
Hatta bir çok arkadaşımız bizden bir kayıt sisteminde olması gerekenler gibi genel bir tanımdan daha çok, net bir çizelge bekliyor.
Damızlık seçimi konusunda şu konudaki fikirlerinizi de merak ediyorum.
Özellikle ana arı üreticilerinin bir yaklaşımı var. Ülke çapında bütün yerel ekotipler melezlendi, bu arılarla çalışarak bir yere varamazsınız. Kendi ana arınızı üretmek istiyorsanız muhakkak adı sanı belli damızlık ana satın almak zorundasınız.
Başka bir görüş ise, yerel ekotipler konusunda henüz işin bitmediği, arıcının kendi elindeki arıları değerlendirmesinin en iyi yöntem olduğu yönünde.
Siz ne diyorsunuz. Kanat yolma operasyonlarından vardığınız net bir sonuç olmalı.
Arı ıslahının çok farklı bir bilgi birikimi ve sıkı disiplinli bir çalışma gerektirdiğini biliyoruz.
Amatör arıcılar olarak konuya nasıl yaklaşırsak, en verimli sonucu alabiliriz.
Arkadaşlar;
Konu öyle bir yere geldi dayandıki beni bu konuda uzman addetmişsiniz gibi hisssettim. Daha yolun başında olduğumu düşünüyorum. Neden mi?
Değişik kaynaklardan okul yıllarındaki eğitimimiz bize, sürü yönetimi konusunda pek çok bilgi bıraktı. Fakat arıya meak saldığımda gördümkü yapılan çalışma sayısı oldukça az. Ne demek mi istiyorum?
Kalıtım derecesi dediğimiz bir kavram var. Belki duyduk beli duymadık ama kısaca calıda görülen farklılıkların ne kadarı çevreden ne kadarı da genetopinden kaynaklanıyo sorusunun cevabını veren değer.0-1 arasında değişiyor. Şimdi bundan neden bahsediyorum.? Kayıt tutmatan bahsediyoruz. Diyelim ki yukarıda basitçe bahsi geçen kayıt kıstaslarımız vardı.
Bal verimi
Yumurtlama alanı (günlük yumurtlama kapasitesi desek sanırım daha doğru olacak)
Varroa mücadele gücü
Hijyenik davranışlar
v.b.
Bir karaktere ilişkin kalıtım derecesi 1’e yaklaştığında o bireyin bu karakteri nesillerine genler ile akarabilme becerisi de artıyor. Yani çevrenin etkisi azalıyor.Değer 0’a yaklaştığında ise o karaktere çevre faktörleri (ısı, yağış, arıcı kapasitesi vb.) daha fazla etkiler hale geliyor.
Bu karakterlerin kalıtımı ise eklemeli ve eklemeli olmayan genlerin etkisi şeklinde inceleniyor. vesaire vesaire
Fakat arıcılık konusuna girdiğimizde diğer büyük baş hayvanlarda olduğu gibi karakterlerin kalıtımı ile ilgili çalışmaların yeterince olmadığını gözlemliyoruz.
Peki biz arıcılar ne yapacağız? Neye dikkat edeceğiz?
Öncelikle ırkarın karakterini belirleyen genel kıstaslar var. Mesela dil uzunluğu kalıtım derecesi 1 olan bir değer diyebiliriz. Kafkasardaki dil uzunluğu yavrular da kafkas olduğunda yavrulara aktarılabiliyor. Bunun gibi kışlama yeteneği de kalıtım derecesi 1 olan bir karakter.
Hadi lafı uzatmayalım. Çalışmalar olsa da ben okumaya vakit bulamam da diyebiliriz. Bu durumda;
Elimizdeki koloni birikiminde düzenli ve sabit bir kayıt sistemi zorunlu hale geliyor bu durumda. Her koloninin kartında olmazsa olmaz bilgileri tutacağız ve hangi karakterlerin devam ettiğini gözlemleyeceğiz. Bu hususta ise işi bilen büyüklerimiz elindeki sürüyü hemen her yönüyle mükemmel hale getirmezsin, önceliğini belirle ve önceilğine göre git derler.
Diyelim ki siz bal verimi yüksek bir arı istiyorsunuz. Bu durumda bal verim kayıtlarınızın sürekli ve kayıpsız olması gerekiyor. Veya siz sakin ve uysal bir sürü hedefliyorsunuz. Bu durumda arıyı her açışınızda alacağınız hırçınlık notları size yardımcı olacaktır.
Yani;sürünün her yönü ile kayıt tutmak zor değil koloniyi kontrol için açtığınızda yumurta alanından tutunda hırçınlık bilgisine kadar her şeyi not etseniz de karşınıza çıkacak olan tablo yüksek ihtimal ile şöyle olacaktır.
Koloni 1:
Hırçınlık= Çok uysal
Bal verimi= Düşük
Koloni 2:
Hırçınlık= Saldırgan
Bal verimi= Yüksek
Böyle bir durumda hangi koloniyi seçersiniz? (Hemen hemen her arıcı hırçın arının daha çok bal yaptığı yönünde iddiada bulunabilir)
Burda sezon başında verdiğiniz kararı uygulayacaksınız. Yani ben önceliğimi hırçın olmayan arılardan yana kullanacağım diye karar aldıysanız öncelikle hırçın olmayan kolonileri seçerek ıslahı bu yönde yapacak, sonrasında diğer karakterleri ele alacağız.
Tabi iş aslında bu kadar da zor değil. Çünkü puanlamayı sadece bir karakter için değil birden fazla karakteriçin yapma şansımız var.
Hırçınlık
Bal verimi
Varroa mücadele gücü
Kışlama gücü
Petekleri düzgün örebilme gücü gibi birden fazla karakter için yapacağımız puanlamadan en iyi dereceyi alan kolonileri elde tutarak 5-6 yıl içerisinde arzuladığımız seviyeye varmak mümkün.
Bu işin olumsuz tarafı ise bu şekilde arı seçme işlemini 20 yıl kadar yapabiliyoruz. Ondan sonra sürüye yeni gen katmak gerekiyor.
Arda ıslah edilmiş sürü oluşturmanın yolu bu arkadaşlar.
Peki işin başında nasıl arı ile başlamalıyım? sorusunun cevabını daha öncede verimiştim. Sizin yörenize ait bir arı ile başlamak en doğrusu. Yani bölgenizin ekotipi ile başlamak.
Şimdi piyasadan hep kulağımıza gelen yukarıda Murat Bey’in de bahsettiği ülkemiz arılarının hepsi melezlendi hipotezi çok konuşuluyor. Ben buna katılmıyorum. Tamam hepimiz gen kaymalarından bahsedebiliriz. Ama şunu da biliyoruz ki kolonilerin ırkına göre ana arının ve erkek arıların çiftleşme uçşuna çıkma zamanları farklı. Çok bariz bir fark olmasa da Kafkas ile İtalyan erkeklerinin çiftleşme uçuşuna çıktıkları saat aralarında farklılıklar görülüyor. Bu bile bizim bögelerdeki ekotipin bozulmasının daha tam gerçekleşmedi hipotezimize katkısı var. Mesela 10-15 yıl evvel Trakya bölgesine TEMA vakfı tarafından dağıtılan bir sürü Kafkas anaları vardı. Bu yıl Trakya bölgesinde gezerken çok arıcımzın zamanında bunları ldığını gözlemledim. Hatta o analara krtarıcı gözüyle bakmışlar. Fakat zamanla o analar ve onların kızlarından gelen kolonlerin yitip gittiğini gözlemlemişler. Bunun sbebi ise arıcılarımızın yapamadığı seçim işleminin doğa tarafından gerçekleştirilmesi. O bölgeye uymayan karakterler zamanla silinip gidiyor. Hali hazırda ülkemizde 5 farklı ırk gözemlenebiliyor. Bu türlerin altında yüzlerce farklı varyeteden(ekotip) ediyoruz. Şu anda benim bildiğim 4 farklı bölgede çalışma devam ediyor bu ırk veya ekotilerin özelliklerini ortaya koymak için ve benim bilmediklerim kaç tane acaba. Ha bu işin daha ilk adımları. Bu ırk ve okotipler ortaya konacak, sonrasında da bunlara ait olmlu karakterlerin gelişimi sağlanacak.
İşte şu anda benim yaptığım çalışma Trakya Bölgesindek ırk ve ekotipleri ortaya koyma adınayapılan bir çalışma. Var mı yok mu? Bozuldu mu bozulmadı mı? Umarım bu yaza kadar bu cevaplara ulaşabiliriz. Ama sevindirici bir haber olarak Anadolu ırkıın halen bulunduğunu ve karakter gözlemlerinin yapıldığını (ODTÜ) söyleyebilirim. Ayrıca şu anda Kafkas ırkı ile Kırklaeli (Irk veya ekotipi) arısının değişik bölgelerdeki yaşama gücü denemeleri de yapılıyor.
Anaç koloni seçimi konusunda iyi bir mesafe kat ettik sanırım.
Ana kurallar belli oldu.
*Yerel arı olacak.
*Elimizdeki tüm kolonilerin istediğimiz/istemediğimiz özelliklerini takip/kayıt edeceğiz.
*İstemediğiz özellikleri taşıyan kolonilerin üretildiği anaçları iptal edeceğiz.
*Arılığımızdaki en iyi arı/arıları değil, en iyi arıların yetiştirildiği kolonileri anaç olarak taşıyacağız.
Bir ilginç tespiti de yapmak gerekiyor sanırım.
Anaç koloni olarak kullanılan koloniler genelde dikkat çekici biçimde işte budur dedirtecek başarıyı göstermiyorlar. Özellikle saf kafkas bulundurma imkanı olan arkadaşlarımızla birlikte gözlemimiz saf ana arı bulunan koloni tam deyim yerindeyse sürünüyor. Biraz da biz sürünmesini istiyoruz ama kendi haline bırakıldığında da performansları çok dikkat çekici olmuyor genelde. Ancak o anaçtan üretilen melezler çok başarılı oluyorlar.
Bu Büyükşef’in dediği gibi bir sonraki nesile ırk özelliklerini aktarma yeteneği olarak görülüyor.
Amatörde olsa tek bir koloniyi anaç koloni olarak belirlememek gerekiyor ayrıca.
En azından 2 anaç koloni belirlemeli ki, anaç kolonileri uzun yıllar saklamanın da zorlukları var.
Hem takip açısından tek bir anaç koloniye bağlanmamak başarı şansını arttırır ki yapılan çalışmaların karşılığı hemen ertesi gün alınmıyor arıcılıkta.
Anaç koloni konusunda kesin bir karar verilmiş bir ana arıyı uzun süre taşımak için yapılması gerekenin ne olduğunu da belirterek artık kıyı kıyı ana üretimi için yapılacak zor gibi anlatılan ama gerçekte çok basit işlemlere geçmek gerekiyor.
Anaç koloni koruma…
Anaç koloniyi 5 çerçevelik ruşette saklamak en mantıklısı…
Ve anaç ana arının en az şekilde yumurta atmasını sağlamalıyız ki uzun yıllar bize o yumurtaları verebilsin.
Ana arının en az yumurtlaması için ne yapılabilir?
Sonuçta amatörce larva alacağımıza göre 50-60 larva bize her turda yetecektir.
Anaç kolonide aktif dönemde 3-4 çerçeve arı bulundurmak yeterlidir.
Ana arının yumurtlaması için orta çerçeve çok önemli ki buraya verilecek peteklerin yeni kabartılmış (hastalık riski en düşük) olması tercih edilmelidir.
2 duvar çerçevesi ise full ballı olarak bulundurulmalıdır. Eğer bu ballıların altını oyup, iç bölümlerine yumurtlaması koloninin devamlılığı için iyi olmakta ancak aşırı yumurtlamasına müsaade edilmeden gerekirse yine ballı çerçeve ile değiştirilmelidir.
Larvaları aldıktan sonra orta çerçeveyi gerekirse başka koloniye verip, yeniden temiz beyaz bir çerçeve verilebilir.
Bu az yumurtlatmayı nasıl yapacağımıza bir şekilde kendi uygulamalarımızla karar veririz zaman içinde.
Anaç kolonide ne kadar az yumurta o kadar iyidir mantığını unutmamak yeterli.
Sonuç olarak anaç koloni konusunda söylenecek çok konu olsa da zaman içinde bu konu üzerinde çalıştıkça ufkumuz daha da gelişiyor. Benim elimde anaç mı var demeyin, ülkemizde yıllarca sadece arılarından oğul alarak arıcılığı başarı ile sürdüren arıcılar mevcut.
Hele biz kötü özellikleri eleyerek devam etsek bile daha başarılı olabiliriz.
Artık ana üretmek için doğal olarak ana arı memesine ihtiyaç var.
Ana arı memesini nasıl elde edeceğiz konusu ile devam etsek nasıl olur acaba?
Arılığımda hiç kaydını tuttuğum uygun arım yok, zaten birçoğu da öylesine gidiyor ve durumlarını bilmiyorum diyorsak…
Unutmamalıyız, oralarda bir yerlerde doğal kalmış bir şeyler mutlaka vardır.
Anaç kolonimiz olsa da daha değişik genleri arılığa taşımanın faydası olur mu olmaz mı gelecekte göreceğiz ama aklımızda bir yerlerde dursun.
Biraz yükseklere, dağ köylerine doğru biraz kafanızı kaldırın.
http://img685.imageshack.us/img685/6462/83761957.jpg
http://img685.imageshack.us/img685/963/95614377.jpg
http://img685.imageshack.us/img685/8650/72279384.jpg
http://img685.imageshack.us/img685/2316/37265677.jpg
http://img685.imageshack.us/img685/6152/85319419.jpg
http://img194.imageshack.us/img194/1759/68512296.jpg
Halil abinin eklediği son mesajdaki sondan ikinci resme pek yabancı değilim.
Çünkü benim arı ırkımda bunun tamamen aynısı ana arı renginden tutun kızıllığına işçilerin abdomen halkalarındaki sarımsı turuncumsu halkalara varana kadar aynı.
Bazılarında biraz daha sarımsı iri analar mevcut, kızılımsı siyaha çalan analarda mevcut. Asıl dikkatimi çeken bu vurguladığım resimdeki ırk yerli anadolu ırkı ise referanslarım olduğu gibi değişecek. Birde eğer bu koloni uysal ve ana gençken oğul vermeyen ırksa %99 damızlık seçtiğim kovanlarımla aynı denilebilir.
Emin olmak ve seçilmiş türün devamlılığı için sorum şu; Yerli arı dedikleri bu mu? Anadolu arısı dedikleri bu mu aceba?
saygılar.
Anadolu arısı / yerli ırk konusunda kesin birşey söylemek mümkün değil.
Ülkemizde bu konuda o kadar çok çalışma yapılıyor ki.
Bu 2 kanallı bir süreç…
İlk kanal laboratuvarda arıların fiziki özellikleri karşılaştırmalı tablolara göre inceleniyor. Bu süreç en hızlı işlemesi gereken süreç…
Diğer kanal ise arılıkta yani sahada arıcı gözlemleri. Bu bölüm en uzun süreç.
Bu anlamda o resimde gördüğünüz ana arı ırkı nedir derseniz bir şey söylemek mümkün değil.
Ancak o ana arının hikayesini ve 2 yıllık saha gözlemlerini biliyoruz. Ayrıca laboratuvar çalışmaları da devam ediyor, henüz sonuç bekleniyor. Ancak gelecek sonuç evet Anadolu ırkıdır şeklinde gelmesi de mümkün değil ki Anadolu arısı denilen arının karşılaştırma tablosu da bir hayli geniş…
Bizler takip ediyoruz ve bir arıcının istediği özelliklerin birçoğuna cevap veriyor.
En önemlisi kışlama kabiliyeti İç Anadolu’da çok yüksek.
Ana arının fiziksel görünümünde ziyade, şu anda elinizde bulunan kolonilerin performansından memnun iseniz, takdir sizindir.
Bir başka bakış açısı daha yaratalım. Ancak bu durum kesinlikle doğadan bulunan arı kolonisi anaç kolonidir şeklinde algılanmasın.
Ancak doğada kendi başına yaşayabilme yeteneği ile zararlılarla başa çıkabilme yeteneğine haiz olma özellikleri takip edilmesini gerektirir.
Doğadaki kolonileri bulundukları yerlerden hiç almamak gerektiği konusunda düşüncelere sahip olmamıza rağmen bal hedefleyen kişilerce kolonilerin yok edilmesi olaylarını gördükçe, alınmalı / alınmamalı ikileminde kalınıyor.
Bulunulan bölgede 35 yıldır doğal kolonilerin yaşamlarını sürdürdüğünü canlı tanıklardan dinlemek ilgiyi nasıl arttırmasın ki…
http://img707.imageshack.us/img707/7608/img1960s.jpg
Sayın zeusfaber anlattıklarınız başlangıçta doğru gibi geliyor.Ancak bu anlatılanlar bir amatör arıcının basitce yapacağı işler değil.Yetiştireceğiniz ana arıyı kıstaslarınıza göre yetiştirirsiniz.Örneğin aynı genden gelen bir ana arı kendi anası kadar verimli olamıyor.İklim ve bitki örtüsünün fonksiyonları da araya giriyor.Zararlı hastalık ve haşaratların verdikleri zararın koloni üzerine etkisini ölçemiyorsunuz.Böylece yetiştirdiğiniz ana arının ideal olduğundan emin olamıyorsunuz.Bu konuları biraz daha açarsanız daha anlaşılır olur.
Konuyu dağıtma suçlamasıyla yargılanmak istemesem de sorduğum zamansız ve yersiz resme dayalı soru ile buna vesile olmuşum beni bağışlasın yöneticimiz.
( Zakin adında bir küçük baş hayvancılık yapan bir abimiz bir meşede 4 ayrı koloni buldu ve bir rekora imza attı. Kendisi arıcılıkla ilgisi olmasada bu sayede oldu. Öyle bir yerde ki kuş uçmaz kervan geçmez dağlarımı desek karacaların kurtların ayıların yaban domuzlarının kol gezdiği bir mezrada. Bu durum gözlenerek bizim için bir ilk yaşanmış oldu. O da ‘’ Doğada bir konakta birden fazla kolonilerin barınması’’ )
Mayıs sonu Haziran başında böyle bir koloniden ana yetiştirmeyi iple çekiyoruz.
Kendi arılarımın özelliklerine gelince renge göre tarif edebiliyorum A) kızılımsı analılar çoğunlukla kışa güçlü girer en az 10 çerçeve güçlü çıkarlar ve erkenden kuluçkalığı balla doldurarak alan isterler bahara başlar.
B) yine turuncumsu ve iri diye tabir etiğim ise kışa gittikçe zayıflar halde ve düşük nufusta girer ideali 6 çerçeve bahar ortasında aniden tavan yapar ve öteki ırkı yakalar nerdeyse geçer. Gelişme hızı olarak gayet iyi.
Üretilen anaların dişisi B den erkeğinide A dan teşvik ederek uygulama yaptım yaklaşık 25 tane 2009 ananın baharda Umut HESin yanındaki yabani kestaneliklerde hünerini göreceğiz. Hem iş hem hobi.
Benim de anlatmak istediğim bu ama heves kırıcı bir üsüp ile yazmaktan korkuyorum. Halil Bey bana 1 verince aklıma uzun zamandır yanında çalıştığım amaiçinden eslek ile ilgili bir kitabı çekip okumadığım kitaplığım geldi. Biraz moleküler genetik falan takıldım. Sonra birden “Damızlık Sığır Yetiştiriciliği” kitabına takıldı gözüm. Yazar o kadar güzel yazmışki. Damızlık değeri nasıl takip edillir. Sürü nasıl yönetilir.Damızlıkların seçiminde kayıt esasları. Hangi kayıtların tutulacağı. vs.vs.
Fakat iş arıya gelince durum değişiyor. Hep söylediğim bir söz var. “Biz arıcılar diğer hayvancılık kollarında olduğu gibi hayvan yetiştiriciliği yapmıyoruz, bir elde körük bir elde el demiri arıyı yönlendirme işi yapıyoruz.”
Söylemek istediğim diğer kollarda pek çok değişken kontro eltında tutulabilirken arıcılıkta durum böyle değil. Bir yılın yetiştirilen ana arıları güzel mevsime denk geliyor bu nedenle kayıtların sonuçları da güzel. Diğer yılınkilerin mevsimi kötü gidince değerleri de kötü oluyor. Bu nedenle hesaplamalarda çevre faktörlerinin etkisini çok dikkatli hesaplamak gerekiyor.
Bu nedenle de diyorum ki bir çok özellikten ziyade kontrolü kolay olan bir kaç özellik ile işe başlamak. Arıcılığın da diğer hayvancılık kollarına göre üstün özellikleri var. Bir inekten doğan dişi buzağının süt verim kayıtları ancak 2,-3 yıl sonra doğum yapacak da o zaman başlayacak. Ama bir ana arı neslinin kayıtları bir yıl içinde oluşabiliyor. Bu da bizim avantajımız. Bu nedenle bir veya bir kaç özellik üzerinde durduğumuzda o özelliği ortalama 3-5 yıl içerisinde istediğimiz seviyelere çekmemiz mümkün. Ama özellik sayısı arttığında korelasyon ve regesyon (özelliklerin bir biri ile etkileşimi) analizlerini yapmak zorlaşacağından işin içinden çıkılmaz bir hal alması mümkün.
Sayın meuygun,
İşaret ettiğiniz noktayı başlangıçta arkadaşlarımızla kendi aramızda kritik ettik.
Amatör olarak ana üretmek isteyen arkadaşlara olayı anlatırken işin neresinden başlamak, nerelere girip nerelerden uzak durmak gerektiği konusunda bizim de tereddütlerimiz vardı, hala da var.
Teorik olarak hiç bir altyapı oluşturmadan, işin arka planını tartışmadan, balmumundan memeyi yaparsın eline tığı alırsın, en küçük C olan kurtçuğu alıp memeye koyarsın, olur sana en kaliteli ana diye olayı basitçe geçiştirebilirdik.
İnternet ortamında şimdiye kadar konuyla ilgili yapılan bilgilendirmelerin büyük çoğunluğu, işin pratik uygulamasıyla ilgili. Gözüne kestirdiğin bir arıdan rasgele en küçük kurtçuğu yakalayabildin mi, en mahir ana üreticisi sen oluyorsun.
Halbuki, iyi ana arı üretebilmek doğrudan el maharetiyle ilgili bir şey değil.
Bu açıdan biraz işin zor olan yolunu tercih ettik.
Elbette elimizdeki 5-10 kovanla, kontrolsüz çiftleştirme şartlarında, arı ıslahı yapma becerisine sahip olacağımızı iddia edemeyiz.
Fakat bir sürü kavram kargaşası arasında arıcıya kendi yolunu çizebileceği bir harita oluşturabiliriz.
Bu işin teorisini ve arka planını iyi ortaya çıkartabilirsek, arıcı arkadaşlarımız, sürdürülebilir arıcılık yapmak için, Ardahandan Edirneye iddialı reklamlarla satışı yapılan arıdan mı alırlarsa, binbir dezenformasyonla yurtdışından getirilip pazarlanan italyan, buckfast, karniyol, gürcü arısı vslerle mi çalışırlarsa, yoksa ellerindeki kendi yörelerine ait arılarla mı çalışırlarsa, doğru yapmış olurlar kararını kendileri verebilirler.
Tabi bu arada şunu da belirtmek gerekiyor. Amatör arıcı deyince, acemi arıcı algılaması oluşmasın.
AMATÖR; Latince seven kimse kelimesinden türemiştir. Sözlük anlamı ise; bir şeye hevesi olan ve onu hararetle arayan kimsedir. Sade zevki için ve bilerek bir sanat veya bir ilim ile uğraşan kimse …
Yani ana arı üretimi teorisi, kavramları tam da amatör arıcılara göre ![]()
Sayın hemşerim Murat abi amatörün anlamını güzelce yazmış benim bu başlığı atarken ki düşüncemdeki amatör kelimesinin anlami da ticari manada olmayan anlamında amatörlük,Bulunduğum yörede bende kendi ihtiyacım kadar ana üretiyorum ancak kendimce tam anlamıyla başarılı sayılmam bu konuda başlık atarken de amacım ben ve benim gibi düşünen az koloni ile hobi olarak çalışan arıcı kardeşlerimin de,bu konuda çok bilgili ağabeylerimizin uygulamalarını tam anlamıyla amatörce yapılan ana arı üretme metodlarını öğrenip hatalarımızı düzeltmek,bizim için doğru olan yönlerini almak ve günümüz arıcılığını sürdürebilmektir.Yani bölgem için çalışabileceğim en ii anayı en basit ve masrafsız nasıl üretebilirim.
Konu dağılırsa…
Konunun dağılabileceği düşüncesini taşıyan insanlar, herhalde toplama basiretini de gösterirler, bu anlamda sıkıntı yok ki.
Yeter ki ben bir dağıtıvereyim düşüncesi olmasın, en önemlisi iyiniyet varlığı… Bu hissedilmiyor mu tüm okuyucular tarafından…
Gelelim bir konakta birden fazla koloni olayına. Bu konuyu dağıtmaz belki de perçinler…
Doğadaki arılara ilgi duymamızın en büyük sebebi kendi başlarına bu şartlarda mücadele etmeleri. Gerçi çok uzun yıllar zaten doğada kendi başlarına yaşayabildikleri için ve şartlara uyum gösterdikleri için bugüne kadar gelebilmişlerdir. Bugünkü şartlar doğadaki koloniler için çok ağır.
Varroa, yetersiz ilkbahar nektarı, kısa süreli büyük bal akımları, zararlılar…
Buna rağmen mücadele güçleri inanılmaz…
Aynı konaktan kastımız bir büyük meşe ağacı veya mağara/tilki oyuğu olabilir.
Bu doğadaki arılara ilgimiz dolayısı ile elimizde veriler oluşmaya başladı.
Geçtiğimiz günlerde kolonileri alınmış / talan edilmiş büyük bir mağarada izleri görüntüledik.
Tahminimiz büyük koloni ulaşılamaz derinlikte imiş. İnsan vücudu girecek gibi değildi.
Ancak yakarak talan edilme gerçekleştirilmiş.
Mağara duvarlarından dışarıya çıkıldıkça petek izleri mevcut onlarca…
Meşe ağacında kolonilerin birbirlerine olan uzaklıklarını öğrenme şansımız varsa, bu konu da bizlerin 2 - 3 analı aynı kovanda çalışma metodlarımıza ışık tutabilir.
Oğul verme olayının o kadar geniş alanda neden gerçekleştiğini sorguladığımızda geniş alan yaratmak oğul için yetmiyor ki ana yaşlılığı ön plana çıkıyor.
http://img696.imageshack.us/img696/4687/64011933.jpg
Her petek izleri arasında belirli bir mesafe olmasıda dikkat çekici…
Ortamda başka koloni yaşamaya müsait yerler olmasına rağmen oğulların mağara çıkışına doğru yerleşmeleri de dikkat çekici.
http://img696.imageshack.us/img696/9455/50921969.jpg
Gelelim doğal ortamdan alınan kolonilerin anaç koloni olarak kullanılmasına.
Hiçbir güç, bizleri o kolonilerden ana üretmemek adına ikna edemez sanırım.
Ancak üretim sonrası karşımıza çıkacak ürünleri değişik şartlarda deneyeceğiz ve özellikler istediklerimize yakın ise sürdürürüz çalışmayı; ama arılığımızda kontrol edemediğimiz şartlar dolayısı ile, bu arıdan ürettiklerimiz yaramaz deme kararlılığını da verecek düzeydeyiz sanırım.
![]()
Hüseyin abi, ana arı üretiminde “çok bilgili” ifadesine katılmıyorum ki bu konuda çok bilgili olmak, başarılı olmayı ve eleştiri almamayı gerektirmiyor. Burada ana üretimi konusunda deneyimlerini tartışamayacağımız bir isim olan Sn. Ahmet İNCİ desek, bir sürü eleştiri alır bazı uygulamaları yüzünden, ama ana arı yetiştiriciliği konusunda az bilgili mi?
Açtığınız konuyu, açsak mı açmasak mı diye zaman zaman ince ince girdiler yapıyorduk diğer mesajlarda ama sizin konuyu açmanızla konu süper bir ivme kazandı.
Büyükşef’in dediği gibi, mumdan memeye larvayı bende artık rahatça koyabiliyorum ama en küçük bir püf noktası daha öğrenmenin zararını görmedim…
Hep beraber bu konuda bir altyapı oluşacak gibi duruyor, yeter ki konuyu bilenler, sadece okuyup pehh diyeceklerine katkı yapsınlar.
Hüseyin Bey Hemşerim, Adıma gönderdiğin ileti için teşekkürler. Yanıt verdim ama hotmail gmail uyuşmazlığından gitmedi. Sitemizde tartışılan konulardan faydalanıyorum.
İyi ki varsınız. Ana arı yetiştirme (kendi ihtiyacım için) benim de ilgi alanım. Ama benden daha iyi arıcıların yanında soru sormak ve izlemek daha doğru olur diye düşünüyorum.
Sayın Zeusfaber ve Sayın Murat Bey,mesajlarınıza geç cevap verdiğim için özür dilerim.İşim icabı akşamları fomunuza katılıyorum ve zevkle okuyorum.Anlattıklarınız gayet mantıklı.İyi anaarı üretimi için çok fazla kıstas belirlemeyeceğiz önemli olan belirlediğimiz özelliklerde ısrarcı olacağız. Teoride izleyeceğimiz yolu belirledikten sonra pratiğe dökeceğiz.Kontrolsuz ana arı çiftleştirmeyeceğiz…Ana arı sicilini iyi tutacağız.Belirlediğimiz özellikleri elde etmeye çalışacağız. Bu da diğer hayvanlara göre arıcılıkta daha kısa zamanda sonuç alabiliriz. Değerli görüşlerinizden çıkardığım sonuç bu. teşekkür ederim.