2009 yılında arıcıların tercih ettiği ana arı hangisi ?

arıcı arkadaşlarımızın, ana üretici arkadaşlardan 2009 yılında hangi ecotip veya ırk ana arıyı talep ettiği hakkında fikri olan varmı, hangi ırk veya ecotip popülerdi ? 2010 yılında arıcılarımız hangi ırk veya ecotip ana arıları seçerler.

Bu bölgeye, arıcının hedeflerine ve kandırılabilme kapasitesine göre değişir.

zaruret arkadaşımız ırka takmış durumda ırkçı mı ne :smiley: :smiley: :smiley:

Bence bu arkadaşımıza cevap vermek ZARURET oldu. 2000 yılından beri arıcılık yapan birisi olarak benim karar kıldığım ırk; yerli ırk. Tabi herkesin düşüncesi farklı olabilir. Fakat benim edindiğim tecrübe ve bilgi yerli ırktan yana çalışmak gerekliliği… Karar sizin.

teşekürler

Değerli Arkadaşlarım,

2 Senedir arıcılık yapıyorum.

Bu gün bir olay dikkatimi çekti.

Salihli’de havanın çok güzel olması nedeni saat 12,00 sularında arılarıma bakmaya gittim.Tüm kovanlarimdaki arlılar hareketliydi.Kelimenin tam anlamı ile arı gibi çalışıyorlardı.Arılığımda 2 türlü koloni var.Bir kısmı yerli ırk,bir kısmı kafkas melezi.Her iki koloninin arasında 300 metre mesafe var.

Dikkatimi çeken konuda,yerli ırk arılarımın hepsi ama hepsi polen taşıyordu.Kafkas melezi arılarım ise tek tük polen getirdiğini görselledim.

Her iki arılığımdaki kovanlarımdaki koloniler güçlü ve hepsi 10’ar çıta olarak kışlamaya bıraktım.Her kovanda arılarıma fazlası ile yetecek bal ve polen de mevcut.

Sizce,yerli ırk arılarımın neredeyse tamamı polen getirirken,kafkas melezi arılarım neden polen getirmiyorlardı?

Saygılar

Şeref Ulaş/Salihli

Polen kolonide ne amaçlı kullanılıyor?

İşte bu soruya verilecek cevap bu polen toplama davranışının farklılığını gösterir.

Yerliler işi bilirler. Kafkasların acelesi yok…

Sayın Bilen,

"bu polen toplama davranışının farklılığı"nı anlamış değilim.

Nedenide , ırklar , her ne kadar kendi işlerini bilir diye cevap versenizde sanki yaradılış bakımından hepsinde mevcut stok yapma duygusu iç güdüsel olarak ön plandaymış gibi geliyor.

Belkide çok arıcının yerli ırk arı kolonileri oluşturun ve bakın demeleri , iklimimize ve çevremizdeki bitki örtüsüne alışık olması ve polen getirmesi de , gerçekten sizin dediğiniz gibi "YERLİ IRK İŞİNİ BİLİR"i doğruluyor.

Sonrada şu soruyu kendime soruyorum,yabancı ırk çevremdeki bitki örtüsüne alışık olmadığı içinde polen toplamıyor veya toplayamıyor.Veya kendi kovanlarının içindeki polen mevcudunu bildikleri içinde polen toplama işini pas geçiyorlar.Olabilirmi ? Belki !!

Zannedersem sizin dediğiniz gibi “Yerli IRK işini bilir”.

Sayın Bilen,bu gün çektiğim resimler berbat çıkmış.Herhalde makinede bir problem oluştu.Güzel olsaydı görmeniz için gönderirdim.Görseydiniz şaşırırdınız.Her kovanın uçma tahtası önünde 15-20 arı ,15’nin ayaklarında polen var.

Bugün arılarımı ,uçuşlarını ve ayaklarındaki polenleri görüncede müthiş bir haz,zevk aldım.Tavsiye ederim böyle günlerde uçuş tahtası önüne elinizi koyun,arılar önce elinize konuyor , daha sonrada tıpış tıpış yürüyerek kovan deliğinden içeri.

Bütün bir haftanın yorgunluğunu 1-2 saatte üzerimden attım.

Saygılar

Şeref Ulaş

genel olarak bu forumda;
herkesin kendi yöresine özgü ırk ve ekotiplerle çalışması, başka bir ırk aramanın boşuna bir uğraş ve zaman kaybı olduğu vurgulanıyor. bundan hareketle ortaya ‘‘en değerli ırk yerli ırktır’’ gibi bir kural çıkıyor. bu açıdan ırkların pek bir önemi yok ise yıllardır balarısı ırkları hakkında yazılan çizilen yazılar ne içindi?
misal; ‘‘italyan arısı neden en değerli ırktır’’ gibi yazılarla karşılaşıyorum?

Sayın Gülbeyaz,

Düz mantıkla bakarsak '‘en değerli ırk yerli ırktır’'sözünüz doğru gibi geliyor.

Ama bu konuda 2 yıllık deneyimim olduğu için doğruları tecrübe sahibi olan büyüklerime ve küçüklerime bırakıyorum.

Bu arada da fikrimi söylemeden yapamıyacağım.

Aşağıdaki köydeki arıcı arkadaşıma yardıma gittiğimde,arıcı arkadaşımın ifadesine göre onunda arıları yerli ırk.

Gelin görün ki kovanın kapak tahtasını propolisten açmak bir dert,propolisten dolayı kovandaki çıtaları yerlerinden çıkarmak bir dert,elinize yapışan propolisi temizlemek bir dert.

‘‘italyan arısı neden en değerli ırktır’’ yazınıza şöyle açıklama getirebilirim.İtalyan arısı hakkında hiç bir fikrim yok ama
ırklar arasında benzerlik olamazmı?Uyum bakımından,coğrafi bakımından,iklim bakımından gibi.

Bu tabi insan ırklarında bile vardır.Örneğin Türk ırkı ve Yunan ırkı gibi,Çin ve Japon ırkı gibi.Bu çoğaltılabilir.

Peki benim arılarımın yarısı yerli ırk ama bende yok denecek kadar propolis var.

Şimdi benim arılarım mı yerli ırk?Yoksa arkadaşımın arıları mı yerli ırk?

“Yıllardır balarısı ırkları hakkında yazılan çizilen yazılar” , Bilim adına ve araştırma için.

Bu foruma kaydolduğum günden bugüne , her çeşit arı ırkı için yazılar yazılıp,konuşuluyor ama sonunda hep her bölgenin
yerli ırk arısı daha uygundur fikri en sonunda benimseniyor.

Benim izlenimim bu.

Saygılar

Şeref Ulaş

Arıların propolis toplama davranışı da ırklarla izah edilemez.

Kovan içi ölçüler, bölgedeki propolis kaynakları ve koloni güçleri ile alakalı. Bazı ırkların daha çok propolis topladıklarını aynı şartlarda denenmiş kovanlarda görmek mümkün ama bu davranış sadece yerli arı çok propolis toplar şeklinde algılanmamalı.

Hem propolisin çok toplanmasının faydalarını nasıl anlatsam ki…

Bırakın ellerinize bulaşsın, propolis çok giren yerde bakteri ve virüs zor barınır.

Bal dışında propolis de üretiyor olsaydık, propolisi çok toplayan arı ırkları için tanımlamamız, çok süper arılar olacaktı.

Bir ırkın çok harika olması ya da olmaması çok göreceli bir kavram.

Örneğin bal üretimi yapan birisi için aşırı oğulcu bir ırk istenmeyen bir durum.

Fakat en ufak şıkışıklıkta bütün çerçevelere 20 tane meme bağlayan bir ırkın, arı sütü üreticileri açısından ne büyük bir nimet olduğunu düşünün.

Arı ırkının niteliğini ya da üstünlüğünü sadece bal üretimine endekslersek, tercihlerimizde büyük yanılgıya düşeriz.

Dün yapılan Bilecik Canlı Arıcılık forumunda da üzerinde durulan konuların birinden bahsetmek istiyorum.

Ülkemizde çeşitli faktörlerden dolayı bal fiyatları düşürüldü. Arıcıların genel eğilimi, gelecek dönemlerde toptan satışa yönelik bal üretimi yapmayıp, sadece perakende satabilecekleri kadar bal üretmek.

Arkadaşlarımız arasında bir başka eğilim gelişmeye başlamış ve durumdan çok memnunlar. Bal sattıkları müşterilerine polen ve arı sütü satmaya da başlamışlar.

Önümüzdeki yıllarda bir arı ırkını değerlendirirken kriterlerimize yıllık topladığı baldan daha çok, polen, arı sütü ve propolis toplamadaki başarısı da eklenecek gibi görünüyor.

Propolisli kremin hoş kokusu ve etkisi, ellerimize yapışan propolisin iyi işlendiğinde ne hale dönüştüğünü görmek açısından da hoş değil mi?

Evet bu da başlı başına ayrıca değerlendirilmesi ve üzerinde çalışma yapılması gereken bir konu.

Ülkemizde arıcılık denildiğinde sadece bal anlaşılıyor. Fakat yabancı arıcıların bloglarını takip ettiğimizde, özellikle bayan arıcıların, arıcılığa endeksli ürettikleri ürün sayısına hayran olmamak elde değil.

Hızlıca sıralayıverelim.

  • Balmumu ve baldan üretilmiş el kremleri.
  • Propolis katkılı el kremleri.
  • Çeşitli formlarda üretilmiş ballı sabunlar
  • Balmumundan hepsi birer sanat eseri gibi görünen mumlar.

Bitkisel kökenli, içine sanayi ve kimyasal katkılar bulaşmamış el yapımı kozmetik ürünler her zaman ilgi ile karşılanıyor.

Bal sektörünün krize girdiği bu dönemde, arıcılar topluma sundukları alternatif arıcılık ürünleri konusunu iyice değerlendirmeliler.

Olmazsa bu konuyu başka bir başlık altında açıp, bir beyin fırtınası ve bilgi paylaşımı yapalım.

Belki de arıcılığı, balcılık olarak kabul eden algıyı yıkma zamanı geldi.

Selahattin GÜNEY abiyi tanıdıktan sonra benim kararımda değişti

     Sevgili arkadaşım; kafkas ırkının iklimsel ve buna bağlı olarak ta taşıdığı genetik karekter , esas olarak koloniyi BÜYÜK BAL AKIMIna ayarlamaktır. Kafkas arısından Ege Bölgesi arısının gelişme çabukluğu ve hızını beklemeyin. Kaldı ki kafkas melezlerinden bahsediyorsunuz...
      Ben yirmi yıla yakın bir süre önce TKV de üretilen ana (suni döllemeli,saf ) kafkaslarla Ege Bölgesinde çalıştım.
      1) Polen veriminde bizim arıların oldukça gerisinde kaldılar 
      2) Arısütünde benzer verim
      3) Sadece ana akımda (o zamanlar PAMUK DENİZLERİ ve bal veren tohumlar söz konusuydu) yerli kolonileri geçtiler.
      Ana yenilemeler esnasında ister istemez 1.kuşak kırmalar oluştu. O yıl müthiş bir verim artışı, sonraki her yıl geriye giden bir tablo... 
      Bu eskilerden bir deneyim aktarımı. Sevgiyle!

Sayın freebe,

Arıcı arkadaşlarımız sizin paylaştığınız bu tecrübeyi ve arı ırklarının davranış biçimlerinin tamamen geliştikleri coğrafyanın ekolojik özellikleriyle ilişkili olduğunu kavradıklarında, ülkemizde arıcılık vizyonu çağ atlamış olacak.

              Murat Bey, msjıma cevabınızla sanal ortamda tanışmış olduk. Tabii ki mesleğe yani başlayan yada amatör meraklarla arıcılığa gönül veren arkadaşlarımıza deneyimlerimizi aktaracağız. 
              Okumak, araştırmak ama özellikle bunları deneyimlerle sınamak, pekiştirmek... Bu da 

bildiğimiz gibi yıllarla oluyor. Bilginin evrenselliğine inanıyorsak ve "mesleki kıskançlıklara prim vermeyen bir yapı"ya sahipsek PAYLAŞMALIYIZ. Bu forumların amacı da bu değil mi zaten?

Bu durum zaten çok doğal değil mi?

Saf ırkların normal üretimde kullanılmaları sonucu başarıyı yakalamak çok zor.

Ancak bölgesel melezlenme ile başarı sağlanabilir. Bunu iyi bilen, ama geçmişte arıcılara anlatamayan Kafkas üretim ekibi il il dolaşıp, melezleri ile çalışılması gerektiğini anlatıyor arıcılara…

İlk melezlerin başarılı olduğu deneyiminiz bizlerinde zaman zaman vurgulamaya çalıştığı konuları destekliyor.

Ana üretimi yaptığınız anaçlar olan safları sonraki yıllara üretimde kullanmayıp, taşısayabilseydiniz benzer başarılar Ege Bölgesinde Kafkas açısından da başarılı olabilecekti.

Ancak deneyimleriniz ırkların yönetimi açısından da önemli.

Ege bölgesindeki yoğun pamuk ekimlerinin yapıldığı 90’lı yıllarda bölgede bulunmuş, bal hasatlarına katılmış birisi olarak bundan sonra sadece dilimizde kalacak o günler…

Pamuk denizi teriminize çok uygundu gerçekten…