Geçen ay Anama, kovan aldım bakıyorum, ilk balımıda aldığımı söylediğimde, şaşırarak ve anılarıda canlanarak bana senin Dedeninde arıları vardı dedi (Abdulkadir Sökücü, kendisini göremedim 1950 li yıllarda ölmüş) . Çok şaşırdım…
Başladı anlatmaya… Dedemin kumaş tezgahları varmış (1930’lu yıllar) onlarla uğraşır, bu arada çocuk bezleride üretirmiş. Eee bu çocuk bezlerin su geçirmemesi lazım, ne yapmak lazım?
Kendisine bir ortak bulup (Siviş Sakıp) birlikte arılıcılığa başlarlar, balı Siviş Sakıp alır, petekleride dedem alıırmış. Bu petekler, ısıtılır, eritilir ve çocuk bezi olarak üretilen kumaşlar bu muma batırılır ve su geçirmez çocuk bezleri yaparlarmış, sene 1935’ler.
Çok ilginç olanı ise o arılar beni 1975’li yıllarda soktu. Nasıl mı?
Dedem ölmüş ama Siviş Sakıp Amca yaşardı, mahallede en büyük bahçeli ev onlarındı, bahçenin ortasında koca bir dut ağacı vardı. Bahçeye girip dut çalarken, bahçedeki kovanlardan arılar beni sokmuş idi, yaşım 7-10 civarı.
40 yıl sonra anam anlatınca, eski günlerdeki olaylar tek tek birleşti, dedemin 35-40 yıl önce beslediği arıların soyu devam etmiş, gelmiş torununu sokmuşu, torunuda kırk yıl sonra arıcı olmuştu. İşte size 70-80 yıllık hikaye.
O arılara ne olduğunu, kurban bayramında Antep’e gittiğimde, Siviş Sakıp’ın oğullarını bulup soracağım, varsa fotoğraflarıda isteyeceğim.
Bir kitap, katalog olamadığı sürece, hepsi uçup gidecek. Kalemi kuvvetli, fotoğrafı güçlü arıcılarımız mutlaka, kitap yazmalı, ansiklopedi çıkarmalı, atlas dizayn etmeli, foto albüm yapmalı. İlk iş size düşüyor Halil Bey (malum 30 yıl var!!), hemen “Fotoğraflarla Ana Arı Üretimi Teknikleri” kitabını bekliyoruz.
Site çöker, fotolar uçar.
Sanal alem uçar, yazı kalır. …Lütfen fotoğrafları saklayın…Siz fotoğrafları yollayın, ben yapayım şu işi,… şaka bir yana, sizin, bizim gibi insanların böyle düşünmesi nedeniyle, çocuklar bizim fotoğrafları dijitalde olduğu için hiç bulamayacaklar… Neyse bende çocuk yok…
Kendi adıma fotoğraflarımı sanal aleme yolluyorum. Eminim, bilgisayar harddisklerine kaydedenler vardır.
Benim arşivim bir kaç kez backup yapılmış durumda.
Ancak biraz da hoyratça kullanıyoruz bu elimizdeki değerleri…
Bu ülkede ana arı konusunda çok başarılı insanlar var. Bu işten para da kazanıyorlar. Hatta bugün için kendi adıyla satılan çiftleştirme kutuları olan Sn. Ahmet İnci’nin ana arı üretim kitabını okuyarak ana arı üretebilecek birisi çıkarsa tebrik etmek lazım.
Amatörce ana arı üretimi konusu daha doyurucu bilgiler içeriyor…
Eskişehir şartlarında ana arı kutusu kışlatmayı deneye deneye bugünlere geldik ve bugün Yusuf Gürbüz ustadan “Excellent” not aldık denetleme sonrası…
Hatta bal stoklarının fazla ve kadroların çok bile olduğu notunu düştü… Kadro fazla-bal çok ise zaten ben de kışlarım…
Maşallah .
Kitabın adı hazır: “Fotoğraflarla Ana Üretim Teknknikleri”
Yazar da belli: Halil BİLEN
Müşteri zaten talep ediyor.
Yazarda potansiyel de var. Kalem güçlü, bilgi harukulade…
Bilemem neyi bekliyor Halil Bey?
Eğer Halil Bey’deki potansiyel bende olsaydı en az on kitap yazardım arıcılık üzerine…
Yazdıklarını derlese bu sayıda bir kitaba zaten ulaşır.
Bu arada yazması gerekenlerden Murat ÇKIR Abey’i de unutmamak gerekir.Hele bir yazmaya kalksalar her ikisinin Türk arıcılığına büyük hizmet edeceklerini düşünmekteyim…
Bakalım onlar bizim düşündüğümüz gibi düşünüyorlar mı?
Bu yazılanları iltifat olarak kabul edelim ve teşekkür edelim.
Ancak vizyonumuzda ve hedeflerimizde böyle kitap düşüncesi hiç yok. Zaten olamaz.
Arıcılık bilgimiz o yükün altına girecek derinlikte değil.
Ama daha önce de yazdım, amatörce ana arı üretimi konularını yazarken bende çok şeyler öğrendim.
Yazdığımız konular hakkında sizlerin görmediği platformlarda ekstra bilgilendirmeler aldık ve sizlerle bu durumları da paylaştık.
Zaten amatörce ana arı üretimi konusunda hemen hemen tüm arşivimi kullandım. Birkaç çok özel foto her zaman arşivde tutulur takdir edersiniz.
Yazacaksak ki yazıyoruz bu forumda yazacağız, her arıcı nasılsa birgün internetle tanışacak.
Kendi adıma eğer ömrümüz vefa ederse yakın gelecekte başlamak üzere örnek bir arı çiftliği yolculuğuna çıkacağız Bursa/Mustafakemalpaşa’da…
Eskişehir gibi çok çetin şartları olan yerde arıcılık yaparken gördüğümüz desteği zamanı geldiğinde kaleme alırız ama burada edindiğimiz tecrübelerle sanırım çok çalışarak hedefimize ulaşırız.
Kendi adıma enerjimi kitap yazmaya harcayana kadar, özellikle yeni başlayanlara referans olacak çok güzel örnek uygulamalar yapmak niyetindeyiz.
Ancak foruma da harcadığım enerji olayı yine başka…
Uzun yol yolcusuyuz diyen Büyükşefin açtığı yoldan yürüyoruz. O yüzden bu forumda yazarken yorulmuyorum. Sağlığımız elverdikçe yazmak niyetindeyiz ayrıca…
Velhasıl öyle bir misyon yüklendik ki artık, insanlar kırılsa da bildiğimiz yoldan yürüyeceğiz. Kırılanlar zaman içerisinde hak veriyorlar nasılsa…
Şuanda takımım TS Konya macını izliyorum ancak sizin anlacaklarınız bana daha cok heycan verecek bence ARI ÇİFTLİĞİ PIROJESİ diye yeni bir konu açmalı ve bizleri bilgilendirmelisiniz
Mükemmel bir proje. Eğer allah nasip ederse ve yapabilirim derse bende babama böyle ufak bi çalışma yapması için (tabiri caizse) gaz veriyorum. Kısmetsene bu sene 36 yıllık öğretmenlik hayatını bitirecek. Bende “Sen çalışmaya alışkınsın, boş duramazsın, sana biraz arı çoğaltalım, onlarla zaman geçirir, oyalanırsın” diyorum. Bana bıyık altından gülüyor ;D
Birde halil bey, size sormak istiyorum. Ana arı kutularınızı camı kırık bi odada kışlattığınızı söylediniz. Peki sorabilirmiyim. Oda kapalı olduğundan soğuk dışardan biraz azdır. Arılar dışarı çıkmak istemedilermi? Odadan ve camdan. Birde hiç birbirlerine saldırı söz konusu olmadımı? Sadece camdan dışarı çıkan arı yine camdan dönebildimi? İnanın çok merak ediyorum.
Bu bi ara benimde aklıma geldi ama açıkcası biraz çekindim olmaz diye. O yüzden cevabınızı merakla bekliyorum.
Ana arı kutularını geçtiğimiz hafta vadiye götürdük. Artık o odada değiller.
Aslında amacım orada kışlatmaktı ama ekip parçalanmayalım birkaç yere diyerek götürdük.
O kutuların odaya tek tek hangisinin hangi tarihte alındığında dair notlarım var ama şöyle söyleyeyim ki ana arı kutusu kışlatma işindeki zorluk derecesi büyük kovandaki zorluktan en az 5 kat daha yüksek…
Kutuların yağmaya maruz kalmaları… (Yağma sonucu ölen olmadı.)
Odaya girdiğimde yerde ensesinde numarası ile yürüyen ana arı görmek… (Allahtan numaralı analarda çıktıkları yere iade…)
Yine ana numaraları kayıtlı olduğundan 90 numaralı ana arının başka yerde çıkması ve olması gerektiği yerde memelerin olması.
Komple terk olmadı çok ilginç.
Ana arıların kutudan tek başlarına çıkıp volta atmaları, başka kutuya girmeleri odada olmalarına bağlı değil aslında, dışarıdaki kutularda da oldu.
Odadan uçuşlar normal halde devam etti ve sorun olmadı diyebilirim.