Arıcılık Terimleri Üzerine Görüşler, Eleştiriler ve Öneriler

Özellikle son konuyu çok merak ediyorum. İpin ucunu bi yakalasam…

Sözlüğün son şekliyle ilgili önerilerim var. Bunların pek çoğu keyfekeder nitelikte.
Örneğin, bir kelimeden sonra boşluk bırakılmadan parantez açılmış ya da kapatılmış…
Tanımlamalarda kurtçuk değil larva, balözü yerine de nektar sözcüğü kullanılmış…
Alfabetik sıranın kontrolü…

Elimizden geldiğince mükemmele yaklaşmak istiyoruz, değil mi?

Adi ishal: Diğer adı, “dizanteri” ve “mikrobik olmayan ishal” olabilir; ya da mikrobik olmadığı tanıma eklenebilir.

Adi yavru çürüklüğü: Diğer adı, “Mayıs hastalığı” ve “üşümüş yavru hastalığı” olabilir.

Ana verme: Anasız kalmış ya da özel olarak anasız bırakılmış koloniye anaarı verilmesi. bkz. Hazır ana vermek

Arı kaçıran: “Araç” yerine “düzenek” sözcüğü daha iyi bir nitelendirme olmaz mı?

Arı zehiri: Bileşik kelime olursa arızehri olabilir.(?) Emin değilim.

Balmumu güvesi: …yumurta, kurtçuk, iplik eğirme (spinning), pupa, kelebek aşamaları olan arı zararlısı.

Balözü: Bitkilerin çiçeklerinde ve çiçek dışındaki değişik kısımlarında bulunan balözü (nektar) salgı bezlerinden salgılanan ve nadiren de bazı böceklerce üretilen, arıların enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve bal yapmak üzere kullandıkları şekerli bileşik.

Balın ekşimesi: bkz. balın fermentasyonu ( fermentasyon= fermantasyon=mayalanma)

Balın olgunlaştırılması: Arıların petek gözlerine depoladıkları ham balın fazla suyunu uçurarak su oranı azaltmaları.

Balın sırlanması: Diğer adı, balın mühürlenmesi: Arıların, bal içindeki su oranı %20’nin altına düşürdükten sonra petek gözlerini ince bir mum tabakasıyla kapatması.

Balm: İşçi arıların sindirilemeyen çiçektozu (polen) kabuklarını kullanarak yaptıkları, arısakızı oranı yüksek, petek gözlerini dezenfekte etmek, gözlere gerekli sertliği ve parlaklığı kazandırmak, pürüzlerini gidermek ve cilalamak için kullandıkları madde. bkz arısakızı (Önceden bilmiyordum; böyle anladım. Doğru anlamışsam, acaba herkes böyle anlar mı? Yanlış anlamışsam… Ben böyle anladım. :slight_smile: )

Çiçektozu kapanı: Kovan girişinin zeminine monte edilmiş, 4,8mm çapında delikleri bulunan, gıda tüzüğüne uygun metal veya uygun plastikten yapılmış, işçi arıların kovana getirdikleri çiçektozlarını (poleni), kovanın alt girişinden girip deliklerden yukarıya çıkarken düşürmelerini sağlayan plaka. Uçuş deliğine monte edilen tarzda olanları da vardır.

Çiftleştirme kutusu : bkz. Çiftleştirme kovanı

Fruktoz: Balın bünyesinde bulunan ve invertaz enziminin aktivitesiyle sukrozun (sakarozun) parçalanmasıyla meydana gelen iki şekerden biri. bkz. invert şeker

Glukoz: Balın bünyesinde bulunan ve invertaz enziminin aktivitesiyle sukrozun (sakarozun) parçalanmasıyla meydana gelen iki şekerden biri. bkz. invert şeker

Hazır ana vermek: … bkz. Ana verme

Kılavuz petek. Arıların petek örmelerine başlangıç olması için çerçeve üst çıtasına yapıştırılan 1-2cm genişliğindeki temel petekle anlam karışmasını engellememiz gerekmez mi?

Oğul kutusu: İçerisine standart ölçülerde beş adet çerçeve alabilen ve taşınması kolay yarımkovan, ruşet.

Oğul yüksüğü: Arıların oğul verme amacıyla peteklerin kenar kısımlarında, anaarının buralara yumurta bırakması durumunda anamemesine dönüştürmek üzere çok sayıda yaptıkları petek gözleri.

Oksalik asit. Tanımın en başında “bitki kökenli” olduğu belirtilince ve sonraki açıklamalar da eklenince sanki bitkilerden elde ediliyormuş hissi veriyor.

Petek bal: Petekli bal: Arıların peteğe doldurdukları balın en az üçte ikisini sırlamalarıyla oluşan ve peteğiyle, bazan da petekli çerçevesiyle birlikte satışa sunulan bal. (ikisinin)

Paket arı:
“Paket Arıcılık” uygulamasında 1kg veya 1,5kg arı içeren bir pakette bulunan arıların tümü.

Paket arıcılık:
İklim farklılığı olan ülkelerde, ılıman bölge arıcılarının bol miktarda arı üreterek, bu arıları ağırlık olarak ölçülen belirli miktarlarda arı içeren özel kutular içinde soğuk bölge arıcılarına göndermeleriyle gelişen bir arıcılık uygulaması.

Ruşet kovan: Ruşet, zaten kovan demek olduğuna göre, sadece “ruşet” demek yeterlidir.

Sırlama: bkz. balın sırlanması

Arıcılık literatüründe var ya da yok… Şu önerimi forum üyelerinin dikkatine sunmak isterim:
yalancı ana***Uzun süre anasız kalmış kolonilerde diğer işçi arılar tarafından (çaresizce), özel olarak beslendikleri için yumurtlama özelliği kazandıkları halde, doğal olarak dölsüz yumurta yumurtlayan işçi arılar ya da herhangi bir nedenle sürekli olarak dölsüz yumurta yumurtlayan anaarı.

Yalancı ana tanımını, sadece “yumurtlayan işçi arılar” olarak sınırlandırırsak, dölsüz yumurtalar yumurtlayan anaarılara yeni bir ad vermemiz gerekmez mi?
Örneğin, “yalancılaşmış ana” diyebiliriz.

Cahit abi, ansiklopedileri siz söylemiştiniz değil mi?

Aynaya bakar mısınız, neden bu kadar çok fasikül çıkmış. :smiley:

Daha ilgincini söyleyeyim mi?

Dervişin fikri neyse, zikri odur hesabı…

Aranızdaki konuşmayı görürgörmez, anlamadan yazmışım. Sonradan farkettim. :slight_smile:

Aslında, söz doğru olsa da yanlış yere yazılmış oldu.

Adi ishal : Diğer adına, “dizanteri” yalmış, mikrobik olmadığı tanıma eklenebilir. Tanımdan mikrobik olmadığı anlaşılıyor diye düşünüyorum.

Ana verme: Hazır ana vermek = ana verme, gerek var mı?

Arı kaçıran: “Araç” yerine “düzenek” sözcüğü daha iyi bir nitelendirme olmaz mı? evet daha iyi olurmuş.

Arı zehiri: Bileşik kelime olursa arızehri olabilir.(?) Emin değilim. Niye bazı kelimeleri birleştiriyoruz da bazılarını birleştirmiyoruz.

Balmumu güvesi: …yumurta, kurtçuk, iplik eğirme (spinning), pupa, kelebek aşamaları olan arı zararlısı. Olabilir.

Balözü: Bitkilerin çiçeklerinde ve çiçek dışındaki değişik kısımlarında bulunan balözü (nektar) salgı bezlerinden salgılanan ve nadiren de bazı böceklerce üretilen, arıların enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve bal yapmak üzere kullandıkları şekerli bileşik. Tanım aynı sadece nektarın yanına balözü ilave edilmiş, gereklimi?

Balın ekşimesi: bkz. balın fermentasyonu ( fermentasyon= fermantasyon=mayalanma) Olabilir.

Balın olgunlaştırılması: Arıların petek gözlerine depoladıkları ham balın fazla suyunu uçurarak su oranı azaltmaları. su oranının azaltılması veya su oranı azaltmaları ?

Balın sırlanması: Diğer adı, balın mühürlenmesi: Arıların, bal içindeki su oranı %20’nin altına düşürdükten sonra petek gözlerini ince bir mum tabakasıyla kapatması. “ince bir mum tabakasıyla” ilave edilebilir.

Balm: İşçi arıların sindirilemeyen çiçektozu (polen) kabuklarını kullanarak yaptıkları, arısakızı oranı yüksek, petek gözlerini dezenfekte etmek, gözlere gerekli sertliği ve parlaklığı kazandırmak, pürüzlerini gidermek ve cilalamak için kullandıkları madde. bkz arısakızı (Önceden bilmiyordum; böyle anladım. Doğru anlamışsam, acaba herkes böyle anlar mı? Yanlış anlamışsam… Ben böyle anladım. ) Ben anlamadım? Arısakızı mı ilave edilmeli, siz neyi yanlış anladınız?

Çiçektozu kapanı: Kovan girişinin zeminine monte edilmiş, 4,8mm çapında delikleri bulunan, gıda tüzüğüne uygun metal veya uygun plastikten yapılmış, işçi arıların kovana getirdikleri çiçektozlarını (poleni), kovanın alt girişinden girip deliklerden yukarıya çıkarken düşürmelerini sağlayan plaka. Uçuş deliğine monte edilen tarzda olanları da vardır. “gıda tüzüğüne uygun” ilave edilebilir.

Çiftleştirme kutusu : bkz. Çiftleştirme kovanı. Çifetleştirme kovanı normal çerçevelerin konduğu 2-3-4 çerçeveli de olabilir, kutu ufak olanı, ikisi ayrı şeyler ?

Fruktoz: Balın bünyesinde bulunan ve invertaz enziminin aktivitesiyle sukrozun (sakarozun) parçalanmasıyla meydana gelen iki şekerden biri. bkz. invert şeker. Tanım çok değişmiyor kanaatindeyim.

Glukoz: Balın bünyesinde bulunan ve invertaz enziminin aktivitesiyle sukrozun (sakarozun) parçalanmasıyla meydana gelen iki şekerden biri. bkz. invert şeker. Tanım çok değişmiyor kanaatindeyim.

Kılavuz petek. Arıların petek örmelerine başlangıç olması için çerçeve üst çıtasına yapıştırılan 1-2cm genişliğindeki temel petekle anlam karışmasını engellememiz gerekmez mi? “Balmumundan yapılmış, altıgen işçi arı gözü izleri olan ve çerçeve içi ölçüsünde kesilmiş balmumu levhaları.” Çerçeve iç ölçüsünde kesilmiş balmumu levhası yeterince anlaşılır değil mi?

Oğul kutusu: İçerisine standart ölçülerde beş adet çerçeve alabilen ve taşınması kolay yarımkovan, ruşet. Tanım pek değişmiyor, “lar” fazla olmuş.

Oğul yüksüğü: Arıların oğul verme amacıyla peteklerin kenar kısımlarında, anaarının buralara yumurta bırakması durumunda anamemesine dönüştürmek üzere çok sayıda yaptıkları petek gözleri. Olabilir.

Oksalik asit. Tanımın en başında “bitki kökenli” olduğu belirtilince ve sonraki açıklamalar da eklenince sanki bitkilerden elde ediliyormuş hissi veriyor. Üretim konusuna girmedim, bitkilerde yok mu diyorsunuz?

Petek bal: Petekli bal: Arıların peteğe doldurdukları balın en az üçte ikisini sırlamalarıyla oluşan ve peteğiyle, bazan da petekli çerçevesiyle birlikte satışa sunulan bal. (ikisinin) “nin” çıkarılabilir.

Paket arı: “Paket Arıcılık” uygulamasında 1kg veya 1,5kg arı içeren bir pakette bulunan arıların tümü. Paket arıcılık yazılı ama bu da yazılabilir.

Paket arıcılık: İklim farklılığı olan ülkelerde, ılıman bölge arıcılarının bol miktarda arı üreterek, bu arıları ağırlık olarak ölçülen belirli miktarlarda arı içeren özel kutular içinde soğuk bölge arıcılarına göndermeleriyle gelişen bir arıcılık uygulaması. “bol miktarda arı üreterek” eski tanım bence uygun.

Ruşet kovan: Ruşet, zaten kovan demek olduğuna göre, sadece “ruşet” demek yeterlidir. Ruşet tek başına pek kullanılmıyor, genelde ruşet kovan olarak kullanılıyor.

Sırlama: bkz. balın sırlanması. Olsa da olabilir.

Arıcılık literatüründe var ya da yok… Şu önerimi forum üyelerinin dikkatine sunmak isterim:
yalancı ana***Uzun süre anasız kalmış kolonilerde diğer işçi arılar tarafından (çaresizce), özel olarak beslendikleri için yumurtlama özelliği kazandıkları halde, doğal olarak dölsüz yumurta yumurtlayan işçi arılar ya da herhangi bir nedenle sürekli olarak dölsüz yumurta yumurtlayan anaarı. Katılamayacağım. Dölsüz yumurtlayan ana arı, yalancı ana değildir. Her ne kadar dölsüz yumurtlasada ana arı olarak doğmuştur. Yalancı ana ise, işçi arıların yumurtlama durumudur.

Yalancı ana tanımını, sadece “yumurtlayan işçi arılar” olarak sınırlandırırsak, dölsüz yumurtalar yumurtlayan anaarılara yeni bir ad vermemiz gerekmez mi?
Örneğin, “yalancılaşmış ana” diyebiliriz. Eğer ki değişik bir ad vermek gerekir ise “dölü bitmiş ana arı” veya “dölsüz ana arı” olabilir ama bence gerekmez.

Cahit bey, bunların bir kısmını siz yazmıştınız, ben düzeltmemiş miydim? Yoksa bunlar sonradan aklınıza gelenler mi? :slight_smile:

Sayın Cahit Bey:

“Arıların, bal içindeki su oranı %20’nin altına düşürdükten sonra”

Ben bu oranı %17 olarak biliyorum.

Eskiden bal tanımı yapılırken İçinde % 17 su bulunan denilirdi.
Son yıllarda yapılan tanımda bu oran % 20 ye çıkarıldı.
Sırlanmadan bal hasat edenlerin ekmeğine yağ sürmek amacıyla Tanım değiştirildi.

Sayın Öğretmenim,
Çok haklısınız.

Benim de dikkatimi çekmişti. Benim bildiğim de “en çok %17,5 su içerebilir” şeklindeydi.

Üç nedenle itiraz etmedim:
Birincisi, resmi olarak yayınlanmış olan oranları bilmiyordum.
İkincisi, sırlanmış ballarda bile olgunlaştırma esnasında bir miktar su kaybı oluyor.
Üçüncüsü… Üçüncü nedeni unutmuşum. Siz tahmin edersiniz :slight_smile:

Saygılarımı Sunarım Öğretmenim.

Adi ishal : Evet, tanımdan mikrobik olmadığı pekala anlaşılıyor. Fakat altı çizilmesi gereken bir durum var: Dizanteri, fakat mikrobik değil.

Ana verme: Hazır ana vermek = ana verme, gerek var mı?

Sözlüğümüz şu an için birkaç sayfa olabilir, ama ana verme konusunu düşünen birinin H harfinden hazır ana vermeyi bulması güç olabilir diye düşünmüştüm.

Arı zehiri: Bileşik kelime olursa arızehri olabilir.(?) Emin değilim. Niye bazı kelimeleri birleştiriyoruz da bazılarını birleştirmiyoruz.

O kadarını bilmiyorum. Tanımlanacak terim “arı zehiri” olunca diyeceğim bir şey kalmıyor. Ben “arı zehri” başlığına dikkat çekmek istemiştim.

Balözü: Bitkilerin çiçeklerinde ve çiçek dışındaki değişik kısımlarında bulunan balözü (nektar) salgı bezlerinden salgılanan ve nadiren de bazı böceklerce üretilen, arıların enerji ihtiyaçlarını karşılamak ve bal yapmak üzere kullandıkları şekerli bileşik. Tanım aynı sadece nektarın yanına balözü ilave edilmiş, gereklimi?

Ben bal çiğini de balözü kapsamı içine almak istemiştim.

Balın olgunlaştırılması: Arıların petek gözlerine depoladıkları ham balın fazla suyunu uçurarak su oranı azaltmaları. su oranının azaltılması veya su oranı azaltmaları ?

…”su oranını azaltmaları” diyecekken son hece düşmüş. :slight_smile:

Balın sırlanması: Diğer adı, balın mühürlenmesi: Arıların, bal içindeki su oranı %20’nin altına düşürdükten sonra petek gözlerini ince bir mum tabakasıyla kapatması. “ince bir mum tabakasıyla” ilave edilebilir.

Burada da su oranı olacaktı. Ayrıca, “…altına düşürdükten sonra…”
Arıların, bal içindeki su oranını %20’nin altına düşürdükten sonra petek gözlerini ince bir mum tabakasıyla kapatması.

Balm: …

Çiftleştirme kutusu : bkz. Çiftleştirme kovanı. Çifetleştirme kovanı normal çerçevelerin konduğu 2-3-4 çerçeveli de olabilir, kutu ufak olanı, ikisi ayrı şeyler ?

[i]Evet, tanımlarda da besbelli ki ikisi ayrı şeyler. O kadar ki, ben neden bkz. notu düşmüşüm diye düşünmek zorunda kaldım.

Okuyanların, çiftleştirme işleminin o kutularda yapıldığı zehabına kapılmalarını önlemek için “bkz. çiftleştirme kovanı” notunu eklemiş olduğumu hatırladım. Çünkü sözlükteki her bir madde tek başına yeterli olmalı, yanlış anlamalara yolaçmamalı.
[/i]

Kılavuz petek. Arıların petek örmelerine başlangıç olması için çerçeve üst çıtasına yapıştırılan 1-2cm genişliğindeki temel petekle anlam karışmasını engellememiz gerekmez mi? “Balmumundan yapılmış, altıgen işçi arı gözü izleri olan ve çerçeve içi ölçüsünde kesilmiş balmumu levhaları.” Çerçeve iç ölçüsünde kesilmiş balmumu levhası yeterince anlaşılır değil mi?

Tanım gayet açık, net… Anlaşılmaması söz konusu bile değil.
Adı “kılavuz” olduktan sonra, nasıl tanımlanırsa tanımlansın, çerçeve üst çıtasına yapıştırılan 1-2cm’lik “kılavuz” ile karıştırılacaktır.
Bunu önlemenin bir yolunu bulabilir miyiz?
Bu nedenle sormuştum.

Oksalik asit. Tanımın en başında “bitki kökenli” olduğu belirtilince ve sonraki açıklamalar da eklenince sanki bitkilerden elde ediliyormuş hissi veriyor. Üretim konusuna girmedim, bitkilerde yok mu diyorsunuz?

Bitkilerde yok der miyim? Öyle demiyorum.
…” sanki bitkilerden elde ediliyormuş hissi veriyor.” diyorum.
Sıfatı “organik”, fakat bitkilerden elde edilmiyor. Bu durumu belirtmek istedim. Yani, bana sorarsanız, en baştaki iki kelime olmasa daha iyi olacak.

Oğul kutusu: İçerisine standart ölçülerde beş adet çerçeve alabilen ve taşınması kolay yarımkovan, ruşet. Tanım pek değişmiyor, “lar” fazla olmuş.

Tanım çok değişiyor. Çünkü, kabul ettiğimiz bir durum var: yarımkovan=ruşet

Ruşet kovan: Ruşet, zaten kovan demek olduğuna göre, sadece “ruşet” demek yeterlidir. Ruşet tek başına pek kullanılmıyor, genelde ruşet kovan olarak kullanılıyor.

[i]
ruşet=kovan

(“ruşet”, tek sözcük halindeyken, küçük de olsa, yarım da olsa kovan)

Bu durumda, çok yaygın olarak “ruşet kovan” denilse bile yanlış bir söyleyiş olmuyor mu?
Bence, “ruşet kovan” sözünün yaygınlaşma nedeni, en baştan ruşet sözcüğünün küçük kovan değil de sadece “küçük” ya da “yarım” anlamında algılanmış ve kabul göregelmiş olduğundandır.

Bu konuda karar vermeden şuraya bir kez daha göz atar mısınız?[/i]
https://www.aricilik.gen.tr/index.php/topic,4933.0.html

"Cahit bey, bunların bir kısmını siz yazmıştınız, ben düzeltmemiş miydim? Yoksa bunlar sonradan aklınıza gelenler mi? " [i]diye sormuşsunuz.

Ayrıntıya girmeyelim. Ben Nasrettin Hoca mıyım ki hiç sözümden dönmeden “kırk yaşımdayım, kırk yaşımdayım ha, kırk yaşımdayım” diyeyim. :slight_smile:

Bekir Arsan Kardeşimin dileği doğrultusunda, sözlüğün kitaplaşmış şeklini görürsem, yeni önerilerimi ikinci baskıya kadar biriktiririm.

Kolay Gelsin.
Selamlar, Saygılar.

[/i]

Kenan abi, yapılacak değişiklikler varsa online olduğumuzda koordineli olarak kodlardan ayar edebiliriz.

Bekir Arsan Kardeşimin dileği doğrultusunda, sözlüğün kitaplaşmış şeklini görürsem, yeni önerilerimi ikinci baskıya kadar biriktiririm.

Bekir Arsan Kardeşimin benzer bir dileği doğrultusunda, sözlüğün kitaplaşmış şeklini görürsem, yeni önerilerimi ikinci baskıya kadar biriktiririm.
:slight_smile:

Fruktoz Meyve şekeri Balın bünyesinde bulunan ve invertaz enziminin aktivitesiyle sukrozdan meydana gelen invert şeker.

Glukoz Üzüm şekeri
Balın bünyesinde bulunan ve invertaz enziminin aktivitesiyle sukrozdan meydana gelen invert şeker.

Fruktoz: Balın bünyesinde bulunan ve invertaz enziminin aktivitesiyle sukrozun (sakarozun) parçalanmasıyla meydana gelen iki şekerden biri. bkz. invert şeker. Tanım çok değişmiyor kanaatindeyim.

Glukoz: Balın bünyesinde bulunan ve invertaz enziminin aktivitesiyle sukrozun (sakarozun) parçalanmasıyla meydana gelen iki şekerden biri. bkz. invert şeker. Tanım çok değişmiyor kanaatindeyim.

Yukarıdaki ilk alıntılar sözlükten…

İkinci alıntılar ise benim önerdiklerim ve size pek de farklı görünmeyen tanımlar.

Başa dönelim…
Şekerden bağımsız olarak, “invert” sözcüğünün anlamı nedir?

İnvert: Latince kökenli bir sözcük; ters, tersine anlamını taşıyor.

Bu durumda fruktoz mu ters, glukoz mu, yoksa ikisi de mi?
İkisi de değil. İkisi birlikteyken. bkz. invert şeker.

Forumda, iki kez şu notu düşmüştüm:
“Şurup (sakaroz şurubu) polarize ışığı sağa çevirirken invert şurup polarize ışığı sola çevirir.
Yani invert kelimesindeki dönme, tersine dönme, polarize ışığın sağa değil de sola dönmesini ifade ediyor.”
Belki de bilgiçliğime atfedildi… Kimse de “eee, döndürsün, bize ne ki?” demedi.

Bu nottaki noksanlığı gidermeye çalışayım: İnvert şuruptaki invertlik (terslik) polarize ışığı sakaroz şurubunun çevirdiği yönün tersine çevirmesindendir.
Zaten invert şekere, yani sakarozun parçalanmasıyla meydana gelen glukoz-fruktoz karışımına, bu nedenle [b]invert /b deniyor.

Kenan Bey,
Benim kahrım da kolay çekilmez. Biliyorum. Fakat ne yapayım ki yukardakileri yazmasam olmazdı.
Hepimiz, tüm içtenliğimizle, en iyisi için çabalıyoruz.

En iyi dileklerimle…

Coumaphos, bir kimyasal maddeye Latince temel alınarak verilen ad. Yazılışı her dilde aynı olsa da telaffuzları farklı farklı. Ben “kumafos” şeklinde okuyorum.
Google’a göre Latince ve İngilizce’de “kummafos”; Fransızca’da “kumafo”; Almanca’da “kunnafos” şeklinde seslendiriliyor.

Flumethrin : Sentetik pyrethroidlerdendir. Her bir özel şeritte 3,6 – 4 mg (gram değil, miligram) flumethrin içeren ilaç formları arı akarlarına karşı, dış parazit ilacı olarak kullanılmaktadır.

Sözlükte kapalı gözlü yavru başlığı olduğuna göre, açık gözlü yavrubaşlığı da olmalı. Örneğin şöyle: Üzerleri henüz kapanmamış olan petek gözlerindeki yumurta ve kurtçuklar. Bkz. Kapalı gözlü yavru.

Ballık: Diğer Adları: İlave, kat, kasa.

Kurtçuk: Arı yumurtasının üçüncü gün sonunda çatlayıp başkalaştığında altı gün sürecek olan ikinci evredeki hali.

Sakaroz=Sakkaroz=Saccarum=Sukroz =Pancar Şekeri=Şekerkamışı Şekeri=Çay Şekeri.

Balın kıvamı… Çok güzel, tam kıvamında.
Demek ki %17, en çok, en çok %18 su içermekte. :slight_smile:

Cahit abi, taksit taksit yazma uygulaması bitti…

Daha önce yazdıklarınızı ayar ettik, 1 saat sadece ben uğraştım Kenan abi’nin verdiği zaman daha fazla…


Son kararım ifadesini görmeden elimi bile sürmem artık… :slight_smile:

Bu kadar zor olacak ne var, altarafı klavyeye tıkılıyorsunuz. :smiley:

Birde tablet üzerine çivi yazısıyla yazsaydınız ne derdiniz, bilemem artık. :smiley:

Vallah Kenan abi’ye artık ne desem hikaye…

Biliyorsun mevzuları… :smiley:

İyiden iyiye şüpheleniyordur benden… ;D

Mehmet Bey,
Ağzına sağlık, eline sağlık…

Halil Bey,
Yoksa yanlış yere yazdığım sözler için doğru yer bulmaya mı çabalıyorsunuz?
Tamam, aktarayım…

Hammurabi Kanunları var, değişmeyen. Onun nedeni de belli…

Arıcılık bilgileri ya da Türkçe geliştikçe sözlüğümüz de değişecek, gelişecek. Bu işe giriştiysek, biz değil Forum varoldukça, başka seçenek yok.

“İnkubatör için kuluçkalık dersek, kovanın zemin katı için ne diyeceğiz” sorusunu, biz sormazsak başkası sorar. “Tanımı dikkatli oku” diyebiliriz; ama, yeterli olmaz.

Bilmediğim çok “mevzu” olsa da henüz arı diski için bile yer açılamadı… :slight_smile:
Gün gelir, sözlükte neden bağıl nem, mutlak nem için tanım yok denir.
Neyse, şimdilik biraz ara verelim. Dinlene dinlene biriktiririz… Biriktikçe aktarırız.

İyilikler Dilerim.

Cahit bey dil konusundaki hassasiyetinizi takdirle izliyorum.

Konu bitme aşamasına geldi, bunu Kenan ve Halil bey açıkça dile getiriyorlar.

Bence yayın tarihi konusunda verilmiş bir termin yok nasıl olsa.

Mademki bu kadar uğraş verdiler son bir gayretle tesbit ettiğiniz noktalar üzerinde çalışılabilir.

Kenan beye bir ricada da ben bulunayım, umarım hoş görür. :smiley:

Bu bir sözlük için başlangıç oldu ve iyi de oldu.

Benim düşündüğüm acaba ilerde ek cümleler girilebileck mi?

Şimdi zamanı değil ama Kenan Bey epey yoruldu ilerde bu sözlükteki bazı sözcükleri resimle destekleyebilirmiyiz?

Yani resimli sözlük gibi olmasını düşünüyorum.

::slight_smile:

Tabiî Mehmet Bey, aceleye hiç gerek yok. Dinlene dinlene.
Kenan Bey de dinlensin, sözlük de.


Sayın Öğretmenim,
O konu bizim için sorun… Gençler ise sanki “elektronik beyin.”

(Gençler için not: Bilgisayarların abaküsten sonraki aşamada, kişisel bilgisayarlardan önce aldıkları ad elektronik beyindi. Büyük bir övgü olarak algılanırdı.)

Kenan Bey’in de Maşallahı var… Gözler fıldır fıldır. :slight_smile: