Arıcılık Terimleri Üzerine Görüşler, Eleştiriler ve Öneriler

2’nci daha uygun gibi duruyor…

Cahit abi, hazır bayram hazırlığına girişmişken hallediverelim. :slight_smile:

Ana arı bankalama : Ana arısız koloninin kuluçkasız kısmında veya ana arısı olan bir koloninin ballık ve kuluçkalığı arasında ana arı ızgarası koymak suretiyle, ana arıların ayrı kafesler içinde belli bir süre korunması.

Açlık oğulu : Kovan içinde balın azaldığı ve merada balözünün olmadığı durumda, arıların ümitsizliğe kapılarak bir miktar bal, çiçektozu ve yavruyu bırakarak kovanı terk etmesi.

Merhabalar!
:slight_smile:

Anaarının kanadını kesmek:
…; terk ederse de uzaklara uçamaması için bir kanadının…
(not ve soru: yarısı çok olmaz mı?)

Arı aktarma: Kovandaki çerçevelerin, eğer çerçevesi yoksa boş çerçevelere bağlanan peteklerinin… …

Bal sirkesi: Bala su ve sirke katılarak baldaki karbohidratların usulüne uygun olarak mayalanması sağlanarak elde edilen sirke.

Bal çiği… Basra ile karıştırılmasın!

Rakamlar ve sayılara gelince…
Arıcılıkta en sabit dediğimiz, değişmez dediğimiz sayılar bile koşullara göre değişiyor.
Bu tanımlarda yaklaşık ya da genellikle gibi nitelendirmelere sayılar kalırsa sözlüğümüz daha bilgilendirici olur diye düşünüyorum.
Bankalamada ise ez fazla şu kadar gün diye belirtmenin yanlış bir yönlendirme olabileceği kuşkusunu taşıyorum.
Hiç uygulamadım, üstünde kafa yormadım, kısacası bilmiyorum…

Bu tanımlarda, sayılar kalırsa sözlüğümüz daha bilgilendirici olur diye düşünüyorum.

(kabaca, ortalama, yaklaşık ya da genellikle gibi nitelendirmelerle) Önceki metinde ''l’’ harfi düşmüş…

Bugün nöbet, yarın bayram… İki gün sonra görüşmek ümidiyle… :slight_smile:

Herkese mutlu bayramlar, bayram sonrasında da bayram gibi günler dilerim.

Cahit bey,

Bal çiği : diğer adı Çiçekdışı bitkisel balözü açıklamasını size bıraktım.

Basra ile karıştırılmayacak bir açıklama yazarsanız…

Sorumluluğu paylaşalım ve işe, ‘‘çiğ’’ değil ‘‘çiy’’ sözcüğünü seçerek başlayalım…
Sanırım siz de çiy (şebnem) sözcüğünü benimsiyorsunuz.

Balçiyi terimini iki şekilde yazabiliriz…

Birinci seçenekte, şimdiye kadar olduğu gibi çiçek dışında kalan tüm balözü kaynaklarını kapsayan bir tanım yapılabilir.
Bu tanımın içine fiğ yaprak ve yaprakçıkları (stipula), pamuklarda yaprak ve çiçek sapları (pedisel) ve meşe yaprakları gibi bitkisel kaynaklar ve ayrıca basra da girer.
Doğal olarak bu seçenekte, ‘‘balçiyi’’ için ‘‘çiçekdışı balözü’’ demek yeterli olacaktır.

İkinci seçenekte ise ‘‘basra’’ ve ‘‘bitkilerdeki çiçekdışı balözü kaynakları’’ ayrı tutulur.

Dünya çam balı üretiminin nerdeyse tümünü (son duyduğuma göre, %92 kadarını) biz üretiyoruz.
Dolayısıyla, böyle bir ayrım yapılacaksa, bu ayrımı yapmak da bize düşer.

Birinci seçenek için…

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Balçiyi
Diğer Adı : Çiçekdışı Balözü, Ekstra-floral Nektar, Bal Şebnemi, Basra, Balsıra, Basura
Açıklama: Arıların bitkilerdeki çiçeklerden değil bitkilerin yaprak, yaprak dibinden çıkan yaprakçık (stipula) gibi balözü salgılayan diğer organlarından ya da bazı böceklerin atıklarından bal üretmek için derledikleri tatlı maddeler. Bkz. Basra, Bkz. Çiçekdışı Bitkisel Balözü

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Çiçekdışı Bitkisel Balözü
Diğer Adı : Bal Şebnemi, Ekstra-floral Nektar
Açıklama: Arıların bitkilerdeki çiçeklerden değil bitkilerin yaprak, yaprak dibinden çıkan yaprakçık (stipula) gibi balözü salgılayan diğer organlarından bal üretmek için derledikleri tatlı maddeler. Bkz. Basra, Bkz. Balçiyi

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Basra
Diğer Adı : Balsıra, Basura
Açıklama: Bitkiler üzerinde yaşayan ve bitki özsuyu ile beslenen, delici-emici ağız yapısına sahip bazı böceklerin bitkiler üzerine bıraktıkları, mineral içeriği yüksek, şekerli sindirim atığı. Bir çeşit balçiyi. Bkz. Balçiyi, Bkz. Çiçekdışı Bitkisel Balözü

(… … …mineral içeriği yüksek, şekerli sindirim atığı. Bkz. … )

İkinci seçenek için…

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Balçiyi
Diğer Adı : Çiçekdışı Bitkisel Balözü, Ekstra-floral Nektar, Bal Şebnemi
Açıklama: Arıların bitkilerdeki çiçeklerden değil bitkilerin yaprak, yaprak dibinden çıkan yaprakçık (stipula) gibi balözü salgılayan diğer organlarından bal üretmek için derledikleri tatlı maddeler. Bkz. Basra

İkinci seçenekte, ‘‘çiçekdışı bitkisel balözü’’ için ayrı bir başlık açmaya gerek yok.

İkinci seçenekte basra tanımı nasıl olmalı?
Bu durumda da tanım aynı kalmalı, fakat diğer adı bölümüne, balçiyi, bal şebnemi yazmak doğru olmaz…

Bu tanımda, ‘‘basra’’ ile ‘‘balçiyi’’ birbirinden ayrılmış oluyor. Birbirine olan göndermeler ise benzerliklerini vurgulamak için korunuyor.

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Basra
Diğer Adı : Balsıra, Basura
Açıklama: Bitkiler üzerinde yaşayan ve bitki özsuyu ile beslenen, delici-emici ağız yapısına sahip bazı böceklerin bitkiler üzerine bıraktıkları, mineral içeriği yüksek, şekerli sindirim atığı. Bkz. Balçiyi

İkinci seçenek bana göre daha uygun.

Biraz da eksik gibi.

Terimin adı balçiyi olduğuna göre, çiy ile alakalı olmalı düşüncesine kapılıyorum.

Çiy : Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları, şebnem.

Çiyin bu tanımıyla, balçiyi dendiğinde sanki gökten çiğ şeklinde bal damlıyor gibi anlaşılabiliyor, oysa sizin yaptığınız tanımda çiy yer almıyor.

Kenan Bey,

Siz ikinci seçeneği uygun bulduktan sonra, biraz değil bin tane eksik gösterin;
zevkle tamamlarım onları. :slight_smile:

Balçiyi terimi, zaten o benzerlikten doğuyor.
Foto arşivimde yok. Gerekirse arar, tarar bir yerlerden bulurum.
Bizi ilgilendiren çiğ sözcüğü de aslında çiy sözcüğünün dönüşümüyle oluşmuş… Yani ham bal anlamına gelen bir ifade değil…
O da şebnem, yani çiy anlamında kullanılıyor.
Balçiyi diyemezsek, bal şebnemi dememiz hiç mümkün olmaz.

TDK Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü’ne bakarsak bu anlamda (çiğ=çiy şeklinde) kullanımı Trakya’da yaygınmış.

Özellikle hızlı konuşmalarda balçiyi derken özen gösterilmezse ‘‘y’’ harfi eriyor. Aslında ‘‘yaprakların çiyini’’ diyecekken ağzımızdan çıkan ses ‘‘yaprakların çiğini’’ gibi birşey oluyor.
Sonunda, pek çok benzerinde olduğu gibi, bu tür dönüşümler doğruya değil, kolaya doğru…

Bugünkü Türkçemizde 29 harfli olarak anlatıma sunulmuş.

Türkçe dışı cümlecikler olmasa belki 29 harfe de gerek kalmıyor.

Bölgesel bir araştırmam oldu. "ç, f, ğ, h, j " harfleri olmadan konuşabiliyorlar.

Yine de “İstanbul Türkçesini” örnek alacağız.

Aslında Osmanlılar Kayı Boyu olamasına ve Anadolu’da Kayı Türkçesi kullanmalarına rağmen, Uzmanların söylediğine göre İstanbul Türkçesi Selçukluların kökeni olan Kınık Türkçesiymiş.

Gelelim “balsıra” kelimesine;
Yaprak yüzeyine ince bir şekilde parlak tatlı bir sır olması, aslında “balsırı” sözcüğünden dönüşüme uğramış şekli olabilir.

Sayın Öğretmenim,

Uyarınız üzerine balsıra sözcüğünü incelemeye çalıştım. Basra ve balsıra yerine kullanılan şu sözcükleri görebildim: basıra, balısıra, balsama, basara, basırı.

Ne yazık ki, Türkçemiz’in bir ekipçe hazırlanmış etimoloji sözlüğü yok.
İsmet Zeki Eyuboğlu’nun tek başına yazdığı etimoloji sözlüğüne de baktım…
Bu konuyla ilgili bir şey bulamadım. Fakat, arı sözcüğüyle ilgili açıklamalar vardı. Bana çok ilginç geldi. Paylaşmak istedim:

ARI, Eski Türkçe aramak dolaşmaktan (ar-ı / arı) kök anlamı arayan, dolaşan, bir yerde durmayan. Anlam genişlemesiyle bal denen nesneyi yapan yaratık.

Arıbalağı (arının ağaç kovuklarında yaptığı bal. Burada balağ/balak sözcüğü bal yeri, balın bulunduğu yer anlamındadır. …)

Arı sözcüğünün etimolojik olarak anlamı güzel olmuş.

Şunu da belirteyim arı sözcüğü Anadolu, Balkanlar, Azerbaycanda kullanılıyor.
Diğer Türk Ülkelerinde arı yerine başka sözcük kullanılıyor.

Kenan abicim affınıza sığınarak şu şekilde yazarsak daha açıklayıcı olur kanaatindeyim…

2- Belleme uçuşu : Bakıcı arıların, tarlacı olmadan önce kovanın yerini (konumunu) belirlemek amacıyla yaptıkları, önceleri; yüzleri kovan girişine dönük olarak kovan önünde; sonraları da kovandan biraz uzaklaşarak yaptıkları ilk uçuş.

sevgi ve muhabbetlerimle…

Kenan bey abicim Sözlükte hatalı yazım olmuş herhalde:
Doğal oğul : Bkz. Oğul (goğal) (doğal)

Ayrıca, ilave etmek istediğim bir kelime var;

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Oğulotu
Diğer Adı : Kovanotu-Melissa
Açıklama: Arıların oğul verme döneminde, çıkan oğulun boş kovana girmesini sağlamak (çekmek) amacıyla, kovan’ın içine sürülen kokulu bir bitki.

OĞULOTU
TAKIM: Tubiflorales
FAMİLYA: Lamiaceae
CİNS: Melissa
TÜR: Melissa Officinalis
(Adi Oğulotu, Oğulotu,Kovanotu, Melissa, Limonotu, Acem, Turincin)

sevgi muhabbetlerimle…

http://img545.imageshack.us/img545/362/24nisan2010byhbbelleme.jpg

Halil Bey’in 24 Nisan 2010 günü çekmiş olduğu bu fotoğraftaki arılar ne yapıyorlar?

a) Kovanlarını koruyorlar
b) Kovanlarına su getiriyorlar
c) Kovandan çıkacak olan oğul için yeni bir yer araştırıyorlar
d) Oyun içinde eğitim ilkesiyle uçuşuyorlar
e) Uçuyorlar

Sn. Şefik BAL

Katkınız için teşekkür ederim.

Belleme uçuşunu aşağıdaki gibi değiştirdim.

Belleme uçuşu : Bakıcı arıların, tarlacı olmadan önce yaptıkları, önceleri yüzleri kovan girişine dönük olarak kovan önünde; sonraları kovandan biraz uzaklaşarak, kovanın yerini (konumunu) belirlemek amacıyla yaptıkları ilk uçuşları.

Doğal oğuldaki yanlışlık düzeltilecek.

Arıcılık terimleri sözlüğüne balözlü ve çiçektozlu bitkileri yazmadık.

Bu konuyu ayrıntılı bir şekilde, sizlerinde katılımıyla ayrı bir konuda yazmayı düşünüyorum.

Ben teşekkür ederim sizlere…

Çorbada bir parça tuzumuz olsun ki; yemeye yüzümüz olsun… :smiley:

Bitkinin adını yazmamdaki amaç kelime olarak Oğul otu veya Arı otu adının geçmesinden dolayı idi
Elbetteki bitkiler ayrı bir bölüm olmasında fayda vardır…

verilen emekler ve çabalar için arkadaşların hepsine sonsuz teşekkürler…

sevgi ve muhabbetlerimle…

Belleme uçuşu: Bakıcı arıların on dokuz (19) günlükken başladıkları, önceleri yüzleri kovan girişine dönük olarak kovan önünde; sonraları kovandan biraz uzaklaşarak uçuşmaları. Bkz. Oyun uçuşu, Eğitim uçuşu

Not: Belleme sözcüğü, arıların kovanı ve çevreyi tanıma amacını; oyun sözcüğü ise bu uçuş sırasında arıların balözü, su ya da çiçektozu ile ilgilenmediğini vurguluyor.

Yukarıdaki öneriyi çözümlemek istiyorum; çünkü tanımdaki ‘‘uçuşmaları’’ sözcüğünü çok önemsiyorum:

1- Uçuşmak sözcüğünde uçmak’tan farklı anlamlar var.

a) Topluca yapıldığını ifade ediyor;

b) Sadece dümdüz uçmayı değil, ileri-geri, yukarı-aşağı uçmayı da kapsayan bir anlam ifade ediyor;

c) Belleme uçuşuna bir oyun anlamı yüklüyor…
Bu nedenle, belleme uçuşundaki arıların, uçmaktan başka şeylerle ilgilenmediklerini anlamamızı kolaylaştırıyor.
Bilindiği gibi; belleme uçuşundaki arılar kovana balözü falan getirmeyle ilgilenmezler.

2- Tanımlanan terim ‘‘belleme uçuşu’’ olduğuna göre, tanımın içinde bellemeye vurgu yapılmasa da olabilir. Adı üzerinde, elbette bir şeyler belleyececekler.
Bu vurgunun yararlı olacağını da kabul ediyorum.

3- ‘‘Bakıcı arıların’’ ifadesi belleme uçuşunun hangi arılar tarafından yapıldığını yeterince anlatamıyor olabilir. ‘‘tarlacı olmadan önce’’ dendiğinde ‘‘tarlacı olmaya yaklaştıkları günlerde’’ anlamı çıkabileceğinden ötürü uygundur.

4- ‘‘Genellikle on dokuz günlükken başladıkları’’ ifadesi ve sonraki açıklamalar, belleme uçuşunun bir günde olmadığını, bir defalık bir uçuş olmadığını anlamamızı kolaylaştırır.
Ayrıca bu ifade, arıların tüm faaliyetlerinde gün-gün yaşlarının önemine vurgu yapmış olur.

Açıklamaya çalıştığım nedenlerle ve karşılıklı etkileşimler sayesinde oluşan yeni önerimi, ilgi ve eleştirilerinize sunuyorum:

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Belleme uçuşu
Diğer Adı : Oyun uçuşu, Eğitim uçuşu
Açıklama : Bakıcı arıların, tarlacı olmadan önce, genellikle on dokuz günlükken başladıkları, önceleri yüzleri kovan girişine dönük olarak kovan önünde; sonraları biraz uzaklaşarak kovanlarının yerini ve konumunu bellemek amacıyla uçuşmaları.

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Oyun uçuşu
Diğer Adı : Belleme uçuşu, Eğitim uçuşu
Açıklama : Bkz. Belleme uçuşu

Arıcılıkta Kullanılan Terim : Eğitim uçuşu
Diğer Adı : Belleme uçuşu, Oyun uçuşu
Açıklama : Bkz. Belleme uçuşu

Saygılar, Selamlar…

Not: Ondokuz gün hikayesi sonradan düzeltilmiştir… bkz:
https://www.aricilik.gen.tr/index.php?topic=4846.msg67480#msg67480 ve
https://www.aricilik.gen.tr/index.php?topic=4846.msg67575#msg67575

19 güne neden odaklandınız anlamakta güçlük çekiyorum…

Anlatayım Halil Bey,

Aklımda öyle kalmış… :frowning:

Kıt İngilizce bilgimle zamanında öyle anlamışım…
Nasıl bir anlamaysa; inandırmışım kendimi ve öylece kalmış…

Herkesten özür dilerim.

‘‘İki günlük arı da uçacak değil ya’’ diyordum.
Başka ne diyordum?
‘‘Hem iklim, hem mevsim hem de günlük hava şartları; kolonideki tarlacı arı azlığı
bu on dokuz gün ifadesini geçersiz kılabilir ve kılıyor.’’ diyordum.
İlgili metne tekrar bakmıyordum ki, kardeşime göstermeyi akledeyim.

Ancak ikinci kez uyarmanız üzerine görebildim…
Doğru gördüysem: On dokuz günden önce tarlacılık görevleriyle ilgilenmiyorlarmış;
fakat, ilk belleme uçuşunu dört günlükken yapıyorlarmış.

4-[s] ''Genellikle on dokuz günlükken başladıkları'' ifadesi ve[/s] sonraki açıklamalar, belleme uçuşunun bir günde olmadığını, bir defalık bir uçuş olmadığını anlamamızı kolaylaştırır. Ayrıca bu ifade, arıların tüm faaliyetlerinde gün-gün yaşlarının önemine vurgu yapmış olur.

En iyisi, birkaç gün kaybolayım ben.
Telaştan unutmuşum… Halil Bey, Teşekkürler!