Balsıra bizde meşe ağaçlarından ve bazı ağaçların salgıladığı balsı maddeye deniyor da “basra” olduğunu bilmiyoruz. Sizin dediğiniz çam balıdır ve kızıl çamlarda bulunan “çam pamuklu koşnili” olarak bilnin bir kurtçuğun bu kızılçamın kabuğunun özsuyunu emerek tatlımsı bir madde pislemsidir ve arılarda bunu kovanlarına taşıyarak bal yapmasıdır, ve bu balın reçinesi yüksektir bazı hastalıklara iyi geldiğide söylenmektedir.
Balınız bol olsun dileklerimle…
Hepimizin sıkıntısı Arıcılık malzeme isimlerinde ve ölçülerde ortak bir yol bulmak ve hepimizin kullanacağı ortak bir türkçe kelime bulmak.
Çoğu zaman hatalı bir kelime karşısında iyi niyetli bir uyarı yapılıyor.
Ortak kelime deyince Anadolu Coğrafyası için tamamda dışarıya çıkınca işler biraz karışıyor.
Bildiğim kadarıyla bazı Türk Dünyası Ülkelerinde “arı” kelimesi bile yok.
İsimlere bir kaç kelimede “Ramka” slavca bir kelime olduğundan son kırk yıldan bu yana gelen Bulgaristan göçmenleride kullanıyor.
Arıya “sinek” denilmesi biraz da şaka yollu takılma veya arıyı hafife alma gibi düşünebiliriz.
Propolise bazı yörelerde “tatey” denir.
“Sirkeleme” bazı arkadaşlar silkeleme diye yazıyor.
Sirke: bit, pire, sinek, arı gibi hayvanların yumurtasına verilen ad, yani arının yumurtası.
Arkadaşların yazdığı gibi bazı yörelerde arılı kovan yerine “kaç arın var”“kaç peteğin var” gibi kelime kullanılabiliyor.
Herkes kullanılan deyimler üzerinde duruyor, ya birde arıcılığı bilmeyen, bu dünyadan kopmuş insanların yazdığı kitaplardaki kelimeler çok hoşa gitmeyen bir şekilde oluyor, bire bir çeviri yapmış, anlamsız oluyor.
Sayın Öğretmenim, işi o kadar geniş tutmayalım…
Ziya Gökalp’in dediği gibi “İstanbul konuşması, en saf en ince bize” diyelim.
Eminim ki sirke kelimesinin de silkelemek kelimesinin de anlamlarını herkes bilir.
Benim anlamadığım, zaman zaman olan dil sürçmeleri değil; herkes her zaman yapabilir böyle hataları.
Yalancı anaarı sirke yaptı diye biz de sürekli, hem de tüm arıları, sirkelemek(!) zorunda mıyız?
Gerçi yöresel söylenişte yeri varmış, bazı yörelerde silkelemek yerine sirkelemek deniyormuş.
Çeviri o kadar kolay olsaydı çevirmenlik diye bir meslek olur muydu? Hem o dilleri bileceksin, hem de ilgili konuları, terimleri…
O kadarını çeviri programları da yapıyor.
glusit*** İng. glucide, Fr. glucides, Türkçe (eski) karbohidrat, Türkçe (daha eski) karbonhidrat
karbohidrat*** İng. carbohydrates
(Lat. carbo = kömür, Yun. hydor = su): Karbon, oksijen ve hidrojenin birleşmesiyle meydana gelmiş olan maddeler: Şekerler, glikojen, sellüloz, nişasta.
BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü 1963
protein*** Fr. protéine
a. kim. Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genellikle sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde: “Hayvani protein alamayan yerlerde, bu yol ile fakir fukaraya et yedirebilmek imkânı hazırlanmıştır.” -B. Felek.
Güncel Türkçe Sözlük
protein İng. protein
Canlıda yapı elemanı, hormon, enzim, elektron ya da madde taşıyıcısı, desteklik gibi görevleri yapan, amino asitlerin birbirlerine peptit bağlarıyla bağlanması sonucu oluşan, polipeptit dizilerinin tek başlarına ya da diğer moleküllerle birleşerek ipliksi, tabakalı ya da küresel şekillerde (primer, sekunder, tersiyer, kuaterner yapı) bulunabilen, tüm hücre faaliyetlerine katılan bir biyopolimer grubu.
BSTS / Biyoloji Terimleri Sözlüğü 1998
protein İng. protein
Hayvan ve bitki gözelerinde aminoasitlerden yapılan önemli bir besin sınıfı.
BSTS / Kimya Terimleri Sözlüğü 1981
protein Fr. protéine
(botanik, zooloji, kimya)
BSTS / Orta Öğretim Terimleri Kılavuzu 1963
protein İng. protein
Doku hücrelerinin esas yapı unsurlarından birini oluşturan, aminoasit birleşmesinden oluşmuş azotlu bileşikler grubuna ait herhangi bir madde.
BSTS / Su Ürünleri Terimleri Sözlüğü
protein İng. protein
Amino asitlerin peptit bağlarıyla bağlanmasıyla oluşan, karbon, hidrojen, oksijen, azot ve kükürt içeren, globuler veya fibröz yapıya sahip, bütün canlılar için önemli yapısal ve fonksiyonel işlevleri olan makromoleküller. Genellikle peptit bağıyla bağlanmış 100’den fazla amino asit içeren ve molekül ağırlığı 10 kDa’dan fazla olan peptitler için kullanılır.
BSTS / Veteriner Hekimliği Terimleri Sözlüğü
protein İng. protein
(Yun. protos = ilk), Albüminli madde; amino asitlerinin birleşmesiyle meydana gelmiş olan ve canlı maddenin temelini yapan karışık yapılı bir organik madde.
BSTS / Zooloji Terimleri Sözlüğü 1963
Protein ve karbohidratlar hakkında bunları okuyunca “bal arının yemeği, polen de katığıdır” sözünü tersine çevirmek;
“polen arının (etli) yemeği, bal da (ekmeği) katığıdır” demek geçiyor aklımdan.
kat*** İng. chamber
Kuluçkalığın üzerine konan, altı ve üstü açık, dört yanı kapalı, eni-boyu kuluçkalıkla aynı olan kovan parçası.
Sonradan konduğu için ilave, şeklinden dolayı kasa, kullanım amacından ötürü ballık da denir.
arı aralığı*** İng . bee space veya beeway
Arıların kovan içinde rahatça hareket edebilecekleri yol ve geçit sistemleridir.
Hiçbir modern kovanda bu geçitler 6mm’den dar olamaz. Arı aralığı, teknik arıcılığın önemli kavramlarından biridir.
6-10mm normal kabul edilirse de zamanla oluşabilecek esnemeler, yamulmalar baştan hesaba katılmalıdır. Bizim normal diyeceğimiz aralık 8-10mm olmalıdır.
Ne kadar basit sözcükler…
Haydi, arıcılıkla ilgisi olmayan birine “kayma” ya da “girme” kelimesini, İngilizcesi drifting olan kelime ve kavramı anlatın bakalım.
Drifting de ruşet gibi girmesin dilimize! Google, sürüklenme, sürüklenen diye çeviriyor; Redhouse biraz daha iyi ama arıcılık açısından yetersiz.
ana yenileme*** İng. supersedure, Fr. supersedure, Alm. (sanırım Almancası da yok ???ersatzvermerk??? )
Arı kolonisinin, anaarısını, arıcının hiçbir müdahale ve yönlendirmesi olmaksızın kendiliğinden ve kendi kendine yenilemesi.
“Koloni ana yeniledi” derken supersedure olayından; “koloninin anasını yeniledim” derken ise koloniye yeni bir anaarı vermekten sözetmiş oluruz.
Bu da bir öneridir.
Hatalarımı, hatalı önerilerimi kendi kendime düzelteceğimi bekliyorsanız biraz uzunca bir süre bekleyeceksiniz…
Çünkü, önce farkına varacağım (farkına varabilirsem); sonra, vahim bir hata yapmışım düzeltmem gerek diyeceğim (diyebilirsem);
daha sonra da doğrusunu bulacağım (bulabilirsem).
kristalleşme*** ing. crystallization, Fr. cristallisation
Balda bulunan su o kadar azdır ki içindeki katı maddeler bir süre sonra çözülmüş olarak kalamaz, “çok doymuş” bal çözeltisinden kristaller
halinde ayrılırlar ve bala yeni bir görünüm verirler. Bu olaya kristalleşme, granülasyon ve ne yazık ki şekerlenme denir. Oysa, arılara şeker şurubuyla
ürettirilen (uyduruk) ballar, çiçek ballarına göre çok daha geç “şekerlenirler”.
körük*** ing. smoker
İçinde yakılan organik kuru maddelerin dumanını, arkasındaki körük sayesinde kovana vermeye yarayan arıcı aleti.
hemolenfhemolimfhaemolymph : Böceklerde kan görevi gören sıvı.
feromon*** İng. pheromone
Adından ötürü hormon olduğu yanılgısına kapıldığımız; canlıların dış ortama salgıladıkları, aynı türdeki canlılar arasında anlamları ve etkileri olan kokulu maddeler.
Arı kolonisi için sözkonusu olan feromonlardan bazıları: Arazi İşaretleme Feromonu, Alarm Feromonu, Nasonov Feromonu, Erkek Arı Feromonu…
Feromon için Türkçe karşılık öneremedim.
Koloni için her birinin ayrı ayrı önemi olduğunu bildiğimiz bu kokulu maddelere, “kokulu maddeler” diyelim mi? Fenomen demekten iyidir.
Kenan Bey,
…
Bu arada TDK bu konuda ne yazmıştı diye tekrar baktım. Buraya kopyalamama kararımı yerinde buldum. Çünkü, doğrularla yanlışlar içiçe.
Merak eden bakarsa zararını görmez.
Kurtçuk ve pupaların da (Juvenil Hormon dışında) feromon salgıladıklarını sanıyorum. Sonuçta onlar da arı sayılır ve arı feromonu yerine “arı kokusu” denebilir.
Feromon demezsek fenomen deme şanssızlığımız da ortadan kalkar.
Sözlük yazımındaki zorlukların başında, en başında, tek sözcükle karşılık bulabilmenin zorluğu geliyor sanırım.
Sözcük sayısı artınca önerilen terim, bir tanım ya da tarif haline dönüşüyor. Daha sonra da o terimin kısaltılmış şekli yaygınlaşıyor.
Akümülatör yerine akü, sıcaklık yerine ısı dendikten sonra…
Feromon(lar) için dikkat edeceğimiz birkaç nokta var:
Kokulular;
Tabii ki herbirinin ayrı bir kimyasal yapısı var;
Belli bir mesaj içeriyorlar;
Mesajın anlamı, ortama salınan feromon miktar ve yoğunluğuyla da değişiyordur mutlaka;
Sadece anaarı, sadece işçi arılara özgü olmadığı gibi sadece arılara da özgü değiller.
Hazırlamaya çalıştığım, Arıcılık Terimleri Sözlüğünün eksikliklerini veya yanlışlıklarını burada tamamlayıp-düzelttikten sonra yayınlanması için adminlere teslim etmeyi düşünüyorum.
Bunun için, ilgi gösteren arkadaşların katkılarını bekliyorum.
Sözlüğü hazırlarken, Arıcılık.gen.tr.'den, Arıcılığın Temel Esasları (Prof.Dr.Ferat GENÇ - Doç.Dr.Ahmet DODOLOĞLU) kitabından ve internette yayınlanmış olan bilimsel makalelerden yararlandım.