Arılar ve arıcılar hakkında ilginç anılar

Mart dokuzu, illa onsekizi. Eskiler bu mart ayını boşuna takip etmemişler.

Mart ayında hayvanlarını açlıktan öldürüp, kara kurşun sıkan ağaların hikayesine dönmez inşallah bizim arıcılık hikayelerimiz.

Sayın Bilen karın altında kaldı galiba, geçen sene tartıştığımız onsekiz martta o haklı çıkar inşallah.

Kar var da, altında kalmadık henüz. Sabah sadece yine Eskişehir’e özel klasik araba temizleme idmanları. Bunu tatlısu balıkları bilmez. :smiley: Esas karı bu gece bekliyoruz.

Kar lastiklerini söktürsem mi diye inceden düşünmeye başlamıştık ki, bu iyi oldu.

Savaş abi, geçen seneki 18 Mart olayı neydi, hatırlatman lazım. Geçen sene ne olmuştu, bu yıl ne olmasını bekliyorsunuz?

Mart dokuzu, illa onsekizi. Eskiler bu mart ayını boşuna takip etmemişler.

Arkadaşlar bu tarihleri biz lerde kayıtlarımıza geçmemiz gerekiyor

derler ya benim bir kara kedim var benimde bir kara kovanım var 11 10 2010da getirdim kışın hergün bir cocuk gibi konturolettim ve yaza cıkartım daha öncedende bakımıiyi olmadığından arının hepsi bir subardağı kadardı şimdi 6 cıtaya yükseldi 2 cıtası yavrulu arıyı baharın yer değiştirelim dedik 10 metrelik birmesafeye götürdük bir insan gibi kovandan cıkıp eski yerlerine geldiler akşama kadar inatla beklediler onlar kazandı kovanı geri getirdim yanlarına iceri girdiler ogünü hic unutamıyorum

Arıcılık öyle güzel bir uğraş ki her sezon yeni yeni heyecanlara,yeni yeni maceralara gebe.
Bu sezon 3 olay geçti başımdan macera gibi.
Aslında daha fazla ama bu üçü çok hoşuma gitti.
Kutulara 2.transferden sonra dağıtılan memelerin doğum zamanı bir tanesinde 2 gün gecikmişti.
Ben herhalde ana ölü diye ana memesini ortasından ikiye böldüm.
Ana tam kemale ermemişti.Ancak birden kıpırdadığını gördüm.
Hemen memeyi montaj yapıp kutuya koydum.
Ertesi gün yine doğmamıştı.
Kesin ölmüştür diye memeyi kesip baktım.Hatta anayı tamamen çıkardım.
Tam bakarken ana yine kıpırdadı.
Hemen apar topar anayı memenin içine koyarak memeyi montajladım ve kutuya koydum.
Ertesi gün baktığımda ana doğmuştu.Hem de iriceydi ama bir kanadı yoktu.


Eski analarla yenileri değiştirirken bir anayı kaçırdım.Kaçırmamın sebebi anayı sıkıştırmışlardı.
Ben de ana arıyı şerbetliğin içine koymuştum.
Şerbetliğin ara parçası takılı değilmiş.
Tam alırken ana pırrrrr.
Bütün aramalara rağmen ana yok.
Ertesi gün oğula meyleden ve anasını alarak kutuya koyduğum koloniyi kontrol ederken bir de ne göreyim?
Benim kaçan yeşil kafa nazlı nazlı geziyor.
O anki sevincimi anlatamam.


Eski anasını değiştirmek üzere tüple verdiğim bir anayı kolonide unutmuşum.
Tahminen 20 gün kolonide kalmış.
O koloniyi nasıl atladım hala anlamış değilim.
Biraz da oruç kafayla insan sersem oluyor,ondan mı ne?
O anayı aldım kutulardan birine verdim.
Çünkü ilgili koloninin düzeni iyice bozulmuş ve zayıflamış.
Uğraşmaya değmezdi.
:slight_smile: :slight_smile: :slight_smile:

İbrahim hocam tek kanatlı doğan ana arı demek ki varroa hasarlıymış. Merak ettiğim şey; ana arı doğum süresini varroa uzatıyor mu?

Değerli İbrahim Bey; evet sizinde söylediğiniz gibi arıcılıkla ilgili halk hikayeleri ve hatta masalları. Bu şekilde gençlerin ve çocukların arıyı ve arıcılığı sevmelerini de sağlarız.Eskiden günümüze kadar uygulanan metot ve tekniklerde dolaylı olarak bu anlatımların içinde yer alır. Örnek vermek istiyorum. Benim babamın dayısı 60 sene once bir cinayet yüzünden dağlara çıkmış ve 10 yıl kadar kaçak hayatı yaşamış ve af sonrasıda köye dönmüştü. O anlatmıştı bu masalı (Masalıda kendisi uydurmuştu) biz ozaman çocuk olduğumuzdan gerçek sanmıştık. Kendisi bir kış günü askerlerden kaçarken bir mağraya sığınmış. Mağranın derinliklerinde ilerlerken vızıltı ve uğultu duymuş. Çevresine baktığında da buranın bir arı sarayı olduğunu görmüş. Sarayda bir kısım arılar kış uykusunda iken bir kısım arılarda sarayın korumasında ve genel işler ve ihtiyaçlarla ilgili görevler yapıyorlarmış. Arılar dayıyı yakalayıp arı kraliçesine götürmüşler. Kraliçeden kendisine yardım edilmesini istemiş, kraliçede Kabul etmiş. Bir kış boyu arılarla geçirmiş. İlkbahar ve yaz ilişkilerinide hikayemsi bir şekilde anlatmıştı. Hikaya bayağı uzundu. Bir kaç akşam devam etti. Bu arada çocuk yaşlarda arıların yaşamları ile ilgili bayağı bilgi sahibi olmuştum. Bu arada dünyalar güzeli ve merhametli arı kraliçesini çocukluğum boyunca hep hayel ettim. Artık bende orta yaşımı doldurmak üzereyim ve hala kraliçe arıya aşığım ve tüm günümü onun hayali ve gerçeğiyle yaşıyorum. Bu kısa, aslında çok uzun masalımsı anlatımda, anlatmak istediğim şeyleri çok iyi anladığınızı tahmin ediyorum . Bunun yanıda yetişkinlere yönelik arı hikayeleride vardır. En azından arıyla tanışmalarına sebeb olan ilginç yaşamlar olabilir. Samsun ve çevresinde uzun kış gecelerinde arıcıların bir araya geldiği sohbet yerlerinde bu konularda sohbetler yapılıyor olabilir. Veya bu konuda bu sitede genel bir düzenleme yapılarak arıcılardan arıcılık masal ve hikayelerini göndermeleri istenebilir. Daha sonra bu masal ve hikayeler ayrı ayrı derlenerek kitaplaştırılabilir. Genel amaç çocuklarımızın arıyı tanımaları, sevmeleri ve korumaları. Gençlerin ve yetişkinlerinde hikaye ortamında geçmişten günümüze arıcılığın geçirdiği merhaleleri öğrenmeleri ve bu hikayeler sayesindede arıcılık kültürümüz geliştirmeleri sağlanabilir. Selamlar…

Sayın çağlayan,

Her masal veya hikayenin bir gerçek yanı muhakkak vardır.

çocukların arıları sevmeleri ve tanımaları için hikaye ve masal kıtapları var,

hatta arı şarkıları bile var,büyüklerin zaten masallara ihtiyaçları yok,

geçmişten günümüze arıcılık teknikleri ve metodlarını anlatan bir çok

kitap bulunmakta,arıcılığın tarihcesinden bazı bilgiler, mesela MÖ 5000 NEOLİTİK ÇAĞ

bir üretim dalı olarak arıcılığın ortaya çıkışı olarak kabul edilir,arıcı körüğünün bulunuşu

1877 A.B.D li T.F. Bingham, Çerceveli ilk kovanı 1869 yılında

fransız Charles Dadant bulmuştur kullanarak bütün avrupa ve

dünyaya gelişerekyayılmıştır.Yurdumuzda arıcılık ise 7000 yıl öncesine

dayanır ETİ uygarlığı kalıntılarında arı ve bal ile ilgili resimler

çıkmakta, bu bilgiler bize arıcılığın geçmişten günümüze

gelişi ve bugün geldiğimiz nokta, yeterlimidir? değil…,peki

ozaman arıcılık ve bal üretiminde dünyada birinci sıraya çıkıncaya kadar

araştırma yapıp,doğru uygulamalarla çok çalışmamız lazım,derler ya bana masal anlatma…!

onun için masallarla,hikayelerle bir yere varamayız.başarının sırrı…

çalışmak…çalışmak…çalışmak.selamlar.

Ariciliktan anlamayan arkadaşımın bahçesindeki boş kovan a giren bir oğul. Kardeş ben anlamam kapak altına çuval koyup tasimam gerekli köye babama goturucem dedi.ben çuval i ve kekleri hazırladım. Gel Bu aksam şu işimi hallet dedi. Gittim halledeyim diye, manzara tam fotoluktu Resimlerim ama gülmekten catladim resimleri ekleyebilirsem paylaşmak istedim.ekleyemez isem resim şu kek dediği marketten pop kek poşet içinde hazır bekliyor kovan önüne sağa sola atılmış popkek pacalari

Sayın mustafa tayyar abi öncelikle arkadaşınızın kısmeti hayırlı olsun arkadaşınız arı bilgisi olmadığı için bilgisi olan kişiye götürecek yani arılar misafir ve arkadaşınız çok iyi misafir ağırlayan biri bence yaptığı doğru yada yanlış ama elinden geleni yapmış bence siz arkadasınıza biraz desdek olun bildiklerinizi aktarın iyi bir arıcı olabilir saygılar

Slm kardeş akşam akşam ne gülsüm ama.fotoğrafları atsana sana zahmet

http://m.ensonhaber.com/fatih-terim-stadyumunda-kamerayi-arilar-sardi-2017-04-26.html