Doğada bulunan arı oğullarının yakalanması

Bu konuya 2 saat önce kadar yazacaktım ama vazgeçtim. Hüseyin abi yazınca bende yazayım bari…

Türkçe’den vazgeçecek halimiz yok. Ortak alanlarda Türkçe yazacağız. Bunu neden tartışıyoruz ki…

O dil, şu dil, bu dil…

Bir dili biliyor olmak, o dili ortak alanlarda kullanmamızı gerektirmez ve zaten kullanmak doğru da değildir.

Benim bildiğim kadarıyla bu forumun dili Türkçe’dir.

Yazım hataları konusunda yaptığımız eleştiriler başka bir konu ama Türkçe kullanımı konusu ayrı bir şey…

forumun dili konusunda, farklı bir istek yada girişim mi var ?

İyinin daha iyisi…
Bu sitenin açılışının ve bizler tarafından ziyaret edilişinin en önemli nedeni bence iyinin iyisini aramaktır. Kendimizi aşmaktır. Ne yapıyoruz bunun için? Bildiklerimizi paylaşıyoruz. Arıcılık bilgilerimizi güncelliyoruz. Yazılarımızı daha düzgün yazmak için çaba gösteriyoruz.
Sorular soruyoruz, cevaplarını okuyoruz. Kimimizin yazıları düzgün, kimimizinki hatalı.

“…evet imla hatalarım var özür dilerim cok tikkat etsemde mutlaka oluyor…”

Ama yukarıdaki satırları yazan arkadaşımız sözün gelişinden öyle anlıyoruz ki yazısını dikkatli yazmış. Bu arkadaşımızın en dikkatli yazışı böyle olsa gerek. İster beğen ister beğenme. Değişir mi? Sanmam, ağaç yaş iken eğilir. Değişmese de biz onu yazısını okurken yurdumuzda değişik yerel ağızların tipik bir örneğini görüyoruz ve şahsen benim hoşuma gidiyor. Bu arkadaş ve onun gibi yerel ağızla yazan arkadaşlar için söylenecek fazla bir şey yok bence.

Aynanın öbür yüzüne bakalım, arkadaşımız bu özgün yazılarıyla arıcılık sitelerinde yazılar yazıp düşüncelerini bizimle paylaşabiliyor. Arıcılık bilgilerini yenilemek istiyor. Kendini geliştirmek, aşmak istiyor. İyinin iyisini arıyor. Bu alkışlanacak bir durum.

Oysa bazı arkadaşlarımız yazılarını yerel ağızla değil, düzgün bir Türkçe ile yazıyor. En azından liseyi bitirmiş olduğu anlaşılıyor anlatımının düzgünlüğünden. Ama ne o? Cümlenin baş harfi büyük değil Acaba diyorum, bu arkadaşların klavyesinde büyük harf yazmaya yarayan yukarı ok işaretli ikinci karakter tuşu yok mu?. Cümlenin sonuna nokta koymuş ama noktadan sonra boşluk bırakmamış. N’olur sanki noktadan sonra boşluk bırakıp boşluktan sonra yeni cümleye büyük harfle başlasa… Hayır, acelesi var. Sultan Hamit’e kelle götürüyor sanki… Yani işin kolayına kaçıyor bazı arkadaşlarımız.

Arıcılık konusunda iyinin iyisini arayan bu arkadaşlarımız da alkışı hak ediyorlar. Ama dilimiz konusunda arıcılığa gösterdikleri özenin yarısını gösterseler o konuda da güzelin de daha güzeli olduğunu fark edebilirler.

Daha iyiyi, daha güzeli yakalamak dileğiyle.

Sevgili arkadaşlar,

Konuyla ilgili bir kaç noktaya da ben değinmek istiyorum. Dilin kullanımı konusunda tepki gösteren arkadaşlarımızın çoğunluğu, benim gibi eski kuşaktan.

Yeni nesil arkadaşlarımıza şunu söylemek isterim:

Bizim kuşağımız, toplumu birleştiren değil ayrıştıran konuların gündemimizi fazlasıyla işgal etmesi yüzünden, büyük acılar yaşadı. Kapı komşumuzu düşman bellediğimiz günlerden geçtik.

Bu sebeple eski kuşağın, hepimizin ortak paydası olmayan şeylerin gündeme getirilişinden huzursuz oluşunu, mazur görün.

İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte, dilimiz her zamankinden daha hızlı bir şekilde, hızla yozlaşmaya, imla ve kullanım kuralları bozulmaya başladı.

Dil toplumu dünü, bugünü ve yarınıyla birbirine bağlayan en büyük araç.

Dil bilimcilerin ve sosyal bilimlerle uğraşanların ortak görüşü; dildeki yozlaşmanın toplum üzerindeki tahribatı, o ülkeye atom bombası atılmasından daha fazla.

Bugün internette çok farklı site ve forumları dolaştığınızda, Türk dilinin getirildiği noktaya bakıp üzülmemek elde değil.

İnternetteki garip yazım şekilleri, internet ortamıyla sınırlı varsayılarak çok önemsenmiyordu.

Fakat öğretmen arkadaşlarımızın, öğrenciler artık sınav kağıtlarında da internet dilini kullanmaya başladı şikayetlerini sık sık duymaya başladık.

Bir çok kelimede sesli harfler kullanılmıyor: mrb, nbr, slm

Noktalama işaretleri kullanılmıyor. Cümle sonunda nokta kullanılsa bile yeni cümleler büyük harfle başlamıyor.

Bazı harflerin yerine başka harfler kullanılıyor. Yumuşak g harfi kullanılmıyor. Y harfi kullanılmıyor: efet, geliyos, gidiyos, walla, gitmicam, gelmicam, seviorum. Yemee gel.

Ş ve Ç harfleri ingiliz diline benzetilerek yazılıyor. Paşa yerine, pasha gibi.

İlk başlarda bu yazım şekilleri sevimli küçük örnekler seviyesindeydi.

Fakat internetin yaygınlaşmasıyla birlikte, listeler uzuyor ve kullanım şekli çığ gibi artıyor.

Bütün gayretimiz bu akıma kapılmamak, aricilik.gen.tr yi bu dil yozlaşmasının dışında tutabilmek.

Hay eline sağlık…

   Ahanda !

Hayırlı akşamlar
Murat bey duzgun turkçe ile yazı yazmayı tavsiye ediyor haklı olabilir ama benim gibi turkçeden başka bir lısan bilmiyen bir arkadaşınızım ama U,Ü,İ,I ben bu harfları tam ayırt edecek kadar turkçeyşivesek olarak malesef konuşamam.
Gelelim oğul yakalamaya . değişik forumlarda anlatmıştım burdada anlatayım okumıyan arkadaşlara belki yardımcı olurum.
Evvele istanbul mısır çarşısında kolanyacılar satıyor ana kokusu diye 10 lıra fılan şişesi
Bu ana kokusunu Bir bez parçasına sureceğiz ve bir poşet içine ağzı bağlı olarak( kokusu kaybolmasın diye) bekleteceğiz ,arılıkdan bir oğul çıkmaya başladımı o bez parçasını oğulun yakınında havada sallıyarak etrafa koku yaymayı sağlıyacağız çıkan oğulun o kokuya doğru yönlendiğini göreceğiz,önceden hazırladığımız oğulu koyacağımız kovanın üzerine o bez parçasını getirip bırakalım oğul oraya konduktan sonrada o bezi alıp ordan uzaklaştıralım.

Bulunduğumuz yere yakın bir köyde bazılarının dağdan arı yakalayıp getirdiklerini duyduk.Durumu merak edip kendilerine sorduğumuzda verdikleri cevap ikna edici değildi.
Var mı böyle bir şey?
Dağın her hangi bir yerine boş kovanlarınızı koyacaksınız.
Bir müttet sonra arı ile dolacak alıp eve getireceksiniz.
???

Çıkan oğulların genellikle tercih ettikleri bir güzergah oluyor. Bazı bölgelerde civardan çıkan oğulların yoğun olarak gittikleri yerler biliniyor ve bu bölgelere tuzak kovanlar konuluyor.

Özellikle Trakya bölgesine dışarıdan böyle oğul avcılığı yapmaya çok arıcı geliyor. Çok oğul çıktığı senelerde arılıktaki boş kovanlara bile dışarıdan gelip oğul girdiği zamanlar oluyor.

Sigara paket kolileri kovan çerçevesini rahatlıkla alacak büyüklükte olduğu için, işi bilenler bu kolileri topluyor.

Kolilerin altından uçma deliği açılıp içine de eski petekli bir çıta konuluyor.

Oğul arılarının yoğun olarak tercih ettiği güzergahlarda bu koliler ağaçların dallarına bağlanıyor.

15 gün sonra gidip oğul girenler toplanıyor. Şimdiye kadar hiç boş döndüklerini duymadım.

Afferim o insanlara demek geldi içimden.
Kaçan oğullar doğada hiç olacağına yakalanıp kendilerinden faydalanılması akıllıca bir iş.
Maksat bu olduktan sonra mesele yok.

geçen yıl sivas tan ordu ya araba ile gitmiştim mesudiye ilçesinden ordu merkeze giderken bir şey dikkatimi cekti yol kenarlarında tek başına boş kovanlar bırakılmıştı öyle köy dışında yol üstünde ve bir kac farklı köyden gecerken aynı şekilde gördüm

merak ettim ordu da bunu sordum içine boş petek bırakıyorlarmış sanırım birde koku veriyorlar mış ki cıkan oğul olunca denk gelirse bu kovanlara giriyormuş

Arıcılığın yoğun yapıldığı yerlerde oğul yakalama işi olağan bir işlemdir.

Sayın Murat Çakır Beyin dediği gibi eski bozuk eritme için ayrılmak için petekleri bu kutular içine konulur uçma deliğine oğul çekme için yapılmış macun sürülüp, değişik yerlere dağıtılır.
Bu kovancıklar genelde ruşet kovan veya taşınması kolay olması bakımından kontraplaktan yapılırlar.
Son zamanlarda yağmurdan korunup kartondanda yapılıyorlar.

Murat Hocam, hoşgeldiniz yeniden. :slight_smile:

Sayın Halil Bilen:

Hoş bulduk ilgine teşekkür ederim.

Bütün arı dostlarına selamlarımı sunarım.

Murat Hocam,

Hoşgeldiniz, yeni bilgisayarınız da hayırlı olsun :slight_smile:

Uzun süre göremeyince merak ettik sizi. Ben Eskişehirdesinizdir diye düşünüyordum. Fakat Halil Bilen burada yok deyince epey meraklandık.

Arkadaşlar bende oğul yakalama spreyi diye bir şey duydum böyle bir sprey gerçekten varmı yoksa hayali bir spreyden mi bahsediliyor

Sayın Murat Çakır:

Hoş bulduk.
Sizede ilginiz için teşekkür ederim.

Kasayı değiştirdim diğer parçaları yine eskilerinlerinle idare ediyorum.

Ankara-Keçiören-Bağlum beldesi arılık mevkii bu iş için biçilmiş kaftandır.

Şimdi bağlarımız villa oldu. eskiden bağları şöyle bir gezdiğinizde hem dallarda hemde ağaç kovuklarında mutlaka koloni bulurdunuz.

Belirttiğim mevkiye nisan ayında 2 sebet gömdüm. Eylül de kotrol ettiğimde bir koloni balını yapmış vaziyette bahceye getirdim. Digerine de
arı düşmüş 5 dalak petek yapmış. daha sonra sebeti terk etmiş.

Nasıl yakalıyoruz.

Özelikle bir kayanın yanını sebeti tamamen topraga gömecek kadar kazıp içine koyuyor üzerini naylon sererek kapatıyor ve eski haline dönüştürerek ( Çalınmaması için) oradan ayrılıyoruz. Tabiki giriş deliğini küçük taş parcaları ile dışarıdan görülmeyek şekilde kapatıyoruz.

birde kayanın uygun yerinin altındaki toprağı çıkarıyor kenarların küçük taş parcaları ve çamurla örüyoruz. Giriş deliğini yapıyor ve bırakıyoruz. İçine hiç bir şey koymasanızda % 80 arı düşüyor. Ya koloniyi alıyorsunuz yada son baharda gidip balını sağıyorsunuz. Bu uygulamaya “suvak” diyoruz.

Sayın maakbulut06:

SEPETİ neden gömüyorsunuz, gömünce arı tarafından ilk bulunması zor olmazmı?
SEPETİN deliğini neden taşla kapatıyorsunuz? sePete hangi delikten girecekler?

“suvat” veya “suvgat” toplanma yeri, bir amaçla buluşma yeri.

evet var muğla da ki son kongrede aldım 2 kutu nasip olursa sezonda deneyeceğim
kayral arıcılık dan aldım bilginize