haram mı - helal mi?

selamlar bence arılara hepsi helal arıya helal olan bizede helal bal arısı üzümü kemirmez diğer böcekler arılar üzümü kemirir bal arılarıda balını alır bu bağcıya bal arısı zarar vermemiştir ziyan olacak olan üzümlerin suyunu almıştır
diğer kişilerin tarlasına bahçesine giriyorsa da bir şeylerinden faydalanıyorsa karşılığın veriyorlar tozlama yapıyorlar bu durumda zarardan çok faydaları yokmu

Bal arılarının meyveye sebzeye zarar vermeyen bir karakteristik yapısı var.
Üzümleri eşek arıları tahriş eder. bal arıları zedelenen kısımdan alabildiği tatlı ışrayı alır.Burada bağ sahibi zarar görse de bu zarar doğrudan bal arılarının verdiği bir zarar değil, eşek arılarının verdiği bir zarardır.
Tıpkı oğul meselesinde olduğu gibi hangi arılıktan gelen arının zarar verdiği belli değildir burada da. Doğrudan kimseyi sorumlu tutmak bence yanlıştır.
Diyanet işleri başkanlığı sitesine girerek soru sor başlıklı bölüme sorunuzu yazdırabilirsiniz.

arıların hiçbir meyveye sebzeye ayaca çiçege zarar verdigi nerde görülmüş bu nerde çıkıyor anlamıyorum avrupada büyük meyve bahçelerinde daha iyi verim alabilmek için arıcılara para vererek arılarını kiralıyorlar ve meyve veye çicek bahçelerine koyuyorlar verimi artırmak için bunu bilmeyen yok neredeyse arının dogaya yararı anlatmaklada bitmez böyle gereksiz konulara girmeyelim lütven arıyı sagım yaptıktan sonra neden komşularımıza bel veririz arısı olsa dahi göz hakkı ve birnevi helallik almak içindir bu komşumuzunda bizim balımızda hak ve göz kalmasın die neredeyse arılara zincir takalım diyecez şuraya yit buraya gitme die böyle bişey yok arı istedigi heryere gider gidecektirde

Sayın kuruçay ben aksisini iddia etmedim. Okuduğumu söyledim, gene söylüyorum bu olaya şahit olmadım ama bir yerden okuduğumu çok iyi hatırlıyorum.Arının meyveye veya sebzeye ne derecede zarar verdiği konusunda hiç bir yorum yapmadım, yapmamda çünkü bu konuda bilgisizim.
SAYGILAR…

        sayın woksvagen size şahsi olarak demedim genel olarak söylediklerim dedigim gibi konu neredeyse arılarıa zincir takalım başkasının tarlasına girmesim olayına gelecek bunun için söylediklerim kimseyikırmak gibi birniyetim yok bilmemekte ayıp deyil bunu hepimiz biliyoruz benimde bilmedigim çok şey vardır muhakkaki hepberaber ögreniyoruz burada
         sayın woksvagen size şahsi olarak demedim genel olarak söylediklerim dedigim gibi konu neredeyse arılarıa zincir takalım başkasının tarlasına girmesim olayına gelecek bunun için söylediklerim kimseyikırmak gibi birniyetim yok bilmemekte ayıp deyil bunu hepimiz biliyoruz benimde bilmedigim çok şey vardır muhakkaki hepberaber ögreniyoruz burada

Sayın kuruçay bakın ne fark ettim. Ben şu anda günlük yumurtayım ama siz pupa dönemindesiniz. Yani siz benden daha kıdemlisiniz. :):):slight_smile:
Kırılma konusuna gelince tabiki bana özel olarak söylemediğinizi biliyorum. Genelden herkes okuyacağı şekilde yazışıyoruz. siz tatlı canınızı sıkmayın ben kırılmadım.
SAYGILAR…

sayın woksvagen o konuda yanılıyorsunuz sizde larva sıznız bende eşitiz yani burda ama kaçyıldır arıcılıkla ugraşıyorsunuz onu bilmiyorum ben 6 yıl oldu saygılar

Bu tartışma Osmanlılının son yıllarında tartıştığı “Abes - Muktebes” davasına dönecek gibi görünüyor.
Osmanlı bu tartışmayı yaparken bir uyanmışlar ellerindeki topraklar bir bir gitmiş, iş işten geçmiş.
Şimdiki adıyla “suni gündem yaratma” olmasın.

Helalin, Haramın nerede başladığı nerede bittiği düşünün.
Mademki dinden yorum çıkarıyorsunuz İslamiyet iyi ahlak dinidir, iyi ahlakı yüceltmek için gelmiştir.

Her iş kendi vicanında biter yaptığın iş. kişilerin ve toplumun zararınaysa yapmazsın olup biter.

Arıcı başkalarını şuçlamaması veya aç gözlü olmaması için bazı önlemler almalı:

Düzenli çalışıp oğul verme işini en aza indirecek veya hiç çıkatmayacak.
Oğul çıkacaksa arıların başında bulunacak.
Ana arıyı yılın rengine göre boyayacak.
Senden başka arıcı yoksa, birinci oğulsa itiraz edebilirsin, çünkü ana arın boyalı, ama ikinci daha sonraki oğullarsa itiraz edemezsin.

Bırakın başkalarıda arı sahibi olsun
Sizi soktuğu yeter, birazda anları soksun

tebrik ediyorum sayın murat abi çok güzel

    Benim arım şu tarladan veya bu bahçeden nektar aldı ,  bu durum ne olur diyorsak...?

6 Mayıs Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu Hıdırellez i hatırladım. Küçük bir anekdot olsun.

Bu bayramda davarları olanlar (koyun,keçisi) yaptıkları peynirlerini , gelen misafirlerini uğurlarken
birer ikişer kilo peynir hediye ederlerdi.
Bu da davarları komşularının tarlalarında otladıklarından , bir nevi helallik düşünülürdü.
Bizlerde olaya bu tarafdan bakıp ; arılarımızı sağdıkdan sonra komşularımıza birer kase bal hediye
edelim. Gönüllerini almış oluruz.
Selamlar…Saygılar olsun…

sevgili şeref bey verelim degil bir çok arıcı arısı olan kişilere dahi sagımdan sonra bir miktar bal verir bizim buralarda bende dahil olmak üzre daha önceki mesajlarımı okursanız ordada yazmıştım göz hakkı ve halallik için vermek gerekir

Arıcılık yaptığıız bölge insanına ve komşularınıza bir miktar bal hediye etmek hasretle yad edilen güzellikler. Bunu sevinçle tekrar ihya etmek ise güzelliktende güzel.
Eskiler pişirdiği çorbanın suyunu fazla koyarlarmış ki komşyada çorba ikram edelim diye.Biz böyle bir kültürün insanıyız.
Hayatımıza giren modernite ile birlikte birçok ulvi değerimizi batıdan esen rüzgarlara kurban verdi isek te asıl olana geri dönüş işaretleri geleceğe ümitle bakmamıza neden olmakta.

Sahih hadis kitaplarından Müslim’in Birr bölümünde 14. hadisi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Peygamberimize iyilik ve günah hakkında soru soruluyor. Peygamberimiz de şöyle cevaplıyor:” İyilik güzel ahlaktır. Günah (kötülük) ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmelerini istemediğin şeydir.”
Buluntu mal ile ilgili hükümler fıkıh kitaplarından okunabilir. Oğul arısının kendine özel durumları olduğundan yukarda ki hadisi dikkate alarak hareket etmek gerektiğine inanıyorum.

Sizin hiç arınız yoksa, komşunuzun oğul arısı sizin bahçenizdeki bir ağaca toplanmışsa, bu oğulu gizli- saklı alarak arım oldu diye düşünüyorsanız, her an bu yaptığınızın ortaya çıkacağından korkuyorsanız, balı boğazınızdan geçmiyorsa, içten içe bir huzursuzluk duyuyorsanız, sizin yaptığınız yanlış demektir.
Oğul arısını açık arazide, ormanda, dağda, bayırda bulduğunuzda sahibini tespit etme imkânınız da yoksa bu oğul arısı sizindir. Bu işin fetva kısmı, bir de takva (Allahtan korkma) kısmı var. Yolda bulduğumuz benzer özellikteki parayı, muhtaç değilsek, fakirlere vermeyi tercih ettiğimiz gibi oğul arısının değeri kadar parayı da fakirlere vermek gerekir.
Değer tespiti nasıl yapılabilir. Bulduğumuz oğulun kaç çıtayı sardığına bakarız. Bölgelere göre bir çıta arının bedelini bir hayır kurumuna veya bir fakire veririz.
Sivas ta sekiz- on çıtalık arı 200 lira, demek ki bir çıta 20, beş çıta 100 lira…
Vermekten korkmayın zekat ve sadaka malı temizler, artırır. Balın zekatı var, ancak arının zakatı olmaz. Yinede sevdiğimiz kişilere oğul arısı vererek gönüllerini kazanabilir, beyaz altının uçup gitmesini hep birlikte engelleyebiliriz.

Ağzına sağlık arkadaş,herkesin anlıyacağı şekilde tarif etmişsin.
Buna bir katkı da benden,başkasına ait olduğunu bilerek sahiplenmek hırsızlıkla eş değerdedir.
Arının konduğu çiçeğin hesabını yaparsak işin içinden çıkılmaz.
Birçok arkadaşın hemfikir olduğu konu yaptığın her şey için iç huzuru duyabilmektir.
Tabi ki nalıncı keseri kullananlardan değilsek,iğneyi kendimize batırabiliyorsak.
Sağlıcakla kalın.

Ahmet Sırrı Hüdavendi Hz.leri derki:oğulun peşini takip edip gelen yoksa(sahipsizse) nereden çıktığı belli değilse bulan kişiye anasının ak sütü gibi helaldir.

Daha başka bir kaynak olamaz mı Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan?

Ben size bir kaynak önereyim.

Türk Medeni Kanunu…

http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k4721.html

MADDE 768.- Tutulan av hayvanları, yeniden serbest kalır ve sahipleri onları gecikmeksizin ve ara vermeksizin aramaz ve tekrar tutmak için uğraşmazsa, sahipsiz duruma gelirler.

Ehlileştirilmiş hayvanlar tekrar vahşileşir ve sahiplerine dönmezlerse, sahipsiz duruma gelirler.

Arı oğulu başkasının taşınmazına uçmuş olmakla sahipsiz duruma gelmez.

MADDE 774.- Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle veya rastlantı sonucunda taşınır mallar veya hayvanlar kimin egemenlik alanına girerse, o kimse kaybolan eşyayı bulanın haklarına sahip ve yükümlülüklerine tâbi olur.

Başkasının kovanına göçen arı oğulu, bir bedel ödenmesi gerekmeksizin kovan malikinin olur.

MADDE 752.- Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin etkisiyle ya da rastlantı sonucunda başkasının arazisine sürüklenen veya düşen şeyler ile buraya giren büyük ve küçük baş hayvan, arı oğulu, kanatlı hayvan ve balık gibi hayvanların hak sahipleri tarafından aranıp alınmasına, arazi maliki izin vermek zorundadır.

Arazi maliki, bu yüzden uğradığı zararın denkleştirilmesini istemek ve denkleştirme bedeli kendisine ödeninceye kadar o şeyleri hapsetmek hakkına sahiptir.

Başlığa bakarsanız Halil Bey,Helal mi Haram mı yazıyor. Yani konunun hukuki boyutu değil dini buyutu irdeleniyor.Bu durumda cevap aranacak yer kendiliğinden ortaya çıkar.
Hukuk dünya işlerini düzenlerken din , inanların dünya işlerinin ahirete yönelik bir boyutu olduğuna dikkati çeker.
Bu konuda hassasiyeti olan insanlar iç huzuru için sorunun cevabını arıyorlar.
Benim öğrendiğime göre bu türfdeki bir arıyı kim bulmuşsa arı onun olur vehiç bir yükümlülüğü yoktur.Bunun ötesi kişi isterse arının bedelini muhtaç birine veya bir hayır kurumuna ödeyebilir.
Yani medeni hukuk bizim sorumuza heladir yada haramdır diyerek cevap verecek konumda değildir.Ama hepimiz hukun içinde kalarak hareket etmek zorundayız.Bu da ayrı bir gerçek.

Ben başlığa bakmamıştım. Ama olsun, Medeni Kanun’da yer alması çok hoş.

Medeni kanunun ilgili maddelerini özümseyerek okuyan akil insanlar neyin helal, neyin haram olduğu konusunda iç dünyalarını rahatlatabilirler.

Zaten Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan cevaben Medeni Kanun’a aykırı bir hüküm gelirse vay halimize…

Merak etme Halil Bey, sorunun cevabını bildiğim için rahatlıkla söylüyorum. vay haline dedirtecek cevap gelmeyecek. rahat olabilirsiniz.
En doğru ve pratik terazi vicdandır.Hiç bir şeye bakmaya gerek kalmadan hemen size söyler yanlış mı doğru mu yaptığınızı.

Erdal Bey,

Arı bizi sokarsa abdestimiz bozulur mu? Sorusu sorulmuş olsaydı söylediğiniz şey, doğrudan tarif ettiğiniz alana girerdi.

Konuyla ilgili bizim bir cevap verme imkanımız olmaz, din alimlerinden ya da ilgili kurumlardan görüş beyan etmelerini beklerdik.

Fakat sorulan soru doğrudan mülkiyet hakkını ilgilendiriyor.

Yani dünyevi bir ilişki sonucunda aldığımız şey bizim hakkımız mı değil mi? Kul hakkına giriyor mu, girmiyor mu sorusunun cevabını arıyoruz.

Bu da doğrudan hukuk ya da fıkıh alanına giren bir konu.

Spesifik bir alandaki ilişki biçiminin kul hakkını ihlal edip etmediğine en iyi karar verecek olan da, o alanda faaliyet gösteren kişilerdir.

Arkadaşlarımızın konuyla ilgili içeriği çok dolu bilgilendirmeleri oldu.

Gerek batılı ülkelerdeki arıcılık hukuku, gerekse Halil Bilen’in alıntıladığı Medeni Hukuk Maddeleri, gerekse de arıcı arkadaşlarımızın söylemiş olduğu şeylerde hiç bir çelişen taraf yok.

Sizin bilip de buraya yazmadığınız diyanet cevabında da aykırı bir görüş olmadığını söylüyorsunuz.

Soruyu soranlar ya da konuyu takip edenler açısından bu bilgiler yeterli olmuştur diye düşünüyorum.

Dini ve siyasi konuların tartışılması çok hassasiyet gerektirdiği için forumda bu tür konuların tartışılmasına izin vermiyoruz.

Fakat konu doğrudan arıcılık alanına girdiği için, bu alanda kalmak kaydıyla dini konularda görüş beyan edilmesinde de bir beis görmüyoruz.

Ama bu tür konularda genelde raydan çıkma eğilimi çok oluyor.