Hastalıklarla mücadele etmeden arıcılık yapmak mümkün mü?

Konuyla ilgili interneti tararken, farklı kaynaklar buluyoruz, fakat en büyük engelimiz dil konusu. Google Translate ne kadar çevirebilirse o kadarını anlıyoruz. Bazen de komik oluyor gülüyoruz.

http://apiculturabiologica.blogspot.com/ adresinde, geçen sene yaşamış olduğumuz problemin aynısı fotoğrafları görünce ilgimi çekti.

Sitenin linkini murat_e arkadaşımız attı.

VARROVAYA DAYANIKLI ARILAR şeklindeki bir kategorinin altında farklı yazılar var.

Aşağıdaki fotoğrafı gören bir çok arkadaşımız, yavru çürüklüğü teşhisi koyacaktır. Fakat Google Translate bu fotoğrafın altında, Akarı dayanıklı arılar Varroa duyarlı hijyenik davranış (VSH) Yazıyor.

http://4.bp.blogspot.com/-skwO-e1oJ0Q/T36oaAqvRwI/AAAAAAAABy4/NQPTDhl6-Ak/s320/comportamiento+higienico.jpg

Aşağıdaki fotoğrafdaki soruna da çok rastlamışızdır.Geçen sene bu şekilde üstü açık pupalara çok rastladık.

http://3.bp.blogspot.com/-4GQxPVyt9WM/TkkGe-P0SVI/AAAAAAAABoI/cO950NG7n9g/s1600/cria_calva+Stephan.jpg

Yukarıdaki fotoğrafın altındaki yazıyı da Google Translate, KEL KAFA ISLAHI olarak çeviriyor.

Yazıların genelinden anladığım, bu görüntünün varrova direnci olan arıların hijyen davranışından kaynaklandığı.

Genetik olarak varrovaya dirençli arı hatlarını pratik olarak seçmek için bu görüntünün kullanılabileceğini söylüyor.

Aynı sitede aşağıdaki fotoğraf da yer alıyor. Hücrelerin küçülmesiyle, varrovanın gelişim hızının yavaşladığı konusundaki araştırmalardan bahsediyor.

http://2.bp.blogspot.com/-H84F7vcYOr4/ToyGNNaUk6I/AAAAAAAABo4/YbQd8gJOH8Y/s1600/bwrangler_comb.jpg

murat_e arkadaşımız, google translateyi kullanarak yabancı sitelerde epeyce geziyor.

Dün bana bahsettiği başka bir araştırma makalesinde ise, ard arda farklı etken maddelerle yapılan varrova mücadelesinin, arılar üzerindeki toksik etkileri üzerine veriler var.

Normalde tek başına arıya zararlı olmayan farklı etken maddelerin, peşpeşe uygulanması durumunda arıya çok fazla zarar verdiği konusunu anlatan makaleyi arkadaşımızın kısa zamanda paylaşmasını bekliyoruz.

Murat bey,en alttaki çerçeve üzerinde 3 çeşit ölçü var bu ölçüler ne anlama geliyor acaba.? Petek gözlerinin dar olması VARROA gelişimini azaltmasıyla ilgili mi buluyorsunuz.? Fakat daha dar gözlerde oluşan arılar hacmen daha küçük oluyorlar ve bunların dayanıklılıkları da tabiiki daha az olmalıdır ve o nisbettede az nektar taşırlar. :frowning:

Bu KEL KAFA ISLAHI olayını geçen gün gördüm.Yani ağzı acık gözlerde arıların kafaları beyaz beyaz gözüküyordu ama cansızlardı galiba umarım sorun değildir 2-3 tane gözde gördüm fazla üstüne düşmemiştim.

Mehmet Gençünal Bey, bana da bu yöntem garip geldi içinde yağ olmasından dolayı. Bulduğum site ise Avustralya menşeeli değil yani burada uygulanan bir yöntemi anlatmıyordum sadece bulduğum bir bilgiyi çevirip paylaştım. Sanırım bu çeviriden çıkacak sonuç Wintergreen ve Tea Tree dedikleri uçucu yağların varroa mücadelesinde kullanılabileceği.

Yalçın Bey, petek gözlerinin dar olması arının boyunu küçültüyor ama bu arının performansını yada hayat sürecini etkileyecek bir durum değil, aksine hayatının ve uçuş mesafesinin arttığı bilimsel olarak kanıtlanmış. Resimdeki petek Kenya kovanında doğal olarak yapılmış bir petek. Arılar petek gözlerini kendileri ayarlıyor fakat neden böyle gözler yaptığı konusunda bilimsel bir açıklama yok (aslında bilmemize de gerek yok deniyor). Polen ve bal depolama, kuluçka, erkek arı yumurtaları için farklı boyutları tercih ettikleri biliniyor. Başka bir söylemde varroa dadandığın da gözlerin arılar tarafından küçültüldüğü. Petek gözlerinin dar olması arının boyunu küçültüyor, dolayısı ile thorax da küçülüyor, varroa yapışacak thorax alanının darlığından dolayı daha az zarar veriyor. Zaten başka bir söyleme göre petek gözlerinin ticari olarak büyütülmesi varroanın asya arılarından avrupa arılarına geçişini sağlamış.

Murat Bey, tam da dün bir powerpoint sunumu bulmuştum bu Varroa Duyarlı Hijyen davranışı konusunda (ing: http://www.immenfreunde.de/SBT.pdf) . Koloninin ölü pupaları dışarı atması ile ilgili testler ve bu kolonilerin varroaya dayanıklılık oranlarını metrik olarak değerlendirmek ve sonucunda seçilen kolonilerin bu üzelliklerinin güçlendirilmesi konusuydu. Rus menşeeli ve Amerika’da ki bazı türler kullanılarak Varroa’ya dayanıklı türler oluşturmuşlar.

.............bahsettiği başka bir araştırma makalesinde ise, ard arda farklı etken maddelerle yapılan varrova mücadelesinin, arılar üzerindeki toksik etkileri üzerine veriler var.

Normalde tek başına arıya zararlı olmayan farklı etken maddelerin, peşpeşe uygulanması durumunda arıya çok fazla zarar verdiği konusunu anlatan makaleyi arkadaşımızın kısa zamanda paylaşmasını bekliyoruz.

Bu konuya cevap gecikmiş olsa da kimyasal mücadele için uygulama zamanları dışındayız.

Belirtilen makale de normalde tek başına çok fazla toksit etkisi olmayan kimyasalların peşpeşe uygulanması ile bazı 1000 kata varan zararlı etkisi olduğunu belirtiyordu. Konu makalesini şu anda adres olarak çıkaramdımsa da özellikle tau-fluvalinat ve Coumaphos arasında etkileşim olduğu varroa ilaçları ile antimikrobiyal ve mantar ilaçları arasında da etkileşim olduğu belirtilmişti.

BEnim yorumum özellikle peşpeşe farklı etken maddeli kimyasalların deneme yapılmadan uygulanmaması. Özellikle tau-fluvalinat ile deneme yapılmış mantar ilaçlarının 1000 kat etkileşimli olduğu belirtilince, tau-fluvalinat uygulanmış kovanların çevresinde tarım arazilerinde eğer fungusit kullanılmışsa etkilenebilecekleri şeklindedir.

vay bea. arıyı tek başına bıraksan, zırt pırt açmasak kovanı, kurcalamasak ve hazır klavuz petek kullanmasak, arı kendi mumunu kendi yapsa, arı tek başına varroanın hakkından gelecek.

bir yaşıma daha girdim.

bunun sebebi şu olabilir. doğal ortamda arıların yaptığı yuvalar incelenmiş. %80den fazlası olarak şu sonuç çıkmış.

arılar iç çapı 37.5-38 cm çapındaki yerlere yuva yapıyorlar. arılar 3.75-3.8 cm çapında ağaç kabuğu kalınlığı olan ağaçların içine yuva yapıyorlar, ısıyı kontrol edebilmek ve muhafaza edebilmek için.

bu yıl 3 gün yağmur, 2 gün güneş, 3 gün yağmur, 2 gün bulut nektar akımı dönemi böyle geçtiğinden dolayı, normal olmayan şekilde 2 kez bal sağımı yapmak zorunda kaldım, arı biriktirdiğini de yemesinde biz de bal yüzü görelim diye, herhangi bir ilave besleme yapmadan nektar akımında.

nektar akımı dönemi normalde bu bölgede 5 haziranda başlaması gerekirken, mevsim 22 gün geç gitti ve nektar akımı dönmi 27 hairanda başladı. 3 katlı kovanı 1.sağımda 15 temmuzda 3.katı komple sağdım. 2.kata ve kuluçkalığa hiç dokunmadım. 15 temmuzda varroa had safhadaydı.

2.sağımı yapmam gerektiğinden dolayı balda kalıntı yapmaması için sadece körüğe 6 damla kekik yağı damlatarak 4-5 körük bazen de 5-10 körük alttan alttan çok dışarı çıkartmayacak şekilde arıyı, 2-3 gün arayla tekrar ettim. sonra bıraktım uygulamayı. balını sağdığım 3.katı yalatmak için tekrar 3.kata verdim. 26 ağustosta tekrar sağdım kovanı.

3.katı yalamışlar, 1.ve 2.kata bal sırlamışlar, 3.kata zerre dokunmamışlar ve bal atmamışlardı.

bu kovanım yazıda belirtilen ağustos oğulu vermedi.

düşünüyorum da, eğer 3.katı eski yerine koymamış olsaydım, oğul verme riski oluşabilirdi sanırım.