Kestane balını arı yapar bu bala lafım yok ama birde insanların yaptığı kestane balı var .
Bu yaz samsundan çayeline gidiyordum.Gurcıstana giden otobuse bindim yolda bir yerde 5 dakka mola verdik, otobuse bir panervan yanaştı 10 kgr.lık su şişelerine kestane balı doldurulmuş ağızları naylonla bağlanmış tahmını 20 adet arabanın bagajina konuldu ,arabadanda 6 adet büyük bıdonlardan (tahmını 60 litrelık ) o panervana verildi .yandan adamın biri şaka varı seslendı yolda jardarma araması var diye.
Şimdi düşünüyörüm biz kestane balını eskisi gibi satamıyoruz zıra gürcistandan gidip çok ücüz bal alıyorlar meğer bu ballar turkiyeden gidiyormuş oraya.
Araştırdım kestane balı nasıl yapılıyor öğrendim .
Kestane ağacının kabuklarını bir kazana koyuyor su ve gilikozla kaynatıyor ,tülbentten süzüyör reha içinde 100 kiloya bir iki kilo kestane balı karıştırıyorsun .al sana kestane balı.
Bu yakarış ne balını satamadınmı derseniz Allaha şükür 250 kılo kestane balım oldu 100 kılosunu arıcılara 50tl den sattım elimde 30 kilo kestane balı var oda ılaçlık olarak kalsın
Benzeri bir yöntemi, Gürcistanı ziyaret eden Rizeli bir arıcı arkadaşımız da anlatmıştı. Yalnız onun söylediği, kestane püsküllerinin kaynatıldığıydı.
Malesef Gürcistan, İran ve diğer sınırlarımızdan kontrolsüz olarak giren, menşei belli olmayan tonlarca bal ve anaarı arıcılığımızın en büyük sorunlarından.
Bu işlerin böyle olmasının sebebi devlet kontrollerinin yetersizliği yanında, vatandaş bilincinin eksikliği.
Bayram öncesi büyük çaplı bir arıcı ağabeyimizi arayıp hal hatır sordum.
Gürcistan’dan kestane balı almaya gittiğini benimde isteyip istemediğimi sordu.
Getir dedim bir kaç kilo.
Daha görüşemedik.
Bakalım bizde tadalım çakma kestane balının tadından.
Evet, benim bir arkadaşımda yakın zamanlarda
Gürcistana gitti ,inanılması güç 1 kg
kestane balı türk lirası ile 7 tl imiş…
bu işin içinde bir iş vardır mutlaka…
İran’dan getirilen ballar ve özellikle arılar sözkonusu olunca, beni kara kara düşündüren çok önemli bir risk var:
Millitiphis alvearius ve daha da tehlikeli olan Tropilaelaps clareae adındaki iki parazit.
Varroalarla düşman kardeş olduk; bu Tropilaelaps clareae çok fena, çok.
(Tropilelaps klaree şeklinde okuyorum; umarım gelmez, tanışmayız da adını nasıl seslendireceğimizi tartışmayız.)
Varroadan yirmi beş kat hızlı ürüyormuş.
Uzman Veteriner Hekim Mitat KURT’un dediğine göre "Akarın gerçek konakçısı dev bal arısı A. dorsata olmasına karşın, A. mellifera kolonilerini kolaylıkla enfeste edebilmektedir. Ayrıca diğer Asya bal arıları olan Apis laboriosa, Apis cerana ve Apis florea’de bulunmaktadır. Parazit daha sonra İran, Pakistan, Papua Yeni Gine ve Afganistan’da tespit edilmiştir." Samsun Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, 2007 Yılı Bölgesel Seminer’den alıntıdır.
(enfeste:parazitle bulaşık, parazit istilası; infestation)
Ben Gürcistandan gelip İstanbulda satılan balın tadına baktım, aroma olarak bizim bildiğimiz kestane balı ile alakası yok.
İşin enteresan olan kısmı şurda; içimizden birisinin böyle bal ürettiği ortaya çıksa, herkes bizi tefe koyar.
Fakat sahtecilik yurtdışında yapılıp, ürün ülkemizde de rahatlıkla satılabildiğinde herkeste gizli bir merak oluşuyor.
Çevremdeki arkadaşlarda da aynı psikoloji var. Herkes merak ediyor ve mümkünse ucuz fiyattan bir kaç kilo almak istiyor.
Gürcistan…
Olayların farklı boyutlarıda var.
Öyle kabuk,püskül kaynatmak ile bal olmaz.
En azından kestane balını önceden tüketmiş olanları kandıramazlar.
Gürcistanda balın ucuz olması üretilen balların tümden sahte olduğunu göstermez.
Şimdi Ege’de teneke ile bal aldığınızda 170-200 TL. Bunu 27 kg a bölersek 6 -7 liraya geliyor.
Şimdi hanginiz Ege balı çok ucuz tümden sahtedir diyebilir?
Bazı insanlar oturmuş, Avrupa’da kovan başına üretim şu kilo diyerek kullandığımız ırkları
suçluyor. Oranın kovan sayısı, bitki örtüsü, tarımdaki durumunu, arıcılık uygulamalarını bilmeden işi arı ırkına bağlıyor.
Bazılarımız başka memleketlerin durumunu bilmeden, üretilen her şeyin fiyatına bakarak sahteliğine hilesine karar veriyor.
Bizler bu hatalardan ne zaman kurtulacağız. Merak ediyorum.
Hüseyin,
Olayları açıklarken genellemelerde bulunmak elbette yanlış, bu konuda sana katılıyorum.
Çoğu zaman aynı hatayı hepimiz yapıyoruz.
Fakat bu Gürcistan balı konusu epey sıkıntılı.
Gidip gördüğüm ya da ayrıntısını bildiğim şeyler değil.
Google Maps’i açıp uydu fotoğrafına bakıyorum.
Türkiye uydu fotoğrafı, İstanbul’dan Artvine kadar Karadeniz sahil şeridi ormanlık alan gözüküyor. Bu ormanlarda kestane agacı epey yoğun olarak var.
Gürcistan görüntüsüne bakıldığında ise, kestane olması muhtemel yoğun ormanlar bizim ancak bir-iki ilimiz kadar yer kaplıyor.
Artvin’deki, ya da Rize’deki Kestane balı üretimi bütün Türkiye’deki pazarı bu denli etkileyemezken, bir ilimiz kadar büyüklükte ormana sahip Gürcistan, İstanbul, Zonguldak, Giresun, Samsun, Rize, Artvin, Yalova gibi illerin pazarını etkileyecek miktarda bal üretebiliyor?
Bütün Karadeniz hattında ve İstanbul’da 15 liraya Gürcistan menşeli, katran gibi buruk tatlı bal bulabiliyorsunuz.
Yüzölçümü itibariyle bakıldığında ortada mantıklı görünmeyen bir durum var. Sanki bütün Gürcistan kestane ormanı da, binlerce ton bal üretiyormuş gibi.
Tamam gürcistanda üretilen kestane balı var ama nekadar.
Benim anlatmak istediğim. bizden gürcistana neden kestane balı gidiyor diyelimki gelen ballar bozuktuda geri gitti ama o boş bıdonlar neden geri gelip kestane balını yukliyen panervana verildi .
Bu tamamen varsayım ama bence turkiyede merdiven altlarında sahte kestane balı üretiliyor ve bizdeki gürcilere verilerek pazarlanıyor .bir kısmıda gürcistana gönderilerek ordan pazarlanıyor.
Gelelim gürcistan menşeli analara :geçen evvelki sene geç vakıt ben bir adet gürcistan anası aldım düşüncem kafkas olması ıdı ama o ana bildiğimiz tırakya arısı gibi hafif kırmızı çıktı o kovandan aşırı asker ürettiğinden zayıf kovanlara yavru takviyesi olarak kullandım.
Sevgili büyüklerim.
Ben bir vesile ile kendi aracımla Azerbaycana gittim. Ben Ordu’luyum. E ilgi alanı arı olunca giderken dağları seyrediyorsunuz. Artvin sınır kapısını geçince bir süre sonra aynı bizdeki gibi her taraf dağ olmaya başlıyor. Batum sınıra yaklaşık 17 km. Bu mesafenin 12-13 km botunca gördüğüm bütün dağların neredeyse tamamı kestane çiçeği idi. Benim ilçemde de bir sürü bal geldi oradan. Bu manzarayı gördüğümde onlara hak verdim.
Birde yol kenarlarında bal satanlar var. Arılarıda hemen yanlarında görülüyor. Bir traktör kasasına arkalı önlü arıları dizmişler. Arının önü, kestane dağı. Hemen yanında ufak bir baraka. Vatandaşta yol kenarına kavanozları sıralamış. Bu manzara ile de çok karşılaştım yolculuğum boyunca.
Basri beyinde dediği gibi. Bizim ballarında teneke fiyatları düşük? Acaba sahtemi?
Ben izlenimlerimi paylaşmak istedim.
Kolay gelsin.
Murat ağabey.
Bal bir ürün. Doğal bir ürün. Ancak bu ürünün doğal olmayan yollarla yapılmasıda mümkün. Hemde aslını aratmayacak şekilde.
Ben sahteciliğin dışarıda yapılıp sahte yada tağşişli ( katkılı ) ürünlerin ülkemizde satıdığını düşünmüyorum.
Bence ülkemize çevirmeliyiz gözlerimizi.
Ayrıca şunuda söylemek gerek ki
Yurt dışından geldi diyerek kedi merdiven altı ürünlerini satanlarda var.
Ben şunu merak ediyorum.
Gürcistandan gelen bal olduğu gibi mi satılıyor?
Bu bal düzgün kaplarda, bozulmadan mı geliyor?
Ülkemizde hangi işlemlerden geçiyor?
Daha bir çok soru.
Bence balına hile yapacak arıcı ülkemizde yoktur! Olmamalı.
Bilmediğiniz, ucundan bucağından geçmediğiniz konularda yazmaya bayılıyosunuz. Bu yüzden cevap yazmadım size.
Bu mesajdan arıcıyı suçlayan bir kelime çıkartabilirmisiniz?
Merdiven altı üretime dikkat çekmek istedim ben.
Onlar genelde arı görmeden üretilen ürünler.
Siz bu konuyuda okumadan yine girmişsiniz olayın içine.
Çürük cevizler malesef fazlasıyla var.
Sorun, çürük cevizlerin de ceviz kapsamında sayılması.
Arıcılar birliği tüzüğünde arıcının ve arıcılığın standartları sayılmadığı için, her türlü naneyi yiyen aynı çatı altında ve aynı isimle tüketicinin karşısına çıkıyor.
Malesef, besleme bal yapan da, 365 gün kimyasal mücadele yapan da, pahalı balın içine ucuz baldan takviye yapan da, arıcı olarak isimlendiriliyor.
Hüseyin bey “Bence balına hile yapacak arıcı ülkemizde yoktur! Olmamalı.” bu cümlenin neyine alındınızki?
Oradaki ünlem cürük elmaları işaret ediyor. Sonundaki ise bir temenni. Bu konuya fikir beyan etmekten öte temenniyi gösteriyor.
Oysa diğer konuda ben arıcıları suçlamadığım halde siz beni hedef göstermiştiniz.
Buradada “Siz bu konuyuda okumadan yine girmişsiniz olayın içine.” Cümlesiyle forumda ben yazmışsam yazma diyosunuz (yada cümlelerinizin vurgularından bu algılanıyor.).
Benim sizinle alıp veremediğim olmadığı gibi Forumda yazan diğer insanlargibi, sizinde tecrübelerinizden faydalanmış hatta bire bir yazışmalarda fikrinizi almışımdır. Bir sorunum olduğundada Sayın Hüseyin Basri Bu konuda ne der diye düşünmeden yazar hatta sizin fikrinizi bile uygulamaktan çekinmem.
Siz forumda bir konuda yazarken gidip o konunun ucundan bucağındamı geçiyorsunuz önce. Hem benim ne iş yaptığım ve bu konuların neresinde olduğumu biliyomusunuz.
Hüseyin bey.
İlk mesajınızı ilk yazdığınız hali ile okudum cevapladım. Ben cevap yazarken sizde ilk mesajınızdaki o ilk paragrafı değiştirince - silince - benim mesajım havada kaldı.
Hüseyin DİNER bey ile bir konuşmamızın içine sizde dahil olmuştunuz.
Konu kapandı. Ben unuttum bile. Burası kişisel bişeyleri bahane edip kalp kıracak yer değil. Size karşı böyle bir hatam oldu ise özür diliyorum.
Kimse ile kişisel bir sorunumda yok. Bildiğimizi paylaşalım, bilmediğimizi öğrenelim istiyorum sadece.
Paylaşım sahip olduğunu vermek sahip olmadığınıda almak değilmi? Paylaştığımız şeyler sahip olduklarımızın zekatıdır.
Ama bunu yaparken çoğunlukla insanların bilmedikleri yada bilmediklerini (bunu genellersek sahip olmadıklarını) sandığımız şeyleri alaya alabiliyoruz, bir şekilde karşımızdakini kolaylıkla rencide edebiliyoruz.
Sonuçta bize dönen, verdiğimiz üç kuruşluk hayır aldığımız kırılan bir kişinin vebali.
İyi geceler dilerim.
Hala devam mı edeceğiz böyle.
Kırgınlığınıza, vebal almakla itham etmenize anlam veremiyorum.
Ülke arıcılığını bilmediğinizi, arıcılığa sektör olarak bakamadığınızı yazdım ben daha önce.
Bilmediğinizi sanmıyorum. Bilmediğinizi biliyor ve söylüyorum.
Sözümünde arkasındayım. Arıcılığı bilmek ile arıcılık sektörünü bilmeyi birbirine karıştıryorsunuz.
Buna bir örnek vermem gerekirse, Ağustos 25, 2011, 21:54:21 tarihinde yazdığınız özel iletide elinizdeki
30 kg balı 80 TL den satmak isteseniz anında satacağınızı,
80 TL İle 250 TL arasında bal satan modern bal evleri olduğunu, üreticinin basitce bu şekilde bal evleri kurarak
hak ettiği parayı kazanabileceğini yazmazdınız.
Dolayısı ile vebalinizi aldığımı düşünmüyorum. 3 kuruşluk hayrım var ise ne güzel. Şükürler olsun.
Hüseyin DİNER ağabey ile aramda geçen bir tartışmaya dahil oldunuz.
Dolayısı ile kırılmayın diyerek Sayın Hüseyin DİNER den dilemem gereken özürü size diledim.
Ona karşı çok daha sert ifadeler kullanmıştım oysa. Burada Hüseyin DİNER ağabeyden de özür diliyorum.
Ama tekrar ediyorum, Vebal ile beni suçlamanız anlamsız, çünkü ben doğruyu söyledim.
Buda sizin yanlış anlamanız benimde yanlış anlaşılmam galiba. Dikkat edin cümlenin bitiş kelimesi çoğul. Ben sadece bu hatayı hepimizin birşekilde yaptığını söyledim. İyi geceler demiştim, Tekrar iyi geceler diliyorum.
Sayın adaşlarım ,tartışalım fakat birbirimizi kırmayalım.
Frekanslarımız bazen uyum sağlamaya bilir.
Biride ben isem lütfen dikkat.