MERHABALAR

Sayın Bolkar,

Hakikaten süper bir soru. Cevabını ben de merak ediyorum.

O zaman burada çalışmıyordum fakat şunu söyliyeyim farzedelim bu sene hiç bal çıkmadı seneyede hiç çıkmadı ki böyle zmanlar oluyor bazen
insanlar ne yiyecek o zman? boşver bal yemesinlermi diyeceksin ?
balı dışarıdan getirmek hiç kimse istemez ama mecbur kalındığında bir kere getirildi diye her sene böyle onun üzerinden propaganda yapmak ucuz oluyor

Uluslar arası iş yapışırsa büyük ölçekli alım olur ve size malı temin edecek kişi öncelikle malın içeriğini size bildirecektir ve sizin standartlarınızın altında bir ürün değilse zaten malı almazsınız
Anlaşmalar yapılır ve her şey konuşulduğu gibi yapılır.Anlaşma dışına çıkmazsınız çıktığınız zman büyük tazminatlar ödemek zorunda kalırısınız , bilmem anlatabildimmi

Mesela şimdi İzmir deki ihracatçılar artık bal ihraç edemiyor Almanya ya ve Avrupaya bir nedenide eğer balınızda kalıntı çıkarsa adamlar malesef geri göndermiyor orada imha ediyor
Bilgilerinize

Arkadaşlar,
bal piyasasını elinde bulunduran bir firmadan aramıza bir arkadaş katılmış… Bu fırsatı iyi değerlendirip
sorunlarımıza ( firma ve üretici ) çare üreteceğimize, bu kişiye karşı anlamsız bir tepki gösteriyoruz.
Hatta söyledikleriyle dalga geçiyoruz.
Sayın Murat bey’in dediği gibi üretici kendi başına kaldığı zaman firmaya karşı elinden hiç bir şey
gelmiyor. Bence bu konu üzerine yoğunlaşmamız gerekiyor.Alıcı firmaya karşı satıcınında firma olması
gibi… Belkide birlikler bu aşamada devreye girmeli ?

Yıllar önce,uygun vasıflarda olmayan balları ihraç etmeye(kakalamaya)çalıştığımız için yıllarca süren bir yasaklama söz konusuydu.

Bu yüzden Yunanistan’lı ihracatçılar,elatından,Türkiye’den aldıkları çam balını etiketliyerek,kendileri üretmiş gibi Avrupa’ya pazarlıyorlardı.

Şu anda yanılmıyorsam,Türkiye’nin Avrupa ülkelerine,bal ihracat yasağı kalktı diye biliyorum.

büyük ölçekli alımların nasıl oldugunu yada acceptable quality level seviyesine göre yapılan anlaşmaları sormadım ki

sadece türkiye arıcılarına uyguladığınız yöntemlerin aynısını arjantin için uyguluyormusunuz diye sordum

siz calışmadığınızı belirttiniz o zaman şöyle düzeltiyorum soruyu

acaba ögrenebilirmisiniz nasıl davrandılar diye aynı standartlar mı söz konusuydu yoksa iltibas gecildi mi

Sayın Bolkar;haddim olmıyarak yanlışlıkla yazılan kelimeyi düzelteyim.Anlaşılmıyabilinir."İltibas-İltimas,yanı kayırma olması gerekir değilmi.Kusura bakmayın.Esen kalın.(m yerine b ye bastınız herhalde.)

evet teşekkür ederim uyarınız için iltimas olacaktı doğrusu

Birşey değil değerli kardeşim.Elde olmıyan hataları bibirimize uyarmalıyız değilmi.
İhracat-İthalat deyince aklıma geldi;Bir yerde okumuştum.Almanyaya ihraç edilen armut KENAZlı çıkmış.Red ve iade gerisin geri.Eeeee ne olacak bu kadar armut,yazık değilmi?İhracat fazlası diye sür iç piyasaya!!!Nasıl olsa ihraç malı diye özenildi.Dış görünüş güzel.Vatandaşa bir şey olmaz…Çalış,öğün,güven.Selamlar.

Analiz aşamalarının yapılmadığından bahsetmiyoruz.

Bahsetmek istediğimiz analiz aşamalarını anlatırken kullanılan ifadeler…

Tüketici bir bal kavanoza girene kadar 4 kez analiz edildiğini okuyunca vay be der.

Ayrıca bahsettiğiniz analizlerin bazılarının bizim kodeksinde alt-üst limitleri belirli değil. Avrupa Birliği kıstasları mevcut.

Bu durumda örnek olarak Oksitetrasiklin (ug/kg) “0” olarak mı olması öngörülüyor?

Her tenekeden numune alındığını ise düşünüyorum da!

Her tenekeden alınan numunenin yukarıdaki analizlere tabi tutulduğunu!

Çok güzel…

 Sayın Halil Bilen. Biraz hiciv, biraz nüktedanlık, tebrik ediyorum sizi hiç kaçırmıyorsunuz. Bakalım ne 

cevap gelecek. Çok iyimser ve hoşgörülü bir kişiliğim olmasına rağmen ve Murat beyin (Çakır) dediği gibi

hemen parlamadan sakince konunun çözümü için bişeyler yapalım önerisine katılıyorum. Fakat o Çorlu’dan,

Hayrabolu’dan, Tekirdağ’dan, Ulaş’tan vs. yerlerden; geldikleri ocaklarına geri dönebilmek için üç kuruşa

balının tenekesini satmak zorunda kalan o zor durumdaki arıcılar aklıma geldikçe sakinliğim kayboluyor.

Teşbihte hata olmaz, hani evlat ve kuyruk acısı gibi bizimki. Dünyanın neresinde olursa olsun, ezilenlerin

hep yanında olmuşuzdur evelallah millet olarak. Nereye geleceğim bu memlekette üretici maalesef ezilen

sınıfından kurtulamadı! Bunda bizim dahlimiz yokmu? Çok! Bu şartlar altında Allah bu gibi, üreticileri sömüren

firmalara bal satmayı iktiza ettirmez. Selam ne saygılarımla.

        Biraz Hiciv olsun  , birazda  Nüktedanlık  olsun ...

Dönemin , acımasızlığı ve adaletsizliğiyle ünlü , dostunun , dişmanının nefretini kazanmış beylerden biri ,

Gene dönemin usta bir ozanını , huzura çağırıp kendisi için bir methiye yazmasını ister .

Ozan ne yapacağını şaşırır , beyin istediği bir şey yazsa hiç içine sinmiyor , adamı methetmek olur ,
yazmazsa da kelle gidecek.

Der ki ; Beyim sen şöyle cesursun , böyle cengaversin . Bir isminle herkese korku salarsın ,

Tıpkı hazreti Ömer gibisin diyeceğim amma , o Allah dan korkardı , sen ondandamı korkmazsın .

Diyecek de Özgür müydü , Can 'ıda kıymetliydi .

                                                Selamlar...Saygılar  olsun...

Sayın M. Kamil Demirci,

Biraz yaşı geçkin olanlar hatırlar. Bizim gençliğimiz, kaleminden kan damlayan demogoji üstadı yazarları okuyarak geçti.

Kıran kırana hiddetle yazılmış yazıları okuyup heyecanlanırdık. Uzun yıllar sonra farkettik ki, bu yazılar hiç bir sorunumuzu çözmemiş, sadece heyecanlanmışız, kanımızı kaynatmışız.

Hala çevremizde böyle hiddetli insanları görüyoruz. Bir problemden bahsederken kendi heyecanını, dinleyenlere de yayar. Ama çözüm olacak hiç bir şey de söylemez.

Ben problemleri çözerken, problem oluşturduğunu düşündüğüm şeyleri devreden çıkararak, sonucu nasıl etkilediklerine bakmayı severim.

Örneğin, bugün sektörümüzde problem olduğunu düşündüğümüz, arıcılara kuyruk acısı yaşatan firmaları devreden çıkarsak, sonuç ne olur?

2011 arıcılık sezonunda, bütün firmalar lağvedilse, sektörümüzün durumu ne olacak? Arıcıların şimdi şikayet ettikleri problemler kendiliğinden ortadan kalkacak mı?

Bal toplayan bütün firmalar ortadan kalktığı bir durumda, arıcılar birleşerek ortak bir çözüm üretebilme refleksine sahipler mi?

Benim en çok merak ettiğim sorunun cevabı bu.

Böyle bir durumda arıcılar ortak bir çözüm bulabilecek mi, yoksa yeni şirketler kurulsun da gelsin benim balımı alsın diye mi bekleyecek?

Eğer böyle bir durumda, arıcılar birleşerek ortak bir çözüm üretebilme refleksine sahip olacaksa, şimdiki sorunun çözümünü de burada aramalıyız.

Arıcılarımızın böyle bir refleksi varsa, var olan durumdan şikayet etme yerine, bu refleksi hemen gerçekleştirmeliler.

Serbest piyasa ekonomisi şartlarında yaşıyoruz. Ben de özel sektör çalışanıyım. Bütün sektörlerde kıran kırana bir rekabet ve ayakta kalma mücadelesi var.

Hiç kimse, hiç kimseye buyur bu parayı ben yiyemedim sen yeme demiyor. Herkes en ucuz maliyetle en çok kazancı sağlama peşinde.

Piyasa ekonomisi şartlarınının rekabetçi ortamına ayak uyduramayan sektörlerin ya da üreticilerin ayakta kalmak için hiç bir şansı yok.

 Sayın Çakır yazınızda bizi eski kalemşörlere benzetmişsiniz. İyimi! kötümü! anlayamadım! Lakin ferdi 

olarak bu konuyla ilgili sıkıntımız yok çok şükür. Yanlış anlaşılmasın. Bizim maksadımız ortada haksız bir

durum var ona temas etmek. Tabiki bahse konu firma kapatılsın gibi bir derdimiz yahut isteğimiz yok,

olamazda. Anlatmak istediğim, yaşanan üzücü ve bir okadar da üreteni mağdur pozisyonuna sokan bir

vakıadır. Üretici eninde sonunda balını, birliklerinde sayesinde bu firmalara yok pahasına vermek durumunda

kalıyorlar. Yine teşbihte hata olmaz diyeceğim “denize düşen yılana sarılır” misali sarılıyorlar. Teşekkür

ederim. Saygılarımla.

Kamil Bey,

Benim biraz lafı dolandırarak anlatmaya çalıştığım şey şu:

Siz ne güzel yazmışsınız, denize düşen yılana sarılıyor diye.

Ben de diyorum ki, arıcıların denize düşünce yılana sarılmaktan başka çaresi olmalı.

Yüzmeyi bilen denize düşünce niye yılana sarılsın?

Arıcılar yüzmeyi öğrenmeli.

Şirketin birisi gelsin, bizim istediğimiz fiyattan şu ballarımızı alsın beklentisi çözüm değil.

Ya da düşük fiyatlı bal toplayan şirketlere kızmak, hiddetlenmek de çözüm değil.

Fikri eforumuzu, çözümün neler olabileceği noktasına harcarsak, problemin ortaya konuşuna ve çözümüne daha fazla katkımız olur.

Şunu gözden kaçırmayalım. Dünya globalleşiyor, ticari sınırlar ortadan kalkıyor.

Biz daha düne kadar İran, Gürcistan ballarından şikayet ederken, gündemimize Arjantin balları giriyor.

Yakın gelecekte, bütün sektörler artık dünya çapında rekabet etmek zorunda kalacak.

Düne kadar Avustralyadaki bal ve arı fiyatları bizi ilgilendirmezken, önümüzdeki yıllarda artık böyle şeyleri de hissedeceğiz.

Bütün dünyanın formatı değişiyor

Kamil Bey,

Tabi bu arada eski kalemşörlere benzetme gibi bir niyet içinde olmadığımı da belirtmek isterim.

Bunu yazarken sadece toplum olarak, olaylara heyecanlı ve duygulu yaklaşmayı sevdiğimizi vurgulamak istemiştim.

Fakat heyecanlı ve duygulu yaklaşımlar, sorunları enine boyuna incelemeyi engelliyor.

 Sayın Çakır çok haklısınız. Naçizane bizim de sorunların çözümünde sizinle aynı düşündüğümüz kesin. 

Lakin, yapımız itibari ile sorunları algılama, değerlendirme biçimimiz farklı. Bu konularda haksızsızlık, emek

sömürüsü ve gaspı yapılıyor olmasından ötürü hissiyatımızı karşı tarafa aktarırken zaman zaman fevri

davranabiliyoruz. Neyse teşekkür ederim.

Murat bey, tespitiniz çok doğru. Bizim globalleşen dünyada diğer ülke arıcaları ile rekabet etme
gücümüzü artırmamız gerekiyor. Yurtdışından getirilen ballar bugün bir iki ülke iken, bu yarın daha
fazla sayılara çıkabilir. Bunu yapan yine bizim insanımız.
Bunun yoluda minumum masraf ile maximum verimi almaktan geçiyor.

Elbette haksızlık, gasp, emek sömürüsü gibi konularda taraf olmak gerektiğinde, hangi tarafta duracağımız belli.

Fakat, bana göre bu kavramlar sorunu açıklamaya ve çözmeye yetmiyor.

Diyelim ki, olay çok basit yaşanan şey sadece bir emek sömürüsü. O durumda bile çözümü belli.

Emekçilerin haklarını alabilmek için örgütlü güç olmalarının tarihi heralde 100 yılı geçmiştir.

Sonuçta sorunu nasıl ifade edersek edelim, olay eninde sonunda örgütlü olup, ortak refleks ortaya koyabilmeye geliyor.

Benim köyüme 10 km kadar uzaklıktaki ovalarda çok verimli ve kaliteli kirazcılık yapılabiliyor.

2 çeşit kiraz bahçesi sahibi var.

Almanyadan emekli olup memleketine döndükten sonra kirazcılığa başlayıp kiraz birliği kuranlar var.

Bir de hayatını oralarda geçirmiş bahçe sahipleri var.

Birlik üyesi kirazcılar, ürettikleri kirazları toptan fiyatı kilosu 4-5 TL gibi bir rakama ihraç edebiliyorlar.

Birliğe üye olmayanlar ise yerli piyasaya 1-2 TL arası fiyatlarla verebiliyorlar.

Birlik her üreticiyi kendi çatısı altına almıyor, üretimde bir takım standartlar istiyor. Çünkü o standartlara uygun üretim yapamazsa ihraç etme şansı yok.

En hassas oldukları konu ise ilaçlama. Bütün üyelerinin ilaçlama yöntemlerini denetliyorlar, prosedürlere uymayanı hemen birlikten ihraç ediyorlar.

Enteresandır, bir çok üretici kilosu 4-5 tl den kiraz satabilecekken, standartlara uygun üretim yapmıyor, kafasına göre takılıyor ve düşük fiyatlara talim etmek zorunda kalıyor.

Bugün arıcılığın da örgütleri var. Fakat örgütleri arıcılığın ve arı ürünlerinin ne standartlarını koyabiliyor ne de denetleyebiliyor.

Sadece örgütlenmek de yetmiyor, doğru hedeflerle doğru işler yapmak gerekiyor.

 Evet Murat bey bu konuda çok aşama kaydetmemiz gerekiyor. Daha profesyonel düşünmemiz gerekiyor.

Zira belki o zaman bazı taşlar yerinden oynar, olması gereken yerlerde istediğimiz aktörler rollerini icra eder.

Bunun için öncelikle işaret ettiğiniz gibi bizlerin güzel bir şekilde, artık tornamı olur, pulanyamı olur kendimize

özeleştiri yapıp hataların eksikliklerin nerede olduğunu ve nereden kaynaklandığını bulmamız lazım. Belki

bazı şeyler düzelir. İşin aslı anlıyacağınız durmak yok diyosunuz. Sağlıcakla kalın.