Keke su katılınca yumuşar…
Kışın sertleşiyorsa içindeki suyun donmasındandır.
Kovana konduğunda hâlâ sert olarak kalması nasıl mümkün olacak?
Pakmaya, Safmaya, Yuva ya da Özmaya… Bunlar aslında ‘‘bira mayası’’ üreten firmalar ve ürünleri…
Almanlar da mı Pakmaya kullanıyorlarmış?
Bira mayasının arılar bir derece ama, özellikle arı kurtçuklarının beslenmesi için uygun olmayan bir protein kaynağı olduğunu biliyoruz.
Yurdumuzdaki arıların protein açlığı çekmedikleri, bu tür formüllerin çiçektozu kaynaklarının yetersiz olduğu ülkelerde yoksunluklar, dolayısıyla mecburiyet yüzünden geliştirildiği de defalarca anlatılmaya çalışılmış.
Üstelik sizin aktardığınız formülde ‘‘kuru bira mayası’’ değil ‘‘yaş maya’’ var. O da ayrı bir sorun… Yaş maya, hamur mayası olarak hazırlanmış bir ürün… Hamur mayası olarak hazırlandığı için, bira mayası ile birlikte neler neler içerdiği ayrıca incelenmeli.
Hazırlanışını bilmiyorum, ama içinde kıvam verici olarak sudan başka un da nişasta da olabilir. Un ve nişasta, arıların sindirim sistemlerine hiç de uygun besinler değil.
Arılarınızın memnuniyeti(!) verdiğiniz kekten değil, karşılaştıkları ya da uyguladığınız olumlu, memnuniyet verici etmenler nedeniyledir.
Kek yoğurulurken içine çiçek tozu konmasına gerek yok.
Kek içine tatlandırmak amacıyla belki % 1 - 2 oranında çiçek tozu konulabilir.
Arılar kovana giren çiçek tozunun çoğunu yavruları için harcarlar kendileri için daha az kullanırlar.
Bu durumda keke çiçek tozu katmak hele kış aylarında arılara vermek pek uygun değildir.
Alttaki fotoda kış aylarında çiçek tozlu kek yemiş ve dışarıya çıkıp barsaklarını boşaltamamış arının barsağı görülüyor.
Aslında bu barsak renginin beyaza yakın çok az pembe renkli olması gerekirdi.
Konu dışına taşmamak için yazmayayım dedim ama kendimi tutamadım
“YAHU” Kelimesi atalarımızdan bize gelen çok güzel bir sözdür… (YA RAB, YA RAHMAN vs… gibi)
Buradaki “HU” kelimesi “yok olmak” anlamında dır… Yani ben yokum, sadece “SEN” varsın manasında…
İyice sulandırırsanız da kek, kek olmaktan çıkar; şurup olur.
Kovana kek verseniz de şurup verseniz de arılar dışarı çıkmadan edemezler. Soğuk havalarda her tür besleme, az ya da çok sakıncalıdır. Bu nedenle yarar/zarar dengesini her arıcı kendine ve kolonilerinin durumuna göre hesaplar.
Arılar iki şeyi kullanıyorlar, birisi protein, diğeri karbonhidrat.
Biz kekle besleme yoluyla arılara karbonhidrat yardımı veriyoruz.
En iyi beslemenin arının kendi ürettiği bal veya yoksa bileşimi bala yakın olan şekerle olduğunu biliyoruz.
Öyleyse kek içine şekerden başka bir şeyin katılmasına gerek yok.
Kek içine katılan vitamin, antibiyotik ve benzeri katkılar hiç gereksiz olduğudur.
Yani: hiç bir sorunu olmayan arıya; Sen 6 ay sonra hasta olacaksın sana antibiyotik verelim gibi oluyor.
Kek içine katılan bütün katkı maddeleri bir insana saman, talaş, ağaç yedirilmesi gibi bir şeydir, girdiği gibi dışarı çıkar.
Hu kelimesi arapça Yaradan manasında kullanılır ve kişilere hitafen söylenmez. Benim cümle içerisinde kullanmış olduğum kelime aynen örnekte verdiğim manayı taşımaktadır. Edebiyatçı değilim belki açıklamalarım hatalı olabilir ama hatalıda olsa anlatmak istenilen tam manasíyla verdiğim örnekle uyuşmaktadır.
Cahit abi meydan şerbeti verildiğinde daha iyi gözleniyor arılar şerbeti aldıktan sonra direk kovana gitmiyor arılığın etrafını şöööyle bir turluyor.sebebi nasıl açıklanabilir.