Forum üzerinden satış için belli kriterleri sürekli denetleyebilmemiz gerekiyor.
Satılan bal da belli kriterleri denetleyemiyorsak, 6 ay sonra forum güvenirliginden bahsedemeyiz.
Balda ki riskler nelerdir? Denetlenmesi gereken kriterler nelerdir?
- Sahte bal
Sanılanın aksine sahte bal konusunun arıcılarla uzaktan yakından ilgisi yoktur.
Farklı şekerleri, baldaki şeker oranlarına benzer şekilde karıştırıp, gıda boyası ve bal aroması ile arı görmemiş bal üretenin, dagda bayırda gezerek çile çekmesini gerektirecek bir durum yoktur.
Bu işin sorumlusu, gıda sanayi işletmelerinin yogun bulundugu yerler.
- Aşırı besleme balı, sanayi balı.
Petekli bal üretiminde, tüccarlar ve tüketiciler bembeyaz ve çok düzgün sırlanmış üzerinde en ufak delik olmayan bal talep ediyor.
Bu yüzden profesyonel olarak petek baş üretenler, ister istemez, bal akımı döneminde yogun besleme yaparak petekli balların düzgün sırlanmasını saglıyor.
Bu bal sahte bal kapsamına girmiyor. Arı kursagından geçtigi için balı bal yapan enzimlerin çogunu ihtiva ediyor.
Tek sorun, tüketiciye yüzde yüz dogal kaynaklardan üretilmiş şekilde çok yüksek fiyatlara satılması.
Toptan fiyatı 7-8 lira iken, şarküterilerde yanına 0 eklenerek 70-80 lira oluyor.
Ucuz bulabiliyorsanız, suni petekli degilse, aromasını ve yemesini begendiyseniz afiyetle tüketin.
- Kalıntı sorunu
Amatöründen profesyoneline bal ve diger arıcılık ürünlerinde en büyük sorunumuz bu.
Arı hastalık ve parazitleriyle mücadeleyi dogru zamanda ve şekilde yapmazsak, ballarımızda kimyasal kalıntı riski oluşturuyoruz. Şifa niyetine zehir satıyoruz.
- Isıl işlem sorunu
Ülkemizde tüketicinin, kristalize olan balı sahte görme egilimi var. Bir çok arıcı bundan muzdarip. Çicek balının bir süre sonra donma egilimine girmesinin dogal bir süreç oldugunu anlatmaktan dilimizde tüy biter ama derdimizi hala anlatamayız.
Arıcı bu sorunu çözmek için balını ısıtıverir.
Belli bir sıcaklıga maruz kalan bal uzun süre donmuyor. Fakat içindeki enzimlerin bir çogunu kaybediyor.
Bal yerine basit bir şekerleme tüketmiş oluyoruz.
Isıl işlemi sadece arıcılar yapmıyor.
Dolum tesisleri, balı akışkan hale getirip daha hızlı işlemek için, bal firmaları donmayı engellemek için ısıl işlem uyguluyor.
Tabi onlar bunun ismini pastörizasyon koyarak normalleştiriyorlar.
Balın neyini pastörize ettin, kaç derece ısı uyguladın belli degil.
Arıcı uygulamalarında da bu belirsizlik sorunu var. Bazı arıcı arkadaşlarımız kontrollü ısı veren bal dinlendirme kazanlarına sahip.
Bazıları da koy sobanın üzerine gitsin.
Tüketici donmayan bal istedigi sürece de bu konunun çözümü yok.
5) Filtrasyon problemi
Firmalar, ürünlerinin raf etkisini artırmak, görüntüyü tüketicinin gözünde daha albenili hale getirmek için çeşitli işlemlerden geçiriyor.
Dogal bal gözümüzle farkedemedigimiz küçüklükte çiçek tozu (polen) ihtiva ediyor.
Zaten balın kaynagı da mikroskop altında bu polenlere bakılarak tespit ediliyor.
Baldaki polen varlıgı, gıda degerini artıran bir özellik. Ne kadar çoksa, tüketimi o kadar faydalı.
Fakat çiçek tozu yogunlugu hem balın berraklıgını azaltıyor, hem de donma olayını tetikleyen unsurlardan birisi.
Bu yüzden firmalar, rafta pırıl pırıl berrak gözüken bal elde etmek için, balı mikro gözenekli filtrelerden geçiriyor ve polen varlıgını yok ediyor.
Mikro filtreden geçirmek için de balın 70 -80 derecelere kadar ısıtılması gerekiyor.
Yeni bal tebliginde filtreleme yapılmışsa etikette belirtilmesi gerekiyor.
Bir çok firma balını filtre ediyor ama etiketlerinde yazmaya başladılar mı bilmiyorum.