Tropi akarı hala kapımızı mı çalıyor, yoksa çoktan içeri girdi mi?

Apis Mellifera üzerindeki varlığı 1961 yılında tesbit edilen tropi akarının, komşu ülke Gürcistan’daki arılara da bulaştığı 2024 yılından beri resmi olarak teyitli.

Burnumuzun dibine kadar gelmiş olan bu akarın, ülkemiz arıcılığı için de ciddi tehdit oluşturduğu, az sayıda arıcı ve araştırmacı tarafından 2 yıldır farklı platformlarda dile getiriliyordu.

Konuyla ilgili yapılan uyarılar malesef sektörde yeterli duyarlılık oluşturamadı. Hatta bu uyarıları yapanlar, zaman zaman konuyu abartmakla, olmayan bir tehlikeyi varmış gibi göstermekle itham edildi.

26 Temmuz 2026 tarihine gelindiğinde Whatsapp gruplarına akabinde sosyal medyaya sızan bir video, tropi akarının artık ülkemiz sınırları içindeki varlığını gayri resmi olarak teyit etti.

https://www.facebook.com/share/v/1E4epqmWiN/?mibextid=wwXIfr

Bu videonun yayınlandığı tarihten bu yana neredeyse 1 ay geçti. Ama ne bakanlık ne de Arıcılar Birliği Merkezi tarafından henüz bir açıklama yapılmadı. Hatta arıcılar birliği, böyle bir akar tehdidi yokmuş gibi konuyu görmezden gelmeyi tercih etti.

Resmi açıklama yapılmadığı için, bu konuda da fısıltı gazetesi devreye girdi. Ulaşılabilen yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre Artvin ve Ardahan karantina altında. Arılıklarda tropi akarına yönelik taramalar devam ediyor.

Sosyal medyaya düşen kurum paylaşımlarından, bölgede arıcılara yönelik bilgilendirmelerin de yapıldığını öğreniyoruz.

Bu akar ile ilgili, henüz resmi düzeyde ilan edilmiş bir yol haritası ya da mücadele kılavuzu yok.

Elimizdeki tek resmi kaynak, 21 Aralık 2011 tarihli ve 28149 sayılı “Bal arılarının küçük kovan kurdu ile tropileaps akarı hastalığına karşı korunma ve mücadele yönetmeliği”.

Bu yönetmelik akarın tesbiti halinde arıların itlafını ve peteklerin yakılarak imhasını öngörüyor.

Şu tarih itibariyle henüz akar bulaşıklığının sadece sınır bölgesindeki bir kaç arılıkla mı sınırlı olduğunu, yoksa gezginci arıcılar ya da arı ticareti sayesinde ülkemizin başka bölgelerine de yayılmış olup olmadığını bilmiyoruz.

Önümüzdeki günlerde resmi açıklamaların yapılacağını, durumun açıklığı kavuşacağını, arılıklarımız açısından riskli bir durum olup olmadığını öğrenebileceğimizi umuyoruz.