Arıcılığa heveslenince ilk yaptığımız iş kitap karıştırmak, giderek defalarca okumak…
Hüseyin Basri Çalışkan Kardeşimin saptamasına katılıyorum: Arı ırkları konusu kitapların ilk sayfalarında işleniyor.
Arıcılık öğretmeyi hedefleyen kitaplar için sakıncalı bir durum ortaya çıkıyor;
arıcılığı öğrenmeye çalışan kişi, öğrendiği(!) bu ilk bilgilere dayanarak ‘‘dili uzunmuş’’ diye şu ırkın, ‘‘sakinmiş’’ diye o ırkın, ‘‘hastalıklara dayanıklıymış…’’ diye öbür ırkın peşine düşüyor.
Eğer bölgesel(ekotip) arılarımız verimsiz olsaydılar şimdiye kadar nesilleri sönmüş olmazmıydı ? Demekki her bölgenin arısı kendi bölgesinde yaşamını idame ettiğine göre o bölgeye uygun demektir ki yeterki iyi bakılsın ve korunabilsin.! Mesela "kafkas" türü arılarımız bizim yurdumuzun arısıdır fakat nemli bölgelere uyumlu değillerdir,koç kişiler bu arıların anasını getirmiş batıkaradenizde randıman almaya çalışmış fakat hüsrana uğramıştır. Sorsanız ikinci yıl çok iyi randıman aldığını söylerler fakat o ilk yıl içinde anayı değiştirmiştir koloni kimse farkında değildir onun için 2. yıl randıman almıştır.? ???