Arıcılığa Başlama Hikayelerimiz

Benim hikayede şöyle,

3 yıl önce bir meslektaşım bir kovanı arısıyla birlikte hediye etti,

o kovandan 20 kilo kadar bal aldım,

ama yanlış uygulamalar sonucunda arıyı bahara çıkaramadım söndü,

ama bendeki arı sevgisi sönmedi,

hırslandım satılık arı aradım,ve başka bir meslektaşımdan ücrete mukabil 2 çerçeve arıyı kovansız 75 tl ye verdi bende aldım :smiley: :smiley:

o arıyı yerine koyana kadar başıma neler geldi

arabanın bagajına koydum gelirken arılar kovandan çıkmış 2 çerçeve arı bagajda uçuçuyor :smiley:

gece maskeyi giydim arıları kovana zar zor aldım,

kovanı kucakladım kovan koyacağım yer biraz çukurdu,

bir ayağım boşa geldi kovanla beraber iki tur yuvarlandık,

iki çerçeve arı yine dışarda :smiley: :smiley:

bu arada paçaları çoraba koymayı unutmuşum artık kaç arı soktu sayamadım,

kaşıntı kulaklardan başladı dokunduğum yer kaşınıyor,

kendimden ümidi kesmeye başladım bukadarmış bizim arıcılık dedim,

Allahtan alerji kısa sürdü :smiley:

Bizdeki meslektaşlar hep arıcı olduğu için sıkıntı olmuyor :slight_smile: bir meslektaş 2 çerçevelik bir oğul verdi,

para almadı sağolsun,

zayıf arılarla işe başladığım için zayıf arının bendeki yeri başkadır :slight_smile:

Gece gündüz forumu okuduğum için o zayıfları güçlendirmek hiçde zor olmadı,

bu arada ustalarımıza minnettarım.

şu an 11 kolonim var Allah nasip ederse kayıpsız kıştan çıkabilirsem hedefim iyisinden 20 koloni oluşturmak,

ve kademeli bir şekilde bu sevdayı devam ettirmek.

İbrahim hocam, sizi de alalım bizim ilçeye…

Emekli olanlar oldu, arıcı kadrosu boşaldı. ;D


Nasıl başladık konuları, konuları açtı…

Ne söylesek ne yapsak geri gelmeyecek kaybettiklerimiz hepimizin acısı oluyor, tedavi görenler için üzüntülerimiz - şifa umutlarımız yine hepimizin oluyor.

Arılar vesile velhasıl, biz büyük bir aileyiz.


http://halilbilen.com/images/stories/halil1.jpg

Çok uzun yıllar genelde hasatta bulundum hep…

İyi bir hasatçıyımdır ki tecrübem en çok bu alanda.

Kendi başıma ne zaman?

Emeklilik tünelde gözükünce…

Eskişehir’de 10 koloni alarak başladık…

Bu kadar… 8)

       kulağıma karsuyunu yatılı öğretmen okulunda tarım öğretmenim kaçırdı.

       2000 yılından bu yana değişik arıcılık dergilerine aboneyim. (şu an uludağ arıcılık dergisi ve ordu arcılık araştırma) herkese tavsiye ederim.

        2008 yılında 5 kovanla başladım. 30 arı yaptım amarikan yavru çürüklüğüne 20 kurban verdim.

şu an 25 hedef ençok 50 arı.

        galiba biraz eski kafalı imişim ancak 6 ay önce bilgisayarla tanışa bildim. ilk tanıştığım sitelerde biride teknik arıcılık oldu. yaklaşık 1 aydırda aranızdayım.
        saygılar

Allah rahmet eylesin, yavrumuzun mekanı cennet olsun…

Ben de babam sayesinde yakalandım bu hastalığa…
Babam 15 kovan almıştı 2009 yılında ama kısa süre sonra rahatsızlandı…
İş yerinde bir arkadaşımla bakmaya başladık arılara ama sıfırdan petek bağlamayı,kovan acmayı,şurup vermeyi kısacası herşeyi beraber öğrenmeye çalıştık.
Babamın vefatından sonra iş bize düştü yaklaşık 12-13 yıldır 10ila 12 kovan(artısı eksisi var tabiki)
ile bu hastalığımız devam ediyor…
Bu siteden öğrendiğim çok şey oldu %70 bilgimi buradaki ustalarımızdan öğrendim hepsine çok teşekkürler.

yeşilcam nasıl farketmemiş seni gencliğinde bilmem artist

Çevremde arıcılık yapan bir arkadaş var, ben yeni emekli olmuştum, gel sana arı satayım diye sıkıştırıyor, o gün samimi bir arkadaşım tel. ile aradı, o da yeni emekli oldu o sıra, dedi, biz iki üç arkadaş arıcılık kursuna kayıt yaptırdık, adam eksik, yoksa kurs açmıyorlar, seni de kayıt ettirelim. Olur dedim, başvuru formunu bile kendileri getirip doldurup imzalattılar. Olurya ben savsaklarım diye.
İki gün sonra bir başka arkadaşım ki o da o sene emekli olacak ve diğer arkadaşlardan haberi yok, o da bana telefon ediyor ki, biz iki arkadaş arıcılık yapmayı planlıyoruz, sende bize katılırmısın diye.
epey güldüm, hep birlikte kurs aldık, ikişer kovan aldık, sonra o kovanları söndürdük, arkadaşlardan bırakanlar oldu, biz iki kişi devam.
Aslında bu sene kendime ait kovan/arı aldım ve şu an 10 kovanla devam ediyorum. Seviyorum kerataları, arada bir takışıyoruz ama olsun.

bizimde arıcılığa başlama hikayemiz işyerim ankarada bunalıyoruz alacaktan verecekten köy
ankaraya 120 km ilk önceleri bahçemizde ağaç ve sebze fidanları ile kafa dağıtıyoruz
ondan sonra dedikki balı seviyoruz niye arı almıyalım o günden buyana 5 yıl olacak bu sevda artarak devam ediyor

Arıcılığa karşı ilgimin tam olarak nereden kaynaklandığını bilmiyorum.
Komşumuzun çatı katında boş kovanları vardı.Bu kovanların sağlamlarından 2-3 tanesini aldım ve güzelce bir elden geçirdim.
Daha ortada arı marı yok.Tanıdık arıcılardan rica minnet oğul alacağım.
Oğul ne ki? :frowning:
Hiç ama hiç bilgim yok.
Tam kendimi iyice motive etmişken babam rahmetli oldu o ara.
Bende zerre kadar arıcılık merakı kalmadı birdenbire.
Kovanları komşumuza geri verdim.
Tam aradan 8 sene sonra bir gün müdür yardımcısı arkadaşım hocam gel seninle arıcılık yapalım dedi.
Gözlerim fal kaşı gibi açıldı. :o
Ve bu teklifle benim arıcılık sevdam yeniden filizlendi.
Demek ki içimde bir uhde kalmış ki başlamak hiç zor olmadı.
Bazen diyorum kendi kendime keşke çok uzun yıllar önce başlasaymışım arıcılığa.
Ama aslına bakarsak keşkelerin hiç bir anlamı ve önemi yok hayatımızda.
Nasip böyleymiş.
Müdür yardımcısı arkadaşımla iki yıl ortak yaptık bu işi.
Sonra ayrıldık.
O ilk sene arılarının tamamını söndürdü ve arıcılığı bıraktı.
Ben hala devam.
Bir çok zorluğa göğüs gerdim.Kolay olmadı bugünlere gelmek ama hala öğreneceğimiz çok ama çok şey var. :-\

Benim hikayem de normal süregelen bir durum.
Küçüklüğümden beri yazları köye kaçardım.
Adım bir ara kaçağa çıkmıştı.
Dedemin zaten arıları vardı 20-25 kadar.
Dedemin de dedesi arıcıymış.
Ama küçüğüz ya pek ilgimizi çekmezdi.
iki sene üst üste dedem hastalandı ameliyat oldu ben 18 yaşlarındayken.
Mecbur ben köyde tek kalarak arılara bakardım.
Geceleri uyumazdım ayı gelecek diye.
Camın önünde sağlı sollu iki tüfek dururdu.
Dedem iyice yaşlanınca bakamaz oldu.
Velhasıl 2010 yılında Arıcılık kursuna gittik Babam, Abim ve ben.
Kurstan sonra forumda buldum kendimi.
Forum daha da ateşledi zaten az buçuk olan sevdamızı.

Arıcı olamazdım o zaman.

Arıcılığa başlamanın, arı almaktan geçtiğini anlayınca,

hemen bir kovan arı aldım, tabi dolandırıldığımın farkına bu site sayesinde varınca,

o kadar para verdin Kadir! deyip bu işe sarıldım…

http://uyanikarici.blogspot.com/2007/05/uyanik-arici.html
Bende böyle bulaştım.

iyiki fark etmemişler o zaman biz neden tanıyacaktık seni

Soğuk bir kış günüydü.

Grevdeydik yine, belediye önünde ateş başında :slight_smile:

Radyo saat başı haberlerde arıcılık kursu duyurusu yapıyor, biz bileniyoruz sigortamız yatmıyor, maaş yok, zalimler, derken 3 gün sonunda hayden dedik arıcı olalım.

Grev bitti 2 gün sonra kurs var, mimlendik ya izinde vermiyorlar, hele birde toplu olunca izin almak hepten zor. Ben konya selçuk ünüversitesi arıcılık bölümünü kazanmıştım, dedim bu benim kaderim engel olamazsınız :slight_smile: vurdum masaya yumruğu aldım izni :stuck_out_tongue:

3 gün Muhsin Doğaroğlu hocamızın anlatımlarından birşeyler kapmaya çalıştık.

Muhsin hoca anlatıyor ben yazıyorum, 1 defter doldu.

Birde kitap aldım kurs sonu, meğer deftere yazdıklarım kitapta zaten varmış :smiley:

Neyse muhsin hocanın imzalı bir kitabım oldu en azından :-\

İnternet araştırmalarımda her konu gen.tr ye çıkyor derken üye olduk.

Başladık kovan imalatına gece gündüz, kovanlarıda arılandırdık.

O gün bugündür hiç boş durmuyorum…

yusuf ağbi seninki arıcılığa nasıl başladımdan cok hayat hikayesine benziyor eline sağlık hikayende bile birsürü bilgi ver

Halil bey,Nasip olursa emekli olunca gelmeyi düşünüyorum. :slight_smile:

On yıl önce kayalık bir araziyi bahçe haline getirmeye karar verdim. Epey bir emekle küçük bir kulübe, kümes ve bahçe oluşmuştu. Arıcılıktan hiç anlamıyordum. Birkaç defa araştırma filan yaptıysam da gözüm pek kesmemişti.

Tesadüfen tanıştığım, bir daha da hiç görmediğim bir arkadaşla sohbet sırasında, böyle uygun bir yeri olan insanın mutlaka arı ile de meşgul olması gerektiğini ısrarla söylemesi üzerine araştırmaya başladım. Kısa süre sonra kesin olarak arı almaya karar verdim.

Tam bu sırada forumla tanıştım. Forumun insanı gerçekten motive edici bir havası olduğunu söyleyebilirim. Arım olmadığı için üye olmayı uygun bulmadım. Yaklaşık olarak 10 ay forumu üye olmaksızın takip ettim. Aklıma takılan pek çok soruyu mutlaka birileri soruyor - cevaplıyordu.

Forumla tanıştığımdan beri, her gün mutlaka girer, okurum. Mesaj yazmaya fazlaca zaman bulamıyorum, pek katkım olmuyor. Ama arıcılık hakkında bildiğim her şeyi forumdan öğrendim diyebilirim.

Emeği geçen tüm dostlara sonsuz teşekkürler…

2009 yılıydı sanırım,eskişehirden yeni tayin olan bir arkadaşım daima baskı yapıyodu arı alalım diye,cevabım ise;napcaz arıyı kardeşim koyacagız dağa çalacaklar, arkadaşım kurs görmüş ama arıya hiç dokunmamış herşeyden öteside tecrübe sıfır, efendim arının sokması da cabası böylece iki aya yakın baskı neticesinde üç arkadaş aldık 3 kovan risk minimum güya çalınırsa…
kovanlarımızı kuytu gözden ırak güzel bir yere koyduk ilk bakımımızı yapacagız kapagı açtıkki bi ugultu ki degme gitsin ben tabi körügü kaptım hiç dokunmuyorum arıya…derken maske içinde ilk günden bir vızıltı Allah maskenin fermuarı açık kalmış neyse korkuyla karışık sakince kaldırdım maskeyi arı çıktı… biraz zaman geçti geçmedi kasık bölgemdeki vızıltıya anında yumrugu kasığıma patlatmama beraber femuarın acıldıgını fark ettik…Kasıktaki ölü arıyı çıkartmak için arılardan 100 m.cıvarı açıldımgüya kendimizi garantiye aldık, pantolonu indirdim ,ölü arıyı atmamla birlikte gözümün üstüne yapışan arıya tokadı yapıştırmam bir oldu …ben o ilk bakımda bir arı sokmasıyla kurtulmuştum ama ortagımın paçasında giren arıların 3 tanesinin sok masıyla öyle bir kaçışı vardıki tam çizgi filimlik…böyle bir maceraydı ilk bakımımız ve arıcılıga başlamamız…o günden beri hala uğraşmaktayız zevkle ,merakla çünkü konu dışarıdan sığ gibi gözüksede çok derin…böyle keyifli bir gündü arıcılığa başlamamız…

Okul başladığım sene ( 7 yaşımda ) dedemlerde kalmaya başlamıştım.Haftasonları dedemle birlikte

bahçedeki kovalardan kahvaltı için, benim için bir kase bal alırdık.Hayatımın hiçbir döneminde

unutamadım o anları.15 yaşımda bana bir kovan alalım dediğimde babam, burada arı olmuyor oğlum!

demişti.-Kendisi daha önce 25 kovan arı söndürmüştür.-

O yıllarda yakın bir yere taşındık ki işte benim arıcılığım o zaman başladı.

Bahçedeki eski arıcının kovanlarına oğullar gelip girince.

İlk sene 4 oğuldan hepsi öldü.

Ertesi sene 4 oğul daha geldi ve bir de eve internet bağlattık.

Ve çok şükür bu günlere gelebildik.

Babam dedem,dedemin babası ve onunda babası hepsi az çok arıcılık yapmışlar.

Ve bu misyonu tek başıma devam ettirmek benim en büyük gururum…