Arılarımızda Oğul eğilimini azaltmak. (En kolayı)

Meme yapsın de hele, yapılacak iş kolay…

Halil bey , bu gün yaptığım kontrolde 2 adet meme buldum. henüz yeni yapmışlar yüksükler yarım gibiydi , içerisinde süt de yoktu . 4-5 gün önce boş 2 çita vermiştim .Btemel petekli olanın bir yüzünü kabartmışlar , bir yüzü yarımdı. Bir çita da temel peteksizdi onun da % 75 i tamamlanmış ana arı yumurta atmış.
baş ve sondaki çita ful ballı. ortadaki 4 çita ful kapalı yavrulu.Arı yoğunluğu fazla gibi , arı sıkışık geliyor bana. Kontrolleri sabah 10 gibi yapıyorum , tarlacıların ne kadarı dışardadır bilmiyorum. Erkek arılarda çıkmış paşa paşa geziyorlar kovanda.

Ne diyelim bu ne hız Maaşallah nazar değmesin.

Güzel bir başlangıç … sonuda hayrola … İnşaallah

İnsanın tek kovanı olunca, gözü gibi bakıyor .

Arılığımızdaki arılarda belli başlı ıslah özellikleri ararız, mesela bunlardan biri oğul eğiliminin az olmasıdır. (Bazıları tersini de isteyebilir)

Bu durumun az olasını isteyen arıcılarımzın özellikle sıkıştırılmış kovanlarda yaptırdıkları ana arı memeleri ile bölme yapmamaları gerekiyor. Çünkü burada arıya oğul eğilimi ile meme yaptırılmakta.

En basitinden Anası; bir ballı çıta, bir kapalı yavrulu çıta, bir açık yavrulu çıta ve bir de açık kapalı yavru karışık bir çıta ile yandaki bir kovana bölme yapar gibi alınmış ve yanına da kabarmış bir boş çıta atılmış iki kovan düşünün. Bu durumda esas kovanda kalan 6 çıta arının ana yokluğundan oluşturacağı memeler oğul eğilimi nedeniyle yapılmamış olacaktır. Burada arılara ana yokluğu hissetirilmektedir. Diğerinde ise arı sıkışsın diye beklenmekte ve meme yaptıktan sonra bölünmektedir. Bu iki farklı duruma lütfen dikkat edelim. Umarım anlatabilmişimdir. Sorularınız olursa cevaplamaya da çalışırım.

NOT: Bu konu başka bir başlık altında not olarak geçmiş de olsa önemli olduğunu düşündüğümden yeni bir başlık olarak değerlendirmeyi tercih ettim.
ZEUSFABER BEY, MERHABA. YUKARIDAKİ YAZINIZA İSTİNADEN BİR SORUM OLACAK: OĞUL EĞİLİMİ İLE MEME YAPAN BİR KOVANDAKİ ANANIN YUMURTALARININ GENİ OĞULA ZORLANMASI NEDENİYLE DEĞİŞİKLİĞEMİ UĞRUYOR. YANİ SIKIŞTIRMA VE BÖLME. HER İKİ DURUMDA MEME YAPMA NEDENLERİ FARKLI AMA. SONUÇTA AYNI ARIYA İKİ TÜRLÜDE MEME YAPTIRABİLİRİZ. GENLERİ AYNI OLDUĞU HALDE, NEDEN BİRİNDE OĞULCULUK OLASILIĞI ARTIYOR. GENLERLE İLGİLİMİ, YADA BAŞKA NEDENİMİ VAR. KONU UZUNSA KAYNAK LİNK’İ YAZARSANIZ ÖĞRENMEYE HAZIRIM. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM.

Bu konuyu en çok tartışanlardan birisiyim. Hem de dayımla…

Yıllardır sepetlerden aldığı oğullarla arılığını sayı arttırmadan ama yıllık kayıplarını kapatarak sürdürür arıcılığını…

Ne fark edecekmiş ki?

Sonuçta ana arı işte…

Bence kesinlikle değil…


Oğul geni arıların tamamında mevcut… Oğula çıkmayacak arı yok…

Hakan bey’in önerdiği uygulama yani bölme ile yetiştirilen memelerin oluşacağı kurtçukların geldiği ana arının geçmişi de önemli…

Adem bey’in burada tespiti doğru şöyle ki eğer oğul meyli daha fazla olan bir hattan ister normal oğul ile ister bölerek üretilecek memeler finalde yüksek oğul verme genlerini aktarırlar.

Neden yüksek oluyor bu genler bazı ırklarda?

Aslında çok basit. Bulundukları alanı daha hızlı doldurma kapasiteleri var.

Arıcının da bu hızı kontrol edememe durumu var.

Ayrıca her oğul olayını arıların genlerine de bağlamamak gerekir…

Oğul dendiğinde ilk bakacağımız unsur ana arı…

Genç ana arı ile yaşlı ana arı arasındaki risk aynı mı?

Bunu şöyle açıklayalım.

Dayımın şu anda 7 aktif sepeti var. Bana kalsa anında yok ederim de aslında iyi de gözlemler yapmamıza sebebiyet veriyorlar.

Geçtiğimiz yıl hiçbir sepet oğul vermedi…

Neden?

Çünkü bir önceki yıl oğul verdiler bol bol ve genç ana arılar kaldı sepetlerde…

Bu yıl dörtgözle bekliyor bakalım.

Bu aslında oğulcu bir gen olmadığını gösteren bir unsur… Ama genç ana arılarda olsa sepetlerdeki yerli ırkların 7 çerçevelik sepetleri bile dolduramaması düşündürücü…

Atsam 2 Muğla o sepetlere ana arılar genç bile olsa anında doldururlar sepetleri… Hele bir de beslenirse.

Genç anayız biz çıkmayız mı diyecekler?

Kesinlikle çıkarlar…


Şimdi olaya şöyle bakalım…

2 farklı hat…

İki hattında ana arısı aynı yaşlarda…

İki hattında başlangıçta koloni güçleri aynı…

Ve hepsini sıkıştırdık kuluçkalıkta…

(Bu testleri yapmak çok zordur ki dünyadaki hiçbir koloni diğerinin aynısı değildir.)

Atmayalım katı…

Bakalım ilk memeleri kimler dikecek?

Çok basit…

Kuluçkalığı ilk dolduranlar eninde sonunda bölüneceklerdir.

Ama gözlemlerimiz odur ki bazı koloniler kapı önünde yatarken, kimisi de 7 çerçeveyi doldurunca dikiyor memeleri…

Bu durumu ana arıların bilemediğimiz problemlerine mi bağlamak gerekiyor yoksa oğulcu hat olduklarına mı?

Dolayısı ile oğul olayı matematiksel olarak açıklanacak bir durum değil…

Olay dönüyor dolaşıyor koloni yönetimine dayanıyor.

Bu kadar uzun yazıp hiçbir sonuç çıkaramamak ne acı… :wink:

Koloniyi iyi yönetirsek oğula meydan vermeyiz gibi bişeyler anladım Halil Bey.

Bizde kat attığımız sıkışan kolonileri haftada 2 yada 3 kez gözlemliyoruz. Ana arı yukarı çıkıp yumurta atıyor ancak havalar değişince bi kaç gün uğramıyor ballığa. Bu durumda katta memelere rastlıyoruz. 

Katı indirip ana kontrolü yaptığımızda bakıyoruz ki ana aşağıda. Bu durumda memeleri kesiyoruz. yada o memeli çıtayı alıp bölmede kullanıyoruz. Bu hafta ana kutularını( Strafor sizlerin projesi, 8 adet) dolduracağız. Katlara asılan memeleri kullanmayı düşünüyoruz. Ne dersiniz? Günlükten yapmasından daha hızlı olur diye düşünüyoruz.

Deneyebilirsiniz.

İlk ana üretme denememiz olacak. Ama bu yıl yedekte ana bulundurmanın gereğini daha iyi anladık. Teşekkür ederim.

Slm. Halil bey, Yazınız çok açık. Anlaşılır. Tşk. Ancak benim öğrenmek istediğim farklıydı. Kısaca tekrarlayacak olursam; Sözkonusu ana aynı. Aynı anaya iki farklı muamele yapmış olsak. Bir: Sıkıştırarak oğula meylettirip arımızı çoğaltsak. İki: Bölerek arımızı çoğaltsak. Bu durumda bölerek işlem yapmamız tavsiye edilmekte, sıkıştırarak oğul verdirirsek o arınında oğulcu olacağı anlatılmaktaydı. Burada sorum şu yönde: Aynı anaya farklı muamele yapmış olunca neden durum değişiyor. Yani sıkıştırınca o kovandan oğula yatkın ana… bölünce, oğula daha az yatkın ana çıkacak…deniliyor. Neden? Genler aynı. Sebebini bilirsek kökene inme şansızmız var. Bilerek, anlayarak, düşünerek devam ederiz arıcılığa diyorum.

Kendi adıma oğula meyilli bir ırktan bölme yöntemiyle dahi ana arı üretilse oğul genleri devam eder düşüncesindeyim…

Ya da oğul meyli olmayan bir hattın sıkıştırılınca oğul vermesinin sonraki nesillere oğulculuk genlerini aktarmayacağı düşüncesindeyim.

Biraz seçerek ve örnekle anlatmaya çalışayım.

Islahta Fenotip (hayvan türünün ölçülerek ve gözlenerek belirlenebilen özellikleri) = Genotip + Çevre Şartları diye tanımlanır.

Biz yukarıda bahsettiğim şekilde sürekli oğula meyleden arılardan bölmeler yaptığımızda oğula meyletme özelliğinin kalıtım derecesini arttırmış oluyoruz. Yani söz konusu özelliğin bir sonraki nesilerde gözlenme sayısı artıyor. Burada bahsettiğiniz şekilde aynı ana ve babadan olma ana arıların bir kısmını oğula meyletmeden bölerek, bir kısmını da oğul için sıkıştırıp oğul memeleri kullanarak çoğalttığımızda belirli çevre koşullarının etkilerini zamanla sonraki nesillere aktarmış oluyoruz. Aslında burada bahsettiğimiz şey çere şartlarının etkisinin sonraki nesilleredeki genotiplerde ortaya çıkması ve bunun fenotiplerde gözlenmesi. Örnekleyeyim;

Bazı arıların dilleri kısa bazılarının ki de uzun malum. Siz uzun dilli arıları, dillerinin uzun olmasına etkisi olan uzun dişicik borusu olan çiçeklerden uzaklaştırıp kısa dişicik borusu olan çiçeklerin meydana getirdiği bir florada tutarsanız zamanla dil uzunlukları kısalmaya başlayacaktır. Veya tam tersi kısa dillilerinki de uzayacaktır. Fakat dilin uzaması veya kısalması o genotipin kapasitesinin dışına çıkmayacaktır. Mesela kafkas arıları için (yanlış hatırlamıyorsam) dil uzunluğu 6,8-7,4 mm arasında. Sizin arılarınızın popülasyon ortalaması 7,2 mm… Bu arılar sürekli kısa dilli arıların da nektar alabildiği bir ortamda tutularak kısa dillilere de yaşama şansı tanıdığınızda popülasyonunuzun dil uzunluğu aşağıya doğru düşecektir. Ama düşse de o fenotipin taşıdığı genotipik özellik olan 6,8 mm.-7,4 mm arasında kalacaktır. Ha bir de kafkas arısından başka arıların da bu popülasyona etkisi olursa bu durumda uzunluk daha da aşağı gidebilir.

Uzun lafın kısası aslında sürekli oğul memeleri kullanarak bölme yaptığınızda yeni gelen nesil azıcık bile sıkıştığında oğula meyleden bir nesil oluyor. Fakat bu durum kaç nesil sonra böyle oluyor? Bu soruya özelliğin kalıtım dercesi hesaplanırsa cevap verilebilir. Ben oğula meyletme özelliği ile ilgili bir kalıtım dercesi bilgisine henüz rastlamadım, rastlayacağımı da sanmıyorum. Çünkü arı diğer çiftlik hayvanları gibi değil. Tam evciltme işlemi olmamış. Diğerleri gibi de çevre şartlarının tümü kontrolümüz altında değil.

Bu durumu en iyi Trakya arısında görürüz. Bildiğiniz gibi Trakya arısı sepet arısıdır. Sepet ise ben diyeyim 4-5 siz deyin 5-6 çıta arı demektir. Bahar döneminde hızlı gelişen Trakya arısı mutlaka o yıl en az 1 en çok … oğul verir. Bu arıyı sepetten alıp kovana koyduğunuzda arı 7-8 çıtaya varmadan oğul memesi yapar. Fakat son 20 yıldır Trakya’ya fenni kovanın girmesiyle bu özellikte yavaş yavaş ortadan kalkmakta.

Umarım aydınlatıcı olmuştur.

Bazı olguları yazarken geçmişten gelen verileri kullanıyoruz.

Genelde şu söylenir ya…

Oğuldan gelen ana arıları kullanmayın.

Burada söylenmek istenen belki de şu…

Dayımda yapardı…

  1. veya daha sonraki oğullarda bir sürü ana arı…

Alır ana arıları birer avuç arıyla…

O analardan ne hayır gelir…

İşte belki de bu bölüm bizleri ilgilendiren bölüm…


Başka gözden kaçan bir durum daha…

Geçtiğimiz yıl yaşanan bir olay…

1 koloni olmuş 7 koloni…

İlk oğul veren koloni tekrar oğula çıkmış aynı sezonda…

Oğulcu ırk. :smiley:

Bence değil, yaşlı ya da sıkıntılı bir ana arı…

Oğullar kendi ana arılarını seçmişler ve baharda ilk kontrollerini bizzat yaptım kolonilerin ve arılıkta en iyileri idi…

Yaşlı ana arı yine arılıkta. :wink:

Geçen yıl 2 oğul vermiş, bu yıl bakalım kaç verecek?

Ana arı sebebiyle oğula çıkışları gözardı etmemek gerekiyor…

Bu durum güzel bir örnek…

Bu ana arıdan çıkan genç oğulların ana arılarını bizzat numaralandırdım, biraz zor çıkarlar oğula yeter ki iyi yönetilsinler…


Oğullarla kim haşır neşir oluyor?

Arıcılıkta üstün teknikleri bilmeyenler…

Ben oğul nöbeti tutulan arılıklar biliyorum. :wink:

Ayrıca oğul az verildiği yılların verimsiz yıllar olarak yıllıklara kaydedildiği…


Oğul olayına iyi bir davranış gözüyle bakıyorum ben kendi adıma, oğul verdirmeyi istemesem de…

Oğula kalkan bir koloninin sinyallerini iyi değerlendirmek gerekiyor…

Neden bu memeleri dikti?

Ana arıyı beğenmeyip oğul vermeye kalkan koloniye alkış tutmamız gerekmez mi?

Arıların oğula gidişini azaltmak için neler yapılmalı?

Elimizde labratuvar olmadığına göre islah yapmak zor, ama iyi kayıt tutup ayıklama yapmak uygun olacak.

Benim arılarım çevreye göre daha az oğul veriyor.

Nedeni şu olabilir sanıyorum:

Baharda arıları çok sık bakım yapıyorum 2 günde, 3 günde bir kovanları elden geçiriyorum.

7 veya 8 çerçeve yumurtalı çerçeve olunca hemen katı koyuyorum veya yavrulu çerçeve alıp zayıflara veriyorum.

Kovan havalandırmasına dikkat ediyorum.

Oğul çıkmasını engelleyip kendim bölüyorum.

Oğul olayına iyi bir davranış gözüyle bakıyorum ben kendi adıma, oğul verdirmeyi istemesem de…
Ana arıyı beğenmeyip oğul vermeye kalkan koloniye alkış tutmamız gerekmez mi?
Günaydın; Halil bey bu cümlelerinizi çok sevdim. Bir tecrübemi anlatayım: Rahmetli babam ve kayınbabam arıcı idiler. Koca Köyün ballarını karşılıyorlardı. Hatta istanbula ve diğer illere satmaya gönderiyordu. Ama hep oğul beklerlerdi. Derdi ki; Tabi oğullar iyi oluyor. Sunni oğullar proplemli. Gerçekten ben oğullarımı bekleyemediğimden sunni oğul yaparak, oğula bozulanlardan kurtuluyordum. Ama memeli sunni oğullarım 2o günde ancak döllenirken kayınbabamın doğal oğulları 8-10 veya 12 günde dölleniyordu. Hatta oğul veren ana kovanda tarlacılar çoğaldığı için döllenme bir aya çok yaklaşıyordu. . Yani sunni oğulda tam bir arı , bal, yavru dengesi yok. Anayı döllenmesi için sıkıştırıyorlar. Doğal gibisi yok. İkinci olarakta şöyle bir tecrübe yaşadım. 2001 kışında 10 arım vardı. Sansar uçma deliklerini tamamen açmış.Öldüler. Arı alacak maddi gücüm yok. Ama marangozluğum, ziraatciliğim var:)). Kontrplaklardan minik ruşetler yaptım. İçini dışını propolisle boyadım. Sakladım dağlara, bayırlara, bağlara. 4 tane oğul tuttum. Bu oğullar gerçi oğulcu ırktır ama napıyım dedim. Arım çoğaldı bunlardan. İyi ballar yedim. Hatta hiç kimsenin arısı buralarda bal yapmadığı 2006-2007 yıllarında iyide bal aldım. Ne oğul çıkardılar. Nede oğulcu imişler. Zeusfabey beyde anlatmış. Sağolsun. Bu konular tam açığa çıkmamış. Belkide ileride bazı doğru bildiklerimizin aslının olmadığıda anlaşılacak.

İlk oğul veren koloni tekrar oğula çıkmış aynı sezonda…
Oğulcu ırk…Bence değil, yaşlı ya da sıkıntılı bir ana arı…
Sn. Halil Bey. Yukarıdaki cümleler sizin… Aynı özelliğe sahip arkadaşımın arısı var. 3 yıldır üst üste oğula gidiyor. İlkbaharda hızlı çoğalıyor. Dediğiniz gibi yaşlı yada sıkıntılı tarafları var bu ananın. Kafamdaki şu soruya yanıt bulamıyorum. Neden arı bu anayı değiştirmiyorlar. Acaba hızlı yumurtlaması işlerinemi geliyor. Diğer zaaflarına bu yüzdenmi göz yumuyorlar. Tşk.

Ana değiştirmeyi yaparlar ama bal hızlanana kadar koloni aşırı gelişiyor ve oğul süreci başlıyor.

Erken bal gelse değiştirirler ama bal geç geldiği için oğula gönderiyorlar.

Slm. Bir sorum daha olacak Halil Bey’e. Önceki konu ile alakalı. Dedimya 3 yıldır üst üste arkadaşın arısı oğula gidiyor. Aynı kovan 3 yıldır oğul veriyor. Bu yılda ben baktım. 4-5 çıtaydı, komple yavru basmış. Anlayamadığımız… Kendi kendimize sorduğumuz bir soru var. Bu arı 2008 de oğul çıkardı. Eski ana kovandan gitti. Yenisi civardaki normal erkeklerle çiftleşti. 2009 da bu genç anada oğulla gitti. Yine kovandaki ana civardaki erkeklerle çiftleşti. 2010 da yine oğula gitti.Yine aynısı. Bu yılda gider diyoruz ve gülüyoruz. Anlayamadığımız oğulcu ırksaaaa… Oğulcu ana ilk oğulla çıkıp gidiyor. Yerine kalan ana % 50 eski ananın özelliklerini gösteriyor. Ama % 50 çevredeki normal erkeklerin özellikleri. Her yıl bu böyle. Ananın normale dönmesi gerekir. Yada yaklaşması. Anlam veremiyoruz. Siz ne diyorsunuz. Not : 30 arılı kovanlıkta sadece bu arı böyle. Bölgenin arısı

O arı yönetilemiyor…

Komple yavruyu basarken arıcı ne yapıyor?