Balın Kristalleşmesi, Çözülmesi ve Depolanması

BALIN KRİSTALLEŞMESİ, ÇÖZÜLMESİ VE DEPOLANMASI

Balın kristalleşmesi, bal tüketicilerini kuşkuya sevk eden, aklına şüphe düşüren ve bilgi eksikliğinden kaynaklanan ön yargıyla balın sahte olduğu veya şeker verilerek bal yaptırıldığı fikrine sevk eden bir durumdur.

Balın kristalize olması, içindeki glikozun tanecikler haline gelmesi sonucu balın akıcılığını az ya da çok kaybetmesidir.

Balın kristalize olmasının, doğal ve kaliteli balda üretimden tüketiciye kadar her aşamada karşılaşılabilen zararsız bir durum olduğunu tüketiciye anlatma görevi en başta arıcıya düşmektedir.

Bu konuyu birkaç kitap ve makaleden faydalanarak yazmaya çalışayım.

Bal Niye Kristalleşir (Donar)

Bal, toplandığı balözü kaynağına göre ve arıların salgı bezlerinin faaliyetlerine bağlı olarak, sakkaroz, maltoz, isomaltoz, melezitoz ve laktoz gibi yaklaşık 15 çeşit doğal şeker içerir. Bu şekerlerin % 85-95’i gibi büyük kısmını fruktoz ve glikoz oluşturur. Balın temel yapısı karbonhidrattır. Balın yapısında karbonhidratlardan başka organik asitler, amino asitler (lisin, histidin, arginin, aspartik asit, serin, glutamik asit, prolin, glisin, alanin, valin, metionin, lösin, izolösin, triosin, fenilalanin, triptofan), mineraller (potasyum, sodyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, mangan, klor, fosfor, kükürt, kükürt dioksit, iyot) vitaminler (riboflavin, pantotenik asit, niasin, tiamin, piridoksin, askorbik asit), Enzimler (amilaz, sakkaroz, invertaz, fosfotaz, katalaz, katalaz, glukoz oksidaz) ve aroma maddeleri mevcuttur.

Balın kristalleşmesinde birçok faktör etkilirdir. Baldaki glikozun monohidrat formu kristalleşmeyi başlatabilir. Süzme ballarda kristalleşme daha erken başlamaktadır. Baldaki glikoz-su oranı 1,7 den daha düşük ballar hiç kristalize olmazken, 2,1 den daha yüksek su oranına sahip ballar kısa sürede kristalize olmaktadırlar.

Balözünün elde edildiği kaynağa bağlı olarak, baldaki glikoz ve fruktoz oranı da değişir. Glikoz oranı artıkça kristalize olma daha hızlı olmakta, fruktoz oranı arttıkça daha yavaş kristalize olduğu görülmektedir. Glikoz oranı %30’dan daha düşük ballar, örneğin adaçayı balı kristalize olmaya dayanıklıdır. Ayçiçeği, yonca ve pamuk balları kısa sürede kristalize olduğu halde, kestane, akasya, hardal, orman gülü ve salgı balları geç kristalleşir. Balın kristalleşme süreci kalitesine değil kaynağına bağlıdır.

Balın ısısı kristallenmeyi tetikleyen önemli bir faktördür. Ballar genellikle 14 °C’de kristalleşir. Balları kristalleşmeden korumak için 10 °C’nin altındaki ısılar idealdir. Kristalleşmeye, sıcaklığın 14 °C altında ve üstünde dalgalandığında, yani 10-21 °C gibi orta dereceli ısılarda rastlanır. Daha yüksek ısılarda, 21-27 °C’de kristalleşme engellenir. Sıcaklığın 27 °C’nin üzerine çıktığı ısılarda kristalleşme gerçekleşmez ancak bal fermentasyonla bozulabilir. Balları kristalleşmeden korumak için, İşlenmiş balın 18-24 °C arasında depolanması önerilirken, işlem görmemiş balın 10 °C veya daha altında ısılarda saklanması gerekir.

Balın Depolanması ve Donmuş Balın Çözdürülmesi

Doğal bir değişim olan kristalleşme uygun depolama, ısıtma ya da filtre edilerek kontrol altına alınabilir. Balın kristalleşmesini önlemek için bir yol da 0 °C’de en az 5 hafta bekletip daha sonra 14 °C’de depolanmasıdır.

Bal için en sağlıklı ambalaj cam kavanozdur. Balın saklandığı kaplar, ortamdaki nem, ısı ve ışıkta kristalleşmeyi etkilemektedir. Bunun dışında süzme ballarda balın içindeki hava kabarcıkları, çiçektozu, çöp, toz, balmumu, propolis ve diğer yabancı maddelerde kristalleşmeye neden olmaktadır.

Kristalize olmuş ambalajlı ballar, 45 °C’de sıcaklıktaki havası kuru bir dolapta veya sıcaklığı ayarlanabilen bir kazandaki, ısısı 45 °C’de tutulan su içerisinde bekletilirse tekrar sıvı hale gelirler. Bu işlemi yaparken, balın içerisindeki bazı faydalı özelliklerin kaybolmaması için çözülme tamamlanır tamamlanmaz ısıtma işlemi bitirilmelidir.

Petek ballar için kristalleşmeyi giderme yolu nedir?

kenan bey,bugün kanal 7 de bir proğramda bu konu kısa da olsa işlendi, balın zamanla krıstalize olması o balın gerçek bal olduğu anlamına geldiği anlatıldı,bu konuda medya ayağı çok önemli.

izleyen oldumu bilmiyorumda,proğramda stüdyoda sahte bal yapıldı 3 seyirci üzerinde deney yapıldı.bir kaşık gerçek bal bir kaşık sahte bal verileceği söylendi.

ama her iki kaşıktada sahte bal olararak bu 3 kişye yedirildi hangisi gerçek diye soruldu iki kişi sonraki gerçek dedi bitanesi ikiside sahte dedi.

böyle proğramlar televizyonlarda sıkça yapılırsa gerçekten bu işe gönül vermiş emek vermiş arıcılarımız hak ettikleri ödülü alırlar diye düşünüyorum.

     Peki; sahte bal kristalleşmez mi?
     Eğer sahte bal da kristalleşiyorsa iş daha da vahim tüketici açısından.

Bu genelleme bir başka yanlış.

Kristalize olmayan hakiki ballar ne olacak?

Allahhhh konuya bak…

Arıcılar yesin önce birbirini, sonra sıra tüketiciye gelir… :stuck_out_tongue:

bilmiyorum ama makale anlaşılmamış sanki kiristalleşmesi yada kiristalize olmaması tamamen balın bileşenleri ile alakalı bir şey olduğu için gerçek bal bu yönle anlşılamaz deniliyor. yanlışmıyım :)…

Kimse yoğurdum ekşi demez.

Ayrıca usulüne uygun eritilmeyen kristalize olmuş bal ne kadar gerçek ayrı bir konu.

Kristalleşme konusunu tartışabilmek için, doğal gıda ile işlenmiş gıdaların davranış şekillerini hatırlamamız gerekir.

Bu konuyu sadece bal üzerinden tartışmak kavramayı güçleştiriyor.

Bizim gibi pekmezi küpten yeme imkanı bulmuş eski kuşaklar, doğal gıdanın sonsuza kadar aynı formu kaybetmeden duramayacağını bilir.

Endüstriyel olarak çeşitli yöntemlerle işlenmiş gıdalar, çok uzun süreler boyunca berraklıklarını, kıvamlarını, renklerini, aromalarını değiştirmeden durabiliyor.

Fakat doğal gıdaların hayatımızda öncelikli olarak yer ettiği yıllarda durum böyle değildi.

Küpe konan pekmez 3-5 ay sonra dibe çökmeye başlar, oluşan tortulu kısım her geçen gün yükselir.

Üstteki sıvı kısım tüketildikten sonra, alttaki katılaşmış tortulu pekmezi yemesi de ayrı güzel olurdu.

Fakat şimdi marketten aldığınız pekmezler 2 yıl da beklese böyle bir tortulaşma olmuyor.

Ayrıca, sirke, turşu, peynir, yoğurt gibi fermente gıdalar da bekledikçe farklılaşırdı.

Şimdi işlenmiş olarak aldığımız bu gıdalar da mutfakta dururken başkalaşım geçirmiyor.

Bal işi de böyle.

Doğal balı çok uzun zaman diliminde berraklığını hiç kaybetmeden, görüntü olarak başkalaşmadan, kaynağına göre kristalleşmeden bekletmek mümkün değil.

Ayrıca hiç kristalleşmeyen doğal bal da yok. Sadece daha geç kristalleşen bal var. Çam balı dahil.

Kristalize olmayan baldan kastım; makul kullanma süresi içerisinde kristalleşmeyen ballardı.

Ayçiçeği balı 15 - 45 gün içinde kristalleşirken karaçalı balı bir yılı çok rahat atlatıyor.

Böyle olduğu için karaçalı balı bu bölgede revaçta olan bir bal.

Yazıyı yazarmaktaki maksadım, kristalleşmenin sahte bal ile gerçek bal arasındaki bağlantısını göstermek değildi.

Yazıda, balın sahteliği veya gerçekliği ile ilgili bir şey yazmıyor zaten.

Balın kristalize olmasının nelere ve hangi şartlara bağlı olduğuyla ilgili bir konu.

Sayın veli bey,yurdumun kalpazanı daha piyasaya çıkmayan banknotun sahtesini piyasaya sürüyor,aslında siz haklısınız buseferde baktılarki çok revaçta krıstalize olmuş sahte bal üretirler,üretsinler ama burada bizlerin halil beyin dediği gibi doğruyu bulup,sonra tüketiciye anlatmamız lazım.

sırf muhalefet olsun diye birimizin siyah dediğine(siyah olduğu halde) diğerimiz beyaz derse tabiiki hiç bir yere varılamaz.

Balın çözülmesi konusunda hala tereddütlerim var.

Sn. Enver ÖDER’in “Uygulamalı Arıcılık” isimli kitabinda ( Sayfa 443) 30 kg. a kadar ve daha küçük kap veya kavanozlar ile balın 40 derecede en fazla 2 gün ısıtılacağı yazıyor.

Geçen kış 5 Lt. lik pet şişede kristalleşmiş balın erimesi 45 derecede 7 gün sürdü.

Bu süreye rağmen duru bir erime olmadı.

      Haklısınız. Konuya farklı bir yaklaşım getirmiş olduk.Sonuçta hem doğru bilgilenip hem de tecrübeli arkadaşların görüşlerini öğrenmiş oluyoruz.

aslında konuyu ben yanlış yöne çekmiş oldum,hata yaptıysam affola.ustalarımızdan özür diliyorum,

konuyu sessiz izlemeye devam ediyorum.

Balın eritilmesiyle ilgili değişik uygulamalar tavsiye ediliyor.

60 °C’de yarım saat tutulması, 38 °C’de eritilmesi gibi.

Ben de geçen sene ayçiçek balını 40 derecede eriteyim dedim, ama bir gün tutmama rağmen erimedi. Daha sonra 45 °C’de eritmek mümkün oldu.

Burada önemli olan, kısa süreli yüksek sıcaklık mı, yoksa uzun süreli daha düşük sıcaklık mı bal için daha zararlı, önemli olan bu.

Uygulamaya geçmediğimiz sürece klişeler bizi yanıltabiliyor.

Kitaplar şu sıcaklıkta şu kadar süre ısıtılır diyor.

Ama sonuçta o süre zarfında istenilen erime gerçekleşmiyor.

Büyük sorun ayçiçeği balında,çözülse de ilk fırsatta tekrar donuyor çam balıyla karışması sonucu donma süresi çok uzuyor mu bilemiyorum az bir kestane balıyla uzuyor donma süresi vede çok katılaşmıyor krema gibi kalıyor.

Kestane balı pahalı ayçiçeği ucuz,çam balı ucuz bir karışım olabilir mi?

Ayçiçeğine gittik funda balı aldık,bir gramı dahi donmadı.

Bal dolum tesislerinde ya da bal işleme tesislerinde, filtre işlemi yapılmadan önce pastörizasyon adı altında 45 dereceden çok daha yüksek ısılarda işlem görüyor.

Malesef gerek bal işleme tesisleri gerekse de donmuş balı satma sorunu olan arıcılar yüksek ısıl işlem uyguluyor.

Ben şimdiye kadar kavanozda donmuş balı o haliyle satmayı hiç başaramadım.

Gıda konusunda en bilinçli ve bize güvenen arkadaşlarımız bile ikna zorluğu yaşıyor.

Kendi kullandığım balı ise kesinlikle ısıl işleme tabi tutmuyorum.

Donmuş haliyle tüketiyorum.

Böyle gelmiş böyle gider diyeceğiz bu durumda. :frowning: