Damızlıkçı olmadığımız için midir? yoksa başka bilmediğimiz nedenler mi var bilmiyorum ? ama yerli arılar konusunda yapmaya çalıştığım hüsranla biten sonuçlar aldım.
Örneğin neler yapmaya çalıştım ve beceremedim.
Yerli arılarda oğula tam olarak engel olamadım. Yerli arılar üstünde bu konuda tam olarak hakimiyetimi sağlayamadım. Onlar galip geldiler. Bu yüzden verim alamadım. Yerlilerle uğraşıp, oğul önlemede mutlaka başarılı olan arıcı arkadaşlar vardır. Evet ben başarılı olamadım. Yerli arılarda başarılı olmak için öncelikle oğul önlemede başarılı olmak gerekiyor. Tavsiye edilen birçok yöntem denedim ama kimi kovanlarımda oldu, kimisinde olmadı.
Eşşek herifler ;D ana gözü saklamak konusunda da çok başarılılar. Hiç akla gelmeyecek yerlere ana gözü saklıyorlar. Çerçelerde ana gözü temizliği yaparken çok agresif oluyorlar ve çerçeveler bayram yeri gibi curcuna oluyor. Silkeme yaparsanız o apayrı mevzuu. Maskenin önü arı doluyor. Resmen içimi korku kaplıyor.
Sizlere başka bir tecrübemi anlatayım. İnanıp, inanmamakta serbestsiniz. Karşı çıkanlarınız olacaktır. Bu benim tecrübem;
Ana gözlerini inatla temizlediğim bir yerli kovan benimle baş edemiyordu. Fakat gördüm ki dışarıdan başka bir bakire anayı kovana getirmişler. Evet aynen öyle oldu. Kovanı tekrar kontrol ettim. Gözden kaçan hiçbir ana gözü yoktu ama kovan içinde gezen bir gelin adayı vardı. Yok artık dedim, Pes !!
Saldırganlık konusunda, eğer çok büyük arazisi olmayan bir bahçeniz varsa köpek beslemeye gerek yok. Birkaç yerli arılı kovan koyun yeter. 100 metre civarında hayvan insan fark etmez tepelerler. Zeytinliğe gelen budakçılar, araziyi traktörle sürenler dahil nasıl kaçırtılırmış görün. Anlatmıştım. Geçen sene arılığa 100 metre mesafede kendi halinde küçük bir bahçeyle uğraşan kardeşimi hastaneye zor yetiştirdim.
Yerli Anadolu arısı diyoruz, diyoruz da bizim bu sözde saf ırkımız neden tek tip değil. Bunun en iyi göstergesi, Ana arılarda kendini gösteriyor. Kimi analar daha koyu ve esmer iken, kimi arılar turuncu-sarı renkli halkalı, kimi ise bu iki tipin arası renklerde. Ürettikleri işçi arılarda farklı. Kimisi esmer kimisi sarı renk halkalı, kimi de arası kombinasyonda. Yerli Anadolu arısı bunların hangisi ?
İzmir, Aydın, Muğla, Manisa’da yerli arılar neden görünüş olarak farklı. Hemde çok büyük olmayan bir coğrafyada. “Hadi dedim kime güveneceğiz? Tabi ki devlet kuruluşuna” dedik. Ege Tarımsal Araştırma’dan 3 adet Batı Anadolu (Efe) arısı aldım. Gelen analar bendekilerden daha koyu renkli idi. “Tamam dedim bulduk galiba yerli arıyı.” Gelen analar yavruyu sökünce baktım. Çıkan işçiler her telden çalıyor. Kimisi anasına benzer şekilde koyu, kimisi de bendekiler gibi daha belirgin sarı halkalı. “Neyse” dedim “Vardır bir bildikleri devam” dedim. Kovan yeni işçilerle dolduğunda ise eyvah ki ne eyvah. Ortalık savaş alanına döndü. Adam yemek neymiş o zaman gördüm. Kardeşimi hastaneye götürdüm. Tamam da ustalar benim ne suçum, ne günahım var.
Her şeye rağmen, gene de bal veriminden memnun olduğum, diğerlerine göre daha uysal (Saldırganlığı arıcı tarafından tolere edilebilir şekilde) yerli arılardan üreteyim dedim. Fakat o da tam olmuyor. Çıkan anaların bir kısmından sakin, bir kısmından yine saldırgan arılar çıkıyor. Benim gibi hobici arıcılar için 10-15 kovanda 2 tane saldırgan arının olması bütün keyfimizi kaçırmak için yeterli. Arılığın bütün düzenini bozuyorlar.
“Kardeşim ben Karniyolları, İtalyanları açıyorum size ne oluyor?” Sanki onların kovanlarını açmışım gibi saldırıya geçiyorlar. Rahatsızım, biraz biraz korkuyorum, tedirginim, psikolojim bozuluyor.
“Yerli arıdan vazgeçmeyelim. Yabancı ırklar Türk arıcılığı için tehdittir. Kendi ırklarımızı korumamız lazım”. Tamam bunlar kulağa hoş gelen sözler ama ben ne yapayım. Yerli arılarımı tamamen temizleme kararı aldım. Suçlu ben değilim. Kabul etmiyorum. Devlet görevini yapsın. Adam gibi ıslah yapsın. Karniyol, İtalyan gibi ıslah edilmiş bir arı ortaya çıkarsın. KULLANMAYAN; ALMAYAN NAMERTTİR