Kafkas melezi arılar hakkında bilgi sahibi olan arkadaşlara

Arıcı arkadaşlar,

Manisa’nın Salihli ilçesinde hobi şeklinde arıcılık yapmaktayım.
20 adet kovanımından 7 adetinin anasını 2009/6.ayda kafkas melezi ana ile değiştirdim.
Dolayısı ile 7 adet kovanımda ırk değişdi ama çok hırcınlar.
Halbuki yapmış olduğum araştırmada kafkas melezi arılar uysal olduğu için analarını satın almıştım.
Kafkas melezi arılar hakkında acaba yalnışmı bilgilendim.
Bu konuda bilgisi olan arkadaşlar lütfen beni aytınlatırlarmı?
Kafkas melezi arılar uysalmı?hırçınmı?
Saygılar
Şeref ULAŞ/SALİHLİ

Benim kovanlarımdan bir tanesi çok hırçın ve diğer arılara göre daha iri yapılı. Bana bu arıların kafkas ırkından olduğunu söylediler. Ve bu tip arılarında iyi bal yaptığını söylediler. Gerçektende öyle o kovandan güzel bal geldi.

Ama diğer arılara göre çok iri yapılı bir arı cinsi.

Kafkas melezi ama, hangi arıyla melezi?

Bazı ırkların birbiriyle melezlenmesi ortaya daha hırçın bir ırk çıkartabiliyor.

Melezleme çalışmalarında ırkların baskın karekterleri ön plana çıkar. Zayıf karakterler yavruda ise görülmez.
Kafkas arısı artıları çok olan bir ırk olduğuna göre ve hırçınlık özelliği olmadığına da göre sizin arılarınızda görülen hırçınlığın başka sebepleri olmalıdır. Onları araştırmsalısınız.

Kafkas arısının veya sizin arılarınızın;coğrafi olarak o bölgeye uyumsuzluğuda olabileceğini düşünülmeli.
Kafkas arı serin iklim arısı siz onu sıcak bölgeye götürüp çalıştırıyorsunuz, genlerine kazınmış olan bu mevsim onun için dinlenme mevsimi siz hala ona balözü toplattırırsanız oda tepkisini hırçınlık olarak gösteriyor.

bence en iyi yöntem kendi çevrenizden ana alınmalı kafkasın melezi başka bir melezle çifleştiği zaman ortaya değişik saldıgan o bölgeye adepte olmamış acemi bir ırk çıkıyor mevsimleri şaşırmış bir arı tipi
ben italyan anası diye aldığım analar samsun bölgesinde çok hırçın oldular kendi arılarımla maskesiz çalışırken onlara maskede fayda etmedi ayrıca kovanı açtığımız dan günden 2-3 sonrada hırçınlıkları geçmiyor önlerine yaklaşamıyorsun bile birazının anasını değiştirdim ama hepsini başaramadım onları diğer arılardan ayrı tutyorum
bunları birleştirme yoluyla yok etmeyi düşünüyorum
bir dost tavsiyesi kendi arınla kendi yörenle çalışmak en iyisi boşa uğraşmamak lazım

Arkadaşlar,cevaplarınız ve önerileriniz için teşekkürler.kafkas melezi anaları artvinden getirtmiştim.kaskas melezlerinin hortumları kısa olduğu için ve bizim buradaki bölgeye uygun.arıların hırçın olmaları için çok sebeb olmasına rağmen,bende şaşırmış durumdayım.nedenide,kovanlarım yeni,bulundukları yer salihli’nin allahdiyen yaylası,şu an nektar ve polen bol,tarlacı arılar arılığa geri döndüklerinde inanın fren bile yaamıyor ya kovanın önüne çarpıyor ve o kadar dolu geliyorlarki yere düşüp bir süre dinlendilten sonra kovana geriye giyiyorlar.hayırlısı olsun.hırınlıkları devam ederse yedekte tuttuğun yerli anaları tekrar kovanlara vereceğim.

Selamlar
Kafkas arıları sakin arılardır. Dilleri uzun arılardır. Yanlışlığınız olmasın.
Kafkas arısı bal getirmeye başladımı inişte giriş deliğinin içine iner.
Emin misiniz? Arılarınızın kafkas olduğundan. Genelde F1 anaları yedeklendiğinde veya ana değiştirildiğinde ( F2 ) saldırganlık başlıyor.
Saygılarımla

“Sayın Arkadaşım,
Aldığım Kafkas melezi arıların ırkından eminim.Nedeni de tema vakfı işbirliği ile üretilen macahel a.ş.'den ana arıları getirttim.Saf kafkas arıların hortumlarının uzun olduğunu biliyorum ama melez kafkas anaların hortumları kısa.
Saygılar
Şeref ULAŞ”

Selamlar
Siz arıların saldırgan olduğundan bahsediyorsunuz.
Kısaca açıklık getirmek gerekiyor konuya.
Kafkas arısının yörenize uygun olduğunu düşünüyorsanız! Kafkas arısı denemek istiyorsanız! Sizlere tavsiyem damızlık olarak Saf Kafkas Ana alarak, Kafkas F1 ana arılarınızı kendiniz yetiştirin.

Gelelim saldırganlığına ve F1’i neden kendimiz yetiştireceğiz. Kafkas arısı genelde sakin, hortumu uzun, siyah renkli, oğul eğilimi az, soğuk iklime dayanıklı ve bal verimi yüksek arıdır. Nerde bal verimi yüksektir? Kendi gen bölgesinde. Her arıcı isterse Kafkas F1 ana arı üreterek deneye bilir. Bu Kafkas F1 analarını saf arıların çok olduğu bölgeden alırsanız genelde saf Kafkas arıya daha yakındır.

Bunu da az açıklayalım. Genel de ana arı üreticileri ana arı yetiştirirler ve sözleşmeli ana arı yetiştiricileri vardır. Kafkas arısı genelde Artvin’den temin edildiğinden o yöredeki arıların diyelim ki 8/10 Kafkas ve 2/10 bilinmeyen arı ırkı. Elde edilen ana arı kaba olarak anlatmak gerekirse. Her koloniden 1 erkekle çiftleşse. Bu ana saf Kafkas anadır. F1 dememizdeki gaye işçi arıları tarif eder. F1 Kafkas deniliyorsa çıkacak işçiler Kafkas melezi demektir.
Bu Kafkas melezi arıların 8 adeti Kafkas kanı taşıyor ve 2 tanesi bilinmeyen ırkın kanını taşıyor. Bu Kafkas melezi işçi arıların çoğu saf Kafkas arısına yakın demektir. Saf Kafkas arı ile bazen melezi zor ayrılır.

Saf Kafkas alır ve F1 ana arılarımızı kendimiz üretirsek. Çiftleşen erkekler, 8/10 yöremize uyum sağlamış ve 2/10 uyum sağlamamış olsun. Bu ana arının işçileri de yarı yarıya sakindir. Dışardan alınan F1 analardan daha çok bal yapar. Bunun nedeni, kendi yörenizin erkekleri ile çiftleştiklerinden. Sizin yörenin arısına daha yakındır. Bu F1 anadan sonraki F2 ana arıları saldırgan olabiliyorlar.

Son zamanlarda ana arılar ne kadar değişik koloniden erkek arılarla çiftleşirse o oranda daha verimli ve dayanıklı olduğu söylenmektedir.

Kafkas arısına nektar devamlı ve az gelmelidir. Nektar aniden gelirse Kafkas gelişemez veya gelişmiş ise kendini yok etme pahasına bal yapar. Ağustos ortasında kışlama durumuna geçer. Bu benim yöremdeki durumu.

Bal verimi yüksek arı ırkı olabilir ama artık sadece bal verimine bakarak, arı ırk tercihi yapmıyoruz.
[b]Ben kendi yöremin arısıyla çalışmaya çalışıyorum.

Öncelikle her arıcı kendi kullanacağı ana arıları üretmeli ve yönetebileceği arı ırkı ile çalışmalıdır[/b].

Saygılarımla

Yusuf abi, size özelden mi yoksa maille mi geldi cevap?

Selamlar
Özelden gelmiş Halil bey.
saygılarımla

Şu ırk olayını aşmanın tek yolunun, arıcılarımıza kendi bölgelerindeki arılarda doğru koloni yönetimini anlatıp öğretmekten geçtiğini bir anlasak.

Bu olay hakikaten … neyse bu konu da çok uzun. AYÇ konusunda biraz fazla yazdım burda da aynısı olmasın…

Hakan bey,

Fazla yazmaktan zarar gelmez :slight_smile:

Keşke gelmese…

"Doğru Koloni Yönetimi"nin öğretilebilmesi için, bütün arıcılık öğretme sistemimizin yeni baştan tasarlanması gerekiyor diye düşünüyorum.

Benim hazırladığım siteler dahil, bir çok öğretici kaynak arıcılığı takvimlere mevsimlere bölerek anlatıyor.

Sanırım en büyük handikap burda.

Arıcı bu işi öğrenirken her mevsim geldiğinde yapılacak otomatik işler var gibi algılıyor.

Bu yüzden Koloni Yönetimi kavramı gelişmiyor.

Takvime göre otomatik yapılan işlemler de malesef verimli arıcılık için yeterli olmuyor.

Arıcı verimsizliği görünce, ya ırktan, ya kovandan ya da verdiği şerbetin niteliğinden zannediyor. Bu faktörler değişince verimli arıcılık yapabileceğini varsayıyor.

Belli bir mesafe kaydeden bizler için nispeten bazı sıkıntıları gidermek kolay oluyor ama…

Yeni başlayan arkadaşlarımızın işi gerçekten çok zor.

Kimi dinleyecek, hangi uygulamaları yapacak? Kılavuz tutacağı kim olacak ki atasözleri genelde kılavuzu tarif eder.

İnternet teknolojisini yakalamış arkadaşlar bir bakıyor ki öne çıkarılmayı farkedemiyor ve ırka, ürüne talip oluyorlar.

Hayal kırıklığı yaşama şansı da yok ki çünkü kabahat her halikarda kendisinde oluyor.

Kafkas melezi bizim şu anda tartıştığımız konu…

Kafkas melezini kullanma şansını yakalamış ve diğer ırklarla mukayese etme imkanı bulmuş birisi olarak tabi ki söyleyeceklerimiz olabilir.

Arılıkta diğer ırklardan da mevcut ve bir ırk diğerine göre kendi başına öne çıkamıyor.

Yani şu ırk süperdir söyleminin yanında söylenmesi gerekenler hiç gündeme getirilmiyor.

Dünyada hiçbir ırk tek başına mükemmel değildir ki bunu gözlemleme şansını yakaladığımızdan rahatlıkla söyleyebiliyoruz.

Geçtiğimiz verimsiz yıl içinde Kafkas melezleri arılıkta en fazla bal veren kolonilerdi. Ancak bugün en çok takviye vermek zorunda kaldıklarım.

Takviye vermezsem kışı görmeleri bile belki de mucize…

Takviye veren ırklar ise Yerliler ve Muğlalar…

Yerlilerde hem bal hem kadro var… Üstelik en az varroa düzeyi onlarda görülüyor.

Muğlalarda kadro ve yavrulama faaliyeti maksimumda ama sıvı besleme sonrası stoklama beslemesinde en fazla desteği vermemiz gerekenler…

Kafkasa yavru takviyesi aldığımız Muğlalara, Kafkaslardan ballı çerçeve transferi yapacağız gibi…

Karniyollar…

Diğer bölgelerde yaşanan sıkıntıları da gözlemliyoruz ama uyum sorunu yaşadıkları kesin. Bizde de koloniye kabul ettirilmeleri ve kabul sonrası yaşadıkları uyum sorunları hala devam ediyor.

Bir şekilde ana arı üretimini amatörce yaptığımızdan başlarına birşey gelenlerin yerine yeni karniyol analar var da çakıyoruz tekrar aynı kolonilere…

Tutana kadar sıkıntı ancak tuttuktan sonra gösterdiği performansı bu yıl test etme imkanı bulan birisi olarak çalışılabilir bir ırk ama koloni yönetimini tam uygulayamayan arıcılar için büyük sıkıntı.

Hiç bir zaman tüm arılığımı Karniyol ırkına teslim edemem. Ancak arılıkta bulundurmakta fayda olduğunu da söylemeliyiz. Sakinliği konusunda sıkıntı yok ve özellikle şov arıcılığı için çok uygun…

İllaki tek ırk bulunduracaksın zorunluluğu getirilirse ve seç bakalım derlerse…

Şu ana kadar gördüğüm, uyguladığım ve uygulamayı planladığım işlere en uygun arı ırkı kesinlikle yerli arıdır.

Bunu söylemekte tezlerim nelerdir?

Bugün için en fazla hata telafi eden ırk yerli arı…

Sıvı teşvik beslemesine iyi cevap veren ırk yerli arı…

Varroa bulaşıklığına en az maruz kalan ırk yerli arı…

Bal stoğunu kullanmakta titiz davranan ırk yerli arı…

Bazı kolonilerin sert olduğu konusu ise yine bizlerin çözebileceği bir özellik olmasına rağmen negatif sayılabilir. (Sert olan oyunu terk eder kuralı gereği)

Ancak 2 ırk bulunduracaksın derlerse…

İşte burası çok zor…

Muğla ve yerli ırk derim…

3 ırk bulundur haydi bakalım derlerse…

Kafkas / Muğla ve Yerli arı…

Olur mu ya…

4 kat / 100 kilo bal garantisi verilen Karniyol neden ilk 3’te yok mu diyorsunuz?

Bende o zaman sorarım size…

Kim Karniyol arı ile bu yıl 4 kat yapmış ve 100 kilo bal almış?

Eğer ben aldım diyen varsa bulunduğu koşullarda Muğla ve Kafkas kombinasyonu ile çalışma imkanı versin ve finalde görüşelim.

Muğla / Kafkas kombinasyonu nedir ve bu nereden çıktı?

2 ırkın farklı davranışlarını isteklerimiz doğrultusunda yönetmek diyebiliriz kısaca…

Bir de sert ırklardan hep şikayet eder dururuz. Kuralı yukarıda yazmıştım ve basit bir kural…

Sert olanın anası gider. Bu kadar basit. Israrın anlamı yok. Koparın kafasını sert arının anasının…

Ancak sertlik kavramını da zamanlamaya göre analiz etmekte fayda var. Öyle bir an geliyor ki uysal olması gereken Kafkaslar bile tartışıldığı gibi sertleşebiliyor.

Irklar bir tarafa hepimiz arılıklarımızda amatörce ana arı yetiştirmeliyiz. Irk önemli olsa da diğer önemli şeylerde var…

Genç ana arı ırkı ne olursa olsun fark atar…

Varroa bulaşıklığı az olan koloni fark atar…

Bal stoğu olması gereken düzeyde olan koloni fark atar…

Sıvı besleme iyi bir rejimle yapılırsa ilgili koloniler fark atar. (Üstelik klasik besleme yöntemleri ile…)

Velhasıl…

İyi arıcı olmak ve arıcılığa farklı bir vizyonla bakmak önemli…

Öyle bir düzeye gelelim ki…

Hangi ırk verilirse verilsin bizlere o koloniler ile başarıyı yakalayalım…

Ancak en zor olanı söyleyeyim…

Sadece Kafkas melezi ile donatılmış bir arılığı yönet bakalım derlerse…

Kara kara kışın geleceğini düşünmek çok kötü…

Kafkas melezlerini kışlatabilme yeteneğini kazanabilmiş tüm arıcılardan edineceğimiz çok değerli bilgiler elbette vardır.

Benim en büyük şansım Kafkas melezi ile tek ırk olarak uzun yıllar çalışmış arıcıların deneyimlerinden faydalanıyor olmam…

Sn. Zeusfaber buyurun klavye sizde…

Sıra verilmesi güzel bir sevinç benim için.

Ben olaya iki türlü yaklaşayım.

1-Yerli arıcılar (Tarkya için)(Diğer bölgeleri çok iyi tanımıyorum):Kısa örnekler vereyim. Trakya da arıcılık yapıtığımıza göre ben arıda yaz özellikle ayçiçek zamanından önce muğla ekotipini, kış döneminde de karniyol olduğu söylenen ama yakın zamanda inşallah ne olduğunu daha rahat ortaya koyacağımız Kırklareli ekotipini veya genellersek Trakya ekotipini tercih ederim. Sen yapıyormusun iye soranlara elimdeki muğla ırklarını ayçiçek öncesi yerli ırklar il destekleyip bala yürümelerini kolaylaştırdığımı söyleyebilirim. Ama arı içinde sürekli ana değiştirmek zor. Bir nevi koloni destek sitemini ırk ayırımlı koloni desek sistemi gibi kullanıyorum diyebilirim. (Sonuçta Muhsin Hocanın öğrencisiyiz.) Ama arılarımı kışa girerken özellikle toparlamak istediğimde bırakacağım anaların Trakya ekotipi olmasını tercih ediyorum. Elimde kalan güçlü muğla ırklarını da bir sonraki yıl bölüp yine desteklemeler ile bla yönlendiriyorum. Bu kadar zahmetten sonra sen çok bal alırsın dememeniz lazım, çünkü bu yıl 150 arıdan aldığım bal sadece 35 teneke oldu ama bunda biraz da bu yıl arı satışı yapmamın ve arılarımı 1’e 2 civarında çoğaltmamın da etkisi oldu. Bu durumda bal mı arımı sorusunun cevabını daha sezon başında ortaya koymak gerekliliği de oratada. Bu konu uzunca bir yazı çeker. Ama arılığımda hemen hemen her arı ırkıdan biraz bulunuyor. Trakya ekotipi, gelibolu ekotipi, kafkas melezi, anadolu melezi, muğla melezi gibi. Bu yıl bana en fazla balı veren ve şu anda en sağlam durumda görünen ırk Gelibolu melezi (ne yazık ki elimde adece bir koloni bu şekilde). Bu yıl biraz geç elde edebildiğim malzemeler nedeniyle eğer seneye sağ çıkarabilirsem bu ekotipin üzerine gitmeyi düşünüyorum. Komik olan ise bu koloninin anasını mart sonunda sönmek üzee olan kolonimden almış olmam. (Snme sebebi benim hatamdı) Anası neredeyse açlıktan ölmek üzereydi. 4 çıtalık bir bölmeye ana oldu ve biraz destekle bal öncesi benim istediğim kıvama girdi.

2-Gezginci arıcılık: Nereye, ne zaman ve neden gidiyorsun bunu bir kere değerlendirmek gerekiyor bu tezimde. Elinde gezerkn bal almayı düşündüğün yöreye ait ve kışlama yapacağın yöreye ait analar bulundurarak hareket etmek bu tezimin özeti. Ama hali hazıdaki bölge bilgilerime göre burda şu şurda bu diyemiyorum. Basitçe anlatmak gerekirse; Muğla’ya çama gideceksen arılarının anasının en az 45 gün evvelden Muğla ekotipi ile değişmesi gerektiği. Eğer oradan Antalya’ya (veya benzeri bir yere) kışlamaya ineceksen yumurtası bol olan Anadolu melezi bir ekotip ile yola çıkma gerekliliği. Bu maddeyi yöre arılarını tanıyanlar daha da açabilir.

Yukarıda iki madde halinde kendimce bir şeyler anlatmaya çalısam da yaşadığımız deneyimler ve konuyu iyi bilenlerin bize anlattıkları kendi ekotipinizden vazgeçmeyin uyarısı. Bir başka örneğim ise işi iyi bildiğini düşündüğüm bir abimin uyarısı bu konuda. “Son 10-15 yıla bakıyorum da bu bizim Trakyadan anadoluya doğru sürekli bir arı satışı oluyor, ama şu Kafkas analar ile yaşadığımız kötü deneyimden sonra (TKV vakfının Trakya bögesindeki ana arı satışlarını kastediyor) bizden ben halen rastlamadımdoğudan arı satın alanına” derdi. Bundan 10-15 yıl önce birileri rant için Kafkas arısını önerdi sürekli ve gerçekten birileri ceplerini oldukça doldurdu. Şimdi ise saf Kafkas anasını alıyoruz ve kendi kullanım melezlemelerimizi yapıyoruz. Daha doğrusu bize bunu öneriyorlar. Birileri herkez kedi bölgesindeki arı ile çalışmalı yoksa bu kaynaklar kaybolacak derken yine bir başkaları ama aynı topluluğun üyelerinden bize kullanım melezlemesini öneriyorlar. Bu iş F1 sonrasında da G1, G2 diye gidiyor. Benimburada anlatmak istediğim tüm bunları es geçtiğimizde kendi arılarımız içerisindeki izleme takip sistemleri ve bunların sonuçlarının değerlendirilmesi.
Nasıl mı? Hemen hemen herkes arılarının içerisindeki en hırçın koloniyi ve en sakin koloniyi tanır. (tanımıyorsa bu işi bıraksın zate) Fakat bu bilgiyi hiç keni lehine kullanmaz. Çünkü hırçın arı hırçındır ama elde bir kolonidir ve ona kıyamaz. En basitinden şunun anasının kafasını koparayım yerine de hırçın olmayandan günlük verip yaptığı memelerden de sadece hırçın olmayandan gelen çerçevelerdekini bırakayım demez. Varoa işinde kaçımız arılardaki varroa temizleme davranışında haberdarız. Veya kaçımız varroa ilaçlamasını kovan dip tahtasına dişen varroaları sayarak yapıyoruz. (Ben de zamanı geldi atayım şu ilaçları diyenlerdenim ama kendimi de kınıyorum bu şekilde) Daha bir çok konu var aslında. Mesela beğendiğimiz 5 kolonide erkek arı üremesini teşvik edip diğerlerinde ama keserek ama bozarak kolonilerin erkek hatlarını istediğimiz özelliktekilerden oluşturmak aklımıza geliyor mu? (Hemen günah diyenleri veya yazık diyenleri duyuyorum.) Bu konuyu halen hırçınlık testinin top deneyi ile yapılıp yapılmadığını sorarak sonlandırayım. Arıda hırçınlığı etkileyen o kadar çok faktör varken 15 gün boyunca kaç arının bir topu sokmasına bakarak karar vermek ne kadar bilimsel.

Bir kere halen Teknik Arıcılık yaptığımızı kabullenmiyoruz. Arıları kovana niye soktuk? Bunu düşünmek lazım.

Sayın Prof.Dr.Aykut KENCE ile bir konuşmamızda bundan 15 yıl önce Hatay ekotipinden numune almak isin Hatay bölgesine gittiğinde sadece 1 gün içerisinde istedikleri kolonilere ulaşabildikllerini söylerken son yıllarda en az bir haftalarını bu işe ayırmak zorunda kaldıklarını iletiyordu. Ama geçtiğimizyıllarda Hatayda gerçekleşen yoğun arı ölümlerinden sonra kalanların çoğunda Hatay ekotipini gözlemleyebildiklerini anlatmıştı. Veya aynı şekilde Anadolu ırkını aramaları sırasında o kadar çok zorlandıklarını anlatı ki sürekli bahsettiğimiz Anadolu Irkını yok olmak üzere olabileceğini bahsetti.

Son olarak ülkemizde nerden baksan 5-6 farklı arı ırkı ve bunların altında belki de 100’den fazla ekotip var. Fakat ekonomik kaygılar sonucu bir çok ekotip ama İtalyan ile ama kafkas ile değiştirilir hale gelmiş. Çok geç olmadan ırklar hakkında şu anda yürütlen çalışmaların bir yerlere varmasını ümit emekten başka elimden bir şey gelmiyor. Kafkasa yapıan yatırım biraz da Anadolu ırkına vey diğr ırklarımıza doğru kayar inşallah.

Hakan TURAN
Ziraat Mühendisi

Sayın Arkadaşlar,

Açıklamalarınız ve verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.

Gerçekten cevap veren arkadaşlarımın araştırmaları,bilgileri ve konuya yaklaşımları beni mutlu etti.

15 sene önce 2 yıl uğraştığım arıcılığın tabiki çok geliştiğini ve teknik yapıldığını yeniden başladığım şu 1 senedir beni arıcılığa dahada bağladı.

Benim yöremde yapılan arıcılığın halen ilkel medotlarla ve bilgilerle yapıldığını görmek beni çok üzüyor.

Gördüğüm ve izlediğim kadarı ile bilgisayardan ve teknik bilgilerden faydalanan çok az arkadaş var.

Hepinizin eline sağlık.

Saygılar

Şeref ULAŞ/SALİHLİ

SEVGİLİ ARKADAŞLAR YAZMIŞ OLDUĞUNUZ YAZILARI YENİ OKUYABİLDİM KONUYU AÇMASINDAN DOLAYI ŞAREF BEYE VE VERİLEN BİLGİLERDEN DOLAYI MODERATÖRLER İLE HAKAN VEYUSUF BEYE TEŞEKKÜRLER.

Değerli Arkadaşlarım,

Geçen senenin (2009) başında Macehel A.Ş.arıcılıktan almış olduğum F1 melezlerinin hırçınlıklarından bahsetmiştim.

Bu durumu sizlerle paylaşdığım gibi aynı bilgileri ilgili firmanın sorumlusu Sayın Mehmet Ceylan Beyle de paylaşmıştım.

2010 sezonunda yeni arılar ile değiştireceklerini söylemişlerdi.

Nitekimde öyle oldu.Bu sabah kargodan aradılar arılarımın olduğunu ve teslim almam gerektiğini söylediler.

Verdikleri sözün arkasında duran Tema Vakfı neznindeki Macehel A.Ş ’ ye ve Mehmet Ceylan Beye teşekkür ederim.

Saygılarımla

Şeref Ulaş/Salihli