varroa nın çıkış yeri neresi?
oradaki arıların varroaya dirençleri nedir?
Varroanın çıkış yeri Güneydoğu Asya, ama yakın olmasına rağmen Avustralya Kıtasında yok.
Oradaki arı ırkı farklı olsalar da varroadan etkilenmiyorlar.
Murat hocama çok teşekkür ediyorum.
demek ki problem bizim ırkta.
bu saatten sonra arı ırklarımızı varroadan etkilenmeyen ırktan yapmayacağımıza göre
arılarımızı, ballarımızı, ve balmumlarımızı ilaç manyağı yapmadan
uygun zamanda uygun dozda yasal ilaçlarla mücadele etmemiz gerekiyor.
bence kemoterapiye gelmeden önce koruyucu hekimlik,sağlıklı beslenme daha önemli.
sağolasın Murat hocam.
Varroa Avustralya kıtasında yok ama Yeni Zelanda’da önemli zararlar veriyor.
Avustralya’da bulunmama nedenini ırka değil sert ve tutarlı gümrük denetimine bağlamak lâzım. Gürkan Yeniçeri belki detaylı bilgi verir ama bildiğim kadarıyla, ülkeye değil arı, bir çay kaşığı bal sokmak bile yasak…
Arı giremeyince varroa da giremiyor.
bu konu üzerine arastırıken avustralya kıtasında okaliptus agaçlarının cok fazla oldugu ve okaliptusunda varroa uzerinde yapılan denemlerde başarılı oldugunu okudum elbette konu uzre bilgim tecrubem yok ancak biglgisi olanların denemelerde bulunanların soylemi bu basit bir mantık ile avustralyada varroa olmamasının nedeni belkide okaliptus agaçlarıdır diyeblirmiyiz?
Bende bir belgeselde izlemiştim, Avustralya arıcılığını anlatıyordu, belgeseli sunan eleman yurt dışına arı kontrolüne gittikleri zaman varroa yüzünden tüm ekipmanlarını gittiği yerde bıraktığını anlatıyordu. Adamlar bu kadar hassas.
İnandıklarımız doğru mu?
Yoksa bunların doğruluğuna inandırıldık mı?
Amerika kıt’asına bal arısının götürülme tarihini biliyor musunuz?
http://www.agri.ankara.edu.tr/animal_science/1155__Aricilik_Tarihi.pdf
Buyurun okuyun.
Bal arıları yeni dünya’ya (Kuzey Amerika) 1622 yılında görüldü…
Ne yani o zamana kadar orada bitki yada tarımsal üretim yok muydu?
Bal arıları tozlaşma için önemlidir ancak hiç bir zaman tek seçenek değildir.
Bal arısını savunurken diğer böceklerin ve arıların hakkını yemeyelim.
Bizim yüzlerce yıldır korkup ilaçla, yakarak öldürdüğümüz arıları, yurt dışında özel yuvalar ve barınaklar yerleştirmek sureti ile koruyorlar.
Bu birazda bilinç meselesi.
Varroa, orjinaline baktığınızda Apis cerena olarak adlandırılan Asya Bal arılarında yaşamaktadır.
Ancak Varroanın da iki farklı hattı olduğunu belirtmeden geçmeyelim.
Varroa jacobsoni
ve
Varroa destructor
Bakın burada dağılım alanları verilmiş.
http://www.apidologie.org/articles/apido/pdf/2010/02/m09007.pdf
Şimdi Asya bal arıları için Varroa basit bir konakçı. Çünkü onların genetiğinde temizlik davranışı var ve hem üzerlerin deki varroayı hemde benim bildiğim petek gözündeki varroayı anında atıyorlar.
Bu olay aynı zamanda Tropilaelaps clareae adlı arı akarı içinde geçerli ve bu arılar varroa ve diğer zararlılardan kaynaklı virüslere ve diğer hastalıklara da dayanıklı.
Ancak konu Avrupa Bal Arısı Apis melllifera olunca durum değişiyor.
Daha çok insan kontrolü,
Daha fazla yavru,
Peteklerin ve koloninin yuvalanma alanının insan eliyle oluşturulması,
Kısa mesafeler içinde binlerce koloni barındırılması,
Apis melliferanın genetik yapısınında yabancı olduğu Varroa için çok uygun şartlar oluşturuyor.
Kendi beslenmesi ile oluşan zararın yanında bir sürüde hastalık ve virüsler gibi etmenleri getiriyor.
Ve Avrupa Bal Arıları bunların çoğuna yabancı.
Ayrıca Avustralya kıt’asında bitkisel kaynaklı bir varroa çözümü yok.
Varroa ya bakınca yaşadığı iklim ve yayıldığı yerler göz önüne alınınca Avustralya’da pek rahat yaşar.
Onlar çok iyi koruyorlar. Bir kıta olma avantajının yanında modern arıcılık tarihleri çok eskiye dayanmıyor.
Dolayısı ile henüz oraya varroa bulaşmadan müdahale edebilmişler.
Bildiğim kadarı ile bir çok bitkisel ve hayvansal hastalığa karşı aynı şey söz konusu.
Arkadaşımın ailesi orada bir portakal götürmek istedim, uçağa almak ne demek ben götüreceğim diye diretince beni bile almıyorlardı uçağa diyor…
Peki sonuç ne diyeceksiniz.
Çok çalışmak gerekiyor. Sürekli bilgimizi yenileyeceğiz…
Sürekli olarak öğreneceğiz.
Mücadeleyi sürekli olarak, zamana göre uygun ve kalıntısız her imkanı kullanarak ve mümkün olduğunca topluca yapacağız.
Birde değerli arkadaşlar sürekli olarak yabancı ırklara ve onları ülkemize getirip kontrolsüz şekilde pazarlayanlara neden kızdığımı daha iyi anladığınızı umuyorum.
Zaten sınırlar olarak arı üzerinde geçişe müsait yapıdayız.
Dahada korumaz isek başıma alacağımız pek çok dert var.
En son Karniyol arısı konuşuluyordu.
Neden karşı olduğumu Avustralya kıtasına bakarak anlayabilirsiniz.
Varroa bulaşmış bir kere…
Ama hepiniz bu canlı ve onun yol açtığı sorunlar ile mücadele için harcanan paranın cebinizde kaldığını düşünün.
İşte size yabancı arıları ve arı ürünlerini ülkemize getirmemek için yeterli bir sebep…
Yavruyu çıkaran kovanlar ikinci rulamiti vurunca daha çok döküldüler.
İlk on beş dakikada dahi müthiş bir dökülme oluyor,arıcılar bu iğrenç görüntüyü çanlı seyretmeli
içlerine sindirmemeliler.
Arılarını varroyla baş başa bırakan sözde doğallığı savunanlara şaşıyorum.
Önceki gün bir arıcı Eskişehir’den el yapımı (kartona emdirilmiş vaziyette) varoa ilacı aldığını, kovana verdikten kısa süre sonra arıların kendilerini dışarıya attıklarını ve bazılarının düşüp ölmeye başladıklarını, ertesi gün baktığında ise o koloninin sönmüş olduğunu anlattı. Bu şekilde piyasada flumetrin etken maddeli çakma ilaçlar satıldığını biliyorum, kullananları da gördüm ama arıları öldürdüğünü (en azından bu şekilde kısa sürede) görmedim, duymadım. Bu ilacın etken maddesi nedir sizce?
Kimbilir?
Sadece bir koloni sahibi mi?
Koloni sayısı hakkında bilgim yok. Sadece bir tane değildir. Yıllardır arıcılık yapan biri olduğunu biliyorum.
iyi günler
[b]varova
Pireden biraz daha kısa ve yuvarlak, kestane renkli, altı ayaklı yengeç gibi her yana hareket edebilen, ayakları çengelli bir bittir.
Arıların sırtına ve göğüslerine yapışarak onların ağızlarından çalabildikleri ballarla beslenirler. Bu parazit özellikle zayıf arı aileleri ve ana arıya musallat olur. Arı biti arı sütünü çok sever. Arıların besin alış-verişini taklit ederek genç işçi arılardan salgıladıkları arı sütünü çalar.
Bazen bir ana üzerinde 5-10 tanesi birden bulunur ve onu işinden alıkoyacak kadar rahatsız eder. Dişi arı biti yumurtalarını bal sırları içine bırakır. Larva aşamasına gelen bit peteklerde kanallar açarak tahribat yapar.
En iyi korunma yöntemi kovanı sürekli kuvvetli tutmaktır. Varroa ile mücadelede kullanılan ilaçlar uygun dozlarda arı biti ile mücadelede de kullanılabilirler.
Beğen
İz gen arıcılı 26 ekim 2013
[/b]
YORUMSUZ
İz gen arıcılık 26 ekim 2013
Cin olmadan adam çarpmaya kalkan bir genç çocuk bu…
İsim benzerliği sebebiyle bu aralar karniyol sevdalısı…
Allah ıslah etsin.
Kartonu olmayınca ilaç erittiği yağı arıların üzerine dökmüş.
Flumetrinin etki şekli temas la mı? ilaç emdirilmiş kartona temas edecek denmiyormu ?
çok etki yapsın istemiş
İşin cılkı çıktı da.
Apimondia’yı aldık ya gerisi önemsiz.
Ari biti ![]()
Sağolsun Önder abinin katkıları ile varroa ilaçlarını geçde olsa tedarik ettim.
Kutuda her bir şerit 3,6 mg Flumetrin içeren FLUVAR aldım.
Kutusunda 10 çerçeveye kadar 2 şerit, 15 çerçevede 3 şerit diyor.
Forumda ise şerit sayısını daha fazla yani varostop ta olduğu gibi belirtilmiş.
Fluvar kullanan arkadaşlar ne önerirsiniz?
En önemlisi ise bu şeritleri ne zaman takmam uygun olur.
Geç kaldığımız kesin olduğundan varroset ile duman vererek şubatı beklemek daha mı doğru olur?
Bu işleri iklim şartlarına göre çevremdeki insanlardan öğrenmek en doğrusu olsada onlarında varoa ile mücadeleyi tam olarak yapmadıkları kanısındayım.
Test et.
5 çerçevelik bir koloniye.
2 adet şeridi arının salkımda yoğunlaştığı yere tak.
4 gün sonra döküleni say.
50 ve üzeri ise dökülen.
2,5 çerçeveye 1 şerit olmak üzere tümüne çak.
Yeni bir varoa versiyonu mu türedi?
![]()