Arıcı Gözüyle Varroa

Hep şeritleri asmamız öneriliyor.Peki kovan tabanına yatay olarak yerleştirsek nasıl olur.Mantık olarak;etken maddenin buharlaşarak ortama yayılması istenmiyor mu?E ozaman: ısınan hava genleşir ve yükselir.Aşağıdan yukarıya doğru tam yayılma sağlanmış olur.Ne dersiniz?

Halil abi 50 üzeri dökülüm olacağını sanmıyorum, çünkü formik asit uygulamamda oldu.

Yinede dediğin şekilde test ederim.

Etken madde buharlaşarak değil temasla etkiliyor.

Gözlerin açılacak tabloyu gördüğünde.

Ali abi bende senin gibi düşünüyordum, formik asitten sonra tesadüfen vamitrat va şerit kullanınca Halil abinin bahsettiği şeyi yaşadım. :slight_smile:

Bilimsel olarak, daha önce yaşanmış örneklerine bakarak böyle birşey mümkün değil.

1970’li yıllara kadar aynı etkiyi arı biti yapıyordu.

Şu anda arı biti diye bir sorun yok.

Bir parazitin konakçısı olduğu canlı türünü dünya üzerinden silmesi, doğa kanunlarına aykırı.

Kendi haline bırakıldığında, ekolojik sistem illaki bir yerde dengeyi buluyor.

İbrahim Bey,

Açıklanan parazit varroa değil; ‘‘arı biti’’…

Varroanın, daha doğrusu varroa mücadelesinin yaygınlaşmasından sonra görülemez olmuş.
Çünkü varroa mücadelesi yapılırken arı biti mücadelesi de yapılmış oluyor. Ayrıca, özel olarak mücadele gerekmiyor.

Cahit Abi,

Varroa ile tanıştığımız ve mücadelesine başladığımız yıllardan çok önce, arı bitinin arı kolonisini aşırı olumsuz etkileme gücünü yitiren bir parazit haline geldiğini, Muhsin Hoca kitabında anlatmış.

Ben, bu konuya sonradan dahil oldum ve geriye doğru gözden kaçırdığım mesajları da okudum.

Bütün arıcılar, varroa ile mücadeleyi aynı anda bıraksalar ve bir daha hiç ellemeseler, arıcılık sektörü komple çöker.

En az 15-20 sene belini doğrultamaz.

Fakat, bu dünyadaki bütün balarılarının, varroa paraziti nedeniyle yokolacağı anlamına gelmez.

Tahmini 15-20 sene sonra, yeni generasyon arılar varroa parazitine dirençli olanlardan çoğaltılacağı için, sektör yeni baştan kaldığı yerden yoluna devam eder.

Dünyada bu parazitten etkilenmeyen ırklar da var. Mesela Amerika’nın başının belası haline gelen, katil arılar Afrikalılaştırılmış denilen arılar.

İnsanoğlunun, parazite sürekli müdahalesininin, bizim gözden kaçırdığımız başka bir etkisi var.

Bildiğiniz gibi, doğal ortamda hiç müdahalesiz yetişen canlılarda, insanoğlu dahil, 5 parmağın beşi de bir olmuyor.

O türü oluşturan canlılar topluluğunda, çok farklı genetik ve fiziksel özelliklere sahip bireyler oluyor.

Örneğin, kimisi zayıf, kimisi güçlü, kimisi hastalıklara hassas, kimisi çok dayanıklı gibi.

Bir canlı, bulunduğu ortamda sonsuz sayıda da gelişemiyor. Zaman, ortam, beslenme, barınma şartlarının sınırlı oluşu, toplam sayıyı da sınırlıyor.

Bir canlı o ortamda en fazla 10 bin adet üreyebilme imkanına sahipse, bu nüfusun içinde güçlüsünden zayıfına çok farklı özellikleri olan bir çok birey bulunuyor.

Şimdi biz sürekli mücadele yaptığımız zaman, ilk ölen dökülen varroalar, en zayıflar, güçsüzler, dayanıksızlar oluyor.

Mücadeleye devam ettikçe, geriye kalanların en zayıfları dökülmeye devam ediyor.

En sonunda da, bizim yaptığımız hiç bir mücadeleden etkilenmeyen, en güçlü, en dirençli olanlar az miktarda kalıyor.

Yeni dönemde, bütün nüfus bu en güçlülerden ürediği için, zaman geçtikçe, hikayenin başlamış olduğu noktadakinden çok daha güçlü, ağır şartlara dayanıklı varroa hatlarımız oluşuyor.

Bu hikayenin başlamış olduğu noktada, bu kadar sert mücadele yapılmamış olsaydı ne olurdu?

Varroa paraziti içinde, fiziki şartlara dayanımı az olan bireylere de yaşam hakkı tanınmış olurdu.

Genetik olarak zayıf özellikler de, yeni nesillere aktarılmış olurdu.

Genel toplam nüfus içinde hatırı sayılır miktarda güçsüz, zayıf varroa da olurdu.

Bugüne gelindiğinde, varolan varroa hatları bu kadar güçlü yaşama direncine sahip olmamış olurdu.

İnsan eliyle yaptığımız stratejik yanlış tam bu noktada.

Kullandığımız yöntemler, parazite dayanıksız arı hatlarının yaşamını sürdürmesine ve bu genetik özelliklerini devam ettirebilmelerine yarıyor.

Kendi elimizle, zayıf arı hatlarını yaşatıyoruz, doğal olarak ayıklanmalarına izin vermiyoruz.

Varroa da ise tam; zayıf ve dayanıksız varroaları yok ediyor, kendi elimizle çok güçlü varroa hatları oluşturuyoruz.

İşin birinci kısır döngüsü burada.

İkinci kısır döngü ise, bu sürece bireysel olarak yapabileceğimiz çok şey yok.

Çünkü varroaya direnci biz bireysel olarak kazandırmıyoruz.

Bütün dünyadaki arıcılar hep birlikte ortak olarak elbirliği ile yapıyoruz.

Bilimadamlarının öngörüsü, ekolojik dengenin bir gün bu işi çözeceği ama aşırı kimyasal müdahalenin bu çözümü geciktirdiği şeklinde.

Tabi varroa çözüldükten sonra yeni derdimiz ne olacak? Onu kimse kestiremiyor.

Murat Bey,

Bu sayfadaki iki iletinize de katılıyorum.

İnsanın da ekolojik dengeyi etkileyen önemli etmenler arasında olduğunu bilmemiz gerekiyor.

İnsan etkisini herkes kendine, kendi mesleğine, hatta hobisine göre yorumluyor.

Örneğin, av hayvanlarının azalması konusunda en önemli sorumluluğun avcılara yüklenmesi bence doğru değil. Doğal çevrenin (habitatın) daraltılması, daralan doğal çevrenin de (hem kimyasal yapılarındaki hatalar hem de kullanım biçimleri nedeniyle tarım ilaçları ve yapay gübreler ile) kirletilmesi daha önemli iki etmen.

Konumuz arıcılık olduğuna göre, yaptığımız varroa mücadelesi sonunda en güçlü birkaç varroa yaşamını sürdürebilse bile bunlar bizim mücadelemiz sonunda ayrıca (ilaveten) bir direnç geliştirmiş olmamalı.


Belirttiğiniz kısır döngüyü kırmanın yolunu bilmiyorum. Acaba, var mıdır?

Buna karşın bazı konularda özen gösterebiliriz.

Kullandığımız ilaçlar varroalarda direnç oluşturmamalı diyoruz ya…

Bu duyarlılığımızdan yararlanmak isteyen bazı ilaç(!) üreticileri ürünlerinin doğal, organik, bitkisel olduğunu söylüyor; fakat içinde ne olduğunu söylemiyorlar…

Ne olduğunu bilmediğimiz bir ürünü, ‘‘doğalmış’’ diyerek, ‘‘organikmiş’’, ‘‘bitkiselmiş’’ diyerek kullanmamız doğal değil.

İlaçları yetersiz dozlarda kullanmamız…
Örneğin, flumethrin içeren şeritleri kış boyunca, aylarca kovanda bırakmak…
Yetersiz doz vermek, bir tür antrenman vermek olur. (bkz: Mithridatism)

İlaçları yüksek dozlarda kullanmamız da doğru değil…
Bu durumda da tüm varroaları öldüremeyeceğimize göre tam anlamıyla güçlü olanlar kalacaktır.

Organik asitler diyecek olsam organik meraklıları bu asitlerin böceklerden, otlardan, sütten elde edildiğini sanacaklar; demiyorum…

Varroa mücadelesinin temelini formik asit, oksalik asit, laktik asit gibi asitler ve
timol, mentol, öjenol gibi uçucuyağlarla oluşturabilsek;
mücadeleyi bölge genelinde aynı günlerde yapabilsek
dirençli varroaların oluşumuna katkı vermemiş oluruz diye düşünüyorum.

Murat Cakir abin iletilerine nerde denk gelsem , ozellikle mantikli ve bilimsel gerceklikle oluyor.

bu varroa ne lanet birşeydir. 5 kez amitraz iki kez formik asit verdiğim kovanlara bugün tekrar amitraz uyguladım ve gezinen varroaların haddi hesabı yok.
ben bunların bu ilaçlardan ölmediğini sadece rahatsız olup arı üzerinde hareket ederken arının kaşınmasıyla düştüğünü düşünmeye başladım. ustalarımız uzmanlar ne der bilmiyorum ama incelerken arıların üzerinde kaşınan arıları elimle tutup incelediğimde karın tüylerinde yer değiştirirken iki taneye birden rastladım. hızımı alamayıp kaşınan arıları yakalayıp 10 tane öylece öldürdüm. iki arının, ağzında varroa gördüm kovan dışına attı ama onlar bence geri girecekler bir kovana bu ilaçlarçözüm olmuyor sanırım. tekrar 3 tur formik uygulamaya karar verip ilk turu bugün uyguladım.
elimde timol içerikli kaseler var. yeni ana verdiğim kovanlarım anaya alıştıktan sonra, sıcaklık da 30 derece altına inecek o zamana kadar, timol uygulayacağım. ama savaşa devam edeceğim bana etkili br ilaç önerin lütfen başka ne kullanabilirim? direk ilaç ismi verirseniz sevinirim. bu yaratıklardan tiksindim :frowning:

Sayın Belliufuk,

Varroanın bir bela olduğu doğru ama sizin yaklaşımınız pek doğru gelmedi bana.
Yazdıklarınız değil kastettiğim; içinde bulunduğunuz ruh hali…

Şu anda herhangi bir yerde “mucizevi”, “doğal”, “organik” yaftalarıyla satılan gizemli bir karışımın, sihirli özellikleriyle bir yandan varroaları öldürürken diğer yandan anaarıyı yaprak sarması büyüklüğüne getiren ve sadece “arıcıya hizmet amacıyla” satılan sıvıların reklamını görecek olsanız düşünmeden alacak noktadasınız.

İyi niyet taşımayan simsarlar işte bu ruh halini kolluyor.

Ne idüğü bilinmeyen karışımlarla arıcının cebini boşaltırken bir yandan da varroanın yolunu açıyorlar.

Cahit Hocam yapılacakları yukarıda yazmış zaten.

Yılmadan, bıkmadan devam. Fakat bilgiyle ve bilimle hiç küsmeden…

Önemine binaen Hocamın yazdıklarını yine de alıntıladım.

Kolaylıklar ve sabır diliyorum.

Uyarinizi anliyorum. Tesekkur ederim. Asitlerden sadece formik killanabiliyorum digerleri galiba dusuk sicakliklarda kullaniliyormus. Flumetrin kullanmadim hic. Timol kullanacagim ama yagmadan korkuyorum tum kovanlara kullanacagim.
Arici icin avantaj ama Varoa konusunda dezavantaj olan sey; bizim burda yumurta atimi hic bitmiyor havalar hep ilik.

Merak ettigim bir diger konu da şu; düşen varroa illaki olecek mi? Ben dusen varroalar gorsem de hepsi canli oluyor ölü varoa gormuyorum hiç

Kullanılan etken madde amitraz.

Varroa sinir sistemini ilk olarak etkiliyor ve felç gerçekleşiyor.

Dolayısı ile cırt diye ölmüyor.

Formik asitte ölüm daha çabuk gerçekleşir amitraza göre.

Ölü varroa görmemeniz ise acaip ilginç. :slight_smile:

Bu sene etrafımda arıcı yok uzun bir alanda, ve çok nadir varroa var.
komşularını da ilaçlamaya sevk et.

Ustanın dediği gibi çok çok garip bir durum.

O kadar ilaçlama sonrası arı üzerinde gezinen varoalar. :o

Uygulamalarda bir hata olmasın? Bu ilaçları nasıl uyguladığınızı anlatırmısınız?

Kalıntı ile ilgili bir korkunuz yoksa(amitraz duman uygulamanız sayıca fazla) kovan içinde yakılan, daha doğrusu boş ballıkla üstte yakılan Rulamit- Va isimli, amitraz etken maddeli duman çok etkili olmalı.

Yada Apivar şeritte çok etkili olmalı, kullanmadım, içerisindeki amitraz oranına göre tahminen söylüyorum.(Halil abi kulandı, ona sormak lazım :P)

kovan içinde çerçeveye şerit asıp yaktım. formik asiti de 15 ml lik aparat ile verim. arılar aşırı tepki verdi ama anlaşılan varroalar sağlam kalıyor. gerçi ben varroaların rahatsız olduğunu amitraz verirken rahatlıkla gözlemleyebiliorum. ama bunlar için kafa yorunca iki ihtimal geliyor aklıma: bu varolalar çok kuvvetli ya da sürekli yumurta faliyeti devam ediyor ve kapalı gözle hiç eksik olmuyor. bu yüzden varoalar bitmiyor birtürlü.

Aşırı varoa hasarı olan bir koloniniz mevcut o zaman.

Yavru faliyetide fazla ise gözlemleriniz doğrudur.

Bu durumda uzun soluklu mücadele şart. Bence flumetrin içerikli şeritler kullanabilirsiniz.Ama kovana asıp çok uzun soluklu brakmayın.

Birer hafta asılı kalmak kaydı ile en az 15 gün kovanda bu şeritlerden bulundurmanız uygun olur.

flumetrin kullanmamıştım teşekkür ederim. uygulayacağım.