Konuya devam edeyim…
PACAL…
Bir çoğumuz sektörümüze ait bu ifadeyi bilmez.
PACALLAMAK…
Önemli bir pazarlama unsurudur.
Bizim ürünlerimizi pazarlama konusunda değerli hale getirir ama özgünlüğünü bozar.
Yahu biz insanlara krsitalleşmeyi anlatamamışken özgünlüğü nasıl anlatacağız?
Bir de çiftliğinizde özgülük denen şey var.
Bu çiftliğe özgülükten bahsedeyim.
Sezon başladı.
Bir kişiye bir kavanoz bal verdiniz.
Tarih diyelim Eylül…
İlgili kişi sizden Ocak - Şubat ya da Mayıs ayında yine bal istese ilk kavanozdaki aromayı - kıvamı - rengi sunmalısınız ona.
Yani sezon boyunca tamamen aynı özellikte ürün…
Demek istediğim anlaşılmıştır herhalde…
Kendi ballarınızı sattınız…
Talep çok…
Diyelim benden bal aldın sattın.
Yandın…
Benim balım çok daha iyi ya da çok daha kötü olmasının hiç farkı ve önemi yok.
Çünkü ilk verdiğiniz üründen farklı.
Adama şöyle derler.
Hoca bu bal farklı… (Bittin…)
O halde önce pacal olayını anlatayım…
Daha sonra da müşterisi çok ama üretimi az olanlara öneriler…
Pacallama…
En güzel örnek yine kendimden vereyim.
Önce Kestane…
Ardından Trakya…
Sonra kendi arılığımdan küçük bir hasat…
En sonunda çam…
Tam 4 çeşit balım var.
Yanyana koy… Hepsinin kıvamı - aroması - rengi farklı…
Talep şöyle.
Bal var mı?
Tabi ki.
2 kavanoz…
Buyurun bakalım hangisindenn verirsiniz ve sezon boyunca aynı balı nasıl bileceksiniz.
Ne verdiydik ulen bu adama…
İşte burada devreye HBparmak giriyor.
Sezon başlarında bal satmam…
Arayana derim ki, henüz yok.
Aptallık olarak nitelendirilir.
Bazen dayımın yanında olur bu telefon konuşmaları…
Ya nasıl balın yok der gibi bakar bana. 
(Halbuki bu işleri yıllardır çok iyi bilmesine rağmen. Hep bu konularda serzenişte bulunmasına rağmen)
Sezon planlamanızı eğer gezgin ile yapıyor ve farklı karakterlerde ürün olma ihtimaliniz varsa sabır çok önemlidir.
Teneke ile bölgesel fiyatlardan ürün vermeyi düşünmemek yani tuzun kuru olması bu anlattıklarım için ön şart ayrıca.
Nasıl yapıyoruz???
Kestane…
Kimse kusura bakmayacak, bu ürün apayrı…
Tankta dinlendirme yapıp, 2-3 tenekelik bir stok yeterli.
Sadece kestaneyi kavanozlayıp ya da özel büyük kaplarda saklamak işin kolayı.
Kestaneyi ayrı tutmak zor değil.
Çünkü tüketiciye dil ucuyla söylüyorsun.
Kestane de var ama kahvaltılık değil malum diye.
Heh geriye kaldı 3 çeşit bal.
Ayçiçek ve çam yoğun ama sabit bal az.
Tanklar 6 tenekelik…
2 teneke ayçiçek - 2 teneke çam - 1 teneke sabit bal.
İşte bu ürün çeşidi bildirmeyen tüketicinin balı.
Bende bu karışımı tüketiyorum.
Bu işleme pacallamak deniyor.
Bu karışımı yapabilmek için işte yine bu tanklardan lazım.
Ve mutlaka teneke ile ısıtma…
Sırayla dökmek bile önemli tanka.
1 ayçiçek / 1 çam / 1 sabit / 1 ayçiçek / 1 çam şeklinde.
Eğer döktüğünüz gibi bıraksanızda karışım gerçekleşir ama en önemli şart şu.
Tanklarda hiç olmazsa 2 gün boyunca sıcaklık devam etmeli.
Eğer soğuk tanka dökerseniz, herkes karekterini bulur yine.
Çam bir tarafta kafasına göre takılır ayçiçek başka yerde.
Ortam sıcak olacak ki muhabbet olsun.
Bunun yanında başka çeşit yok mu?
Ayçiçek kesinlikle yok.
Tek başına ayçiçek balı satmam.
Tankın bir tanesi ise sadece çam balına tahsisli.
Çünkü.
Ama arıcılardan ama tüketicilerden çam balı için talep var sadece.
Dolayısı ile çam / kestane ve sadece bal var. 
Pacalın avantajı nedir şimdi?
En başımdan dediğim gibi bugün ne ise Mayıs ayında da aynı.
Balı az olanlar…
Tahmini satışınız diyelim 400 kavanoz.
Üretiminiz 200…
200 kavanoz açığınız var.
Yaklaşık 7 teneke…
Bu açığı kapatma işlemini hiç bir şekilde bal satmadan yapmalısınız.
Edineceksiniz 7 teneke…
Kendi balınızla pacallayıp sunacaksınız…
Bu yazdıklarımı okuyacak tüketicilerde birçok soru işareti oluşabilir.
Bilinmeli ki…
Bir arıcı, balını eğer kendisi pazarlıyorsa aynı baldan aynı tanktan kendisi de tüketiyor.
Balını toptan vermeyi kafasına koymuş bir arıcı o balı sattığında toptan olarak o balı perakende olarak kendi balı bile olsa yemekte bir hayli düşünür.
İnce ayrıntılar buradadır.
Çünkü bizler pacallasak bile balın içerisindeki bal değerini yaratan polencikleri filitre etmeyiz.
Bizim ballarımız her hava şartında eninde sonunda kristalleşir.
Bizler balımızı hiçbir zaman öldürmeyiz.
Ta ki bu ballar dondu dondu dondu diye geri dönen tüketicilerin sayısı azaldıkça bu böyle olacaktır.
Ama öyle bir çizgi var ki…
Arıcılar bunalmış halde…
Donmaması yine bizim elimizde.
Elektrikli tanklarda çok ısıtmak bir tarafa fokur fokur kaynatan arıcılara hak vermek durumunda kalan arıcılarımız yok değil.
Bizlere balı öldürtmeyin, olur mu…